TEKNİK KONULAR

Aracımızla ilgili olmayan, otomotiv, trafik, sürüş güvenliği, emniyet gibi çeşitli konularda bilgiler.

TEKNİK KONULAR

Sponsor
 

TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 11:12

KARDEŞLERİM BURADA OKUYACAĞINIZ BİLGİLER KARIŞIK VERİLMİŞ BİR BİLGİ DEMETİNİN HALKALARIDIR HER ZAMAN BİLMEMİZ GEREKEN BİLGİ NOKTALARI BULABİLİRSİNİZ
AYRICA İSTERSENİZ BU BİLGİLERİ KOPYALAYIP ELİNİZDE KALABİLİR KAZASIZ SÜRÜŞLER DİLERİM FAYDALI OLDUYSAM NE MUTLU BANA

KARDEŞLERİM BEN BİLGİ AMAÇLI TOPLADIGIM BİLĞİLERİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM
BİLGİLER ALFABETİK VERİLMİŞTİR
EGER YALNIŞ YERE AÇTIYSAM LÜTFEN DOGRU YERE EKLEYEBİLİRSİNİZ ŞİNDİDEN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM SAYGILARIMLA


A İLE BAŞLAYAN KONULAR

*AKARYAKIT ÇEŞİTLERİ

*BENZİN
kaynak: Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara
• 150 °C’a kadar ham benzin,
• 150-250 °C’a kadar kerosin, jet yakıtı,
• 250-350 °C’a kadar dizel yakıtı,
• 350 °C’dan sonra da ağır yağlar elde edilir.
Kimyasal olarak benzin ham petrolün özelliğine bağlı olarak 120’den fazla hidrokarbon ihtiva eder. Bunların çoğu doymuş hidrokarbon yapısında olup, 4’den 12’ye kadar karbon ihtiva ederler.
Sentetik olarak benzini Alman kimyager Bergius’un metodu ile kömürden elde etmek mümkündür. Bu metoda göre kömür yüksek basınç altında katalitik hidrojenasyon ile sıvı hidrokarbonlara dönüştürülür.
Fischer-Tropsch ise karbonmonoksit ile hidrojeni katalitik olarak birleştirerek sıvı hidrokarbon elde etmiştir. Her iki metod ile hem daha pahalı hem de daha kalitesiz benzin elde edilmektedir. Ancak yakın bir gelecekte bu proseslerin ticari önemi olma ihtimali vardır.
Organik bileşenlerin parçalanması, katalitik veya ısı ile bozunmasıyla elde edilen benzin, bugünün motorlarının çoğu için gerekli olan yüksek performansı sağlar. Benzin en fazla içten yanmalı motorlarda ve bir dereceye kadar da özel sobalarda yakıt olarak, organik kimyada ise çözücü olarak kullanılır. Yağ endüstrisinin ilk zamanlarında büyük ölçüde atılan benzin, otomobil sanayiinin gelişmesiyle büyük önem kazanmıştır. Motor benzininin kaynama noktası 32,2 °C ile 210 °C arasındadır. Motor yakıtı olarak fonksiyonlarını tam yapabilmesi için, ticari benzin, şu özelliklere sahip olarak üretilmelidir:
1. Değişik yük altında ve hızda durmadan yanabilmeli;
2. Motorun kolay çalışması için soğuk havalarda yeterli olarak buharlaşmalı;
3. Sıcak havalarda aşırı derecede buharlaşarak tıkanmalara sebep olmamalı;
4. Motorda kurum teşkiline yol açan kaynama noktası yüksek olan bileşikleri bertaraf etmeli;
5. Depo içinde oksitlenmeye yol açmamalı;
6. Buji tıkanmasını ve karbüratör buzlanmasını minimuma indirmelidir.
Benzinin motorlarda hava ile olan hassas karışımı, iklim ve mevsime göre düzenlenir. Benzinin kalitesini belirten en önemli faktör, oktan sayısıdır. Oktan sayısı benzinin yanma esnasında vurmaya karşı direnç kabiliyetinin bir ölçüsüdür. Şayet oktan sayısı çok küçük ise motor vurur ve zarara uğrar. Oktan sayısı çok yüksek ise fazla kaliteli olması istenmediğinden gereksiz yere para ödenmiş olur. Otomobil motorları çeşitli oktanlara ihtiyaç gösterdiğinden piyasaya çok sayıda oktan sayıları farklı olan benzin sürülmektedir. Çeşitli türlerdeki benzinlerin verdikleri enerjiler arasında küçük farklar vardır. Şayet otomobil vurmadan çalışıyorsa, farklı benzinlerle aldığı mesafeler aynıdır.

*MAZOT
Eski bir mazot istasyonu
Mazot, veya motorin dizel motorlarda kullanılan, ham petrolün damıtma ürünlerinden biridir.

*LİKİT PETROL GAZI (LPG)
Sıvılaştırılmış petrol gazı
Sıvılaştırılmış petrol gazı(LPG ya da otogaz) ham petrolden ve doğal gazdan elde edilen,hidrokarbon gazlarıyla karıştırılan, yüksek basınçta sıvılaştırılan,renksiz,kokusuz,havadan ağır ve yanıcı bir gazdır.Oluşabilecek bir sızıntıyı anlayabilmek için üretilirken özel olarak kokulandırılır.Kolay depo edilebildiği için kullanışlıdır.Tüplerde hem gaz hem sıvı halde bulunmaktadır.
Otogaz, bütan ve propan gazlarının belirli oranda birleşiminden oluşan ham petrol ve doğalgazdan elde edilen LPG (liquefied petrolium gases) sıvılaştırılmış petrol gazının araçlarda yakıt olarak kullanılan formuna verilen isimdir.
Benzin ve motorin gibi petrol kökenli diğer yakıtlara göre emisyon seviyesi çok düşüktür ve çevreci bir yakıttır.
Tarihi
İlk olarak 1910 yılında Dr Walter Snelling tarafından üretilmiştir,daha sonra 1912 yılında toplu üretime geçilmiştir.

*DOĞAL GAZ NEDİR?
Milyonlarca yıl önce yaşamış canlı kalıntılarının yeraltında yüksek sıcaklık ve basıncın da etkisi ile başkalaşması sonucunda oluşan doğal gaz, kaya boşluklarının arasına sıkışmış olarak ya da petrol yataklarının üzerinde gaz şeklinde büyük hacimler halinde bulunur. Doğal gazın ~ % 95'ini metan oluşturur. Metan (CH4) dışında, etan (C2H6), propan (C3H8), bütan (C4H10) gibi diğer hidrokarbonlar da bulunur. Atık gazlar içindeki karbondioksit (CO2) miktarı diğer yakıtlara nazaran minimum miktardadır. Bu ise küresel ısınma ve iklim değişiklerine sebep olan "sera etkisini" azaltır
Doğal gaz renksiz, kokusuz, nemsiz ve havadan hafif bir gazdır. Olası bir gaz kaçağı durumunda fark edilebilmesi için edilebilmesi için özel olarak kokulandırılır. Bu amaçla THT (tetra hidro teofen) veya TBM (tersiyer bütil merkaptan) kullanılır. Doğal gaz zehirli değildir, ancak bir hacmi yüksek oranda doldurduğunda, oksijen kalmayacağından boğucu etkisi vardır.
Doğal gazın çıkarıldığı kaynaktan tüketim noktalarına kadar nakli, uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınmaktadır. Mevsimlik talep dalgalanmalarını bertaraf etmek ve ihtiyacı karşılamak üzere doğal gazın gaz ve sıvı formda depolanması yoluna gidilmektedir. Doğal gazın depolanması için; yeraltı su gölleri, yeraltı kayatuzu yatakları, terk edilmiş madenler, doğal gaz ve petrol yatakları tercih edilmektedir.
Bilinen doğal gaz rezervleri yaklaşık 150 trilyon m3 düzeyinde olup, bu rezervin günümüzde sadece % 15 'i işletilir haldedir.

*ALKOL ve SİGARA
PEK ÇOK KAZANIN NEDENİ OLAN ALKOL:

Alkol miktarı arttığında, kandaki oksijen azalır ve beyin yeterince oksijen alamadığı için fonksiyonlarını kaybetmeye başlar. Denge, görme, işitme fonksiyonlarında zayıflama olur. Yorgunluk, dikkat azalması, hafıza kaybı, intikal eksikliği, uyuşukluk, uyuklama, tepkisizlik, karar yanlışlığı oluşur. Uyarıcı etkileri de vardır alkolün. Korku azalır, kendine güven artar. Aşırı hız isteği artabilir. Lütfen alkollü araç kullanmayalım.

*ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA
Kaza riskleri nedeniyle trafik polisi için, sürücülerin alkol kontrolünün özel bir önemi vardır. Sürücü, alkolmetre ile yapılan test sonucunda alkollü çıkarsa; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5 maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (6) ay süreyle Trafik Polisince geri alınır.
Aynı sürücü aynı suçu işlerse; yine Kanunun ilgili maddesi gereğince para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (2) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır.Aynı sürücü üçüncü kez alkollü olarak araç kullanırken tespit edilirse, kanunun ilgili maddesinde belirtildiği şekilde para cezası ile cezalandırılır, aracı trafikten men edilir ve sürücü belgesi (5) yıl süreyle Trafik Polisince geri alınır. Ayrıca (6) aydan az olmamak üzere hafif hapis cezası uygulanılır. (5) yıl süreyle geri alınan sürücü belgesi sahipleri, 5. yılın sonunda, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi sonrasında durumu uygun olanlara belgeleri iade edilir.
Alkollü araç kullanmaktan dolayı sürücü belgeleri geri alınan sürücüler, Sürücü belgesine el koyan Trafik birimine veya en yakın Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne alıkoyma süresinin bitiminde dilekçe ile başvurarak sürücü belgelerini geri alabilirler.
Meydana gelen trafik kazaları incelendiğinde sürücülerin bir anlık dikkatsizlikleri sonucu meydana geldiği görülmektedir. Bu nedenle, alkol almış kişinin de dikkati dağılmaktadır.
Güvenli alkol limiti yoktur en doğrusu, hiç alkol almadan araç kullanmaktır.

*ALKOLÜN SÜRÜCÜLÜK BECERİLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Bilimsel araştırmalar alkolün hiç bir seviyesinin sürücülük için güvenli olmadığını göstermektedir. Bütün ülkeler yasal alkol limitini belirlerken konuyu tıbbi, psikolojik ve sosyal yönüyle değerlendirerek bir karara varmakta, belli bir riski kabul ederek bu limitleri belirlemektedirler.
Motorlu araç sayısının artmaya başladığı 1900'lü yılların ilk dönemlerinde, hızla oluşan trafik kurallarının yanı sıra, giderek alkollü sürücülük için de önlem alma ihtiyacı hissedilmiştir. Başlangıçta bu sınırın ne olması gerektiği ve nasıl ölçüleceği konusunda sorunlar yaşanmışsa da dünyada özellikle konuyu inceleyen bilimsel çevrelerin görüşü her zaman kan-alkol sınırının daha da aşağıya çekilmesi yönünde olmuştur. Bir başka deyişle yasal limitin altında olmanın sadece trafik cezasını engellediği, ancak can güvenliğini garantilemediği kabul edilmektedir.
Alkolün etkileri açısından yaş, cinsiyet, sürücülük deneyimi gibi bazı faktörlere bağlı olarak bireyler arasında farklılıklar görülmekteyse de, bunlar güvenli sürücülüğü garantileyecek kadar büyük farklar olmadığı gibi, tartışmalı sonuçlar olarak değerlendirilmektedirler. Bununla birlikte genel olarak araştırmalar 0.2 promil düzeyinden itibaren alkol düzeyi arttıkça sürücülük üzerinde olumsuz etkilerinin de arttığı yönünde birleşmektedir. Bu sınır kimi ülkeler tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır.

*ÜLKEMİZDE YASAL ALKOL SINIRI
Ülkemizde ticari araç sürücüleri ve kamu hizmetinde çalışan sürücülerin alkollü olarak trafiğe çıkmaları tümüyle yasaklanmış, diğer sürücüler içinse yasal sınır olarak bir litre kanda yarım gram alkole eşit olan, 0.50 Promil belirlenmiştir. Bu halk arasında yanlış bir biçimde "yüzde elli alkollü olmak" diye ifade edilmekte, hatta bunun mümkün olduğu sanılmaktadır. Bu tümüyle yanlış bir bilgidir. Bu yanlışlık genellikle promil değerinin nasıl hesaplandığının iyi bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.
Promil hesabında alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak bir orantı kurulur. Örneğin 0.50 promil 100 mililitre kanda 50 miligram alkol bulunduğunu gösterir ve buradan gidilerek, 50:100=0.50 promil kabul edilir. Ağırlığı hacme oranlamak matematiksel olarak çok mantıklı değilse de, karmaşık ve çok küçük sayılarla uğraşmak zorunda bırakmadığı için tercih edilen bir ifade biçimidir. Eğer hacim oranları dikkate alınacak olursa, 0.50 promilin gerçekte kanda %0.025 oranında alkole eşit olduğu (on binde 2.5 !) görülür. İnsan vücudu yüzde elli alkol oranı bir yana, %0.5 oranında alkole bile (binde 5 ya da bir litre kanda 4 gram alkol bulunması) tolerans göstermekte çok zorlanır, hatta bu düzeydeki kan-alkol oranı pek çok kişide ölüme yol açar.

ALKOL DÜZEYİNİN HESAPLANMASI VE ALKOL-KAN ORANLARI
ÖLÇÜM DEĞERİ promil hesabı(miligram alkol/mililitre kan) 1 Litre kanda ne kadar alkol var hacim olarak kandaki alkol oranı*
0.2 Promil 20 mg alkol/100 ml kan (20:100=0.2) 0.2 gram alkol %0.025 (binde 0.25 alkol)
0.5 Promil 50 mg alkol/100 ml kan (50:100=0.5) 0.5 gram alkol % 0.063 (binde 0.63 alkol)
0.8 Promil 80 mg alkol/100 ml kan (80:100=0.8) 0.8 gram alkol % 0.1 (binde 1 alkol)
1 Promil 100 mg alkol/100 ml kan (100:100=1) 1 gram alkol % 0.13 (binde 1.3 alkol)
1.5 Promil 150 mg alkol/100 ml kan (150:100=1.5) 1.5 gram alkol % 0.19 (binde 1.9 alkol)
2 Promil 200 mg alkol/100 ml kan (200:100=2) 2 gram alkol % 0.25 (binde 2.5 alkol)
3 Promil 300 mg alkol/100 ml kan (300:100=3) 3 gram alkol % 0.38 (binde 3.8 alkol)
4 Promil 400 mg alkol/100 ml kan (400:100=4) 4 gram alkol % 0.5 (binde 5 alkol)
5 Promil 500 mg alkol/100 ml kan (500:100=5) 5 gram alkol % 0.6 (binde 6 alkol)
* 1 mililitre alkolün ağırlığı 0.789 gram, 1 gram alkolün hacmi 1.268 mililitredir
*ALKOLÜN VÜCUT VE DAVRANIŞLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
ÖLÇÜM DEĞERİ VÜCUT VE DAVRANIŞ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

0.2 Promil ruh halinin değişmesi, vücut ısısında hafif bir yükselme, davranışlar üzerindeki kontrolün azalması
0.5 Promil belirgin bir gevşeme, dikkatin azalması, koordinasyon ve muhakeme bozukluğunun başlaması. YASAL SINIR
0.8 Promil koordinasyon, algı ve muhakemede belirgin bozulma, tepki zamanının, kendini kontrol etme becerisinin zarar görmesi
1 Promil sarhoşluk belirtileri, muhtemel mahcup edici davranışlar, bir an neşeli bir an üzgün olmak gibi ruh halinde gidip gelmeler
1.5 Promil ayakta durma, yürüme ve konuşmada güçlük çekme, denge ve koordinasyonun kaybedilmesi, belirgin olarak sarhoşluk hali
2 Promil ağrı ve diğer fiziksel duyumların azalması, ağlama ve gülme arasında gidip gelmek gibi belirgin duygusal tutarsızlıklar
3 Promil reflekslerin azalması, bilinçte bulanıklık, pek çok kişide bilinç kaybı

*ALKOL İÇEREN İÇKİLER
Bir çok içkide bulunan alkol oranı (içkinin alkol derecesi) çok farklıdır ve bu nedenle ne kadar alkol alındığının belirlenmesi çok güç olabilir. Ayrıca alkolün vücutta yakılması zaman isteyen bir iştir ve bu da kişinin vücut ağırlığı, karaciğerinin büyüklüğü, genel sağlık durumu başta olmak üzere pek çok faktöre göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle bir çok kişi aldığı alkol miktarı konusunda yanılgıya düşmektedir.
Vücudunda 6 litre kan bulunduğunu varsaydığımız bir yetişkinin kan dolaşımına 3 gram alkol karışması halinde yasal sınıra ya çok yaklaştığı ya da aştığı düşünülebilir. Aşağıda, içinde yaklaşık olarak 12 gram alkol bulunan içki miktarları belirtilmiştir Bu içkilerin içerdiği alkol miktarı göz önünde bulundurulduğunda bir yetişkinin tehlikeli bir sürücü haline gelmesinin çok zor olmadığı görülür. Özellikle "hafif" içki olduğu düşünülerek bira ve şarabın çok fazla içilmesinin sürücüleri çok zor durumda bırakabileceğine dikkat edilmelidir.

*ALKOLÜN VÜCUTTAN ATILMASI
Pek çok kişi alkol aldıktan sonra kahve içerek, egzersiz yaparak ya da biraz kestirerek alkolün vücuttan atılmasını hızlandırabileceğini düşünür. Oysa bunların alkolün yakılması üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Bunun için karaciğerin çalışmasına ve zamana ihtiyaç vardır.
Alkol alındıktan sonra muhakeme yeteneği, algılayış giderek bozulurken bunun sonucunda sürücülük becerileri azalmakta, buna karşılık yine bozulan muhakeme yeteneği ve azalan duygusal kontrol nedeniyle kendine güvende yersiz bir artış meydana gelmektedir. İşte bu çelişkili değişim sürücülük için daha da tehlikeli bir duruma yol açmaktadır. Bu nedenle alkol aldıktan sonra ne yapacağını düşünmek yerine içmeye başlamadan önce bazı kararlar almak daha yararlı olabilir. Bunlar eğer araç kullanılacaksa hiç içmemek, eğer içilecekse araç kullanacak bir kişi bulmak olabilir. Özellikle eğlenmek için çıkılan akşamlarda özel araç kullanmak yerine taksi ya da toplu taşım araçlarını tercih etmek uygun olacaktır. Hiç şüphe yok ki alkolün etkileri konusunda doğru bilgilenen ve bu tür kararları alkol almadan önce vermeye çalışan sürücüler bu konuda en doğru davranışı da yine kendileri seçebilirler.

*ALKOL DENETİMLERİ
Alkol denetimlerinde yapılan iş, kanda ne kadar alkol bulunduğunun belirlenmesi ve bu miktarın sürücülük için tehlike yaratacak düzeyde olup olmadığına karar verilmesidir.
Bu denetimin hangi hallerde, nasıl yapılacağı ve neye göre karar verileceği yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Buna göre sürücünün alkollü olabileceğinden şüphe duyulduğunda ya da rutin alkol kontrolleri sırasında alkolmetreyle ölçüm yapılabileceği gibi, alkolmetrenin bulunmadığı hallerde görevliler tarafından sürücünün durumuyla ilgili gözlemlerin kaydedildiği bir alkol test raporu da düzenlenebilir. Ölçüm ya da gözlem sonucunda sürücünün, 0.50 promil düzeyinin üzerinde alkollü olduğu ve araç kullanamayacak durumda olduğu belirlenirse gerekli cezai işlemler yapılır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).
Sürücünün itirazı halinde ise, öncelikle bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuarına gönderilir. Polis kriminal laboratuarlarında tahlilin mümkün olmaması halinde, sürücü kanındaki alkol miktarının tespiti için adli tıp merkezlerine ve Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip olan en yakın sağlık kuruluşlarına gönderilir. Tahlil imkanının bulunmadığı sağlık kuruluşlarında hekim tarafından yapılan muayene sonucuna göre düzenlenen rapor esas alınır (Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği).

DİKKAT SİGARA!
Sürücü koltuğunda sigara içmek riski az da olsa tehlikelidir. Sigarayı paketten çıkartmak ve yakmak dikkati bir an da olsa akan trafikten uzaklaştırır. Bu durum özellikle yoğun kent içi trafiğinde tehlike oluşturur. Eğer kesinlikle sigara yakacaksanız, kırmızı ışıklarda, araç tümüyle durunca gerçekleştirin bu işlemi. Sigaranın külünü, kül tablasına bakmadan silkeleyin. Külünüzü kesinlikle açık camdan silkelemeye kalkışmayın. Hava akımı nedeniyle sıcak kül aracın içine yayılabilir ve gözünüze kaçabilir.
Eğer herhangi bir nedenle sigaranın ateşi üstünüze ya da koltuğa düşmüşse, onu oradan atmak için can havliyle direksiyon güvenliğini tehlikeye atmayın. Ya yanınızdakinden yardım isteyin ya da aracınızı güvenli bir biçimde yavaşlatarak sağa alın ve tümüyle durduktan sonra ateşten kurtulun. Belki gömleğiniz ya da pantolonunuz yanabilir ama, yanık bir pantolon, çarpışmış bir araçtan daha az can yakıcıdır.
Sigara izmariti ve külünü araç dışına atmak yasaklanmıştır. Çevre kirliliğine yol açan bu davranış, bir de sönmemiş sigarayla yapılırsa, yangınlara yol açabilir. Orman yangınlarının bazıları ne yazık ki bu nedenle çıkıyor. Hele akaryakıt istasyonuna girmeden önce sigaramızı mutlaka söndürelim. Söndürmeyen kişileri de uyaralım.
Daha da iyisi, gelin sürüş sırasında sigara içmeyip, bu olumsuzlukların tümünden kurtulalım.
ayrıca CEP TELEFONU ÇOK DİKKAT DAGILIYOR..

*ARAÇ KULLANIRKEN SİGARA İÇENLERE DOSYASI CEZA GELİYOR
Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Yasa'yı değiştiren TBMM Sağlık Alt Komisyonu, araçlarda şoför koltuğunda oturanların da sigara içmesini yasaklamayı kararlaştırdı.
Alt komisyonda kararlaştırılan yeni hükümlere göre, polis artık emniyet kemeri takmayanlar gibi arabayı sigara içerek kullananlara da ceza yazabilecek. Ceza miktarının, Kabahatler Yasası'ndaki miktarlara dayanılarak 50 YTL'nin altında olması beklenmemektedir.
Teklifte yer alan, "sigaraların kapalı ve görünmeyen kutularda satılması" hükmü "yasak ilgi çeker" gerekçesiyle yumuşatıldı. Yeni hükme göre, sigaralar "dikkati çekmeyecek" bölümlerde satışa sunulacak olup, sigara paketleri göze çarpacak şekilde süslenmiş, renkli bir görünümde albenili olmayacaktır.
Kaynak: Milliyet Gazetesi

*ARABALARIN ARKA CAMLARI NİÇİN TAM OLARAK AÇILMIYOR?
Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.
Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye Egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar. (ALLAH gösteremesin kapıları kitlediğimizde kaza anında açılmıyormuş? Sıkışıyormuş!) Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur. Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu. Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu. Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. "Yeni araba kokusu" denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz. Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. ORTAYA ÇOK ÖZEL VE TAKLİDİ İMKANSIZ BİR KOKU ÇIKAR. ÇOK GÜZEL KOKU BEN O KOKUYU ARIYORUM.
Alıntı
NOT: Arkadaşlar birde bizim sınıf arabalarda neden arkada silecek varmış biliyormusunuz? Servisteki arkadaşım söyledi bizim araçlar giderken taş, toprak, toz vs arkaya atarmış hani saçlarınızı arkada bir birinin içine girer gibi tararız ya bizim araçta aynen o hareketi yaparmış o nedenden bizim gibi araçlara arka silecekler takıyorlarmış.

*"ARACIMDAN DIŞARI FIRLAMAYI TERCİH EDERİM..."
İstatistiksel olarak, kaza anında en iyi yerin aracınızın içi olduğu ispatlanmıştır. Aracın dışına fırlatılma durumunda, ölüm riskiniz 25 kat daha fazladır. Araçtan fırladığınızda yumuşak ve yeşil çimlerin üzerine mi düşeceğinizi sanıyorsunuz? Bir trafik kazasında araçtan hiçbir engele çarpmadan fırlamak neredeyse imkansızdır. Fırlama ile aracınızın ön camına, kaldırıma, kendi aracınıza veya başka bir araca çarpabilirsiniz. Emniyet kemeri araçta kalmanızı sağlayan ve sizi hayata bağlayan tek bağdır.
"Emniyet kemerinin kaza anında beni araç içerisinde kilitlemesinden korkuyorum..."
Kazaların çok az (% 0.5) bir kısmını oluşturan yanma ve suya dalma durumlarında panik içinde dışarı çıkmanız gerektiğinde dahi emniyet kemerinin fonksiyonu büyüktür. Çünkü aracın içinde sağa sola fırlatılıp bilincinizi kaybetmeyeceğiniz için dışarı çıkmak çok daha kolay ve çabuk olacaktır. Emniyet kemeri takanların, yangın durumunda yaşama şansı 5 kat, suya batma durumlarında ise 3 kat daha fazladır. Ayrıca kemerin sıkışma durumu çok ender bir durumdur. Bu güne kadar bilimsel incelemelerde ve kaza soruşturmalarının hiç birinde ortaya çıkmamıştır.

*ARACINIZ ARKADAN ÇEKİŞLİ İSE:
*Ayağınızı frenden uzak tutarak,vitesi boşa alınız.
*Direksiyonu,aracın önünün gitmesini istediğiniz yöne çevirerek,tekerleklerde kayma sona ermeden önce direksiyonu tekrar düzeltiniz ve aracın kontrolünü sağladıktan sonra yavaşça hızlanın.

*ARACINIZ ÖNDEN ÇEKİŞLİ İSE:
*Fren ve gaz pedalının ikisinden de ayağınızı çekerek,vitesi boşa alınız.
*Eğer çekiş kaybından önce ön tekerlekleri yönlendirdiyseniz,direksiyon simidini döndürmeyiniz.Eğer tekerlekler yana kayıyorsa hafifçe fren yapınız.
*Tekerleklerin yol yüzeyini kavramasını bekleyiniz.Çekiş sağlandığında,direksiyon kontrolünü de yeniden kazanmış olacaksınız.

*ARACINIZ KAR VEYA ÇAMURA SAPLANIRSA
*Tekerlekleri düz durumda tutarak aracınızın düz gitmesini sağlayınız.İleriye gidemiyorsanız,önce geriye,sonra tekrar ileriye doğru gitmeye çalışınız.
*Elle kumandalı vites kutusu kullanıyorsanız,tekerleklerin kaymasını önlemek için vitesi 2'ye alınız. Motoru durdurmadan,çekişi sağlayıncaya kadar yavaşça gaza basınız.
*Karda mahsur kaldıysanız veya dışarıda park ettiğinizde taşıtınız kara gömülmüş ise aracınızın iki ucunda güvenli mesafede iki ışıldak yakınız.Aracınızı tekrar çalıştırmadan önce karın egzoz borusunu kapatmamış olduğundan emin olunuz.Karla kapanan egzoz boruları taşıtın içine egzoz gazı dolmasına,karbonmonoksit zehirlenmesine,hastalanmaya ve hatta ölüme bile yol açabilmektedir.

*ARACINIZIN GÖSTERGELERİ LİMİTLERDE OLMASIN
İyi bakımlı, benzin deposu dolu, lastikleri yeni ve hava basınçları normal, yağı ve suyu eksik olmayan bir aracı kullanmak yolda kalma riskinizi azaltır. Aracınızın yanı sıra cep telefonunuzun şarjı da dolu olursa, bir aksilik olması durumunda yardım çağırabilirsiniz. Aracınızın servis bakımlarını düzenli olarak yaptırırsanız bu sorunu önemli ölçüde çözmüş olursunuz. Ama yine de haftada bir düzenli olarak aracınızın yağ ve su seviyesini, her benzin istasyonuna girdiğinizde de lastik basınçlarını kontrol etmekte fayda vardır. Aracınızda her ihtimale karşı el feneri, su, battaniye ve çikolata gibi bir miktar şeker içeren yiyecek maddesi bulundurmanızda yararlı olacaktır.

*ARIZA TAMİRİNİ YOL KENARINDA YAPMAYIN
İngiltere'de yapılmış olan bir istatistiğe göre her yıl 250 kişi bankette aracını tamir etmeye çalışırken ölüyor ya da yaralanıyor. Eğer otoyolda aracınız arızalanırsa ikaz lambalarınızı (reflektör) yeterli mesafeye koyun ve araca giriş çıkışı yolcu kapısından yapın. Acil yardım çağrısı yaptıktan sonra yardımın gelmesini (yalnız bir bayan olsanız ya da hava yağışlı olsa bile) otoyol kenarındaki bariyerlerin arkasında bekleyin, aracınızın içinde değil! Çünkü aldığınız tüm tedbirlere rağmen dikkatsiz ve hızlı bir sürücü arabanıza arkadan çarpabilir. Dışarı-daysanız kaçma olanağınız her zaman vardır, fakat araç içinde böyle bir şansınız olmaz. Bu arada, servisi aramadan önce ikaz lambalarınızı (reflektör) aracınızın en az 50 metre arkasına koymayı ihmal etmeyin.

*ARACINIZ! İÇERİDEN VE DIŞARIDAN KİLİTLEYİN
Bazı otomobillerde hareketten sonra kapıları otomatik olarak kilitleyen elektronik bir sistem vardır. Sizin aracınızda böyle bir sistem olsa bile, hareket etmeyi beklemeden, aracın içine girer girmez kapılarınızı kilitleyin ve öyle kalmasını sağlayın.
Aracınızdan çıktığınızda da sadece benzin almak için durmuş olsanız bile yine kapıları kilitlemeyi ihmal etmeyin. Koltukların üzerine çantalarınızı bırakmanız hırsızlara davetiye çıkarır, bu yüzden değerli eşyalarınızı aracınızın bagajı gibi hırsızların ve kötü niyetli insanların onları göremeyeceği yerlere koyun. Eğer araç teybiniz sökülebilir türdense onu yanınıza alın ve araçta kesinlikle bırakmayın. Eve geldiğinizde aracınızın anahtarlarını güvenli bir yerde saklayın, orta yere koymayın. Eve hırsız girmesi kötüdür, hırsıza bonus olarak bir de aracınızı vermek daha da kötüdür.

*YABANCILARDAN GELECEK TEHLİKELERE KARŞI UYANIK OLUN
Araç hırsızlığı, özellikle de siz aracınızın yanındayken çok ender görülen bir soygun türüdür. Ancak yine de kendiniz ve aracınız için bazı güvenlik önlemlerini almanız gerekir. Aracınızın
kapılarını kilitli tuttuğunuz gibi, camlarını da kapalı tutmanız ve sıcak havalarda klima kullanmayı tercih etmeniz güvenliğinizi artırır. Biri sizi yardım için durdurmak istediğinde durmayın, bunun yerine yardıma ihtiyaçları olduğunu düşünüyorsanız güvenli bir yerden polisi arayın ve onların yanına yardıma gönderin. Anneniz gibi konuşmak istemem ama otostopçuları aracınıza almayın.

*ARACIN İZİ PARK EDERKEN GECEYİ DE HESABA KATIN
Eğer garajınız ya da otoparkınız varsa onu kullanın. Eğer aracınızı sokağa park etmek zorundaysanız iyi aydınlatılan bir yerine ve köşelerden uzağa park edin. Köşeyi dönmek isteyen araçlar sizin aracınıza çarpıp kaçabilirler. Daha fazla güvenlik için bir otoparka abone olabilir ve aracınızı düzenli olarak otoparka bırakabilirsiniz.

*ARAÇ IŞIKLARININ KULLANILMASI:
*A) UZAĞI GÖSTEREN IŞIKLAR (UZUN HÜZMELİ FARLAR):

Yerleşim birimleri dışındaki karayollarında geceleri seyrederken, yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken, benzeri yer ve hallerde uzağı gösteren ışıkların yakılması zorunludur.

*B) YAKINI GÖSTEREN IŞIKLAR (KISA HÜZMELİ FARLAR):
Geceleri, yerleşim birimleri dışında karayollarındaki karşılaşmalarda bir aracı takip ederken, bir aracı geçerken yan yana gelinceye kadar ve yerleşim birimleri içinde, gündüzleri ise görüşü azaltan sisli, yağışlı ve benzeri havalarda yakını gösteren ışıkların yakılması mecburidir.
NOT: Kısa farla 25 m. , uzun farlar 100 m. ileriyi aydınlatır.

*IŞIKLARIN KULLANILMASINA İLİŞKİN ESASLAR:

1- Dönüş ışıklarının "geç" anlamında kullanılması,
2- Sadece park ışıkları yakılarak araç sürülmesi,
3- Karşılaşmalarda ışıkların söndürülmesi,
4- Yönetmeliklerde gösterilen esaslara aykırı ışık takılması ve kullanılması,
5- Sis ışıklarının; sis, kar, şiddetli yağmur halleri dışında ve geceleri yakını ve uzağı gösteren ışıklarla aynı zamanda kullanılması,
6- Yönetmelik esaslarına uygun olarak takılan ışıkların da amaç dışında ve gereksiz kullanılması
YASAKTIR.

*ARAÇ TEMİZLİĞİ & ARACINIZ TEMİZ Mİ?
Bakım kadar periyodik temizlik de önemlidir. Camları, farları, lambaları, aynaları kirli bir araç görüş durumumuzu da olumsuz etkiler.
Araç temizliği konusunda size bir kaç önerimiz var:
*Aracınızı kendiniz yıkamak istiyorsanız gölgeye park etmenizde yarar var. Böylece, temizlik malzemeleri araç üzerinde hemen kurumaz.
*Yıkamada sabun ya da oto şampuanı kullanın. Fırça yerine de gözeneksiz sünger. Fırça ve gözenekli sünger, kum ve tozlarla dolar. Dolayısıyla aracın boyasını çizer. Paspaslar yağlanmışsa yıkayın. Islak olarak yerleştirirseniz aracın tabanında çürümeye yol açarsınız. Dış yıkamaya tavandan başlanmalıdır. Kovanın dibindeki pisliği süngere bulaştırmamak için köpükle yıkamak gerekir. Kurulama temiz bir bezle yapılmalıdır. Yıl boyunca arcınızı zaman zaman tümüyle yıkatmakta yarar vardır. Yıkama sırasında frenler ıslanacağı için tamamıyla kuruyana kadar aracı yavaş kullanmak gerekir.

*ARAÇLA İLGİLİ İPUÇLARI
* Lastiklerinizi uygun basınçta tutunuz ve bunu sık sık kontrol ediniz.
* Ön düzen ve direksiyonunuzu uygun ayarda tutunuz.
* Aracınızın imalatçısının önerdiği en düşük viskoziteli yağı kullanınız.
* Motorunuzu uygun mekanik kondisyonda ve ayarlı tutunuz.
* Motorunuzun hava ve yakıt filtrelerinin temiz olduğundan emin olunuz.
* Frenlerinizin sürtmediğinden emin olunuz.
* Gövde hasarlarını tamir ettiriniz. Hasarlı kısımlar aerodinamik direnci artırır.
* Aracınız gerektirmiyorsa süper benzin kullanmayınız. Gereksiz yere fazla harcama yapmış olursunuz.

*ARAÇLARDA AZAMİ UZUNLUK VE AZAMİ DİNGİL AĞIRLIKLARI
A) AZAMİ UZUNLUK

2 veya daha çok dingilli araçlarda 12 m.
Toplam ağırlıklar :
* 2 Dingilli motorlu araçlarda 18 ton
* 3 Dingilli motorlu araçlarda 25 (26) ton
* 4 Dingilli motorlu araçlarda 32 ton
* 5 veya daha çok dingilli araçlarda 40 ton
* Tahrikli tek dingilli araçlarda 11,5 ton

*AZAMİ YÜKLÜ AĞIRLIK
AKS GRUBU : Dingiller arası mesafe 1,3 m ile 1,8 arası ise 18 (19) ton
Tariksiz tek dingilli araçlarda dingil ağırlığı 10 tondur

*ARAÇLARDA AZAMİ UZUNLUK VE AZAMİ DİNGİL AĞIRLIKLARI
A) AZAMİ UZUNLUK

2 veya daha çok dingilli araçlarda 12 m.
Toplam ağırlıklar :
* 2 Dingilli motorlu araçlarda 18 ton
* 3 Dingilli motorlu araçlarda 25 (26) ton
* 4 Dingilli motorlu araçlarda 32 ton
* 5 veya daha çok dingilli araçlarda 40 ton
* Tahrikli tek dingilli araçlarda 11,5 ton

*AZAMİ YÜKLÜ AĞIRLIK
AKS GRUBU : Dingiller arası mesafe 1,3 m ile 1,8 arası ise 18 (19) ton
Tariksiz tek dingilli araçlarda dingil ağırlığı 10 tondur

*ARAÇLARIN DÖNÜŞLERİ VE MANEVRALARI KURALLARI
*SÜRÜCÜLER

a)Kavşaklara yaklaşırken şerit sayısına ve trafik yoğunluğuna göre zamanında ve uygun mesafede iken sağa mı sola mı dönüleceğine veya doğrumu gideceğine karar vermesi bu kararı işretle arkadan gelen sürücülere bildirerek gidişe ayrılan şeritlerden birine veya taşıt yolunun uygun kısmına geçmeleri
b)Yerleşim birimleri içinde kavşağa 30 metre,dışında ise150 metre kala ve kavşak içinde şerit değiştirmek yasak olduğundan dönüş yaparak sürücülerin bu mesafeden önce uygun şeride girmiş olmaları,
c)Dönüş sırasında,geçiş yapan yayalara varsa bisiklet yolundaki bisiklet sürücülerine sola
dönüşlerde ise karşıdan gelen emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşmış olan araçlarla
sağdan gelen araçlara ilk geçiş hakkı vermeleri,
d)Kavşağa yaklaşan sürücüler uygun şeridin seçilmesi için kaplama üzerine çizilmiş oklara ve trafik işaret levhalarına uyarak ve hız azaltarak kavşağa girip dönüşe geçmeye mecburdurlar.

*SAĞA DÖNÜŞLERDE
1) Sürücüler sağa dönüş işareti vermeye,arka trafiği aynadan kontrol etmeye,sağ şeride veya işaretle dönüş izni verilen şeritlere girmeye,
2) Gerekli ise hızını azaltmaya,
3) Dönüşün yapılacağı kadar dar bir kavisle (küçük bir yarı çapla )dönmeye,
4) Gireceği karayolunun gidiş şeridine veya gidiş yol bölümünün en sağ şeridine gitmeye zorunludurlar.

*SOLA DÖNÜŞLERDE
1) Sürücü sola dönüş işareti vermeye,dönüş öncesinde tek yönlü yolda en sol şeride iki yönlü ve iki şeritli yolda orta şeride yakın olarak yanaşmaya,
2) Kavşağa girmeden,sağdan gelen araçlarla ilk geçiş hakkını vermeye,
3) Dönüş başladıktan sonra karşıdan gelen ve güvenle duramayacak kadar kavşağa yaklaşmış olan araçların geçmesini beklemeye,
4) Dönüşü tamamlamak üzere karşı yönden gelen trafiğin kullandığı yol bölümüne girmemek şartıyla sağ şeride çok şeritli yollarda sağ şerit hariç gidilecek yol bölümündeki en uygun şeride girmeye,
5) Gideceği yolun gidişe ayrılan kısmına girmek üzere dönüşünü yaparken,arkadan gelen ve sola dönecek diğer araçları engellememek için geniş kavisle dönüş yapmaya,
6) Girdiği yol bölümü çok şeritli ise işaret vererek en kısa zamanda sağ şeride veya hızının gerektirdiği şeride girmeye mecburdur.

*DÖNEL KAVŞAKLARDAKİ DÖNÜŞLERDE
1) Dönüş işareti vermeye,
2) Hızını azaltmaya,
3) Sola dönecek ise,orta adaya yakın işaretten kavşağa girmeye,
4) Ada etrafından dönerken gereksiz şerit değiştirmemeye,
5) Gireceği yola yaklaşırken,sağa dönüş işareti ile birlikte sağa yaklaşarak dönel kavşaktan çıkmaya,
6) Gireceği yolun gidiş yönündeki uygun şeridine girmeye ,
7) Girdiği yol bölümü çok şeritli ise,işaret vererek en kısa zamanda trafiği tehlikeye düşürmeden sağ şeride veya hızını gerektirdiği şeride geçmeye mecburdur.
8) Dönel kavşaklardaki geriye dönüşlerde,sola dönüşlerdeki kurallara uymakla birlikte,orta ada etrafında dönerken gideceği yola yaklaşıncaya kadar şeridini muhafaza etmeye mecburdur.
Dönüş sırasında araç sürücüleri;yaya ve bisikletliler için yeşil ışık yanmakta iken;yaya ve bisiklet yolundan geçen yoksa veya yayalar uzakta iseler bisikletlilerin ve yayaları ilk geçiş hakkı engellenmemek şartı ile dönüşlerine devam edebilirler.
Görevli kişi veya trafik işareti ile yönetilen kavşaklardan,sürücüler en kısa zamanda geçmek zorundadırlar. Gidişe ayrılmış çok şeritli yollarda,en sağ veya en sol şeride bitişik olan şeritlerden sağa veya sola işaretlemek suretiyle izin verilir. Böyle yollarda sürücüler kurallara uygun olarak bu şeritten dönüş için yararlanabilirler.
1.Yaşamı koruma ve sürdürülmesini sağlama
2.Durumun kötüleşmesini engelleme
3.İyileşmesini kolaylaştırma

*ARAÇTA CEP TELEFONU KULLANMAK VE KAZA RİSKİ
Kaynak: http://www.aybak.org
Araç kullanırken cep telefonuyla arama yapmak, çalan telefona cevap vermek, numara çevirmek gibi davranışlar sürücünün dikkatinin dağılmasına, konsantrasyonunun bozulmasına neden olarak kazaya yol açabilir. Aracın güvenli bir biçimde yol alması her şeyden önce sürücünün sorumluluğu altındadır. Bu nedenle bütün sürücüler aracı kontrol etmesini güçleştiren bu durumları öğrenerek kaza riskini azaltmaya yönelik önlemler alabilirler. Araç içinde cep telefonunu kapalı tutmak bu açıdan en etkili önlemdir.
Cep Telefonlarının kullanımı sırasında sürücüler daha fazla hata yapmakta, bazı tehlikeli durumların ya hiç farkına varamamakta ya da önlem almakta geç kalmaktadırlar. Yapılan bir araştırmaya göre bu gecikme çevresel koşullara, aracın o andaki hızına ve sürücünün yaşına bağlı olarak 0.6 saniyeden 0.9 saniyeye kadar artabilmektedir. Saatte 60 km hızla giden bir otomobilin sürücüsünün frene basmasının bu kadar gecikmesi durma mesafesinin 15 metre daha artması demektir.
Aynı araştırmada cep telefonuyla konuşan bir sürücünün çevresindeki tehlikeli durumların bazılarını hiç fark edemediği görülmüştür. Buna göre sürücülerin basit bir arama yaparken %20, zihni çok fazla meşgul eden bir görüşme yaparken ise %29 olasılıkla tehlikeli bir durumu gözden kaçırabileceği bulunmuştur.
Cep telefonunu kullanımı yalnızca numara çevirirken ya da konuşurken değil, telefon beklerken ve görüşme bittikten sonraki süre içinde bile kaza riskini arttırıcı bir etki yapmaktadır. 699 sürücü üzerinde yapılan bir başka araştırmada görüşme bittikten sonraki 5 dakika içinde kaza olasılığının 4.8 kat, 15 dakika içinde ise 1.3 kat daha fazla olduğu bulunmuştur.
Bir çok araştırmada doğrulanan başka bir bulgu ise, ele alınmadan kullanılan araca bağlı telefonların kaza riski açısından hiç bir yarar sağlamamasıdır. Çünkü, sürücü için dikkat dağıtıcı olan yönü telefonun fiziksel özellikleri değil, konuşmanın yoğunluğudur.
Araştırmalarda sıkça rastlanan bir başka bulgu ise, sürücülerin cep telefonu kullanırken hızlarını azaltmalarıdır. Bir anlamda sürücüler aracı kontrol etmek amacıyla olabilecek hataları telafi etmeye çalışmaktadırlar. Ancak bu daha önce belirtilen tehlikeleri ortadan kaldırmak için yeterli olmamaktadır. Cep telefonu kullanan sürücülerin tehlikeli bir durumda hiç tepki vermeme olasılığı da bulunmaktadır. Bu da %12'ye kadar ulaşabilen ve trafik güvenliği açısından göz ardı edilmemesi gereken yüksek bir orandır.
Sürücünün deneyimli olması veya cep telefonu kullanmaya alışkın olması da riski azaltmaya yetmemektedir. Hem telefon kullanmaya alışkın hem de deneyimli sürücüler oldukları halde bu kişilerin iki-üç kat daha fazla hata yaptıkları gözlenmiştir.
Son yıllarda yapılan araştırmalar cep telefonu kullanımının kişiyi fiziksel olarak meşgul etmesinden çok artan zihinsel faaliyet ve buna bağlı olarak dikkatin dağılması, konsantrasyonun bozulması nedeniyle kaza riskini arttırdığına işaret etmektedir. Bu nedenle, en etkili önlem araç kullanırken cep telefonunu kapalı tutmaktır.

*ARAÇTA MÜZİK DİNLEME
*MÜZİK DİNLEMEYİ SEVER MİSİNİZ?

Aman ne olur yüksek sesle dinlemeyelim. Hem diğer araçların uyarı için çalacakları korna sesini duyamayız hem de dikkatimiz dağılabilir. Hele kaset değiştirme işini araçtaki diğer yolculara bırakalım. Yalnız mısınız? Radyo ne güne duruyor?...
Bir de camlarımızın ardına sızan müzik çevreyi rahatsız edebilir. Müziği kendimiz dinleyelim başka ortaklar aramayalım.

*ARIZALI ARAÇLARIN ÇEKİLMESİ:
1- Freni arızalı olmayan araçların çekilmesi:
- Çekme halatı, çekme zinciri veya çekme demiri ile çekilir.
- Çekme halatının uzunluğu en fazla 5m. olmalıdır.
- Halatın uzunluğu 2,5m. geçerse kırmızı yansıtıcı bağlanmalı.
- Hız saatte 20km olmalı.
2- Freni arızalı olan araçların çekilmesi:
- Çeki demiri ile çekilmeli.
- Demir uzunluğu en fazla 1m. olmalı.
- Hız saatte 15km. geçmemeli.
NOT: Her iki durumda da yolcu ve yük taşınmamalı.

*ASLİ KUSURLAR:
1. Kırmızı ışıkta geçmek. Trafik polisinin dur ikazına uymamak.
2. Şeride tecavüz etmek.
3. Bir araca arkadan çarpmak.
4. Karşı yönden gelen şerit ve yol bölümünden gitmek.
5. Sollama kurallarına uymadan araç sollamak.
6. Dönüş kurallarına uymamak.
7. Daralan yollarda öncelik hakkına uymamak.
8. Şehirler arası yollarda park yapmak.
NOT: Alkollü araç kullanmak, hız limitini aşarak araç kullanmak, ehliyetsiz araç kullanmak ASLİ KUSUR DEĞİLDİR.

*AYLIK BAKIM
Motor yağ seviyesini kontrol ediniz. Soğutma sisteminden sızıntı olup olmadığını gözle muayene ediniz. Radyatör antifriz/soğutucu seviyesini kontrol ediniz. Yeni otomobillerde seviye işaretli şeffaf depolar bulunmaktadır. 50/50 kalıcı antifriz ve su karışımı ile doldurunuz. Dikkat: Motor sıcakken basınç kapağını açmayınız. Cam silecek suyu deposunu dolu tutunuz. Doldurma işleminden sonra, silici lastiklerini, üzerine bir miktar çözücü döktüğünüz bir bezle siliniz.
Kayışları ayda bir kontrol ediniz. Aşınmış, yüzeyi camlaşmış veya kavrulmuş kayışları değiştiriniz veya iyi durumda iseler gerginliklerini kontrol ediniz. Kayış gerginliği, kasnaklar arasından baş parmağınızla bastırdığınızda 10-15 mm esneyecek düzeyde olmalıdır. Esnemiş, şişmiş veya çürümüş hortumları değiştiriniz. Kelepçeleri sıkınız. Fren hidroliğini ve varsa kavrama hidroliğini kontrol ediniz. Kapağı açmadan önce fren merkez silindirini temizleyiniz. Hidrolik eklemeniz gerekiyorsa, onaylanmış tipte hidrolik ekleyiniz ve muhtemel sızıntı yerlerini kontrol ediniz. Güç direksiyonu yağını ayda bir kez kontrol ediniz. Seviyesi düşük ise yağından ekleyiniz. Motor çalışır ve sıcak durumda, park freni çekili iken transmisyon yağı seviyesini kontrol ediniz. Gerekli ise ekleyiniz. Gereğinden fazla yağ doldurmayınız. Lastik basınçlarını kontrol ediniz ve önerilen basınçta tutunuz. Lastik yüzey ve dişlerindeki kesikleri, diğer hasarları ve düzenli düzensiz aşıntıları inceleyiniz. Düzensiz aşıntı, tekerlek açı ayarlarının veya balansının bozuk olduğunu gösterir. Motor ve transmisyon yağlarını ve yağ sızıntıları olup olmadığını kontrol ediniz. Yağ çubuğunu çıkarıp silerek tekrar yerine takınız ve tekrar çıkararak yağ seviyesini kontrol ediniz. Gerekli ise ekleyiniz. Gereğinden fazla yağ doldurmayınız.
Bir iki ayda bir hava filtresini kontrol ediniz. Kirili ise değiştiriniz. Akünüzü soğuk havalarda ayda bir, sıcak havalarda haftada bir ve uzun yolculuklarda her gün kontrol ediniz. Kabloların sıkı ve oksitlenmemiş olduğundan emin olunuz. Eğer kapaklı tipte ise, sıvı seviyesini kontrol ediniz. Eksilmiş ise saf su ekleyiniz. Dikkat: akünün yakınında sigara içmeyiniz, kibrit veya çakmak yakmayınız.

*6 AYLIK VEYA 10 000 KM'LİK BAKIM
Motor yağını ve uygulanabilirse yağ filtresini değiştiriniz.
Mekanik vites kutusu yağ seviyesini kontrol ediniz. Eksilmiş ise tamamlayınız.
Diferansiyel yağ seviyesini kontrol ediniz. Eksilmiş ise tamamlayınız.
Fren balatalarının aşıntı kontrolünü yapınız.

*12 AYLIK VEYA 20 000 KM'LİK BAKIM
Motoru ayarlayınız, bujileri değiştiriniz (Platin bujiler imalatçının önerisi doğrultusunda değiştirilmelidir).
Kavrama pedalı boşluk ayarını yapınız (mekanik transmisyonlularda).
Tekerlek balansı yaptırınız.
Ön düzen ayarı yaptırınız.
Amortisörlerde yağ sızıntısı olup olmadığına bakınız. Amortisörün çalışıp çalışmadığını test etmek için, aracı yukarı aşağı sallayınız. Sallamayı bıraktığınızda araç hemen sallanmayı bırakmalıdır. Aşınmış veya sızdıran amortisörler daima çift olarak değiştirilmelidir.

*24 AYLIK VEYA 40 000 KM'LİK BAKIM
Soğutma sisteminizi boşaltıp yıkadıktan sonra önerilen antifriz ve su karışımı ile doldurunuz.
Fren hidroliğini değiştiriniz
Hava filtresini değiştiriniz.
Cam sileceklerini değiştiriniz. Aşınmış veya sertleşmiş lastiklerde sıvama veya gevşeklik görülür.
Otomatik transmisyon sıvısını boşaltarak yenileyiniz, filtresini temizleyiniz veya değiştiriniz, bantları ayarlayınız (uygulanabiliyorsa).
Aracın altından, delik kırık veya gevşek egzoz borusu, susturucu ve bağlantıları olup olmadığını kontrol ediniz. Hasarlı parçaları değiştiriniz.
NOT: Modern taşıt motorlarının çoğunda lastik kam mili kayışı (trigger kayışı) kullanılmaktadır. Bu kayışın imalatçının önerileri doğrultusunda değiştirilmesi önemlidir. Aksi halde kayış kopabilir ve motor hasarına yol açabilir. Önerilen değiştirme periyotları 40 000 km...100 000 km veya 4...5 yıl arasındadır.

*ABS (Anti Bloke Brake System) Kilitleme Önleyici Sistemi
Kilitleme önleyici sistemin görevi, kuvvetli frenleme sırasında tekerleklerin kilitlenmesini önlemektir. Yani tekerlekler kaymaya başlamaksızın kilitleme sınırına kadar frenlenmelidir. Bu husus otomobilin tüm özelliklerinde (kuru, buz kayganlığı) sağlanmalıdır
ABS fren sisteminin fonksiyonu her türlü frenleme koşulu altında aracın; stabilitesini, direksiyon hakimiyetini, optimum şekilde frenlenmesini sağlamaktır.
Optimum şekilde frenlemenin anlamı, maksimum yol tutuşunu elde ederek frenleme mesafesini optimize etmektir.
Acil durumlarda fren yapmak gerektiğinde, sürücü; önüne çıkan bir engelden kaçabilmeli, virajlarda hakimiyeti kaybetmemeli, tekerleklerin yol tutuş seviyeleri farklı olsa bile direksiyon hakimiyetini kaybetmemelidir.
Fren mesafesinin azaltılmasının yanı sıra, ABS fren sisteminin en önemli avantajı, acil frenlemeler esnasında direksiyon hakimiyetinin kaybedilmemesidir. Aşırı hızın neden olduğu tehlikeler, hiçbir ABS fren sistemi tarafından telafi edilemez.
Sistemin Ana Parçaları
Devir Sayıcı Verici:
Devir sayıcı vericileri tekerleklerin dönme hızlarını ölçerler. Tekerleklerle beraber dönen disklerin dişleri sabit konumlu endüksiyon hissedicilerle alternatif gerilim üretirler. Bu alternatif gerilimler ise sinyal şeklinde elektronik kumanda cihazlarına iletilirler.
Devir sensörleri;
sürüş hızını, tekerleklerin hızlanmasını, yavaşlamasını ve kaymasını ölçer.
Sensörlerin çalışması özetle şu şekildedir:
Manyetik akış çizgileri, tekerlek ile birlikte dönen bir sinyal dişlisinin sensöre bakan dişlerine doğru yaklaşırlar. Dişin varlığına veya yokluğuna bağlı olarak, katı bir yüzeyden boşluğa geçilmesi manyetik akışta değişikliğe sebep olur. Bu değişiklik; sensör terminallerinde bir elektromotor kuvveti ve sonuç olarak da elektronik kontrol ünitesi için bir alternatif elektrik sinyali oluşturmaya yeterlidir.
Sensörün dahili elemanları (bobin ve daimi mıknatıs) tamamen koruyucu reçine içine yerleştirilmiş olup, plastik bir muhafaza ile çevrelenmişlerdir. Sensör muhafazasına monte edilen bir burç muhafazayı deformasyona maruz kalmadan bağlar. Sinyallerin doğru olarak elde edilebilmesi için sensörün ucu ile dişli arasındaki mesafe araç kataloğundaki değerlerde olmalıdır.
Elektronik Kumanda Cihazı
Elektronik kumanda cihazı, devir sayısı hissedicilerden sinyalleri alır değerlendirir ve tekerlek fren silindirindeki optimum frenleme için gerekli olan hidrolik basıncı hesaplanır. Kumanda cihazı hesaplanan değeri hidrolik üniteye aktarır.
Hidrolik Ünite:
Hidrolik ünite manyetik supabı ve iletme pompası elektronik kumanda cihazı tarafından devreye sokulur. Böylece fren basıncı ihtiyaca göre tutulur, yükselir, azalır.
Sistemin Çalışması
Bir tekerleğin kilitleme tehlikesi doğar doğmaz bu tekerleğin devir sayısı düşer. Bunun için elektronik kumanda cihazı hidrolik üniteye ‘ Fren hidroliğini çek ’ komutunu verir. Bunun üzerine geri iletme pompası fren hidroliğini tekerlek frenleme silindirinden çekerek basınç tutucu üzerinden fren merkez pompası devresine iletir. Fren basıncının ortadan kaldırılması, tekerleğin kilitleme tehlikesini önler. Aynı anda tekerlek tekrar hızlanır. Elektronik kumanda cihazı tekerleğin yeniden kuvvetli bir şekilde frenlenebileceğini tekrar belirler ve hidrolik üniteye ‘ fren hidroliğini gönder ’ komutunu verir. Böylece manyetik supap üzerinden basınç tekrar yükselir. Ayarlama (düzenleme) süresi yeniden başlar.Sistemin çalışmasını daha iyi anlayabilmek için kademe kademe incelemek daha iyi olacaktır. ABS fren sistemleri prensipte aynı olmakla beraber pratikte bazı teknik farklılıklar bulanmaktadır.

*Akü nedir? Bakımı nasıl yapılır
Kimyasal anlamda enerji depolayan ve gerektiğinde bu kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren cihazlara Akü denir.
Aküler yapı olarak birbirine benzerlik göstermelerinin yanı sıra bir grup elektro kimyasal hücreden oluşmaktadırlar. Bu hücrelerin her birinde bir pozitif, bir negatif elektrot ve bir ayıraç mevcuttur.
Akü Deşarj edilirken iki elektrotun içinde bulunan farklı materyaller arasında elektro kimyasal bir değişim meydana gelir. Çok basit anlamda, negatif elektrottaki madde oksijenle tepkimeye girerek elektronlarını serbest bırakır, yani daha negatif bir konuma gelir. (Anot reaksiyonu). Aynı zamanda pozitif elektrottaki madde azalır ve elektrot daha da pozitifleşir (Katot reaksiyonu) Elektronlar pozitif ve negatif kutupları birleştiren bir dış devre aracılığıyla elektrotlar arasında dolaşır. Elektronlar pozitif ve negatif elektrotlar arasında hareket ederken farlar, marş motoru gibi bir dış devreyi de faaliyete geçirir. Enerjiyi depolamak için farklı materyaller kullanılabilir ve aküler genellikle o akünün yapısında aktif olarak kullanılan nikel/kadmiyum – nikel/demir – lityum/demir gibi materyalle tanımlanırlar. Diğer akülerse elektrotlarda bulunan diğer tıp materyallerle ve kullanılan elektrolit tipine göre adlandırılırlar. En yaygın olanları kurşun asit aküleridir.Kullanılan aktif materyal, hücrelerin voltajını belirler ve hücrelerin sayısı da akünün toplam voltajını belirler. Bir kurşun asit akünün 2 V. civarında nominal voltajı vardır. Bir çok araba aküsü bu tip 6 hücreden oluşmaktadır. Bu yüzden 12 V. lik bir voltaja sahiptirler. Geleneksel açık aküler elektrolit ile doldurulabilir.Bakım gerektirmeyen aküler doldurulamaz Yeniden bileşim aküleri doldurma gerektirmez, çünkü aküde bulunan hidrojen ve oksijen gazları birleşerek suya dönüşürler.
Su seviyesi hiç bir zaman plaka seviyesinin altına düşmemelidir.
Yaz aylarında su daha sık azalacağından kontrolleri sıklaştırmakta fayda vardır.
Akü kısa devreden korunmalı, üzerlerinde metal bir şey unutulmamalı.
Ani sıcaklık, soğuk ve ateş tehlikelidir. Patlama olabilir.
Sarsıntılardan etkilenmemeli, sabitlenme yapılmalı.
Akü gözlerindeki tapaların havalandırma delikleri açık olmalı.
Kutup başları, oksitten korunmaları için gres veya vazelin ile kaplanmalıdır.
Yağ ve yakıtın bulaşmamasına dikkat edilmeli.
Akü bağlanırken önce pozitif (+), sonra negatif (-) ucu takılır. Sökerken ise bu işlemin tersi yapılmalıdır.
Su ilave edilirken akü üzerinde bulunan seviyelere dikkat ediniz.
Dolu (asidi veya suyu olan) aküyü şarjsız bırakmamaya özen gösteriniz.
Şarj olurken çıkardığı gazlar insan sağlığı için tehlikelidir.
Ambalajında kullanıma hazır halde bir akü satın aldığınızda akünün uzunca bir zamandan beri yattığını düşünüp akünüzün amperinin en fazla % 10’uyla şarj etmeniz faydalı olacaktır. Eğer asidi konmamış bir akü satın almışsanız, akü yeni yani sıfırsa ilk defaya mahsus sadece özgül ağırlığı 1.285 olan saf sülfürik asit konur. Plakaların üzerini 10-15 mm geçinceye kadar asit doldurulduktan sonra akü en az iki saat dinlendirilir, bu süre akünüzün ömrünü arttıracaktır. Bu işlemden sonra bir kaç günde bir akü gözleri açılarak su (elektrolit) seviyesi kontrol edilmeli seviye düşmüşse sadece saf su ilave edilmelidir. artık bundan sonra asit konmaz.
Soğuk havalarda akülere neler olduğu konusunda bir çok yanlış kanı mevcuttur. İnsanlar genellikle aküler düşük ısılarda, soğuk havalarda kapasitelerini kaybetmezler diye düşünürler. Ama bu genellikle yanlıştır, kaybederler. Hem de enerji sağlama yetenekleri azalır. Derece düştükçe aküdeki kimyasal reaksiyon yavaşlar. -10C°' den sonra her derece ısı düşüşünde kimyasal reaksiyon süresi ikiye katlanır. Bu yağın soğuk havadaki özelliğiyle kıyaslanabilir. Derece düştükçe yağ akışkanlığını gittikçe yitirir. Kimyasal terminolojide kurşun plakaların içinde durduğu asit , kurşun plakalara doğru kurşun sülfat olmak için içindeki sülfiri harekete geçirir ve bu hareket tekrarlanır, işte belirtilen bu hareket soğuk havalarda oldukça yavaşlar. Soğuk havada rezistans yükseldiğinden, aküden alınan akımın voltajı düşer. Akünün gücü ısı ile temas halinde olduğu zaman azalır (aküler fonksiyonlarını en iyi + 10C° ile +30C° arasında gösterirler) Akünün gücünde aşırı ısıdan dolayı meydana gelen azalma, aküyü soğuk havada kullanmadan anlaşılmaz. Bunun sebebi akünün yüksek ısıda kullanıldığında ortaya çıkan aşınmadır. SORUN, kimyasal reaksiyonun yüksek derecelerde daha hızlanmasıdır. Akü daha çabuk enerji üretir, bu da elektrotlardaki aşınmanın artması demektir. Buna ilaveten gaz oranı yükselir. Su buharlaşır ve aşınmayı daha da hızlandıran asit daha çok yoğunlaşır. Isı sorunu, sadece aracın sıcak iklimde kullanılmasında ortaya çıkmaz. Eğer akü bir ısı kaynağının yanına veya sıcak bir bölüme konulursa akünün ömrü belirgin bir şekilde kısalır. Bu sebepten ötürü, akü sıcak bir ortamda kullanılacağı zaman ısıdan korumak için levhalar kullanılır.Bir kurşun asit aküsü dışardan bir güç kaynağıyla şarj edildiğinde deşarj süresi oluştuğu gibi, elektrotlar zıt yöne giderler. Bunun oluşması için dış güç kaynağının aküden daha çok enerji üretmesi gerekmektedir. Her kurşun asit ünitesi takriben 2V üretir. Bu da şarjın amacına göre 10V' luk bir araba aküsü için her üniteye 2.2-2.4 V ya da toplam 13.2-14.4 V verilmesi anlamına gelir. Bir marş aküsü genellikle aracın kendi jeneratörü tarafında şarj edilir. Fakat hepimizin de bildiği gibi akü herhangi bir nedenle boşalmış olabilir. Yani bir akünün doldurma cihazına ihtiyaç duyduğu an gelmiştir.Aküyü şarj etmek için güvenilir bir şarj cihazı gereklidir ve bu cihaz mutlaka voltaj regülatorü olmalıdır. Bizim genelde uyguladığımızın tersine şarj süreci oldukça karmaşıktır. Bununla birlikte biz sadece aküyü şarj ederken çıkabilecek pratik sorunlarla ilgileniyoruz. Güvenlik açısından kimse piyasada bulunan basit destekleme şarj cihazlarını kullanmamaktadır.
Aşırı yükleme akünün belirtilen noktanın üzerinde şarj edilmesi ile ortaya çıkan yaygın bir hatadır. Geleneksel akülerde aşırı yükleme hidrojen ve oksijenin birikmesine ve uçup gitmesine sebep olur. Bu gazlar patlayıcı oksi-hidrojen karışımı halini alırlar. Bu yüzden bu işlem daima iyi havalandırılmış yerlerde yapılmalıdır. Aküde gaz oluşurken, dereceyi düşüren ve yoğunluğu arttıran elektrolitten su buharlaşır. Açıkta kalan elektrotlar hasar vermeye meyillidir. Aşırı yüklemede meydana gelen su kaybını tamamlamak için akülere arıtılmış su konulur. Aşırı yüklemeden meydana gelen bu etki genellikle gözle görülmez ve akünün ömrünün kısalması ile sonuçlanır.

*Antifiriz suyun donmasını nasıl önlüyor?
Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.
Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.
Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak 'anti-firiz' dediğimiz sıvı ilave edilir.
Motorun soğutma suyunun i ine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?
Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.
Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.
İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümü de bu amaçla 'etilen glikol' denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.
Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.
Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.

*Aracınızın ünitelerinde yer alan sıvılar ne işe yarar?
Ne kadar zamanda bir değişmeli
Araçların çalışma unsurlarında önemli görevleri olan yağ, antifriz, gaz, asit ve su gibi araç bünyesinde bulunan sıvılar kaputun altında kendilerine ait haznelere sahipler. Eksildiği zaman tamamlanan yada bakımı yapılan bu sıvıların bakım zaman aralıkları değişkenlik göstermektedir. Araç ve sürücüsü için hayati önem arz eden bu sıvıların kullanma kılavuzu yada talimatnamesine göre belirtilen bakımlarının yapılması gerekmektedir.
Bahsi geçen kılavuzda depoların litre hacimlerinden hangi sıvının doldurulması gerektiğine, sıvıların kalitesinden işlevine pek çok bilgi sunulmaktadır.
Aracımızın ünitelerinde yer alan belli başlı sıvılar:
Motor yağı
Motor yağı, motorun tüm hareketli aksamı üzerinde film şeklinde ince bir tabaka oluşturarak sürtünme ve aşınmayı azaltır, bu da tekerleklere daha fazla güç aktarıldığı anlamına gelir. Motor yağı içerdiği deterjanlar vasıtası ile motoru temizlemeye yardımcı olur, pasa karşı korur ve aynı zamanda silindirlerin çevresindeki aşırı sıcağın bir bölümünü kartere indirmeye yardımcı olur. Yağın kullanma kılavuzuna göre bakımı yapılır.
Motor yağları hakkında merak ettiğiniz her şey.
Şanzıman yağı
40.000 ile 60.000 kilometrede yada 2 yılda bir değiştirilmesi önerilen şanzıman yağının tavsiye edilen bakım / değişim oranları araçların el kitabında mevcuttur.
Otomatik şanzıman bakımı.
Direksiyon hidroliği
Hidrolik direksiyon sistemlerinde kullanılan hidrolik yağı çoğunlukla sorun çıkarmayan sıvıların başından gelir. Her ne kadar sızıntı olasılığı düşük olsada periyodik bakımlarda servis tarafından kontrol edilmeli ve eksikse tamamlanmalıdır.
Fren Hidroliği
Özellikle havanın uzun süreli sıcak olduğu yerlerde eskiyen hidrolik yağı kaynama yapabileceğinden ortalama 1.5 yılda bir kez değiştirilmesi gerekmektedir. Sızıntı bile olmasa zamanla fren pistonları ile balataların sıkışması sonucu oluşturduğu boşluğa dolduğundan kendi kendine azalır.
Klima gazı
Uzman ve bilgili kişiler haricinde açılmaması gereken ve motor kaput kilidinin arka kısmında bulunan alüminyum borular üzerindeki kapaklardan dolumu yapılan klima gazı kesinlikle yetkili servis tarafından ve uzman kişilerce doldurulmalıdır. Yılda 1 kere kontrolü gereken klima gazının 2 yılda 1 değiştirilmesi öngörülmektedir.
Antifriz
Radyatörün paslanması ve soğuk havalarda suyun donmasını engellemek için radyatör suyuna ilave edilen antifriz yılda 1 sefer kontrol edilmeli ve gerekiyorsa değiştirilmelidir.
Cam Suyu
Deterjan katkılı suyun konması camların temizliği açısından daha olumlu olduğundan saf su yerine katkılı su kullanılması tavsiye edilen Cam Suyu bittikçe eklenerek doldurulmalıdır

*Az Benzin İle Çok Kilometre Yapmanın 5 Yolu
Soğuk motorun rölanti devrini kontrol eden hızlı-rölanti egzantrik ayarı yüksek ise benzin sarfiyatında artış sağlar. Deniz seviyesinden yükseldiğiniz her 360 metrede hava / benzin karışım oranında yüzde 1,25'lik bir azalma olur ve hava inceldiğinden karışım zenginleşir, bu durumlarda karbüratörün fakir karışım verecek şekilde ayarlanması ve deniz seviyesine inildiğinde artacak hava yoğunluğundan karbüratör ayarını zengin karışıma göre ayarlamanız yakıt sarfiyatınızı azaltabilir.
Motor soğukken çalıştırıldığında keskin bir benzin kokusu alıyorsanız büyük ihtimalle cigle zengin karışım verecek şekilde ayarlanmıştır, bu ayarın düzeltilmesi hem motorunuzun alışmasını kolaylaştıracak hemde yakıt tüketiminizi azaltacaktır. Cigle kelebeği elektrikli olan araç sahipleri ise araccın motoru ısındığında kelebeğin tam açılıp açılamadığını kontrol etmelidirler. Benzin sarfiyatını arttıran bir diğer etken sıkı veya tutukluk yapan gaz pedalıdır, pedal yukarı-aşağı düzgün hareket edebilmelidir, yumuşak veya sert olmamalıdır. Aracı kullanırken gaz pedalının altında bir yumurta varmış gibi pedala basarsanız ve araca gazı yedire yedire verirseniz sarfiyatınızı azaltmanıza sebebiyet verecektir.
Bujiler benzin sarfiyatını azaltan en önemli motor ekipmanından birisidir, her 10.000 kilometrede bir sefere mahsus bujilerin temizlenmesi ve gerekiyorsa bujilerin değiştirilmesi önemlidir.
Benzin sarfiyatının azalmasını sağlayacak bir diğer etken tam şarjlı aküdür. Tam şarjlı aküler voltaj regülatörü şarj dinamosunun verdiği elektriği en aza indirerek şarj dinamosunun emdiği beygir gücünü azaltarak morun çekişini arttırır. Ayrıca tam doluyken silindirlerde tam yanmayıda sağlayan akünü bakımıda önemlidir. Akünün su seviyesini kontrol etmeniz, akü üzerinde kısa devreye sebebiyet verecek durumlardan sakınmanız, yağ yakıt gibi sıvıların aküye bulaşmamasına dikkat etmeniz, aşırı ve ani sıcaklıktan ve soğuktan akünüzü korumanız, ateşten sakınmanız akünüzün ömrünü arttıran hususlardır.
Motor bakımı ise sarfiyat azartan bir diğer sebeptir, aşınmış segmanlar motorun kompresyon oranını düşürürken yağ sarfiyatını arttırır, kompresyon basıncı düşen motorun çekişi azalır ve yakıt sarfiyatı artar. Motorun bu arızasını gidermek için motorunuzu sokacağınız revizyon büyük maliyetler çıkarabilir. Aracın egzost sisteminde tıkanıklık olmamasına dikkat etmeniz gerekmektedir, egzostda olabilecek tıkanıklıklar karşı basıncı yükselteceğinden motorda çekiş düşmesine sebebiyet verir. Motorunuzun silindirine kapak contasından basınç kaçmasını önlemek için silindir kapak cıvataları iyice sıkılmış olmalıdır.
Egzost sistemi hariç tıkanık olmamasına dikkat edeceğiniz diğer yer karter havalandırma borusudur, tozlu yollarda bu boru tıkanarak karter havalanmasını engeller ve karter içindeki hava ve yağ buharları dışarı sağlıklı atılamadığından basınç yükselmesi olur ve bu basınç pistonların hareketine etki ederek motor gücünde düşüşe ve harariyete sebebiyet verir.Motora takılı kayışların gerginliği iyi ayarlanmalıdır, fazla sıkı olan kayış ayarı motora fazla yük bindireceğinden motor yükü taşıyabilmek için daha fazla yakıt tüketir. Otomatik vitesli araçlarda uzun süre düşük viteste gitmek fazla yakıt sarfiyatına sebep verir, şanzımanın roketleme zamanı ayarı kontrol etmeli, bu ayarın düzgün ve emniyetli olmasına dikkat edilmelidir.
Otomatik şanzımanlarda roketleme tereddütlü, ani kavrama veya inleme, kaydırma şeklinde yüksek vitese geçiyorsa şanzıman kontrol edilmelidir. Normal şanzımanlarad ise benzin sarfiyatını arttıran etken kaçıran debriyajdır. Debriyaj tamamen yerine oturmadığı için motorun ürettiği gücü tam olarak transfer edemeyerek yakılan yakıtın boşa gitmesine sebebiyet verir. Debriyaj balatası aşınmadığı durumlarda debriyaj ayarı ile kaçırma kolaylıkla önlenebilir.Az benzin yakmak için temizliğine dikkat edilmesi gereken en önemli ekipmanlardan biri hava filtresidir. Hava filtresi kirliyse karbüratöre giren havada azalma olur ve daha fazla benzin emilir. Hava filtresi zamana bakılmaksızın kontrol edilmeli, temizlenmeli veya gerekiyorsa değiştirilmelidir.
Aracınızın ayakları olan tekerleklerin rulman yataklarının sıkıştırma oranını kontrol etmelisiniz. Gerektiğinden fazla sıkılmış olan rulman yatakları tekerleğin dönüşüne ve frenlemeye mani olarak hem lastiklerin çabuk aşınmasına sebebiyet verir hemde sürüş emniyetini tehlikeye atar.
Ayrıca aracın rot ayarı bozuksa benzininizin bir kısmı aracın bu bozukluklardan oluşan sürtünme ve sürüklenmelerini engellemek için harcanır. El freninin ayarıda ayak freni gibi önemlidir, çok sıkı yapılmış ayar tekerleği tutar ve balataların kampanaya sürtünmesine sebebiyet verir.Aracınızın kaportasında yapacağınız modifikasyonlara dikkat ediniz, aracın aerodinamik yapısını bozacak değişiklikler ile yakıt sarfiyatı artacaktır.
Bagajda lüzumsuz ağırlık yapan nesnelerden sakınınız, aracın havaya karşı göstereceği direnç azaldıkça gidilen yol artacağından aracın dış yüzeyinde yapıyı bozacak değişiklikler yapmaktan kaçınınız.

*Az yakıt tüketmenin püf noktaları, yakıt tüketimini minimuma indirmek elinizde.
Akaryakıt fiyatlarına her geçen gün periyodik olarak gelen zamlar herkesi canından bezdirdi. Yakıt tüketimini minimuma indirmek elinizde. Eğer otomobiliniz son günlerde fazla yakıt tüketmeye başlamışsa vakit geçirmeden servisinizin yolunu tutun. Çünkü birkaç küçük önlemle yakıt tüketimini kontrol altında tutabilirsiniz.
Tedbirinizi almadan önce otomobilinizdeki onarılması gereken yerler hakkında teşhisinizi doğru koyun. Bazı basit onarım teknikleri ile aşırı yakıt tüketiminde tasarrufu kolaylıkla sağlayabilirsiniz. Bütün iş bunun yöntemini iyi bilmekte yatıyor.
Aracınız fazla yakıt harcıyor mu?
Otomobilin konforu, çekişi, aksesuarlarının nasıl olduğundan önce, belki de ilk sorulan soru bu. Çoğumuz, süper ama kilometre başına fazlaca yakıt tüketen bir otomobille dolaşmak istemez. Lüksünün yanında, yakıt tüketimi de otomobillerin tercih edilirliğini arttırıyor. Öte yandan hep merak edilen konular, aracın ne kadar benzin yaktığı, eğer fazla yakıyorsa bunun nedenleri ve yakıt tüketimini en aza indirmenin yolları oluyor.
Örneğin aşağıdaki belirtileri hissettiğinizde, aracınızın fazla yakıt yaktığını anlarsınız.Nasıl anlayacaksınız?
• Motorun çekişinde azalma olur.
• Egsoz gazı siyah, göz yaşartıcıdır, benzin kokar.
• Egsoz kuyruk borusu içinde karbon isi oluşur.
• Egsozda patırtılı sesler olur
• Motor soğukken kolay, sıcakken güç çalışır.
• Bilinen miktarda benzinle yapılan kilometrede azalma olur.
Teşhisi doğru koyun Aracınızın fazla yakıt yakıp yakmadığının tespitini yapmak için, bir litre benzinle kaç kilometre yol gittiğinizi bilmeniz gerekiyor. Bunun için yakıt deponuzu, tabanca otomatik olarak yakıtı kesinceye kadar doldurun. Bu sırada kilometre saatinizi okuyun.
Diyelim ki; 58.500 km.'de olsun belirli bir yol gittikten sonra aynı istasyonda ve aynı tabancadan yine tabancanın otomatik durmasını esas alarak deponuzu bir kere daha tam doldurun. Kaç litre benzin aldığınızı bir kenara yazın. Kilometre saatini tekrar okuyun. Toplam kilometre 58.750 ve deponun aldığı benzin 25 litre olsun.
Şimdi toplam kilometreden, ilk toplam kilometreyi çıkartırsak (58.750-58.500=250) gittiğimiz toplam kilometre bulunur (250 km). Bunu aldığınız yakıt miktarına böldüğünüzde ( 250 : 25 =10 ) aracınızın bir litre yakıt ile kaç kilometre yol gittiği ortaya çıkar.
Bir araçta yakıt tasarrufundan bahsetmeden önce, fazla yakıt harcamasının nedenlerini açıklamak yerinde olur. Aracın fazla yakıt harcamasının nedenlerini iki grupta toplamak mümkündür. Birincisi araçtan kaynaklanan kusurlar, ikincisi ise sürücüden kaynaklanan kusurlar. Araçtan kaynaklanan kusurlar: Aşağıdaki tavsiyelerin bir kısmı bakım teknisyeni tarafından yapılabilir. Ama sizin tarafınızdan yapılabilecek basit onarım ve bakımlar da vardır. Bu bakımlar kesinlikle rasgele bir tamirciye değil uzman ve yetkili bir servise yaptırılmalı.
Bu bakım ve kontroller:
1. Motorunuzun ayar ve bakımlarını (her 5.000 km.'de) ve uzman kişilere yaptırın.
Bu ayar bakımlarında;
• Hava filtresinin temizliğine dikkat edin. Tıkanmış hava filtresi yakıt tüketimini arttırır.
• Hava filtresini yaz veya kış durumuna göre takın.
• Distribütör platin ayarını katalog değerine ayarlatın. Değerinde olmaması yakıt tüketimini arttırır.
• Akümülatör ve bağlantı kablolarının bozukluğu motor verimini düşürür. Değerinde olmaması yakıt tüketimini arttırır.
• Bujilerin arızalı ve ayarsız olması yakıt tüketimini yüzde 10 arttırır.
• Karbüratörün bakımın yaptırın.
• Rölanti devri katalog değerinde olmalı. Yüksek devir yakıt tüketimini arttırır.
• Bakım teknisyeninizin, rölanti devri ayarını gaz analiz cihazı ile yapılmalı. Sıkı ve tutukluk yapan bir gaz pedalı yakıt tüketimini artırır.
2. Fren balataları ayarsız ve sıkı ise tekerlek dönüşü zorlanır. Yakıt tüketimi artar.
3. Debriyajın kaydırması yakıt tüketimini arttırır.
4. Ön düzen ayarlarını her 10.000 km.'de bir kontrol ettiren.
5. Lastik havaları uygun basınçta olmalıdır. Havası az olan lastikte yuvarlanma güç olduğundan yakıt tüketimi artar.
Sürücüden kaynaklanan kusurlar:
Sürücü aracı kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat ettiğinde daha az benzinle daha çok kilometre yapabilir. Öncelikle az benzinle çok kilometre gitmenin yolu sabırdan geçer sözünü unutmayalım. Eğer ekonomi sizin için ön plandaysa aşağıdaki önerilerimizi dikkatlice uygulayın.
1. Önünüzdeki aracı çok yakından takip etmeyin. Zira devamlı olarak aracınızı frenler ve gazlarsınız. Bu durum ilave benzin pompalanmasına neden olur. Ani fren ve ardından gaz basmak yakıt tüketimini yüzde 5 arttırır.
2. Şehirlerarası yolda en verimli hız 80-90 km. arasındadır. 90 km.'nin üstünde her kilometre yakıt tüketimini yüzde 1 arttırır. Son vitesteki 90 km.'lik hız yaklaşık 3.000-3.300 motor devrine eşittir. Diğer viteslerde de motorunuzu 2.750-3.000 devirler arasında çalıştırın (Bunun için takometreden faydalanın).
3. Motorunuzun harareti (ısısı) yakıt tüketimini etkiler.
• İlk hareketten önce motorun ısınması için en fazla 30 saniye bekleyin. Fazla ısınmasını beklemek yakıt tüketimini arttırır.
• Ancak şehirlerarası yola çıkarken, hareket göstergesinin normale yaklaşmasını bekleyin.
• Kışın motorunuzun çok soğumaması için radyatör önünü gazete kağıdı ya da benzeri bir şeyle kapatın.
• Soğuk motorda yakıt sarfiyatı fazladır. Motor tam ısınmadan yapılan yolculuklardan (özellikle kısa mesafelerden) kaçının. Böyle durumlarda aracınız yüzde 25 daha fazla yakıt harcar.
4. Yakıt deponuzun hatalı doldurulması yakıt tüketimini arttırır. Deponuzu doldururken aşağıdaki noktalara dikkat edin.
• Deponuzu mümkünse pompanın yavaş hızı ile doldurun.
• Depo hiçbir zaman ağzına kadar doldurulmamalı.
• İmkanınız varsa sabah veya akşamın geç saatlerinde deponuzu doldurun.
• Depoyu daima dolu bulundurun. Çünkü az benzinde buharlaşma daha fazladır.
• Özellikle dizel motorlu araçlarda, günlük iş bitiminden sonra depoyu kaliteli motorinle doldurun.
• Bir istasyonun pompasına yanaştığınızda pompanın para kısmının bilhassa sıfırlanmasına dikkat edin.
• Aracınızın motoru hangi benzine göre uyarlanmışsa (süper-normal-kurşunsuz) ona göre benzin kullanın.
• Yakıt deponuzun kapağı kilitli tip olmalı. (Benimki degil)

A İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
En son omeralemdar tarafından, 02 Temmuz 2008 18:31 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 11:17

B İLE BAŞLAYAN KONULAR

*BAKIM YAPTIRMAKLA SAĞLANACAK KAZANÇLAR:
*Az tamir masrafı.
Tamir masrafları azalır. Hasarlı bir parçanın zamanında belirlenmesi ve daha büyük problemlere yol açmadan değiştirilmesi, önemli para tasarrufu sağlar.
*Güvenlik.
Bakımsız araç, ciddi kazalara sebep olabilir. Güvenli sürüş için frenlerinizi, direksiyon ve süspansiyon sisteminizi kusursuz durumda tutunuz.
*Daha iyi performans.
Bakımlı araç, daha iyi yakıt ekonomisi ve sürüş demektir.
*Çevre koruma.
Bakımsız araçlar önemli ölçüde hava kirliliğine neden olmaktadır.
*İkinci el satış değeri.
Bakımlı araçlar, bakımsızlara oranla iki üç katına kadar fazla değer etmektedir.
*Kullanım kolaylığı.
Bozuk tekerlek ayarları, aşınmış süspansiyon elemanları ve lastikler kötü sürüşe sebep olmaktadır.
*Geleceği planlama yeteneği.
Kontrol sonucunda, bir parçanın ileride değiştirilmesi gerekeceği anlaşılırsa, bütçenizi ona göre ayarlayabilirsiniz.
*Vefakarlık.
Bakımlı bir araç kolay çalışır, sizi yolda bırakmaz. Bakımsız araçla ise zor durumda kalabilirsiniz.
*Sürüş zevki.
Yola iyi oturan ve isteklerinizi yerine getiren bir aracı kullanmak zevktir.
*Sahiplik gururu.
Aracınız sizin kişiliğinizin bir devamıdır. Ona iyi bakmaya devam etmelisiniz.
Aşağıda (imalatçıların önerilerinin yokluğunda) kolayca uygulayabileceğiniz, size zaman, para ve güven kazandıracak bazı ipuçları açıklanmıştır.
*Günlük Bakım
Fren, dönüş ve dörtlü acil sinyal lambalarınızın çalıştığından emin olunuz. Lambaları her zaman temiz tutunuz.

*BAKIMLAR
Günlük bakımda motorun yağına, suyuna, fren hidroliğine, yakıtına, lastik hava basınçlarına, ışık ve ikaz sistemlerine bakılır.
Haftalık bakımda vantilatör kayışı gerginliği, akü bakımı yapılır.
Akü bakımı yaparken akü dış yüzeylerinin ve kutup başlarındaki oksitlerin sodalı su ve sıcak su ile temizlenmesine, plakaların 1 cm üzerine kadar saf su ilave edilmesine, eleman kapak deliklerinin açık tutulmasına, kışın akü donmasın diye akü tam şarj ettirilir, dijital göstergeli araçta asla akü takviyesi yapılmaz.
Akü kendiliğinden boşanıyorsa akünün üst kısmında pislik birikmiştir.
Kısa devreden dolayı yangın olursa akü kutup başları çıkarılır.
Akü 2 kutup başı arasında her iki kutup başına değen bir madeni parça konsa akü kısa devre olup patlar.
Yağlı tip hava filtresinin bakımı yapılırken sökülen parçalar gaz yağı ile temizlenir.
Yeni bir araçta 0-2000 km arası ilk kullanım süresine rodaj denir. Rodaj süresi çalışan parçaların birbiriyle alışma süresidir. Rodaj süresince aşırı sürat yapılmaz, ani duruş kalkış yapılmaz, motor tam güç konumunda çalıştırılmaz, uzun süre sabit hızda gidilmez.

*BİLİNÇLİ PARK
Aracınızı park ederken bilinmesi gereken ilk kural yapılacak güç manevraların park yerinden çıkarken değil park yerine girerken yapılmasıdır. Aracın sıcak olduğu zaman yapılan güç manevralar aracı pek fazla etkilemeyeceği gibi soğuk bir araçla aynı manevraları yapmanız daha fazla yakıt tüketmenize sebebiyet verecektir.Aracınızı en bilinçli park etme şekli şüphesizki çıkarken hiç bir manevra yapmanıza gerek kalmayacak olan park şeklidir. Bu şekilde yapılan park ile aracınız park yerinden çıkarken soğuk olan motor zorlanmaz. Aracınızı çalıştırdığınız anda yakıt sarfiyatını önlemek için fazla rölantide beklemeden aracınızı hareket ettirin.Sıkışık park yerlerinden çıkarken klima, silecek gibi çalışan aksamları durdurmanız gücün direksiyon hidroliğine devrolmasına ve yakıttan tasarruf etmenize sebebiyet verecektir. Deponuz yeni doldurulmuş ise ve aracınızı yokuşa park etmek zorunda iseniz aracın burnunu yokuş aşağı gelecek şekilde park etmeye özen gösterin.Aracınızı park ettiğiniz yerde aracınızın motorunu fazlasıyla soğutacak hareket halindeki soğuk havadan aracınızı sakınmaya özen gösterin. Sıcak, kumlu ve tozlu iklimlerde garajda muhafaza edilen araçların deposundan buharlaşan benzin açıkta park etmiş bir araca göre çok çok düşüktür. 45-50 °C sıcaklığı bulan illerde araçlar güneş altındayken şamandıra muhafazasında bulunan benzin buharlaşabilmektedir. Aracınızı gölgeye park ederek hem buharlaşan benzinden kar edeceğiniz gibi aracınızı soğutmak için açacağınız klimadan da tasarruf edebilirsiniz.

*BOYA
Kalınlık normal değerlerini de veriyim mikron olarak bilginiz olsun.
*BOYA STANDARTLARI TABLOSU:
Amerikan (Chrysler ve GM) Boya Standardı ( 100-150 mikron arası ) araçta boya yok
Avrupa ve Yerli Araç Boya Standardı ( 150-200 mikron arası ) araçta boya yok
Serpme Boya ( 200-250 mikron arası ) araçta serpme boya var
Macunlu Boya ( 250-300 mikron arası ) araçta macunlu boya var.
*CLİO NUN GENELLİKLE 120-140 ARALIĞINDA OLUYOR ÖN ÇAMURLUKLAR HARİÇ. AMA 180-200ARASINDA ŞÜPHELİ VE ÜZERİNDE KESİNLİKLE PROBLEM VAR DEMEKTİR.
<OGUZ1 MURAT ALINTIDIR>

*BUZ VE BUZLANMA
*ÖLÜMCÜL SAYDAM BUZ

Boş bir otoyolda araç kullanırken aniden 360-derecelik bir dönüş yaparak kendinizi bir hendekte bulabilirsiniz. Bu olay, araç sürücüleri için son derece tehlikeli olan saydam buzla karşılaştığınızda başınıza gelebilir.
Saydam buz, hava ısısı donmaya yakın bir dereceye düştüğünde yol yüzeyinde oluşur. Yol üzerindeki buz erir ve tekrar donar, veya yağmur yağar ve donar. Ayaz da bu beklenmeyen buzlanma olayını meydana getirebilir.
Saydam buz hemen hemen görünmez olduğundan son derecede tehlikelidir. Yol yüzeyi çıplak ve kuru göründüğünden sürücü normal hızda seyrederken kendini emniyette hisseder.

*AŞAĞIDAKİLER SAYDAM BUZ TEHLİKESİNE İŞARET EDEBİLECEK BAZI YOL DURUMLARIDIR:
-Donma noktasının hemen üstünde ve altındaki dereceler.
- Yol kaplamasının koyu ve mat görünmesi.
- Yolun ağaçlarla veya diğer engellerle gölgelenmiş kısımları, örneğin doğu-batı yönündeki tepenin aşağı tarafı. Bu gibi bölgeler sabah güneşinin halen erişemediği alanları oluşturur.
- Köprüler, üst ve alt geçitler.
- Yolun, bir göl kenarını ve nehir yatağını takip ettiği nemli alanlar.
- Geçmişte saydam buzla karşılaştığınız yerler.
Radyo ve TV yol raporlarını dikkatli dinleyerek saydam buz üzerinde seyahat etmekten sakının. Bu gibi bir yol durumundan şüphe ettiğiniz takdirde aracınızı yavaş sürün ve çok dikkatli olun. Fren yapmaktan, hızlanmaktan, öndeki aracı geçmekten ve sert dönüşlerden sakının. Sizin veya diğer sürücülerin araçlarını kontrol zorluğu çektiği durumlarda, emniyetli olan en erken bir zamanda yoldan ayrılın.

*KIŞIN EMNİYETLİ ARAÇ KULLANIMI İÇİN DİĞER BAZI ÖNERİLER:
- Kışın durmak ve dönmek için kendinize fazladan zaman tanıyın. Trafik işaretlerine gelmeden çok önce yavaşlayın.
- Aracınızla diğer akan trafik arasında fazladan bir mesafe bırakın.
- Emniyet kaygısından ötürü duracaksanız aracınızı yol trafik şeritlerinden uzak bir yere park edin.
- Boş bir park yerinde kışın araç kullanma provası yapın. Aracınızı kaydırıp döndürün ve bunları düzeltmek için gerekli manevraları deneyin. Kontrolü kaybetmeden kar ve buz üzerinde durmayı ve dönmeyi öğrenin.
Saydam buz sürücüyü aniden, tamamen sürpriz bir şekilde yakalar. Yol şartlarını iyi anlamayı öğrenirseniz saydam buz kazalarından sakınabilirsiniz.

*BAGAJA DİKKAT!
Bagajı iyice (yedek lastik bölümü dahil) iyice temizleyin ve bagajda gereksiz hiçbir şey bırakmayın. Mümkünse takım çantasını yenileyin veya eksiklerini tamamlayın. İlk yardım çantasının eksikleri varsa onları da tamamlayın. Aracınızı hazırladıktan sonra yapacağınız ilk şey, çok okunan bir gazeteye ilan vermek olabilir. İlanda dürüst olun. Aracınızı abartısızca ve özlü biçimde tanımlayın. Daha sonra müşteri geldiğinde açıklamak üzere, bütün avantajlarından bahsetmeyin. Eğer aracınızı olduğundan iyi tanımlarsanız, müşteri gerçeği görünce hayal kırıklığına uğrayabilir. Bunun aksine, eğer aracı tanıtımdakinden daha iyi bulurlarsa memnun olacaklardır. Telefonlara da nazik ve samimi cevaplar verin. İlan kısmında da belirtildiği gibi, aracınızı abartısızca ve özlü biçimde tanımlayın ancak, yeni lastikler, radyo-teyp, vb. yine müşteri geldiğinde açıklamak üzere, bazı avantajlardan bahsetmeyin. Genellikle niçin satmak istediğiniz de sorulur. "Bıktım" filan gibi cevaplar vermeyin. Gelen müşteriye, önce incelemesi için fırsat verin. Eğer beğendiğini sezinlerseniz, yeni lastikler, yaptırdığınız yeni bakım ve ayarlar, alarm sistemi gibi, ona henüz bilmediği avantajlardan bahsedin. Bazı müşteriler, pazarlık güçlerini yükseltmek, aracınızı daha ucuza almak için aracınızı kötüleyebilirler. Müşteri aracınızı bir uzmana kontrol ettirmek istediğini söyleyerek, bazen bunu bir tamirci veya teknisyen (dürüst olan büyük çoğunluğu hariç) aracılığıyla da yapabilir. Aracınızı iyi tanımalı ve onlara karşı dikkatli olmalısınız. Şayet müşterinin gerçekten memnun olmadığını hissediyorsanız, gereksiz yere fazla çaba harcamamalı ve nezaketle savuşturmalısınız.

*Benzinli taşıt satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar.
Taşıt, yakıt enjeksiyonlu olmalı. Karbüratörlü araçlar enjeksiyonlu taşıtlara göre en az %10 daha fazla benzin tüketirler ve hava kirliliğine neden olurlar. Multi Point Injection (MRI) olanları tercih ediniz. Karbüratörlü araçlardan atılan yanmamış hidrokarbon miktarı çok yüksektir. Bu kirletici çevre ve halk sağlığı açısından çok zararlıdır.
Aracın 100 km.de tüketeceği kurşunsuz benzin miktarı şehiriçi yollarda 7-8 litreden fazla olmamalı. Taşıtların km. başına yakıt tüketimi arttıkça işletme maliyeti ve egzozdan attığı kirletici madde miktarı artar. Aracın 100 km.de tükettiği kurşunsuz benzin miktarı araçla ilgili dosyada mutlaka olmalı.
Bir litre benzin yandığında bir kişinin bir günlük ihtiyacı olan 2000 litre oksijeni tüketir.
Araç yakıt olarak LPG’de kullanılabiliyorsa 100 km’de tüketeceği LPG miktarı 7 litre benzine eşdeğer olmalı. Araç en fazla 4 silindirli olmalı. 6 silindirli araçlar 4 silindirli araçlara göre hem %30 daha fazla benzin tüketirler hem de daha fazla miktarda karbon monoksit ve hidrokarbon gibi kirleticileri egzozdan atmosfere atarlar. Araç kurşunsuz benzin kullanmalı. Kurşun ana rahmindeki bebeklerin ve çocukların zehirlenmesine ve hatta ölümlerine neden olur.
Aracın ağırlığı 1000-1100 kg.dan fazla olmamalı. Taşıt ağırlığı arttıkça tüketeceği benzin ve atmosfere atacağı kirletici madde miktarı artar.
Aracın aynaları gövde ile uyumlu olmalı. Aynalar aşırı büyük olmamalı. Araçlarda sürtünme kayıpları azaldıkça benzin tüketimi de azalır. Aracın gövdesinde çıkıntı az ve pencere camları gömmeli olmalı. Araçta girinti çıkıntı arttıkça benzin tüketimi ve egzozdan atacağı CO, HC, NOx gibi kirletici miktarı artar.
Araç aerodinamik özelliklere sahip olmalı. (CD=0.3 olan tercih edilmeli.)Aracın “ Taşıt Emisyon Kontrol Etiketi ” olmalı. Bu etikette taşıtın bir km.de egzozdan attığı Karbon monoksit, Hidrokarbon ve Azot oksitlerin miktarları belirtilmeli.
Kullanılmış benzinli taşıt satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar:
Enjeksiyon sistemli taşıt satın alınız. Enjeksiyon sistemli taşıtlar karbüratör esaslı motorlardan en az %10 daha az yakıt tüketirler. Karbüratörlü araçlar atmosfere fazla miktarda yanmamış hidrokarbon atarlar. Bu kirletici çevre sağlığı açısından çok zararlıdır.
Araç en fazla dört silindirli olmalı. Altı silindirli araçlar dört silindirli araçlara göre %30 daha fazla benzin tüketirler. Benzinin yanması sonucu oluşan karbondioksitin atmosferdeki ömrü 120 yıldır ve yeryüzünde biriktikçe atmosferin ısınmasına neden olur. Aracın benzin depo kapağı sızdırmaz olmalı. Benzin buharı kanser yapıcı bir maddedir. Ayrıca fazla benzin kaçması benzin tüketiminin artmasına neden olur.
Araçta kurşunsuz benzin kullanılmalı. Kurşun, özellikle bebeklerin ve çocukların ölümüne neden olmaktadır Aracın “ Taşıt Emisyon Kontrol Etiketine ” olmalı. Aracın emisyon standartlarını sağlayıp/sağlamadığı incelenmeli. Taşıt Emisyon Kontrol Etiketinin veriliş tarihinin yeni olmasına dikkat edilmeli.
Aracı çalıştırınız ve motoru dinleyiniz. Motor vuruntusuz-düzgün çalışmalı.Aracı çalıştırınız egzozu kontrol ediniz. Egzozdan siyah duman çıkıp/çıkmadığına dikkat ediniz. Eğer egzozdan beyaz duman çıkıyorsa problem yok demektir. Siyah duman motorun verimli çalışmadığını gösterir. Böyle araçlar hem fazla benzin tüketimine hem de daha fazla miktarda hidrokarbon ve karbon monoksit gibi kirleticilerin atmosfere atılmasına neden olurlar.
Aracın 100 km.de tükettiği kurşunsuz benzin miktarını sorunuz. Araç şehiriçi yollarda 7-8 litreden fazla benzin tüketmemeli. Bir litre benzin, bir kişinin bir günde soluduğu oksijeni tüketir. Aracın benzin kullanımı arttıkça oksijen tüketimi de artar.
Aracın ağırlığı 1000-1100 kg.dan fazla olmamalı. Aracın ağırlığı arttıkça tüketeceği yakıt miktarı ve atmosfere atacağı CO, HC, NOx gibi kirleticilerin miktarları artar.
Aracın km.’si az ve yaşı küçük olmalı. Aracın km.si arttıkça ve yaşı büyüdükçe tüketeceği yakıt miktarı ve egzozdan atacağı kirletici miktarı artar. Aynı model sıfır yaşındaki bir araç, 5 yaşındaki bir araca göre %30 daha fazla kirletici atar ve daha fazla yakıt tüketir.
Aracın lastikleri geniş olmamalı. Sürtünme kaybı arttıkça yakıt tüketimi artar.Aracın bakım/onarımına (özellikle motor kısmı) dikkat edilmiş olmalı. Bakımsız araçlar fazla benzin tüketir ve hava kirliliğine neden olur.
Taksicilerin taksi satın alırken dikkat etmesi gereken hususlar:
Yeni veya kullanılmış araç satın alırken şehiriçi trafiğin de 100 km. en fazla 7 lt benzin veya eşdeğeri LPG tüketen araç satın alınız. Şehiriçi trafiğinde 100 km.de 7, 8, 10, 12, 15 ve hatta 16 lt benzin veya eşdeğer LPG tüketen araçlar olduğunu unutmayınız.
Aracın yedek parçası ucuz diye fazla yakıt tüketen araç satın almayınız. Yedek parçası ucuz diye 100.000 km.de 15.000 lt. benzin tüketen araç satın alarak yılda en az 8000 dolar zarar edersiniz. Bu para ile iki yılda bir aracınızı yenilemeniz mümkündür. İstanbul’da taksilerin çoğu 100 km.de 15 lt ve üzeri benzin veya eşdeğer LPG tüketmektedir.
İstanbul’da taksi adedi 18.500 dir. Benzinli taksi adedi ise 15.500 dir. Bu taksiler İstanbul şehiriçi trafiğinde yılda ortalama 124.000.000 lt extra benzin veya eşdeğeri LPG tüketmektedirler. Veya yılda ortalama 124.000.000 dolar israf edilir (LPG olarak 40 milyon dolar).
Benzin kullanan bir aracı LPG’li araca dönüştürmekle yakıt tüketimi ancak %5-10 azaltılabilir. LPG, benzine göre çok ucuz olduğu için ekonomik olduğu zannedilir. Bu varsayım kesinlikle yanlıştır. Önemli olan az yakıtla daha uzun mesafe alan araç kullanmaktır.
LPG temiz yakıttır. Daha az kirletici deşarj eden yani 100 km.de 6 kg. LPG kullanan araçların olduğunu unutmayınız. Araçta yakıt tüketimi arttıkça egzozdan atılan kirletici miktarı da artar.
Benzinli taşıtlarda taşıt hızına göre yakıt tüketimi:
Şehir içi bölgelerde taşıtlarda kullanılan yakıt tüketimini ve egzozdan atılan kirletici miktarını minimize etmek için taşıt hızı 35-95 km/saat arasında olmalı.
Şehiriçi trafiğinde taşıt hızı 25 km/saat’ın altına düştüğünde egzozdan atılan HC, CO ve NOx gibi kirleticiler katlanarak artar.35-95 km/saat hızda şehir içi trafiğinde 100 km.de 7 lt benzin tüketen bir aracın hızı, 25 km/saat ve altına düşürdüğünde yakıt tüketimini %50 artar.
Aracınızı uygun viteste sürünüz. Aksi durumda araç;- 5-20 km/saat hızda ikinci vites yerine birinci viteste,35-40 km/saat hızda üçüncü vites yerine ikinci viteste,55-70 km/saat hızda dördüncü vites yerine üçüncü viteste,85-.... km/saat hızda beşinci vites yerine dördüncü viteste,sürüldüğünde %15-30 extra yakıt tüketilir.Araç 95 km/saat yerine 115 km/saat hızda sürdüğünde %15 daha fazla yakıt tüketilir. Egzozdan atılan NOx miktarını ise katlanarak artar. Araç ani olarak çalıştırıp hızlandırıldığında normal seyir esnasındaki değerden %60 daha fazla yakıt tüketir. Egzozdan atılan HC’lar trafiğin yoğun olduğu cadde ve meydanlarda ozon kirliliğine neden olur. Ozon ise insanların hastalanmasına, bitkilerin tahrip olmasına neden olur.
Motorunuzu durdurmadan önce vitesi boşa alınız. Aksi durumda atık benzin atılmasına neden olursunuz.
Yeni veya eski benzinli taşıt satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar:
Şehiriçi trafiğinde 100 km.de en fazla 7 litre kurşunsuz benzin veya eşdeğeri LPG kullanan taşıtlar yerine 15 litre benzin veya eşdeğeri LPG kullanan taşıt satın aldığınızda, her 100 km de;8 litre extra benzin tüketirsiniz, Yakıta 8 dolar fazla para ödersiniz, Extra 8 kişinin bir günde soluduğu havayı tüketirsiniz, Extra 18 kg. sera gazı CO2’i atmosfere atarak yeryüzünün ısınmasına neden olursunuz, 8 litre extra benzin tüketerek;-1070 gr. extra çok zehirli atık gaz olan karbon monoksit, -140 gr. extra kanser ve foto kimyasal duman neden olan hidro karbon,-72 gr. extra asit yağmuru ve dumana neden olan azot oksitler, kirleticisini atmosfere atarak havayı daha fazla kirletirsiniz.
Tüm bunlara dur demenin yegane yolu çevre dostu 100 km.de en fazla 7 litre kurşunsuz benzin veya eşdeğeri LPG kullanan araç satın almaktır.
Yeni veya eski benzinli taşıt satın alırken yakıt tüketimi:
Taşıt satın almaya karar verdiğinizde bütçenizi, Türkiye’nin enerji ihtiyacını, araçtan daha az kirletici atılarak çevreyi korumak amacı ile şehiriçi ve şehirlerarası yolda 100 km. tükettiği yakıt miktarını öğrenmeden araç satın almayınız.
Karbon dioksit emisyonu, tüketilen yakıt miktarı artışıyla doğru orantılı olarak artar. Atmosferde CO2 artışı yeryüzünün sıcaklığının artmasına, sık sık fırtınaya neden olur. Daha az yakıt kullanımı, daha az karbon dioksit demektir.
Satın alacağınız aracın yakıt tüketimini bilirseniz yıllık yakıt tüketim maliyetini,Yıllık Yakıt Tüketimi (lt)= Yıllık Seyahat x Yakıt TüketimEdilen Mesafe (km) Hız (lt/100 km) Yıllık Yakıt Tüketimi (Dolar)= Yıllık Seyahat x Yakıt FiatıEdilen Mesafe (lt) (Dolar/lt)Denklemi ile hesaplayabilirsiniz. Bunun için odometreden km.i kaydediniz. Her
seferinde satın aldığımız yakıt miktarını (lt olarak) ve o günkü yakın fiyatını (dolar olarak) kaydediniz. Yıl sonunda odometreden yıllık seyahat edilen mesafeyi (km) bulunuz. Yıllık tüketilen yakıt miktarını toplayınız.
100 km.de 14 lt. ve 7 lt. benzin tüketen iki taşıt var. Yılda ortalama 50.000 km. seyahat edileceği tahmin ediliyor. Buna göre yıllık yakıt maliyeti 14 lt/100 km. yakıt tüketen araç için 7000 dolar 7 lt/100 km. yakıt tüketen araç için 7000 dolardır. Aradaki extra yakıt farkı 3500 lt ve yıllık yakıt maliyeti 3500 dolardır. 3500 lt. extra yakıt tüketerek 3500 kişinin bir günlük oksijen ihtiyacını da kirletmiş olursunuz. Fazla yakıt tüketen araç satın alırsanız yeryüzünün ısınmasına sık sık fırtınaya neden olan 7710 kg. karbondioksiti extradan atmosfere atarsınız.

*Bilinçli Park İle de Az Yakıt Tüketebilirsiniz.
Aracınızı park ederken bilinmesi gereken ilk kural yapılacak güç manevraların park yerinden çıkarken değil park yerine girerken yapılmasıdır. Aracın sıcak olduğu zaman yapılan güç manevralar aracı pek fazla etkilemeyeceği gibi soğuk bir araçla aynı manevraları yapmanız daha fazla yakıt tüketmenize sebebiyet verecektir.Aracınızı en bilinçli park etme şekli şüphesizki çıkarken hiç bir manevra yapmanıza gerek kalmayacak olan park şeklidir. Bu şekilde yapılan park ile aracınız park yerinden çıkarken soğuk olan motor zorlanmaz. Aracınızı çalışıtırdığınız anda yakıt sarfiyatını önlemek için fazla rölantide beklemeden aracınızı hareket ettirin.Sıkışık park yerlerinden çıkarken klima, silecek gibi çalışan aksamları durdurmanız gücün direksiyon hidroliğine devrolmasına ve yakıttan tasarruf etmnize sebebiyet verecektir. Deponuz yeni doldurulmuş ise ve aracınızı yokuşa park etmek zorunda iseniz aracın burnunu yokuş aşağı gelecek şekilde park etmeye özen gösterin.Aracınızı park ettiğiniz yerde aracınızın motorunu fazlasıyla soğutacak hareket halindeki soğuk havadan aracınızı sakınmaya özen gösterin. Sıcak, kumlu ve tozlu iklimlerde garajda muhafaza edilen araçların deposundan buharlaşan benzin açıkta park etmiş bir araca göre çok çok düşüktür. 45-50 °C sıcaklığı bulan illerde araçlar güneş altındayken şamandıra muhafazasında bulunan benzin buharlaşabilmektedir. Aracınızı gölgeye park ederek hem buharlaşan benzinden kar edeceğiniz gibi aracınızı soğutmak için açacağınız klimadanda tasarruf edebilirsiniz.

*Buji bakımı ve temizliği
Ateşleme enerjisini yanma odasına taşıyarak elektrotların arasında oluşan elektrik atlaması ile sıkışmış hava yakıt karışımını ateşleyen Bujilerin maksimum araçların 10 bin kilometre bakımında temizlenmesi, kullanım şartlarına göre 15 bin – 30 bin kilometre arası değiştirilmesi gerekmektedir.
Bujilerin ömrünü etkileyen unsurlar kötü yakıt ve motor sistemi ayarları olabilir. Genellikle araçların yaptığı teklemeler, artış gösteren yakıt sarfiyatı, geç hızlanma bujiden kaynaklanan sorunlar olabildiğinden bujilerin bakımı ve temiliği önemlidir.
Bujinizin bakıma veya temizliğe ihtiyacı olduğunu nasıl anlarsınız;
Bujilerde ki tırnak aralığı kontrol edilmeli, ayar bozuksa fabrika verilerine göre ayarlanmalıdır,
Bujiler söküldüğünde yağ birikintisi varsa yanma odasına fazla yakıt giriyor demektir,
Bujinin izolatör ucu, elektrotları ve gövdesinde kurum varsa karbüratör veya enjeksiyon ayarında bozukluk var demektir,
Buji elektrotları kaynamışsa ve üzerinde yabancı maddeler toplanmışsa, zamansız ateşleme sonucunda aşırı yükleme olmuş demektir,
Bujiler alınan darbe sonucu hasar görmüşse,

B İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
En son omeralemdar tarafından, 02 Temmuz 2008 18:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 11:21

C İLE BAŞLAYAN KONULAR

*Common Rail Sistemi Dizel motora
Dizel motora sahip araçlarda bilindiği üzere yakıt direkt olarak silindirlerin içine gönderilmektedir. Yakıtı pistonlara gönderen döner pompanın yerini artık common rail sistemi aldı."kütük" olarak adlandırılan bir dağıtıcıdan silindirlere gönderilen yakıt yakıt her enjektörden silindirin o anlık ihtiyacı kadar motorin geçmesine olanak sağlıyor. Basit mantık olarak yüksek basınç üreten çok güçlü bir pompa, elektronik kontrol merkezi ve geliştirilmiş enjektörlerden oluşan sistem oldukça hassas.
Ödüllü pek çok otomobilin sahip olduğu motor teknolojisi olan common rail sisteminin bakımında sisteme girebilecek en küçük toz zerreciği bile büyük sorunlara yol açabiliyor. Aracın bakımının yapılacağı yerin çok temiz, dışarısıyla hava akımını önleyen tamamen kapalı bir ortam olması gerekiyor.

*CAMLAR
*ARABALARIN ARKA CAMLARI NİÇİN TAM OLARAK AÇILMIYOR?

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.
Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye Egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar. (ALLAH gösteremesin kapıları kitlediğimizde kaza anında açılmıyormuş? Sıkışıyormuş!) Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur. Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu. Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu. Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. "Yeni araba kokusu" denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz. Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. ORTAYA ÇOK ÖZEL VE TAKLİDİ İMKANSIZ BİR KOKU ÇIKAR. ÇOK GÜZEL KOKU BEN O KOKUYU ARIYORUM.
Alıntı
NOT: Arkadaşlar birde bizim sınıf arabalarda neden arkada silecek varmış biliyormusunuz? Servisteki arkadaşım söyledi bizim araçlar giderken taş, toprak, toz vs arkaya atarmış hani saçlarınızı arkada bir birinin içine girer gibi tararız ya bizim araçta aynen o hareketi yaparmış o nedenden bizim gibi araçlara arka silecekler takıyorlarmış.

*ARKA CAM GERİYİ GÖRMEK İÇİNDİR
Arka cam sürücülerin geriyi görebilmeleri içindir. Ne var ki, kimi sürücüler arka camın önünü geriyi göremeyecek tarzda kullanmaktadırlar.
Camın önündeki bölmeye giyecek, çanta, fotoğraf makinesi, yiyecek ve içecek malzemeleri koydukları gibi gereksiz aksesuarlarla da doldurmaktadırlar. Arka cama çeşitli tip ve boylarda çıkartmalar yapıştırmaktadırlar. Oysa bunların tümü yasaktır. Ve bu yasaklar, trafiğin güvenli bir biçimde yürümesi için konulmaktadır.
Arka camın önündeki bölmeye konulan sert cisimler ciddi bir tehlike kaynağıdır. Bu cisimler sert bir frende, yolcuların başlarına bir mermi hızıyla çarparak ciddi yaralanma ve kazalara yol açabilmektedirler. Lütfen biraz daha dikkat!

*“DONAN CAMA SICAK SU DÖKMEYİN”
Araçların kış mevsimine hazırlanırken radyatörün donma ihtimaline karşı antifriz ilave edilmesi, motor yağı seviyesine bakılması, frenler, silecekler, kalorifer, klima, havalandırma ve rezistansın iyi durumda olduğunun kontrol edilmesi gerekiyor. Ayrıca kışın daha fazla çalışacağı için otomobilin aküsü, elektrik şarj ve marş dinamolarının da kontrolden geçirilmesi önem taşıyor. Havaların soğumasıyla camların zaman zaman buz tutacağını anımsatan yetkililer, çözülmesi için camlara sıcak su dökmek yerine, musluk suyu öneriyorlar. Musluk suyunun “iyi bir buz çözücü” olduğunu ifade eden yetkililer, sıcak su kullanılması halinde camın kırılabileceğine dikkati çekiyorlar. Otomobillerin kapı kilitlerinin donması da kış aylarında sıkça karşılaşılan sorunların başında geliyor. Bu durumda sürücünün buz çözücü sprey kullanması ya da anahtarı çakmak kullanarak ısıtması öneriliyor. Camların antifriz ile silinmesi de camın dışının donmasını engelliyor. Aracın içerisindeki buğulanmayı önlemek için yine sprey kullanılmasını tavsiye eden yetkililer, camın içeriden sıvı deterjanla silinmesinin de işe yarayabileceğini belirtiyorlar.
Kış aylarının özellikle aşırı soğuk günlerinde aracın el freninin kesinlikle çekilmemesi gerekiyor. Fren çekili unutulur ve donarsa aracı arkadan ve önden iterek sıkışan frenin açılması, bununda işe yaramadığı durumlarda fren sistemine sıcak su dökülmesi yeterli oluyor.

*CLİO 3 İNCELİĞİ
<GüLfEm ALKİMAKE teşekkürler>
Çarpışma halinde tepki gösterme özelliğine sahip olan kasa, kinetik enerjiyi daha iyi emen ve dağılımını sağlayan yeni tip çelik ve malzemelerden oluşuyor. Kaportanın ön, yan ve arka bölümleri, darbenin yolcular üzerindeki etki ve şiddetini azaltmak üzere planlı şekilde deformasyona uğrayacak şekilde tasarlandı. Çok sert olması nedeniyle deforme olmayan kabin, her türlü ön blok aksamının (motor, vites kutusu, akü, diğer kutu ve aksesuarlar) iç mekana girmesine karşı koyarak, çarpışma anında yolcuların can güvenliği sağlayan bir yaşam hücresi gibi davranır. Bu aksamlar bir çarpışma halinde üst üste istif olacak şekilde tasarlandı.
Deforme olabilen magnezyum direksiyon simidi armatürü ile pasif geri çekilmeli direksiyon sütunu, muhtemel bir darbe anında direksiyon simidi ile sürücü arasındaki mesafenin arttırılmasını sağlar. Direksiyon simidinin altındaki bölüme yerleştirilen dolgu malzemesi ve koruyucu saç, sürücünün bacaklarından yaralanma riskini azaltır. Fren pedalını gizleme sistemi de sürücünün ayak bileklerinden yaralanma risklerinin sınırlandırılmasını sağlar.
Clio III’ün kapı panolarında dolgu malzemeleri ile birlikte, yandan çarpışma durumunda, darbenin en başından itibaren yolcuları mümkün olan en etkili biçimde korumak amacıyla açığa çıkan kuvvetlerin azaltılmasını sağlayan alüminyum bir kuşak kullanılıyor.
Bir ağaca veya bir direğe çarpma halinde, bir perde hava yastığı ön ve arkadaki yolcuların kafalarını korurken, ön koltukların içine yerleştirilmiş yan hava yastıkları da göğüs bölgelerini korur.
Arkadan çarpışma halinde, Clio III’ün ön bölümünde yine bir Renault yeniliği olan enerjiyi emme özelliğine sahip koltuk ve kafalıklar bulunuyor. Bu yeni teknoloji, «kamçı etkisi» yaratan arkadan çarpışma halinde boynun korunması yönünden önemli bir gelişme oluşturuyor. Kafalığın yükseklik ayarı sırasında, artık sert malzemeden yapılmayan çubukları değil, kafalığın kendisi kızak üzerinde kaydırılıyor. Çarpışma halinde, yolcunun sırtı, başı kafalığa deyinceye kadar koltuk sırtlığı içine daha fazla gömülebiliyor. Darbe halinde sırtlığın eğilmesini sınırlamak üzere, üç adet virgül tipi kafalıkla donatılmış olan arka koltuk sırası ile kasaya bağlanma bölümleri güçlendirildi.

C İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
En son omeralemdar tarafından, 02 Temmuz 2008 18:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 11:25

Ç İLE BAŞLAYAN KONULAR
*ÇEVRE
Çevre konusunda duyarlı olmak gerekiyor. Aşırı yakıt tüketimine yol açabilecek her arızayı vakit geçirmeden gidermeli. Egzoz gazı hem insanları hem de doğayı etkiliyor. En çok da yaşlıları ve bebekleri...
Araca gereğinden fazla yük yüklemek, aşırı hızla sürmek, gereksiz aksesuarlar takmak (aracın üstüne bagaj bağlayıp yük almak, fazladan dış aynalar takmak, süsleyici şeyler ilave etmek, öne ve arkaya tamponların altına yere kadar sarkan panel saclar takmak gibi), sıcak havalarda camları sonuna kadar açmak, lastik havalarını kontrol etmemek, gereksiz yere aracı çalışır durumda tutmak, hem yakıt tüketimini arttırır hem de havayı kirletir.
Gereksiz yere yapılan sert frenler, ani kalkışlar, hızlı dönüşler, hem lastikleri yıpratır hem de yakıt israfına yol açar. Ayrıca, yol yüzeyinde sürtünen lastiklerden kopan parçacıklar toprağı kirletir.
Araçların bakımı tamircilerde yapılmalıdır. Akaryakıt alırken, yağ değiştirirken, bakım ve onarım yaparken yere dökülen yakıt veya motor yağı toprağı kirletecektir.
Ayrıca araç yıkarken de çevreyi kirletmemeye özen göstermeliyiz.

*ÇEVRE BİLGİSİ:
NOT: Katalitik konvektör; zehirli gazların zehirleyicilik özelliğini azaltır.
NOT: Bir bölgenin bitki topluluğuna flora, hayvan topluluğuna fauna denir.
NOT: Ekzosdan dışarıya %3,5 ile %4,5 arasında karbonmonoksit atılabilir.

*ÇOCUKLARI TANIYOR MUSUNUZ?
Sevgili sürücümüz, sürücü eğitiminden geçtiniz.
Saatte 50 km hızla giden bir aracın kaç metrede durabileceğini ya da kavşaklarda ilk geçiş hakkını biliyorsunuz; peki ya çocuklar?...

*ÇOCUKLARA İLİŞKİN HER ŞEYİ BİLİYOR MUYUZ?
Çocuk bir şeye yoğunlaşmışsa, diğer tüm nesneler önemini yitirir. Kaçan bir top, ona hızla akan trafiği unutturabilir.
Çocuk bir şeyi görüyorsa, gördüğü şey tarafından da görüldüğünü düşünür. Bir aracın ya da minik bir çalının ardından aracınızı görüyorsa, sizin de onu gördüğünüzü sanır. Ayrıca çocuk, otomobillerin farlarını göz yerine koyarak, araçların çevreyi gördüğüne inanır. Ağzı, gözü olan araçların yer aldığı çocuk resimlerini bir hatırlayın isterseniz!
Çocukların görüş açısı, kafalarının anatomik yapısı nedeniyle yetişkinlerden daha dardır. Yani size oranla daha dar bir alanı görebilir.
Koşan bir köpeğin tüy, kuyruk ve kulaklarına bakarak, hareketini ve hızını algılayabilen çocuk, karşıdan üzerine gelen aracın hareketini ve hızını algılayamaz.
Çocukların dikkatleri çok daha çabuk dağılır. Önceden sizi görmüş olmasına karşın, ani bir gelişme, başka bir şeye yoğunlaşmasına yol açabilir ve yaklaşan tehlikeyi unutabilir.
Çocukları korna ile uyarmaya kalkışmayınız. Bu dikkatlerini dağıtabileceği gibi, paniğe kapılmalarına da yol açabilir.

*ÖYLEYSE NE YAPMALI?
Lütfen yerleşim birimlerinden geçerken, okul ve yaya geçitlerine yaklaşırken hızınızı iyice azaltın ve çok daha dikkatli olun.
Sürücülük yaşamınızda çok yararını göreceğiniz bir davranış kuralı daha: "Sağ ayağınızı frene basmak için değil, gazdan çekmek için kullanınız."

*YA ÇOCUK ARAMIZDAYSA?
Genelde öne oturmak isterler. Israrları sizi bıktırmasın. 10 yaşına kadar arkada oturmalarının yararlarını anlatın ve bu durumun yasal bir zorunluluk olduğundan söz edin. Bilgilendirirseniz ikna olacaklardır. Lütfen geleceğimiz ve her şeyimiz olan çocukları düşünelim.

Ç İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 11:34

D İLE BAŞLAYAN KONULAR
*DİZEL MOTORA AİT BAZI BİLGİLER
Dizel motorlarda silindire sadece hava doldurulur ve yanma sıkıştırılmış havanın üzerine enjektörden yakıt püskürtülmesiyle sağlanır.
Dizel motorların yakıt sisteminde günlük yapılacak işlerden biri mazot-su ayırıcısı veya filtre ya da yakıt deposundan yakıt sisteminin suyunun alınmasıdır.
Dizel motorlarda yanma enjektörden yakıt püskürtmekle olur. Enjektörler kendilerine enjeksiyon pompasından gelen mazotu silindirlerdeki sıkıştırılmış havanın içine püskürterek yanmayı sağlarlar.
Enjeksiyon pompası, besleme pompası ile depodan gelen yakıtı basınçlı olarak enjektörlere yollar.
Dizel motorun çalışmamasının bir nedeni, hava yapmış olmasıdır. Hava yapmanın nedenleri:
-Yakıtın bitmesi,
-Boru ve rekorların gevşemesi,
-Yakıt borularının sökülmesi,
-Filtrenin temizlenmesi veya değişmesidir.
Dizel motorlarda egzost dumanı siyah çıkıyorsa yakıt pompasına, enjektöre ve hava filtresine bakılır. Ayrıca dizel motorlarda marş yapıldığında marş motoru dönüyor ancak motor çalışmıyorsa yakıt filtresi de takılı olabilir.
Özellikle soğuk havalarda dizel motoru kolay çalıştırabilmek için kızdırma bujileri kullanılır.

*DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
- Usta sürücü, düştüğü problemden kazasız sıyrılmayı bilir!
Yanlış! Çünkü usta sürücü probleme girmeyen sürücüdür. Karşısına çıkabilecek her türlü tehlikeyi önceden görebilir, ona göre tedbirini önceden alır. Problemlerle uğraşmaz.
- Otobanda tamam ama, şehir içinde emniyet kemeri takılmayabilir!
Yanlış! Emniyet kemeri hayat kurtaran en önemli güvenlik gerecidir. 50 km/s hızda meydana gelen bir çarpışmada otonun içindekiler emniyet kemeri takmadıkları takdirde, 4 katlı bir binadan aşağı düşmeyle eşit şok yaşar.
- Arkada oturanlar için emniyet kemeri takmak gereksizdir!
Yanlış! Motorlu araçlar bir yere çarptığında hemen durur, ancak içindeki yolcular aynı hızla bir yere çarpana kadar ilerlemeye devam eder. Arkada oturanların da yaşam haklarını kullanmaları ve emniyet kemerlerini takmaları gerekir. Her ne kadar henüz kanunen zorunlu olmasa da, yolcuların güvenliği için geliştirilmiş olan arka emniyet kemerleri de hayat kurtarır. Kazalarda en çok zararı emniyet kemeri bağlı olmayan yolcular görmektedir.
- Lastik havalarını düşük tutarsak, hem daha iyi tutunur, hem de daha konforlu olur!
Yanlış! Lastik havalarının, aracın fabrika değerinin altında olmaması gerekir. Hatta yüke ve yolcu sayısına göre artırılmalıdır. Çünkü hava basıncı düşük lastiğin tabanı yere yayılarak daha iyi tutunma sağlamaz. Aksine tabanın ortası yukarı kalkar ve yol ile teması kesilir. Havası düşük lastiklerin yalnız omuz kısımları yere basar. Lastik hava basıncı düşükken; kayma hareketleri çok daha düşük hızlarda başlar, fren mesafesi uzar, direksiyon hareketlerine daha geç cevap alınır. Belki daha konforlu sürüş yaparsınız ama, konforlu şekilde yoldan çıkabilir, konforlu şekilde çarpabilirsiniz!
- Sıcak havada, lastiğin ısınmasını dengelemek için lastik havaları indirilir!
Yanlış! Lastiğin ısınmasının en büyük nedeni havanın sıcak olması değil, lastik hava basıncının düşük olması nedeniyle lastik yanaklarının daha fazla esnemesidir.
- Yağmurda inik lastik daha az kayar!
Yanlış! Hava basıncı düşük lastikte su boşaltma kanalları kapandığı için yağmur suyunu çok daha az boşaltır. Hatta boşaltamaz ve su üzerine çıkma ve su yastığı üzerinde kayma (aquaplanning) çok daha düşük hızlarda başlar.
- Direksiyon saate göre 10'u çeyrek geçe tutulur!
Yanlış! Direksiyon saate göre 9'u çeyrek geçe (9.15) tutulur. Bu pozisyon, acil bir durumda her iki yöne eşit miktarda direksiyonu çevirebileceğiniz tek pozisyondur.
- En iyi koltuk pozisyonu, sürücünün en rahat ettiği pozisyondur.
Yanlış! Sürücünün doğru koltuk pozisyonu öncelikle otomobile hakim olabileceği ne çok uzak, ne de çok yakın bir pozisyondur. Koltuk mümkün olduğunca dik olmalıdır. Direksiyon 9.15 pozisyonundayken kollar dümdüz olmamalıdır. İdeal dirsek açısı 120 ile 135 derece civarındadır. Evimizde TV seyrettiğimiz koltuk pozisyonu çok rahat olabilir, ama bu pozisyonda otomobile ve trafiğe hakim olabilmek çok zordur.
- Motorlu araçlar lastiğin üzerinde gider!
Yanlış! Motorlu araçlar lastiğin içindeki havanın üzerinde gider. Eğer lastiğin içinde hava yoksa, hiçbir yere gidemezsiniz. Doğru lastik havası, ayağınızdaki ayakkabı numarası gibidir. Ayağınızı sıkan veya bol gelen bir ayakkabıyla nasıl yürüyemezseniz, otomobilin yol tutuşu da aynı şekilde bozulur.
- Ani frenlerde önce frene basıp, durmaya yakın debriyaja basarsak, motor kompresyonundan faydalanıp daha kısa mesafede dururuz!
Yanlış! En etkin yavaşlama frenle debriyaja aynı anda basılarak yapılır. Böylece fren sırasında motor devre dışı bırakılarak, motorun aracı ileri götürme kuvveti yok edilir.
- ABS (Anti blokaj Fren Sistemi) mekanik frene göre çok daha kısa mesafede durdurur!
Yanlış! ABS fren sistemi olan bir araç tekerleklerin kızaklamasını önler ve fren sırasında manevra yapılabilmesini sağlar. Ancak, daha kısa mesafede durdurmaz, daha güvenli şekilde fren yapılmasını sağlar.
- Mekanik freni olan bir otomobilde fren pedalını pompalayarak daha kısa mesafede durulabilir!
Yanlış! Pompalamak için ayak fren pedalı üzerinden her çekildiğinde, aracın ileri hareketi devam eder ve durma mesafesi uzar. Doğrusu; panik frende fren pedalı üzerindeki basıncı azaltarak lastiğin dönmesini sağlamaktır. Ancak ayak fren pedalından kaldırılmamalı ve fren yapmaya devam edilmelidir.
- Doğru takip mesafesi hızın yarısıdır!
Yanlış! Bu yöntem kullanışlı olmamakla birlikte, hata payı yüksektir. İdeal takip mesafesi (kuru havada) 2 saniye arkadan takip etmektir. Yağışlı havalarda veya yük durumunda bu süre 3-4 saniyeye çıkarılmalıdır.
- Dörtlü ikaz (Flaşör) tünele girince yakılır!
Yanlış! Dörtlü ikaz sadece trafiğe tehlike yarattığınız durumlarda yakılır. Yani olası bir kaza veya arıza halinde. Tünelde kısa farların açık olması yeterlidir.
- Gündüz kısa farları yakmak trafiktekilerin gözünü alır!
Yanlış! Gündüz kısa far yakmak, daha erken fark edilmenizi ve size tehlike yaratacak olan kişilere kendinizi daha erken göstermenizi sağlar. Gece yakılan kısa farlar gözümüzü daha çok alır. Sadece kapalı ve yağışlı havalarda değil, güneşli havalarda ve hızlı yol kesimlerinde de kısa farların açılması kendi sürüş güvenliğiniz için önemlidir.
- Çocukları uyarmak için korna çalınır!
Yanlış! Çocukları uyarmak için korna çalınmaz! Korna onların paniğe kapılıp beklenmedik bir reaksiyon vermelerine yol açar. En iyisi iyice yavaşlamak ve gerekirse durmaktır.
- Yoğun siste en iyi gitme yöntemi dörtlü ikazları yakmaktır!
Yanlış! Yoğun siste en iyi gitme yöntemi hiç gitmemektir. Çünkü siste daha iyi gören sürücü yoktur, daha çok risk alan sürücü vardır. Görüş mesafesi yeterliyse siste sarı camlı gözlükler kullanmak, sis lambalarını ve kısa farları yakmak, silecekleri çalıştırmak, yerin kayganlaştığını dikkate almak, takip mesafesini artırmak ve sollama yapmamak daha güvenli yol almanıza yardımcı olur.
*Unutmayın! Hayatınız boyunca ölümlü bir trafik kazası geçirme olasılığınız % 33' tür. Rus ruletinde bile bu oran %17'dir. Lütfen, trafikte araç kullanmanın bir yaşam işi olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.


*DOĞRU SÜRÜŞ POZİSYONU *SÜRÜŞ POZİSYONU
Hazırlayan: http://www.otomarket.net/Oto-Bilgi/SURUSPOZISYONU.ASP
Kontak anahtarını bile çevirmeden önce ilk hazırlamanız gereken şeylerden biri doğru koltuk pozisyonudur.Buna çoğunlukla fazla dikkat edilmez, veya yanlış örnek alınır ve daha zayıf araba kontrolü ve adale kasılmalarına sebep olur.
Eğer çeşitli yarış otomobillerine bakarsanız değişik şekillerde oturuş pozisyonları olduğunu fark edersiniz. Açık tekerlekli CART ve Formula arabalarında genelde sürücü yatar pozisyonda olup kolları gergindir (aslında değildir).Tam kaporta kaplaması olan NASCAR türü yarış arabalarında ise şoför daha dik ve neredeyse direksiyona yapışmış durumdadır. Bu pozisyonların hiç biri binek otomobillerinde kullanılması gereken doğru oturuş biçimi değildir. Açık tekerlekli yarış otomobillerinin gövdesi derin ve kokpit çok dardır. Bu durum sürücünün oturuş pozisyonunu belirler. Sürücünün bacakları dizde hafif bir açıyla neredeyse uzanmış pozisyondadır ve ayaklar neredeyse kalçaların altındadır. Bu araçların pedalları neredeyse birbirine değecek kadar yakındır. Pedallar bileğinizi germe hareketinden birazcık fazla güç gerektirir. Sürücünün kollarını oynatabilmesi için çok az yer vardır, fakat direksiyonu çevirmek için çok az bir döndürme yeterlidir.
Açık tekerlekli otomobillerde fonksiyon (sürücünün oturuş pozisyonu ve kontrol operasyonu) aracın formuna (derin ve ince kokpit) göredir.
Doğru koltuk ayarı için üç dikkat edilmesi gereken madde vardır. Bunların her biri aşağıda maddeler halinde geniş olarak açıklanmıştır. Binek otomobillerde pedal veya direksiyon şekli sizin yapınıza göre doğru yapıda veya uzunlukta olmayabilir. Fakat biraz fedakarlık edilip dengeli bir doğru oturuş pozisyonu bulunabilir. Üzerinde para harcadığınız yarış otomobillerinde veya cadde otomobillerinde pedal kolları veya değişik çaplarda ve derinliklerde direksiyon modifiyeleri ile mükemmel oturuş pozisyonu sağlanabilir.

MADDE 1: KOLTUĞA OTURMAK.
Koltuğa oturulduğunda sürücünün arkası koltuğun arkasına dik durumda olmalı, sürücünün kalçası da koltuğun arkasında ve altında olan kesimlerin ortasına sıkışmış olmalıdır. Bacakların içi koltuğun zeminiyle temasta olmalıdır. Bu pozisyonun amacı sürücünün vücudu ve koltuk arasındaki teması en yüksek düzeye çıkarmaktır. Bunun güvenlik açısından yararları yanında da sürücüye en zahmetsiz kullanımı sağlar.

MADDE 2: KOL POZİSYONU.
Yukarda tarif edildiği şekilde oturulduğunda sürücünün kolları tamamen uzanmış durumda bilekler direksiyonun üzerine konulabilecek uzaklıkta olmalıdır.
Bu dönüşlerde uzanmış kolların hafifçe dirsekten bükülmesini sağlar. Bu pozisyonun amacı dönüşlerde kolların çok bükülmemesini sağlamaktır (omuzlar direksiyon tamamen çevrilip kollar çapraz pozisyonda iken bile kalkmayacak şekilde olmalıdır). Çok uzatılan ve gerilen kollar çabuk yorulmaya sebep olup sürücünün direksiyondaki titreşimleri hissetmesini de önler.

MADDE 3: BACAK POZİSYONU.
Bacaklar herhangi bir pedal komple ayak parmaklarının altındaki eklemli kısım basıldığında (ucuyla değil), dizlerden bükülmüş olmalıdır. Bu kollarda da olduğu gibi gerilmeyi engellemek içindir.
Bununla birlikte bir sürü oto meraklısı binek otomobili kullanmaktadır, bunun için dizlerin konsol altına ya da direksiyonun altına yapışık olmamasına dikkat etmek gerekir. Hatta birkaç santim boşluk olması kaza anında yaralanmayı önlemek açısından çok yararlıdır. Sağ bacak için daha fazla diz mesafesi ayırmakta yarar vardır. Böylece topuğunuzun frende ve ayağınızın ucunun gaz pedalında olmasını sağlayıp topuk-ayak ucu şeklinde vites düşürebilirsiniz
Bir aracı iyi kontrol etmekte ve güvenli bir şekilde kullanmakta, doğru sürüş pozisyonu en ön plandadır. Koltuğun arkasının iyi ayarlanması, kollarınızın ve bacaklarınız pozisyonu, aynalar, direksiyon, size en uygun, en rahat sürüş pozisyonunu sağlayacak şekilde olmalıdır.
Öncelikle sırtınız her zaman koltuğa yapışık, dayanmış olmalıdır. Eğer koltuğu fazla geriye çekmiş veya koltuğun arka kısmını fazla yatırmış iseniz ve direksiyonu tutmak için biraz öne doğru kalkıyor ve sırtınız koltuktan ayrılıyorsa bu çok tehlikelidir. Virajlarda dengenizi kaybetmemeniz için sırtınız her zaman koltuğa sıkı sıkıya değiyor olsun.
Bazen piyasa yapmak amacıyla gezinen Doğan, Şahin vari otomobiller görürsünüz, koltuklarını o kadar geriye yatırmışlardır ki, neredeyse arabalarını yatarak kullanırlar. Bu hareketin anlamı nedir, ben hala çözemediysem de, bunun iyi bir şey olduğunu sanan sürücüleri(!?) ralli pilotlarının sürüş pozisyonlarına dikkat etmeye davet ediyorum. Her zaman son derece dik (neredeyse 90derece) ve direksiyona çok rahatça kumanda edebilecek, yakın bir şekilde otururlar.
Fakat şunu da belirteyim ki, airbag'li araçlarda direksiyona çok fazla yakın durmak da sakıncalı. Yani ortasını bulmak gerek. Ortası da, sırt tamamen koltuğa yaslanıp kollarınızı direksiyonun üst noktasına uzatıldığında bileklerin direksiyon simidine temas ediyor olması gerektiğidir. Kolların ve dolayısıyla gövdenin uygun pozisyonu budur.
Bacak pozisyonlarına geldiğimizde, bacaklar, direksiyon simidine değmeyecek, ve siz direksiyonu çevirirken ellerinize temas etmeyecek şekilde durmalıdır. Ayrıca ayağınızı pedallardan çektiğinizde dizinizin bir yere değmemesi gerekir. (Direksiyon bağlantısının olduğu yerin alt kısmı gibi). Yani bacaklar çok kırık olmamalıdır.
Uygun sürüş pozisyonu için önce bacaklarınıza göre (kırık olmayacak şekilde) koltuğu ayarlayın ve sonra ona göre koltuğunuzun arka yatırılabilen kısmıyla kollarınızın direksiyona uzaklığını ayarlayın.

*ELLERİN DİREKSİYON ÜZERİNDEKİ KONUMLARI Direksiyon simidi yaklaşık 9'u çeyrek geçe konumunda dıştan tutularak başparmaklar direksiyon göbeğinden kolların üzerine konumlandırılır. Direksiyon kollarının üzerine yerleştirilen başparmaklar kolların sahip olduğu ağırlığın bir bölümünün taşınmasına yardımcı olur.
Direksiyonda yapılacak tüm hareketler bu temel pozisyondan yola çıkılarak başlatılır. Otomobilin yönlendirilmesi için genellikle direksiyonun en fazla yarım tur çevrilmesi yetmektedir ; bu nedenle yettiği sürece ellerin sahip olduğu konum bozulmadan uzunca süre yol alınabilir.
Dönüşlerde viraj çapı küçüldüğünde virajın iç tarafına bakan el gevşetilerek viraj dışındaki elle direksiyon simidi 180 derceye kadar çevrilebilir.
Bu yöntemle direksiyon çok çabuk çevrilebilir ve sonra temel direksiyon tutuş pozisyonu çabucak gerçekleştirilebilir.
Anlatılan yöntem özellikle arkası savrulan bir otomobilin de ön tekerleklerin hangi konumda olduğunun anlaşılamaması veya geç anlaşılabilmesi nedeniyle çok önemlidir.
Direksiyondaki temel tutuş pozisyonuna sadık kalındığı sürece ani manevralar çabuk ve doğru olarak gerçekleştirilebilir.

*AYAKLARIN PEDALLAR ÜZERİNDEKİ KONUMLARI
Sol ayağınızı kullanmadığınız zamanlarda, asla ayağınızı debriyaj pedalı üzerinde tutmayınız. Bu debriyajın oynar aksamına zarar verebilir ve ayrıca debriyaj balatalarını eskitebilir. Uygun pozisyon, sol ayağın, kullanılmadığı zamanlarda, debriyajın sol tarafındaki boşlukta tutulmasıdır. (Hatta bazı araçlarda sol ayak dayama yeri vardır. Sportif pedal takımlarında da pedallar dörtlüdür. Sol ayak her zaman soldaki ayak dayama yerinde durur.)
Yazanlar: Evren UYANIK ve Hakan BILBAS kaynak http://www.kotuvepis.com/trafik/pozisyon.htm

*DOĞRU VİTESTE İLERLEYİN!
1.ci vites otomobile hareket vermek için tasarlanmıştır. Uzun süre bu viteste gidilirse yakıt tüketimi anormal miktara yükselir. Vites değiştirirken motorun üst devirlere çıkarmaktan kaçının. Her motorun maksimum devir sayısı ve en verimli çalıştığı devir aralığı vardır. Bu devir otomobilden otomobile değiştiği için teknik verilerine bakarak ya da servislere danışılarak öğrenilebilir. Teknik verilerde "maksimum tork" adı altında görülen değer genellikle motorun en verimli çalıştığı ve az yakıt tükettiği devirdir. Otomobilden otomobile değişmekle birlikte genellikle 2000-4500 d/d aralığında olan maksimum tork devrinde kalacak biçimde vitesler değiştirildiğinde yakıt tüketimi önemli ölçüde azalacaktır. Ancak hiç bir zaman fabrika verisi olarak açıklanan yakıt tüketimine ulaşmayı hayal etmeyin. Çünkü bu veriler 90 km/s hızda, rüzgarsız ortamlarda tespit edilen verilerdir. Otomobili yol ve trafik koşullarına uygun kullanın. Ne kadar kararlı ve sakin otomobil kullanırsanız o kadar az benzin tüketirsiniz ve otomobiliniz de o kadar az yıpranır. Otomobili akan trafiğin hızına uygun kullanın. Aksi kullanım sürücünün ani frenaj ve ani hızlanmalara ihtiyaç duymasından ötürü yakıt tüketimini artırır. Önünüzdeki araçla yeterli takip mesafesi bırakın. Sık sık şerit ve hız değiştirmekten kaçının. Yavaşlamak gerektiğinde, örneğin kırmızı ışığa yaklaşırken hızı koruyup ani frenle durmak yerine ayağınızı gazdan çekerek otomobili motor kompresyonuyla yavaşlatıp hafif frenle durmak yüzde 15-20 oranında daha az benzin tüketmenizi sağlar.

*DURAKLAMANIN YASAK OLDUĞU YERLER:
1- Duraklamanın yasaklandığının bir trafik işaretiyle belirtilmiş olduğu yerlerde.
2- Sol şeritte (raylı sistemin bulunduğu yollar hariç).
3- Yaya ve okul geçitleri ile diğer geçitlerde.
4- Kavşaklar, tüneller, rampalar ve bağlantı yollarında ve buralarda yerleşim merkezleri içinde 5 metre , yerleşim merkezleri dışında 100 metre mesafede.
5- Görüşün yeterli olmadığı tepe üstlerine yakın yerlerde ve dönemeçlerde.
6- Duraklayan veya park eden araçların yanında.
7- Otobüs ve taksi duraklarında.
8- İşaret levhalarına, yaklaşım yönünde ve park izni verilen yerler dışında, yerleşim birimi içinde 15 metre, yerleşim birimi dışında 100 metre mesafede.
9- Zorunlu haller dışında, yerleşim yerleri dışındaki karayollarında, taşıt yolu üzerinde duraklamak yasaktır.

*DURMA - FRENLEME NEDİR?
Bir çok sürücü durma ve fren yapma kurallarına uymadığı için kaza yapmaktadır. Durma ve frenlemeye ilişkin bilgiler, güvenli yolculuklar için yanı başımızda olmalıdır. Durma, bir aracın fren sistemi kullanılarak hızının sıfırlanmasıdır. Trafikte, yer ve konum değiştirmek için hareket haline geçmek, ne kadar sık yapılan bir eylemse, durmakta bu hareketi sona erdirmek için o sıklıkla başvurulan bir eylemdir. Durma gereksinmesi, başlayan bir yolculuğu bitirmek, için ya da hareket halindeyken güvenlik gerekçesiyle ortaya çıkar. Bu; beklenmedik bir cismin, aracın önümüze çıkması ya da trafikte seyir halindeyken trafik kural ve işaretlerine uymak nedeniyle olabilir. Diğer bazı durumlarda ise, diğer yol kullanıcıların (yaya-sürücü-yolcu) davranışları nedeniyle de ‘durmak’ kaçınılmaz ve ertelenmez bir sonuç olabilir. İşte tüm bu nedenlerle, ‘aracınızı durdurmak’ zorunda kalabilirsiniz. Durma eyleminde, hangi algılama-karar verme ve hareket etme süreçlerinden geçildiğini biraz sonra konuşacağız. Araçlardaki “güvenli bir fren sisteminden” beklenenler şunlar olabilir: ) Taşıtı mümkün olan en kısa mesafede durdurabilmeli: Aracınızın fren sistemi, verilen komuta uygun olarak çalışmalı ve hareketi sonlandırabilmeli. Burada söz konusu olan, aynı hızda iki ayrı aracı kıyaslayıp, daha kısa mesafede durabileni güvenli ilan etmek değildir. Gelişen teknolojiler, aynı yol ve lastik şartlarında ve aynı hızda, frenleme mesafesini kısaltan dikkate doğar bir avantaj yaratamamışlardır. Öyleyse belirtilen, aracın fren sisteminin o şartlar altında kendisinden teknik olarak beklenen performansı sergileyebilmesidir. Ancak bu şartlar altında, “güvenli fren sistemi”nden söz etmek olasıdır Taşıtı uygun bir ivmeyle (ivme yerine başka bir kelime olabilir mi?) yavaşlatmalı: Kullanılmakta olan fren sistemlerinin temel işlevi, istenen bir ivme seviyesi ile aracı kaydırmadan, yavaşlatarak durdurmaktır. Bu değerler hafif araçlar (binek araçları) için minimum 5.8 m/sn², ağır taşıtlar için 4.5 m/sn²’dir.
Park durumunda taşıtı sabitlemelidir: Bir taşıttaki ikinci fren sistemi, el freni olarak bilinen park freni sistemidir. Park freni bir taşıtı yaklaşık %16 eğimli yolda tutabilmelidir.

*FRENLEMEYE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİLGİLER
Bilindiği gibi, ayak ve el frenleri mekanik olup, kural olarak arka tekerler üzerinde etkilidir. Yolculuk öncesinde ya da yolculuk sırasında, aracınızdaki fren donanımıyla ilgili şu hususlara dikkat etmek yararlı olacaktır: Fren yağının seviyesi normal olmalıdır. Fren yağı tüketilen bir şey değildir. Bir azalma olması, herhangi bir arıza olduğu anlamına gelir. Fren çubukları yüksek basınca dayanıklı olmalı ve sert bir fren yapıldığında kırılmamalıdır. Frenin basma noktası fazla düşük olmamalıdır. Eğer fren pedalına, döşemeye doğru yarıdan fazla basabiliyorsan, fren tatminkar değil demektir. Pedalın seviyesi, kuvvetli bastığın halde daha aşağı gitmemelidir. Eğer yavaş yavaş aşağı doğru gidiyorsa, sistem bir yerlerden yağ kaçırıyor demektir. Fren pedalında yaylanma hissedilmemelidir. Eğer, pedal basma noktasında yaylanıyorsa, büyük olasılıkla fren sistemine hava girmiş demektir. Fren lambaları çalışır durumda olmalıdır. Yaptığınız frenleme hareketinden, arkada sizi izleyen sürücüleri haberlendiren ilk şey fren lambalarıdır. Bunların çalışmamasının, ne tür olumsuz sonuçlar yaratacağını düşününüz. El freni çalışır durumda olmalıdır. Yokuş bir yerde, arabayı hareketsiz durdurabilmeli ya da el freni çekiliyken arabanın hareket etmesini engelleyebilmelidir. Frenlerin tekerler üzerindeki etkisi eşit olmalıdır. Aksi takdirde, sert bir fren kaymaya neden olabilir. Hava sıcaklığı sıfırın altında olduğu zaman, emin olmak için frenleri düşük bir hızda (Örneğin 30 km/saat) denemek gerekir. Ayrıca, araba yeni yıkanmış ve hemen ardından parka çekilmişse, balata ya da kampana üzerinde rutubet ya da buzlanma olabileceğini düşünerek, frene deneme için bir kaç kez basılmalıdır.
Fren denemesinin üç amacı bulunmaktadır:
Frenlerin tuttuğunu kontrol etmek,
Fren mesafesini kontrol etmek,
Frenlemede aracın yana çekmediğini kontrol etmek.
Fren denemesi yaparken arkada araba bulunmamasına özen gösterilmelidir.

*DURMA MESAFESİ
Durma mesafesi ya da “emniyetli durma mesafesi”, bir aracın ve sürücüsünün, önünde beklenmedik bir gelişme olduğunda, durma için gerekli olan mesafe olarak tanımlanır.
Bu mesafe, iki temel parçadan meydana gelir.
Bunlar;
(1) Reaksiyon Mesafesi
(2) Frenleme Mesafesidir. Bu iki mesafenin toplamı “durma mesafesini” verir.
Reaksiyon mesafesi, durmayı gerektirecek bir tehlikenin görülmesi, algılanması ve frene basılması anına kadar geçen sürede kat edilen yola karşılık gelir. Reaksiyon mesafesi genel olarak üç şarta bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Bunlar:
Hız
Sürücünün fiziki ve ruhsal durumu
Sürücünün konsantrasyonudur.
Elbette, saydıklarımız içinde en önemlisi ‘hız’dır. Hız tek başına, reaksiyon süresinde alınacak mesafeyi etkilediği gibi, sürücünün durumu ve konsantrasyonunun getirebileceği kısıtları da daha da olumsuzlaştırır.
Diğer yandan frenleme mesafesini de etkileyen faktörler bulunmaktadır
Bunlar ;
Hız
Yolun eğimi,
Yolun yüzeyi,
Lastiklerin durumu gibi faktörlerdir.
Frenleme mesafesi, bu faktörlere bağlı olarak ifade edilmektedir. Hiç şüphesiz, yine en önemli faktör “hız”dır. Çünkü, hızın ikiye katlanması frenleme mesafesini tam dört kat artıracaktır. Bunları da, ileride daha ayrıntılı konuşacağız. Diğer yandan, araç çeşitleri (binek aracı–ağır taşıt) ve yükleme biçimlerinin de frenlemeyi etkilediği doğrudur.
Reaksiyon Mesafesini Etkileyen Faktörler
Hız, sürücünün ruhsal ve fiziksel durumu ile konsantrasyonu ne ölçüde hızlı reaksiyon gösterebileceğimizi belirler. Haydi birlikte reaksiyon mesafemizi inceleyelim.
Günün hangi saatinde araç kullanırken kendinizi daha uyanık ve dikkatli hissediyorsunuz?
Reaksiyon Mesafesini etkileyen faktörleri, şimdi sırasıyla konuşalım.
Reaksiyon mesafesini etkileyen üç faktör vardır. Bunlar ;
Taşıtın hızı
Sürücünün yaşı
Trafiğe konsantrasyonudur
Hız: Basit bir hesaplamayla hızın etkisini anlatalım. Ortalama reaksiyon süresi 1 saniye olarak alındığında, bu sürede kat edeceğiniz mesafe, hızınız 36 km/saat ise 10 metre, 72 km/saat ise 20 metre olur. Ayrıca, artan hızlarda sürücülerin algılama yeteneklerinde azalmalar olduğu ve hızın ayrıca reaksiyon sürelerini de artırdığını söyleyebiliriz Sürücünün fiziki ve ruhsal durumu: Sürücünün; yaşı, yorgunluğu ve alkol vb. madde kullanıp kullanmamış olması reaksiyon süresini etkileyecektir. Sanıldığının aksine, gençlerin çok erken reaksiyon vermesi buna karşılık yaşlıların geç kalması bütünüyle doğru değildir. Çoğu kez, reaksiyon trafikte deneyim ile ilgilidir. Bir şeyin görülmesi ne kadar önemliyse, onun tehlike olarak algılanması ve durmaya karar verilmesi de en az onun kadar önemlidir. İşte özellikle bu ikinci kısımda, deneyimli sürücülerin (35-55 Yaş) daha kısa sürede algılama yaptıkları bir gerçektir. Durum ne olursa olsun, bu sürenin 1 saniyeden kısa olması düşünülmemelidir. Yaşlılık, yorgunluk ve alkol kullanımı gibi nedenlerle bu süre artmaktadır. Bütün bu süre artışları, mesafe artışlarına neden olacaktır. Konsantrasyon: Sürücünün yola, yol çevresine ve trafik durumuna konsantre olması, reaksiyon süresini etkileyecektir. Az önce, sürücünün durumuna bağlı olarak belirtilen durumlar, elbette konsantrasyonu da olumlu ya da olumsuz etkileyecektir. Burada yeni olarak belirtilecek konu, yol ve çevresinin etkisidir. Çok ışıklı ya da tersine aydınlatmasız bir ortam sürücüyü görüş ve algılamada yanılgılara düşürecektir. Karar verme süresinin uzaması, benzer şekilde, reaksiyon mesafesini uzatacaktır.

*FREN MESAFESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER -1
“Frenleme mesafesi”, aracın frenleme sırasında aldığı yola karşılık gelmektedir. Bu mesafeyi de etkileyen faktörler vardır. Fren mesafesinin uzunluğu, aracın seyir anındaki hızına, yolun yüzeyine, yolun eğimine, fren ve lastiklerin durumuna göre değişir. Elbette, fren yapma biçiminizin de etkisi söz konusudur. Bunun etkisi, direkt hesaplamaya alınabilecek bir etki değildir. Ancak, hepimiz biliyoruz ki, pedala pompalayarak basma ya da gaz pedalından ayağı çekip, sonradan frene basılması mesafeyi etkileyecektir. Ancak bütün bunlar imkanınız olduğunda başvurabileceğiniz güvenli önerilerdir. Fren mesafenizi, en fazla etkileyen faktör, kuşkusuz “hızınızdır”. Şimdi açıklayacağım üzere, bu etki çoğumuzun tahminlerinin de üzerindedir. Hızınız 35 km/saat’ten, 70 km/saat’e çıkardığınızda, yani ikiye katladığınızda, fren mesafeniz önceki hızdaki mesafeye göre tam dört kat artacaktır. Hızınızı 35 km/saatten, 105 km/saate çıkardığınızda, yani üçe katladığınızda, durma mesafesi bu kez, inanamayacaksınız, tam dokuz misli artar.

*FREN MESAFESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER-2
Yol yüzeyi durma mesafesini etkilemektedir. Lastiklerinizle, yol yüzeyi arasında iyi bir tutuşun sağlanması önemlidir. Örnek verecek olursak, kaymak asfalt diye belirttiğimiz “asfalt beton” kaplamalı yollarda fren mesafesi, bizim kara yollarımız da daha sık karşılaştığımız mıcırları üzerinde görülen-pürüzlü yüzeye sahip, “sathi kaplama” yollardaki fren mesafesinden daha kısadır. Farkında mısınız, sürüş kolaylığı, konfor her zaman lehimize sonuç vermiyor. Daha farklı yerlerde de konuştuk, belki de konuşacağız, yol yüzeyinde su birikmesi, buz ya da kar olması yine fren mesafesini uzatan faktörlerdir.. alın size bilgi Her lastik fren mesafesini kısaltmaz bunun nedeni aracın ağırlığıdır mesela kartal modeline ne takarsan tak fren mesafesi gözle görülür bir biçimde kısalmaz
1 Lastiği araca uygun olanı takarsan
2 Her 2 senede bir hidrolik değişmesi gerekiyor
3 Lastiklerin dişleri önemli
4 Lastiğin türü önemli
5 Ön takım ayarları (rot ayarı)
6 Balatanın kaliteli olması
7 Genelde arka kampana olduğu için arada bir arka kampananın ayarlanması
8 Birde disklerin özelliğini kaybetmesi durumunda diskin silinmesi yada değiştirilmesi fren mesafesi kısaltır birde para varsa komple fren tertibatının değiştirilmesi aracın frenleme mesafesini kısaltır

D İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 11:37

E İLE BAŞLAYAN KONULAR

*ESP
Elektronik Stabilite Programı ESP Nedir? Nasıl Çalışır?

Çoğumuz, ESP'nin adını ilk defa Mercedes A sınıfı otomobillerin takla atma hatasından sonra duyduk. Otomobil dergilerinin yaptığı slalom testlerinde, aracın ani manevralarda takla atmasının ardından, Mercedes, bütün A sınıfı otomobillere bu sistemi takarak soruna çözüm getirdi.
ESP'nin çalışma prensibi aslında çok basit. 4 teker de birbirinden bağımsız gaz verebilme ve fren yapabilme yeteneğine sahip.Tabii ki biz bunu 4 tane gaz ve 4 tane fren pedalıyla yapmıyoruz. Ani manevralarda aracın fiziksel dengesinin bozulması sonucunda tekerlerden biri ya da birkaçı kayma eğiliminde bulunup araba savrulmaya başladığı anda, ESP sistemi devreye giriyor ve arabanın kaydığı yöne, doğrultuya bağlı olarak ilgili tekerleğe gaz veya fren uyguluyor. Peki bu sistem aracın kaydığını nasıl algılıyor? Birazdan aşağıdaki şekilde de göreceğiniz gibi, ESP sistemine bağlı çeşitli sistemler, algılayıcılar var. Bunlardan benim size olayı açıklamakta kullanacaklarım, "Tekerlek Hızı Algılayıcısı", "Yanal Hız Algılayıcısı", "Direksiyon Açısı Algılayıcısı" ve "Fren Basıncı Algılayıcısı". Şimdi arabamızın arkasının kaymaya başladığını farzedelim, bakalım ESP bunu nasıl anlayacak.
Öncelikle arabanın arkası savrulunca Yanal Hız Algılayıcısı arabanın yanal yönde bir dengesizlik gösterdiğini, yani savrulduğunu çok basit bir şekilde algılayacaktır. Ayrıca Tekerlek Hızı Algılayıcıları arka tekerleklerin kaymaya başladıkları zaman dönüş hızlarının ön tekerleklere göre daha az olduğunu görecek, benzer bir şekilde Fren Basıncı Algılayıcısı da arka tekerleklere, öne nazaran daha az fren basıncı uygulandığını farkederek, aynı şekilde arka tutuşun kaybolduğunu anlayabilecektir. Son olarak Direksiyon Açısı Algılayıcısı'nın da nasıl çalıştığını anlatmamız gerekirse, arabanın kafadan kaydığını düşünmek yeterli olacaktır. Hızlı bir virajda, siz direksiyonu çeviriyorsunuz, ama aşırı hızlı gittiğiniz için, arabanın ön tarafı dönmüyor. (Bu olay önden çekişli arabalarda, viraj içinde gaza basıldığında, rahatlıkla anlaşılabilir).
İşte bu durumda, siz direksiyonu çevirdiğinize rağmen Yanal Hız Algılayıcısı bir dönme hareketi hissedemeyeceği için, arabanın kafadan kaydığını, yani ön tekerleklerin tutuşunu kaybettiğini ESP sistemi algılar. Bütün bu bilgilerden sonra ESP sisteminin şekildeki örnekte nasıl işlediğini açıklayabiliriz.
1)ABS Kontrol Ünitesi
2)Tekerlek Hızı Algılayıcısı
3)Direksiyon Açısı Algılayıcısı
4)Yanal Hız Algılayıcısı
5)Motor Kontrol Ünitesi
6)Otomatik Gaz Subapı/Enjeksiyon Pompası
7)Fren Basıncı Algılayıcısı Traktör frenlerini
bilenler varsa bu konuyu rahatlıkla anlayabilirler.
Traktörlerde arka tekerlere kumanda eden iki tane fren pedalı vardır. Tarla sürerken bir uçtan öbür uca vardığınızda bu pedallardan sadece bir tanesine basarak traktörü olduğu yerde geri döndürebilirsiniz.
Mesela sadece sağ fren pedalına basarsanız, traktörün sağ arka tekeri fren yapar ve traktör kendi çevresinde sağa doğru dönmeye başlar. İşte ESP de bu traktör frenlerinden esinlenerek yapılmış diyebiliriz . Yani sadece gelişmiş ve elektronik bir traktör freni o kadar. Tek bir artı yönü var, hayatınızı kurtarabiliyor, ya da arabanızda oluşabilecek bilmem kaç milyarlık hasarları...
Sonuçta öyle ya da böyle, ESP son derece faydalı, arabanın kaymasını neredeyse imkansız hale getiren bir sistem.



*EMNİYET KEMERİ: *HER ŞEY GÜVENLİĞİNİZ İÇİN
*EMNİYET KEMERİ:

Aracınız size çarpmaz siz aracınıza çarparsınız. Tabii emniyet kemerini takmamışsanız!
Emniyet kemerini takmak zorundayız. Ancak, çarpma anında araçtan fırlamamızı veya ölümcül yara almamızı engelleyecek tek şey de işte bu kemerdir.
Çarpma sonucu araçtan fırlamışsanız, hep söylene geldiği gibi "emniyet kemeri sıkıyor beni" sözünü belki bir kez daha söyleme şansına sahip olamayacaksınız. Lütfen unutmayınız: "Emniyet kemerleri, tekerlekli sandalyeler kadar sıkıcı ve bağlayıcı değildir."
Araç suya gömüldüğünde ya da araçta yangın çıktığında emniyet kemeri bağlı ise ölüm riskinin arttığı kanısı vardır. Oysa, emniyet kemeri takılmadığında çarpma sonucu genelde bilinç kaybı oluşur ve kazazede bu nedenle dışarıya çıkamaz. Kemer takıldığında, başın alacağı darbe azalacağı için, bilinç kaybı oranı azalacaktır. Dolayısıyla bilinci yerinde kazazede, ister su altında olsun, isterse yangın tehlikesi olan araçta, emniyet kemerini açarak dışarı çıkabilecektir.
Emniyet kemerlerinin yararları, kaza kategorilerinin hepsinde görülmektedir. Fakat ölüm ve ağır yaralanmanın en çok meydana geldiği çarpma/çarpışma kazalarındaki yararları daha dikkat çekicidir. Çarpma sonucu savrulan bir eşya da olsa insan bedeni de olsa eninde sonunda bir engelle durdurulur. Bir çarpma anında araç saniyenin ilk on salisesinde durmakta ise de eğer emniyet kemeri takılı değilse direksiyon, kontrol paneli ya da ön cam tarafından durdurulana kadar araç içindeki eşyalar ve araçta bulunan kişilerin bedenleri aynı hızdaki hareketlerine devam edeceklerdir.
Oysa doğru takılmış bir emniyet kemeri insan bedenini:
• Çarpma etkisiyle vücutta meydana gelen sarsıntının kademe kademe azalmasını sağlayarak, kaza anında meydana gelen çarpma etkisini vücut yapısındaki en güçlü noktalara yönelterek,
• Çarpma etkisinin vücutta tek noktada toplanmayıp dağılmasını sağlayarak,
• Çarpma/çarpışma anında koltuktan fırlamayı engelleyerek,
• Hassas ve en önemli organların yer aldığı kafa ve omuriliğin herhangi bir yere çarpmasını önleyerek korumaktadır.
Emniyet Kemerinin Etkileri Hakkında Bazı Çarpıcı Araştırma Sonuçları:
• Üç noktalı emniyet kemerleri, otomobilde seyahat edenlerin ağır yaralanma risklerini % 45 kamyonetlerde de % 60 oranında azalmaktadır.
• Ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullananların % 24.8'i hiç zarar görmeden kazayı atlatırken, emniyet kemeri kullanmayanlarda bu oran % 6.3'tür.
• İleri düzey araştırmalarda arka koltukta emniyet kemeri kullanımının, arka koltukta meydana gelen ölüm ve yaralanmaların 2/3'nün ve ön koltukta ölümlerin ise % 6'sını önlediği saptanmıştır. Bütün ağır yaralanmalarda ise, arka koltuk emniyet kemerleri yaralanmanın şiddetini % 50 oranında azaltmaktadır.
• TRL (İngiltere Ulaşım Araştırma Laboratuarı) analizleri, ön koltuk yolcularının tamamına yakınının emniyet kemeri takmasına karşılık, daha düşük oranda emniyet kemeri kullanan arka koltuk yolcularının yaralanma riskinin 2 kat, fırlatılma riskinin ise 7 kat daha fazla olduğu ortaya koymuştur. Emniyet kemeri takmamış arka koltuk yolcuları en çok kafa, yüz ve boyun zedelenmelerine maruz kalmaktadır. Arka koltuk yolcularının en büyük yaralanma nedeni fırlatılmadır.
• Genel bir ifade ile belirtecek olursak emniyet kemeri kullanımının zorunlu olduğu ülkelerdeki ölüm ve yaralanma oranları, kullanımın zorunlu olmadığı ülkelere göre % 40 daha azdır.
• Avustralya'nın bir eyaleti olan Viktorya' da emniyet kemeri kullanımı 1970 yılında zorunlu hale getirilmiştir. Bundan 4 yıl sonra 1974 istatistiklerinde ölümlerde % 37'lik azalma, yaralanmalarda % 41'lik azalma ve omurilik zedelenmelerinde ise % 27'lik azalma meydana gelmiştir.
• 1995'te Amerika'da ise emniyet kemerleri 9.797, hava yastıkları 475, çocuk koruma sistemleri ise 279 kişinin hayatını kurtarmıştır. Kanada'da, 1989'dan bu yana emniyet kemerleri 2.400 kişinin hayatını, 55.000 kişinin yaralanmasını önlemiş, sosyal ve sağlık maliyetlerinde 3 milyon dolar tasarruf sağlamıştır. Yine aynı ülkede ise 1995 yılında ölümlü kazalarda, koruma sistemi kullanmayanların (Emniyet kemeri, araç çocuk koltuğu vs.) % 25'i aracın dışına fırlatılmıştır.
• Bu özelliklerine rağmen bir çok kişi emniyet kemerlerini çeşitli nedenlerle kullanmayı gereksiz ya da sakıncalı bulmaktadır.

*İKİ KÜÇÜK UYARI DAHA:
*Emniyet kemeri ne çok sıkı ne de gevşek olmalı.
*Kısa mesafelerde bile takılmalı. Ya karşıdan gelenler sizin gibi dikkatli değilse?

*KOLTUK BAŞLARI SİZCE AKSESUAR MI?
Çarpmalarda yaralanma ve ölüm nedenleri arasında oldukça önemli yer tutan bir öğe de "ikinci darbe" denilen, başın hızla arkaya kaymasıdır. İşte boyun kırılmalarıyla gelebilecek felç ya da ölümleri koltuk başları önler. Tabii emniyet kemeri takılmak kaydıyla...
Lütfen onları aksesuar olarak görmeyelim.

*EMNİYET KEMERİ GEREKLİ ÇÜNKÜ
Saatte 50 kilometre hızdaki bir çarpmanın 4. kattan düşmeyle eşdeğer olduğu, emniyet kemeri takmamış yaralıların yüzde 70’inin 50 kilometreden düşük bir hızda yol alırken yaralandığı bildirildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün resmi internet sitesinden alınan bilgiye göre, doğru takılmış bir emniyet kemeri insan bedenini, çarpma etkisiyle vücutta meydana gelen sarsıntının kademe kademe azalmasını sağlayıp, çarpma etkisini vücut yapısındaki en güçlü noktalara yönelterek, koltuktan fırlamayı engelleyerek, hassas ve en önemli organların yer aldığı kafa ve omuriliğin herhangi bir yere çarpmasını önleyerek koruyor.
Üç noktalı emniyet kemerleri, otomobilde seyahat edenlerin ağır yaralanma risklerini yüzde 45, kamyonetlerde yüzde 60 oranında azaltıyor.
Ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullananların yüzde 24.8’i hiç zarar görmeden kazayı atlatırken, emniyet kemeri kullanmayanlarda bu oran yüzde 6.3’te kalıyor.
Yapılan araştırmalara göre, emniyet kemeri kullanımı, arka koltukta meydana gelen ölüm ve yaralanmaların üçte ikisini, ön koltuktaki ölümlerin yüzde 6’sını önlüyor. Bütün ağır yaralanmalarda ise arka koltuk emniyet kemerleri yaralanmanın şiddetini yüzde 50 oranında azaltıyor.
İngiltere’de yapılan başka bir araştırmaya göre, daha düşük oranda emniyet kemeri kullanan arka koltuk yolcularının yaralanma riski 2 kat, fırlatılma riski 7 kat daha fazla oluyor. Emniyet kemeri takmamış arka koltuk yolcuları, en çok kafa, yüz ve boyun zedelenmelerine maruz kalıyor.

*KISA YOLCULUKLARDA EMNİYET KEMERİNİN ÖNEMİ
Birçok sürücü, kısa yolculuklarda emniyet kemerinin hiçbir işe yaramadığını düşünüyor, ancak emniyet kemeri kullanımını en çok gerektiren aslında kısa mesafeler oluyor. Çünkü ölümlü trafik kazalarının yüzde 80’i sürücülerin evlerine 30-35 kilometre uzakta ve saatte 55-60 kilometre hızın altında gerçekleşiyor.
Ayrıca kazalardaki ölümlerin yüzde 35’i şehir içinde ve büyük olasılıkla günlük güzergahlar üzerinde meydana geliyor.
Emniyet kemeri kullanılmıyorsa 30 kilometre hızla çarpıldığında bile ağır yaralanma riski çok fazla oluyor.
Araştırmalar, emniyet kemeri takmamış yaralıların yüzde 70’inin, 50 kilometreden daha düşük bir hızda yol alırken yaralandığını, 50 kilometre hızdaki bir çarpmanın, 4. kattan düşmeyle eşdeğer olduğunu ortaya koydu.

*İŞTE BAZI BAHANELER VE BİLGİLER
*"KISA YOLCULUKLARDA EMNİYET KEMERİ HİÇBİR İŞE YARAMAZ..."

Aslında emniyet kemeri kullanmamızı en çok gerektiren bu süre ve bu mesafedir. Çünkü ölümlü trafik kazalarının % 80'i evinize 30-35 km uzaklıkta ve 55-60 km/h hızın altında gerçekleşmektedir. Ayrıca trafik kazası ölümlerinin % 35'i şehir içinde ve büyük olasılıkla günlük güzergahlar üzerinde meydana gelmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Trafik Araştırma Merkezi Müdürlüğü'nce 1999 yılında Ankara'da trafik yoğunluğunun fazla olduğu 27 kavşakta gözlem yoluyla yapılan bir araştırmada, 40.587 özel araç sürücüsünden 8.557'sinin (%21,08) emniyet kemeri kullandığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada, arka koltukta oturan hiçbir yolcunun emniyet kemeri kullanmadığı rapor edilmiştir. EGM kaza istatistiklerinde 2001 yılında meydana gelen kazaların %88.79'unun yerleşim alanları içinde meydana geldiği ve yaralanmaların %66.03'ünün, ölümlerin ise %44.31'inin bu kazalar sonucu ortaya çıktığı görülmektedir (Bu verilere Jandarma tarafından denetlenen kırsal alan kaza istatistikleri dahil değildir).

*ÇARPMANIN ETKİSİ TONLARLA İFADE EDİLİYOR
Bazı sürücüler düşük hızdaki çarpmalarda araç içinde sıkıca tutunup etkiyi düşüreceğine inanıyor. Bunu yapmak için öncelikle saniyenin dilimlerini kullanabilmesi ve çok güçlü kol kaslarına sahip olması gerekiyor.
Kol kasları 25 kilogramın üzerindeki bir güce çok fazla dayanıyor. Ancak bir duvara 50 kilometre hızla çarpma esnasında iki tonu geçen bir etki oluşuyor ve buna engel olmak için 75 kilogram güç gerekiyor. Kollar bunu engelleyemiyor, ancak 2,5-3 tonluk bir etkiye direnebilecek şekilde tasarlanan emniyet kemeri, kol ve bacakların parçalanmasını önleyebiliyor.
Yapılan araştırmalar, kaza anında en iyi yerin aracın içi olduğunu ortaya koyuyor. Aracın dışına fırlatılma durumunda, ölüm riski 25 kat daha fazla oluyor.
Araçtan fırlayan kişi, yumuşak ve yeşil çimlerin üzerine düşmüyor. Fırlama ile kişi aracın ön camına, kaldırıma, başka bir araca çarpabiliyor.
Hava yastığı, yalnızca önden şiddetli çarpmalara karşı ek bir koruyucu görevi görüyor. Sürücü için hava yastıkları, kemerlerle sabitlenmiş olan vücudun, baş ile direksiyon arasındaki temasını engelliyor. Hava yastığı, emniyet kemerinin etkinliğini yüzde 40 oranında artırıyor.
Hava yastıkları, yandan çarpma ve savrulmayı önlemede hiçbir zaman emniyet kemerinin yerini tutmuyor.

*TRAFİK KAZALARI VE EMNİYET KEMERİ
Doç.Dr. IŞILDAR, Süleyman
Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Daire Başkanı
Karayolu trafik kazalarının azaltılması etkin tedbirlerin alınmasıyla mümkündür. Etkin tedbirler arasında;
*Yeni araba ve güvenli donanımı,
*Emniyet kemeri ve çocuk koltuğu kullanımı,
*Şoför ve yolcu hava yastığı,
*Tüm arabalarda yan hava yastığı,
*Tüm araçlarda ABS freninin olması,
*Gündüz araba farlarının yakılması da vardır.
Pasif güvenlik sistemleri içerisinde yer alan emniyet kemeri, ölüm ve yaralanma riskini en aza indiren bir düzenektir.
Ülkemizde değişik yerlerdeki şehir dışı ve şehir içindeki emniyet kemeri kullanımıyla ilgili sayımlar, Lyon /Fransa’da yapılan sayımlar, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığının ilgili değerlendirmeleri, Belçika Karayolu Trafik Araştırma Enstitüsü verileri, Birleşmiş Milletler Karayolu Trafik güvenliği Çalışma Grubu verileri, yabancı uzmanlarla yapılan mülakatlar, yurtiçinde ve yurtdışında yapılan gözlemler bu incelemenin ana materyalini oluşturmaktadır.
Yukarıda belirtilen materyal durum tespiti, karşılaştırma ve örnekleme yolu ile incelenip yorumlanmakta ve uygulamanın içinden kazanılmış tecrübelerin de yardımı ile emniyet kemeri takmanın gerekliliği ve faydaları belirtilmektedir.

*EMNİYET KEMERİ NEDEN TAKILMALI?
2002 yılında ülkemizde meydana gelen 80.570 ölümlü-yaralanmalı trafik kazası değerlendirildiğinde; sürücülerin emniyet kemeri takılı olan kazalardaki ölüm oranı %3,3 iken, takılı olmayan kazalardaki ölüm oranının %12,2 olduğu tespit edilmiştir. Başka bir değişle ölümlü-yaralanmalı kazalardaki ölüm oranı emniyet kemeri takılmadığı takdirde 4 kat artmaktadır.
Emniyet Kemeri Takanların 100 km/s hızına kadar olan kazalarda kurtulma şansı vardır. Emniyet Kemeri takmadan yolculuk edenlerin 20 km/s’den itibaren kaza anında ölme riski vardır.
2002 yılında Avrupa Birliğinde araçta ölenlerin toplam sayısı 25000 kişidir. Araçta bulunanların hepsi emniyet kemeri taksaydı, ölü sayısının 25000’den 15000’e inebileceği uzmanlarca belirtilmiştir.
Ülkemizde 2003 yılındaki trafik kazaları sonucunda ölenlerin %37’sini sürücüler,%40’ını yolcular ve %23’ünü ise yayalar oluşturmaktadır. %40 oranında meydana gelen yolcu ölümlerinin ise %20’sinin 20 yaş altındaki yolcular olduğu dikkate alındığında, emniyet kemerinin sadece sürücüler ve yetişkinler için değil, çocuklar için de öğrenilmesi ve alışkanlık haline getirilmesi gereken bir unsur olduğu ortaya çıkmaktadır.

*"EMNİYET KEMERİNE GEREK YOK, HAVA YASTIĞIM VAR..."
Hava yastığı yalnızca önden şiddetli çarpmalara karşı ek bir koruyucudur. Sürücü için hava yastıkları, kemerlerle sabitlenmiş olan vücudun, baş ile direksiyon arasındaki temasını engelleyen bir tamamlayıcısıdır. Hava yastığı emniyet kemerinin etkinliğini % 40 oranında artırmaktadır ve emniyet kemerine yardımcı olmak için araca yerleştirilmiştir. Hava yastıkları yandan çarpma ve savrulmayı önlemede hiçbir zaman emniyet kemerinin yerini tutamaz.

*"HAMİLELER İÇİN EMNİYET KEMERİ SAKINCALI OLABİLİR..."
Motorlu araç kazalarında ceninin ölümü annenin de ölümüne yol açabilir. Doğmamış çocuğunuza sağlayacağınız en güzel koruma üç noktalı emniyet kemerini kullanmanızdır. Bel hizasındaki şerit çıkıntı oluşturan hamile karnının alt kısmından, karına baskı yapmayacak şekilde geçmelidir. Omuzdan gelen şerit ise normal kullanımdaki gibi göğüs kafesi üzerinden çapraz ve normale göre daha gevşek şekilde geçmelidir. Emniyet kemerinin her iki şeridi de doğru kullanılıyorsa, cenin için hiçbir risk oluşturmaz ve hem annenin hemde bebeğin güvenliği sağlanmış olur.

*"EMNİYET KEMERİ BENİM PROBLEMİM, BAŞKALARINI İLGİLENDİRMEZ..."
Trafik kazalarının topluma trilyonlarca lira maliyeti vardır. İlkyardım, hastanede tedavi, yeniden eğitim vs, giderlerin tamamına yakını topluma yüklenmektedir. Kaza geçirenlerden emniyet kemeri kullanmayanların tedavileri, kemer kullananlara göre yaklaşık iki kat daha uzun süre ve maliyeti de beraberinde getirmektedir. Kişisel olarak aldatıcı bir özgürlük duygusu için hayatın ziyan edilmesi ya da kaybedilmesi nasıl kabul edilebilir? Aylarca hastanede yatmak veya ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak bu basit özgürlük duygusuyla karşılaştırılabilir mi?

*EMNİYET KEMERİ TAKMA ZORUNLULUĞU:
Ülkemizde ilk kez, 18.10.1983 tarihinde emniyet kemeri kullanımı konusunda sürücülere tavsiye ve uyarı kararı alınmış, 20 ay sonrasında 16.06.1985 tarihinde ise emniyet kemeri zorunluluğu kanun kapsamına alınmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78’inci maddesi ile; “belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanması zorunludur ve emniyet kemerinin hangi araçlarda kullanılacağı yönetmelikte belirtilmiştir.” yönündeki hüküm ile emniyet kemeri kullanılması zorunlu kılınmıştır.
Kanunumuza göre ( md.78.1.a) takması zorunlu olanların takmaması halinde halen 41 milyon 200 bin TL. para cezasına çarptırılır. Ayrıca 5 ceza puanı verilir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150’nci maddesinin “b” bendi ile de konu detaylandırılmış ve;
*Otomobil ve tescil bakımından otomobil gibi işlem gören arazi taşıtlarında sürücüsü ile ön ve arka yolcu koltuklarında,
*Minibüs, kamyon, kamyonet ve çekicilerde: sürücü ve sürücü yanındaki koltuklarda,
*Şehirlerarası otobüslerde: ara koltuklar hariç olmak üzere, sürücüsü dahil en ön ve önünde boşluk olan kapı önü koltuklarında,
*İki katlı şehirlerarası otobüslerde: merdiven önü, en ön ve önünde boşluk olan Arka koltuklarda, masa etrafında bulunan koltuklardan aracın gidi yönüne doğru Olanlarda oturan yolcular için emniyet kemeri bulundurulması ve kullanması mecburidir.” yönünde hükümler verilmiştir.

*TÜRKİYE'DE EMNİYET KEMERİ MEVZUATI:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunumuzun 78. maddesi ile belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunlu hale getirilmiştir. Konu ile ilgili düzenlemeler yönetmelikte belirtilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde yapılan 25.06.1998 tarihli değişiklik ile 2. fıkrasının b, c ve d bendinde değişiklikler yapılmıştır. Bunlar:
(b) bendi: "Otomobil ve tescil bakımından otomobil gibi işlem gören arazı taşıtlarında sürücüsü ile ön ve arka koltuklarda, minibüslerde ise sürücüsü ile yanında oturan yolcuların; kamyon, kamyonet ve çekicilerde sürücü ve sürücü yanındaki koltuklarda; şehirlerarası otobüslerde (sınıf III) arka koltuklar hariç olmak üzere, sürücüsü dahil en ön ve önünde boşluk olan arka koltuklarda, önünde boşluk olan kapı önü koltuklarında; iki katlı şehirlerarası otobüslerde merdiven önü, en ön ve önünde boşluk olan en arka koltuklarda, masa etrafında bulunan koltuklardan aracın gidiş yönüne doğru olanlarda oturan yolcular için emniyet kemeri, bulundurulması ve kullanılması mecburidir."
(c) bendi: "Bu yönetmelik hükümlerine göre 1995 yılı itibari ile ülkemizde imali yapılan veya yurtdışından ithaline izin verilen araçların arka koltuklarında emniyet kemeri bulundurulması ve kullandırılması mecburidir. Bunların dışında kalan ve halen trafikte kullanılmakta olan diğer taşıt sahipleri isteğe bağlı olarak 1 sayılı Cetvelde yer alan "Emniyet Kemeri"ni numunesine uygun olarak taktırabilirler. Minibüslerin arka koltuklarında, kamyon, kamyonet, çekici ve şehirlerarası otobüslerde emniyet kemeri ile ilgili hükümler 01.08.1998 tarihinden sonra üretilen araçlarda uygulanır. Bu araçlar yerleşim yeri içinde sürülürken gerekli görülenler için emniyet kemeri kullanma mecburiyeti İçişleri Bakanlığı'nca çıkarılacak genelgeler doğrultusunda aranmayabilir."
(d) bendi: "(b) bendinde sayılan taşıtlarda sürücü yanındaki ön koltukta on (10) yaşından küçük çocukların taşınması yasaktır."
Kaynak : Türkiye Fahri Trafik Müfettişleri Derneği ve Emniyet Genel Müdürlüğü
Hazırlayan : Seyfi TÜRK, Ramazan GÜLEÇ (Eğitimci ve Trafik Öğretmenleri)

*ÇOCUKLAR VE EMNİYET KEMERİ:
Özel otomobillerde 12 yaşına kadar çocukların ön koltukta oturmalarına izin verilmemelidir. Reşitler için yapılan emniyet kemerleri bu yaştaki çocukların korunmalarına uygun değildir. Bu nedenle, şoför yanındaki ön koltuğa çocukların oturtulması uygun değildir. Otomobillerde çocukların güvenlik içinde seyahat etmeleri için, arka koltuklara yerleştirilen özel çocuk koltukları bulunmaktadır. Bu koltuklar daha çok 9 aylık ile 4 yaş grubu arasındaki çocuklar için imal edilmiştir.
4-10 yaş grubu çocuklar için, arka koltuk güvenlik kemerinin bağlandığı yere bağlanabilen enli kayışların kullanılması, yani bu kemerler ile bu yaş grubundaki çocukların bağlanmaları güvenlik açısından uygundur. 10 yaşından büyük ya da 30 kilodan ağır çocuklar arka koltuk emniyet kemerlerine bağlanabilirler. Ancak çocuk 135 cm. den kısa ise omuzdan kemerin bağlanması uygun değildir.
Çocuklar, hava yastığı olan ön koltuklarda kesinlikle oturtulmamalıdır.

*EMNİYET KEMERİ TAKILMASINI NASIL ARTIRABİLİRİZ:
*Evde, okulda, işyerinde, kışlada vb. yerlerde eğitim verilmelidir.
*Takılmasına yönelik eğitim kampanyaları yapılmalıdır.
*Sözkonusu eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinde mümkün olduğunca basın ve yayın organlarından faydanılmalıdır.
*Teknolojiden faydalanılmalıdır. Emniyet kemeri takılmasını hatırlatan cihaz her araçta olursa ölü sayısı yaklaşık %10 oranında azalır.
*Polis ve Jandarma tarafından kontrol edilmelidir.
*Takanları ödüllendirmek gereklidir.

*SONUÇ:
Emniyet kemeri, kazalarda mağduriyeti azaltan en ucuz ve en basit gereçtir. Bu bilimsel netice; Emniyet kemeri takılınca ölüm ve yaralanma sayılarında azalışa dayanmaktadır.
Genel anlamda kaza halinde, emniyet kemeri takılınca %50 oranında ölüm ve yaralanma riski, %41 oranında beyin travması geçirme riski azalmaktadır.
İster şehir içinde ister şehir dışında olsun emniyet kemeri takmamız başta kendi güvenliğimiz için çok gereklidir. Çocuklarımızı da; yaş, kilo ve boylarına göre otomobilde uygun yerde çocuk koltuğu, enli kemer gibi gerekli güvenlik gereçlerinden faydalanarak seyahat ettirmemiz gerekmektedir.

*EMNİYET KEMERİ SİZİ BOĞMASIN
Emniyet kemerlerinin aracın orta direklerinde bulunan ayarlı tutucularından boyuna göre ayarlanması gerektiğini belirten uzmanlar, "Emniyet kemeri kesinlikle boyun bölgenizin üzerinde olmasın. Bu tip kullanım kaza sırasında boğulmanıza sebep olabilir."uyarısında bulunuyor.
(Extremeclioııı) alıntıdır.

*ÖN GERGİLİ EMNİYET KEMERİ GERDİRME SİSTEMİ
eğriler, % 5, % 50 ve % 95 lik test mankenleri (dummy) ile yapılan çarpma testleriyle belirlenmiş yolcuların kinetik enerjilerinin değişimini göstermektedir. Yolcuların kinetik enerjilerinin bağıl hızın karesinin fonksiyonu olması nedeniyle, koruyucu sınırlayıcıların kazanın ilk anlarında uygulanmasının avantaj sağladığı ifade edilmektedir. Elektronik beyinin sarsıntılardan etkilenmeyecek biçimde düzenlenmesiyle, taşıt ivmelenirken meydana gelebilecek gerilme önlenebilmektedir. Bu ise, özellikle yüksek hızdaki çarpma durumlarında çok büyük önem kazanmaktadır.

*ÇARPMA SIRASINDA YOLCULARIN KİNETİK ENERJİLERİNİN DEĞİŞİMİ.
Günümüzde kullanılmakta olan gerilmesi sınırlandırılmış emniyet kemerleri, çarpışma sırasında araç hızının aniden sıfıra düşmesi sonucunda, ön koltuklarda oturanların göğüs ve kalçalarının emniyet kemerlerinin sıkmasından çok fazla etkilenmemeleri için, oluşan kuvveti sınırlayan ve kısa bir zaman aralığına yayan sarma/kilitleme sistemiyle donatılmaktadır.
Hava yastıkları, emniyet kemerlerini tamamlayıcı olarak geliştirilen pasif güvenlik elemanlarıdır, Sistem, aracın yavaşlama ivmesini hesaplayan kendi elektronik beyni tarafından yönetilir.

*EMNİYETLİ BİR SÜRÜŞ İÇİN TAVSİYELER ÖZLEMİMİZ:
Trafik terörünün ve kazaların olmadığı,yürek yakan feryatların bittiği bir Türkiye Hoşgörü ve akılcılığı siz başlatın,isteyenlere siz yol verin,en çok 5 saniyenizi alır,50 kez gülümseyerek yol verirseniz, 250 saniye eder.
Bir gün bakarsınız yol verdikleriniz size yol verir..
1.Kesinlikle alkollü olarak araç kullanmayın ve kullandırmamaya çalışın.
2.Eskimiş lastiklerle yola çıkmayın kışın en az diş kalınlığı 3 mm yazın 2
mm olmalı. (Dünya standart ı ortalama 1,6 mm,Yeni lastikler 8 mm) Yol ve hava şartları ne olursa olsun havalarını indirmeyin.
3.Emniyet kemerinizi mutlaka takınız ve taktırınız.Mümkünse arka koltuktakilere de taktırınız Unutmayın (50 KM HIZDA)ani fren esnasında ortalama ağırlıklar 40 kat artarak öne doğru fırlayacaktır....Arka cam önüne sert cisimler koymayın bagajdaki sert cisimleri gerekirse sabitleyin...Çocukları mutlaka çocuk koltuğuna oturtunuz.
4.Gece ve gündüzleri mutlaka kısa farlarınız ı yakınız .Farlarınız, Aynalarınız,Camlar,Stoplar,Park lambaları daima çalışır ve temiz olmalı.
Görüşü engelleyecek hiçbir cismi cama yapıştırmayınız.(Aynalara CD,Çavuş üzümü asmayın, arka cam önüne karpuz dilimi,kafası sallanan köpekler koymayın...)
5.Sileceklerinizi görüşün kapanmasını beklemeden çalıştırın lastiklerini gerekirse değiştiriniz...
6.Sinyallerinizi yön değiştirmelerde mutlaka kullanın,Sinyal vermeniz size geçiş üstünlüğü sağlamaz kontrol ettikten sonra şerit değiştiriniz.Başkasının sinyaline asla güvenmeyin..
7.Yağmur un yağdığı ilk anlarda dikkatli olun hız azaltın,Mıcırlı ve sisli havalarda da hız azaltın.
8.Direksiyon simidini mutlaka iki elle tutun ve 9.15 pozisyonun da olmalıdır.
9.Koltukları mutlaka kendinize göre ayarlayın,direksiyona olan uzaklığınız omuzunuzu koltuk sırtlığından kaldırmadan bileğiniz direksiyonun 12 noktasına değecek şekilde ayarlayınız.Ayağınız pedallara basılı iken gergin olmamalı ve dizinizde normal bir açı olmalıdır.
10.Acil fren durumunda daha kısa mesafede durmak için debriyaja ve frene birlikte basınız.Daima seyir esnasında ön ve arka trafiği kontrol ederseniz algılama süresi kısalır ve daha kısa mesafede durabilirsiniz.
11.Kırmızı ışıkta ve yaya geçitlerinde durduğunuz zaman geçit çizgilerini ihlal etmeyin ve bu sayede yeşil in yandığını daha rahat görebilirsiniz..
12.Yolda geçiş hakkı için kimseyle çekişmeyiniz ve gülümseyerek yol veriniz bu sürücü bir müddet sonra kendiside yol vermeye başlayacaktır...
13.Kırmızıda sonra yanan yeşil ışık esnasında arkadaki korna seslerini dikkate almayınız.Kendinize 2 sn lik bir zaman sağlayınız unutmayınız yandan çarpmalarda çok tehlikeli sonuçlar doğurur.
14.Sisli havalarda kayganlık faktörü artacağından takip mesafesini artırınız siste önünüzdeki aracı değil de yolun sağındaki yol çizgisini eğer çizgi yoksa yolun sağ sınırını takip ediniz.
15.Karşıdan gelen sürücü uzun farlarını yakmışsa sakın sinirlenip sizde yakmayın sakin olun hız azaltın onunla uğraşmayın karşı Tarafta herhangi bir engel varmış gibi davranın, farlarınızın ayarlarını mutlaka yaptırınız.(Kısa 25 m-Uzun 100 m yi göstermeli)
16.Ön yolcu hava yastığı varsa 1.65 cm den küçük boyluları ön koltukta oturtmayın .
17.Koltuk başlığı çarpmalarda hayat kurtarır araca bindiğiniz zaman ayarlarını kontrol edin..
18.Sollama esnasında Kararlı olun.Sollama yerini , zamanını ve hızını iyi seçin
19.İlkyardım çantalarını göstermelik değil gerçek ilkyardım çantası bulundurunuz.
20.Yangın söndürücülerini gerektiği kadar ve sürücünün en kolay ulaşabileceği yerde bulundurunuz.
21.Yola çıkmadan önce kendinize 15 sn zaman ayırınız aracın kontrollerini yapınız.
22.Yağışsız havada ve yağışlı havada takip mesafesine uyunuz.Sadece önünüzdeki aracı değil onların önündeki ve arkasındaki araçları da takip ediniz..
23.Otomobilinizle kesinlikle kimseyle yarışmayın hız felaket getirir.
24.Kesinlikle vitesi boşa almayın.Yokuş aşağı inerken çıktığınız viteste inin.
25.Araç kullanırken cep telefonu ile konuşmayın zorunlu ise aracı sağa çekip durdurunuz.Aksi takdirde S sistemini de bozabilir.
26.Ani ve gereksiz fren kullanmayın sık fren kullanmaktan kaçınınız.Yavaşlamalarda ve durmalarda Motor frenini kullanınız..konuşurken dikkatiniz dağılır ve kazaya sebebiyet verirsiniz.Aynı zamanda A.B.S fren sistemini bozabilir.
27.Aracınız da bulunması gereken alet ve edevatları mutlaka bulundurun.
28.Aracınız bozulup kaldığı zaman veya Lastik patlayıp değiştirileceği zaman
mutlaka emniyet tedbirleri alınız,gerekli işaretlemeleri yapınız.
29.Aracınızın bakımını zamanın da ve gereği kadar yapınız veya yaptırınız yolda kaldığı zaman değil.
*http://www.direksiyondersi.net/surusteknikleri.html

E İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
En son omeralemdar tarafından, 02 Temmuz 2008 18:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 11:41

F İLE BAŞLAYAN KONULAR
*FARLAR
*ARAÇ IŞIKLARININ KULLANILMASI:

a) Uzağı gösteren ışıklar (uzun hüzmeli farlar):
Yerleşim birimleri dışındaki karayollarında geceleri seyrederken, yeterince aydınlatılmamış tünellere girerken, benzeri yer ve hallerde uzağı gösteren ışıkların yakılması zorunludur.
a) Yakını gösteren ışıklar (kısa hüzmeli farlar):
Geceleri, yerleşim birimleri dışında karayollarındaki karşılaşmalarda bir aracı takip ederken, bir aracı geçerken yan yana gelinceye kadar ve yerleşim birimleri içinde, gündüzleri ise görüşü azaltan sisli, yağışlı ve benzeri havalarda yakını gösteren ışıkların yakılması mecburidir.
NOT: Kısa farla 25 m. , uzun farlar 100 m. ileriyi aydınlatır.
Işıkların kullanılmasına ilişkin esaslar:
1- Dönüş ışıklarının "geç" anlamında kullanılması,
2- Sadece park ışıkları yakılarak araç sürülmesi,
3- Karşılaşmalarda ışıkların söndürülmesi,
4- Yönetmeliklerde gösterilen esaslara aykırı ışık takılması ve kullanılması,
5- Sis ışıklarının; sis, kar, şiddetli yağmur halleri dışında ve geceleri yakını ve uzağı gösteren ışıklarla aynı zamanda kullanılması,
6- Yönetmelik esaslarına uygun olarak takılan ışıkların da amaç dışında ve gereksiz kullanılması
yasaktır.

*FAR AYARLARINIZI UNUTMAYIN GÖZÜNÜZÜ DÖRT AÇIN
Yanlış far ayarı gerek sizin gerekse karşı yönden gelen diğer sürücülerin yaşamlarını riske atabilir.Işığı yola yönlendiren esas olarak farın camıdır.Bir far üretilirken camıyla birlikte tasarlanmaktadır.Her far camı üzerinde ışığı yönlendiren ve (prizma)denilen şekiller vardır.Bu prizma o farın reflektör ve ampul yapısına göre tasarlanır.Bu yüzden kırılan camın yerine mutlak suretle orijinal cam takılmalıdır;başka cam takıldığında far ya iyi aydınlatamaz yada sürücünün görüşünde yanılsamalara yol açar.
SERVİSE GİTME ZAMANINIZMI YOK?
İyi o zaman işte size far ayarları tioları;Bunu için aracınızı düz ve gölge olan bir duvarın önüne 10 metre mesafede park edin.Kısa huzmeli parklarınızı yakın ve ışık yüksekliğini 75 cm ye ayarlayın.Şekilde p ile gösterilen noktalar (+)işaretlerinden 16 cm aşağıda ve aynı dikey eksende olmalıdır.Eğer farlarınız şekilde gösterilen ve belirtilen yükseklikten farklı bir aydınlatma yapıyorsa ayar düğmesini kullanarak ışık yüksekliğini ayarlayın.Bu işlemden sonra yatay ayarı yapmak için aracınızın genişliğini duvarda işaretleyin;sonra sol fardan aracınızın iz düşümünün ortasında ışığın 16 cm ye kadar yükselmesini sağlamak için yatay ayar düğmesini döndürün.Sağ farın aracınızın iz düşümü içindeki ışık yüksekliğinin de 75 cm olması gerekmektedir.

*FRENLER
Araçta el freni duran aracı sabitlemek için kullanılır. El freni kopmuş ise el freni tutmaz. El freni çekili durumda unutulup yola devam edilirse kampanalar ısınır ve fren tutmaz.
Araç üzerinde 3 tip fren bulunur:
-Motor freni (kompresyon freni)
-Ayak freni
-El freni
Ayak freni 3 tiptir:
-Hidrolik fren
-Havalı fren
-Karma fren
Fren sisteminin bazı parçaları şunlardır:
-Fren pedalı
-Merkez pompası
-Fren boruları
-Tekerlek silindirleri
-Fren diski
-Fren balatası
-Kampanalar
-Fren ayar sistemleri
Havalı frenli bir araçta üsttekilere ilaveten hava tüpü ve kompresör bulunur.
ABS frenin avantajları, frenlerken direksiyon hakimiyetini bozmaması ve fren mesafesini kısaltmasıdır. Fren yapılmasına rağmen aracın hızı azalmıyorsa, fren hidroliği yok veya azalmış hatta fren ayarları gevşek olabilir.
Fren sistemine yağ sızmış olabilir.
Fren sisteminde kaçak olabilir.
Soğuk havalarda el freni çekil durumda bırakılırsa fren balataları donarak yapışır.
Fren sisteminde hidrolik azalmışsa hidrolik yağı ile takviye edilir.
Ayak frenine basıldığında ön ve arka tekerlekler birlikte durur.
Araç çalışıyor fakat hareket ettirilemiyorsa el freni çekik olabilir.
Aracın kampanaları aşırı ısınmışsa fren ayarları bozuk olabilir.
Ön lastiklerin biri yeni biri eskiyse frenlerken araç bir tarafa çeker.
Westinghouse tipi frenli bir arabada hareket halinde iken motor stop ettirilirse asla fren tutmaz.
Hava frenli araçta hava basınç göstergesi basınç göstermiyorsa araç olduğu yerden kaldırılamaz.

*FRENLEME SIRASINDA TEKERLEK KİLİTLENMESİ OLUYORSA;
*ABS freniniz varsa freni pompalamayınız.
*ABS freniniz yoksa,kilitlenme çözülünceye kadar freni gevşetiniz ve yavaşça tekrar frenleyiniz.

F İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 12:42

G İLE BAŞLAYAN KONULAR
*GAZ PEDALIYLA DOST OLUN! http://www.forumneuro.com
Halk arasında ağızdan ağza dolaşan bir deyim vardır. Açıkçası bu yakıt tasarrufu yapmanın altın kuralını ortaya koyuyor. Kesinlikle tahmin ettiğiniz gibi; “Gaz pedalına altında yumurta varmış gibi bas”. Hız yapmak için gaz pedalının sonuna kadar basmaya ihtiyaç yok. Bunun için otomobili fazla zorlamadan hızlandırmak ve hızı korumaya çalışmak yeterli. Otomobiliniz enjeksiyonluysa yokuş aşağı inerken gaza basmayın; ilerlemek için yer çekiminden faydalanın. Bilindiği üzere yokuş aşağı inerken gaza basılmazsa enjeksiyonlu otomobiller yakıt tüketmiyor. Ancak yokuş inerken kesinlikle vitesi boşa atmayın ve kontağı kapatmayın. Vites boşa atıldığında motora yakıt girişi kesilmediğinden tüketim devam eder. Ayrıca motor kompresyonu ortadan kalkacağından otomobili durdurmak güçleşir. Kontak kapatıldığındaysa fren sistemi çalışmadığı için yapılacak yakıt tasarrufuna karşılık ciddi kazalarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Yokuş çıkarken az yakıt tüketmek için yüksek viteste tam gaz yapmaktansa daha düşük viteste yarım, hatta çeyrek gaz yapmak daha doğru olur. Hız sınırlarına uymaya ve gereğinden fazla hızlı gitmemeye gayret edin. 90 km/s'den sonraki her 1 km/s artış yakıt tüketimini yüzde 1 oranında artırır. Saatte 120 km hızla giden bir araç 80 km/s hızla giden bir araca göre yüzde 25 daha fazla yakıt tüketir. Ayrıca yakıt tüketimini artıran "saldırgan" sürüşten kaçının; ancak az yakıt tüketmek için çok düşük devirlerde de sürekli yol almaya çalışmayın. Çok düşük devirlerde kullanılan bir otomobilin motoru daha çabuk yıpranır; bu da yakıt tüketimini azaltarak yapılan tasarrufun tamir ve yedek parçaya verilmesine neden olur.

*GECE YOLCULUĞU SIRASINDA :
Takip mesafesi 3 saniyeye çıkarılmalıdır. Kesinlikle uykulu ve alkollü halde yola çıkılmamalı eğer gerekiyorsa araç güvenli bir yer park edilip dinlenilmelidir. Eğer karşıdan uzunlarını yakmış bir araç geliyorsa kesinlikle cevaben uzunlar yakılmamalı, kısa aralıklarla selektör yaparak yavaşlayın ve farlara bakmak yerine yolun orta sağına bakın.

*GEÇİLEN ARACIN SÜRÜCÜSÜNÜN UYACAĞI KURALLAR
Geçilmek üzere olan araç sürücüleri:
a)Duyulur ve görülür bir geçiş işareti alınca trafiğin iki yönlü kullanıldığı karayollarında taşıt
yolunun sağ kenarına yakın gitmeye dörtten fazla şeritli veya bölünmüş karayollarında bulunduğu şeridi izlemeye ve hızını arttırmamaya
b)Dar taşıt yolları ile trafiğin yoğun olduğu karayollarında yavaş gitme nedeni ile kendilerini
geçmek için izleyen araçların kolayca ve güvenli geçmelerini sağlamak için araçlarını elverdiği oranda sağ kenara almaya,yavaşlamaya,gerekiyorsa durmaya mecburdurlar.
c)Kurallara uygun olarak kendilerini geçmek isteyen araçlara yol vermemek geçilmekte iken başka bir aracı geçmeye veya sola dönmeye kalkışmak yasaktır.
d)Sürücülerin kendini geçmek isteyen araçlara dönüş lambasıyla geç işareti vermesi yasaktır.
e) Geçiş üstünlüğü bulunan bir aracın duyulur veya görülür işaretini alınca,bu araçların kolayca ilerlemelerini sağlamak için taşıt yolu üzerinde yer açmak gerekiyorsa durmaya mecburdurlar.

*GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ:
Görev sırasında, belirli araç sürücülerinin, can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmamak şartıyla, trafik kısıtlama ve yasaklamalarına bağlı olmamalarına denir.
1- Ambulanslar
2- İtfaiye araçları
3- Polis araçları
4- Sivil savunma araçları
5- Koruyan ve korunan araçlar
NOT: Geçiş üstünlüğüne sahip araçların 150 metreden görülür lambaları olmalıdır. 150 metreden duyulur sirenleri olmalıdır.
NOT: Sarı tepeli lambalı araçlar geçiş üstünlüğüne sahip değildir. Sarı tepe lambası araçlara kendilerini belli etmek için takarlar diğer araç kullananlar da daha dikkatli araç kullanırlar.

*GÜVENLİ BİR SÜRÜŞ İÇİN MERHABA!..
Sürücü belgenizi aldınız. Artık trafiğe çıkmaya hazırsınız. O halde, "karayolu"nun trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olduğunu lütfen unutmayalım.
Trafiğe çıkmak ciddi bir karardır. Sürücü belgesi almış olmak bunun ilk koşulu olsa da, deneyimsizlikler trafiği aksatmamalıdır. Bu nedenle deneyimsiz sürücüler, trafiğin az olduğu saatler ve güzergahları seçmeli, deneyim biraz daha arttığında yoğun trafiğe girilmelidir.
Trafik kurallarına uymak bir zorunluluktur. Ancak, trafiğe çıkan her sürücü, bu kurallara uymayı bir ilke olarak kabul etmelidir. Hepimiz kuralsızlığın kargaşaya yol açtığını biliriz. Ancak, trafikte kuralsızlık, kazaları, en kötüsü de yaralanma ve ölümleri beraberinde getiriyor.

*ÖYLEYSE NE YAPMALIYIZ?
*Sürücü koltuğuna oturduğumuz andan itibaren kafamızdaki her şeyi atmalı ve dikkatimizi sadece yola vermeyi bir alışkanlık haline getirmeliyiz.
*Lütfen dikkat! Yola zamanında çıkmamışsak, zamanında varmaya çalışmayalım. Telaş kazayı davet eder. Telaş yerine sakinliği, sinirlenme yerine ise hoşgörülü olmayı sağlamalıyız.
*Trafiğe çıkardığınız araç bakımlı olmalı. Düzenli bakımı yapılmamış bir araçla trafiğe çıkmak, hem kendimiz hem de diğer insanlar için tehlike oluşturacaktır.
*Yine araçta bulundurulması gerekli olan malzemelerin tam olmasına özen gösterilmelidir.
*Bu malzemeler, yalnızca bulundurulması zorunlu olduğu için değil, gerçekten gerekli oldukları bilinciyle araca konmalıdır. Malzemeler zaman zaman kontrol edilmelidir. Gerekiyorsa yenileriyle değiştirilmelidir. Yangın söndürme cihazı ise 3 ayda bir kontrol ettirilmelidir.
*Ve lütfen yangın söndürme cihazını sürücü koltuğunun yanına kolay erişilebilir bir yere koyalım. Unutmayalım ki, yangın söndürücü bir aksesuar değil, tehlike anında bir cankurtarandır. O nedenle yalnızca standartlara uygun yangın söndürücü satın alalım.

*GÜVENLİ SÜRÜŞ NEDİR?
Karayolu taşımacılık sisteminin temel amacı, insanları ve eşyaları, verimli ve güvenli olarak, bir yerden diğerine taşımaktır. Karayolu ile (özellikle otomobillerle) seyahat, şehirlerarası ve şehir içi ulaşımında, hayatımıza büyük kolaylık, rahatlık ve zevk getirmiştir. Ancak, trafik kazaları ve tıkanıklıklar yüzünden, sürücü-taşıt-yol sisteminin işleyişindeki bozulma, özellikle ülkemizde olmak üzere, tüm dünyada karayolu ulaşımını çok önemli bir sosyal problem haline getirmiştir.
Ülkemiz, araç başına düşen kaza ve ölü sayısı bakımından oldukça kötü durumdadır. Uluslararası Yol Güvenliği Teşkilatı'nın 1996 istatistiklerine göre, Türkiye'de her 10 000 araca düşen yıllık ölü sayısı 75 iken, Fransa'da 33, Almanya'da 19, Japonya'da 15 dir (1). 1997 yılında ülkemizde meydana gelen toplam 387 533 trafik kazasında, 5125 kişi hayatını kaybetmiş, 106 246 kişi yaralanmış ve 860 248 465 000 000 TL 'lik maddi hasar meydana gelmiştir (2). Bu kazaların 272 989 adedi çarpışma, 44 155 'i duran araca çarpma, 22 692 'si sabit cisme çarpma, 14 316 'sı yayaya çarpma ve 9 555 'i devrilme, 3081 'i trene çarpma, 1815 'i hayvana çarpma, 15 563 'ü yoldan çıkma ve 367 'si araçtan düşme şeklinde olmuştur. Trafik kazalarındaki bu kötü bilanço, ülkemiz insanlarının bu konuda ne kadar bilinçsiz ve eğitilmelerinin ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Trafik kazası, karayolunda hareket halinde olan bir veya birden fazla taşıtın karıştığı, ölüm veya yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan olay olduğuna göre, her ne sebeple ve hangi kusurlarla olursa olsun, trafik kazaları taşıtlarla yapılmaktadır. Bu yüzden, taşıt tasarımcıları öncelikle kazaların önlenmesi ve bu mümkün olmadığı takdirde kaza sonrası kayıpların azaltılması için, taşıt üzerinde alınabilecek koruyucu önlemler konusunda yoğun çaba harcamaktadırlar. Bu çalışmada, trafik kazalarını ve kaza sonrası kayıpları azaltmak amacıyla taşıtlarda uygulanan ve uygulanması yararlı görülen sistemler tanıtılarak, değerlendirilmiştir.
Can güvenliği sağlamak için:
- Hayattaki en kutsal hakkınız yaşamaktır.
- Dünyanın en tehlikeli trafik ortamı ülkemizdedir.
- Ülkemizdeki trafik kazaları % 95 oranında sürücü bilgi ve beceri noksanlığından kaynaklanmaktadır.
- Trafik, hayatımızın büyük bir kısmını geçirmek zorunda olduğumuz, çok paydaşlı, son derece tehlikeli bir ortaklıktır.
Maliyetleri azaltmak için:
Azalan kaza riskleri ve araç onarım masrafları
Azalan işçilik kaybı
Azalan yakıt giderleri
Azalan araç bakım giderleri
Azalan araç sigorta giderleri
En güncel bir toplumsal sorunun çözümüne katkıda bulunmak için:
Bazı dikkat çekici istatistiklere baktığımızda "Yaşamımızda bizleri ve yakınlarımızı bekleyen en büyük tehlikelerden biri trafik kazalarıdır" demeden geçmek mümkün değildir. Konunun genel anlamda çözümü için devlet kanadında bir sahiplenme gerekmektedir. Dünyada yaygın olarak kullanılan Sürücü Geliştirme Programları'nın bir parçası olan Çağdaş Trafik Eğitimi Projesi ile sürücülerin trafikteki davranışlarının olumlu yönde değiştirilmesi hedeflenmelidir. Ancak şu an itibarı ile bu imkan henüz ülkemizde mevcut olmadığından bireysel çabalardan öte fazla bir şey yapılamamaktadır.
Eğitim programlarımızdan geçerek otomobil kullanımı ile ilgili bilgi ve becerisini yükselten, tehlikeyi önceden görerek tanımlayabilen ve kazaya yatkınlığı düşük, çağdaş ve güvenli sürücülerin yetişmesine katkıda bulunmanızın ülkemizdeki trafik kaosunun çözümüne yönelik önemli bir destek olduğuna inanıyoruz.
Günümüzün acımasız trafik ortamında ise eksik ve yanlış bilgi ile yola çıkan sürücünün şansı çok azdır.
Bu bağlamda, Direksiyon Geliştirme Merkezi'nin vermiş olduğu "Güvenli Sürücülük Teknikleri" eğitim programları ile kursiyerlere otomobili daha iyi kullanma ve tehlikeleri önceden görme gibi konularda gerekli beceriler kazandırılmakta ve trafikteki can güvenliklerine önemli katkılar sağlanmaktadır.

*TASARRUFLU SÜRÜŞ İÇİN NE YAPMALI?
- Arabayı çalıştırırken gaza basmayın
- Hareket ettikten hemen sonra ikinci vitese geçin
- 3. ve 4. viteste hızlı gidin. Bu arada benzin tüketirsiniz ama yol da alırsınız
- Vites büyütmek için motorun bağırmasını beklemeyin
- 15 saniyeden fazla süren beklemelerde motoru kapatın
- Arabanıza üst bagajı takmayın. Bunlar benzin tüketimini yüzde 50 artırır
- Arabaya fazladan yüklenen her 100 kilo yaklaşık 1 litre daha fazla benzin yakmanıza neden olur

*Kullandığınız aracın tipi ne olursa olsun, doğabilecek tehlike ve zararlardan uzak kalmak istiyoranız aşağıda sıralanan temel güvenlik stratejilerini dikkate almalısınız.
*İyi bir sürüş pozisyonu elde edin. Koltuğu, elinizi uzattığınızda bileğiniz direksiyonun en üst kısmına uzanacak konuma ayarlayın. Kafa koruyucuyu kafanızın tam arka kısmına gelecek fakat kafanıza değmeyecek biçimde ayarlayın. Direksiyonu simetrik olarak, saat 3 ve 9 konumlarında tutun. Böylelikle onu sağa ve sola daha çabuk ve tam istediğiniz kadar döndürebilirsiniz. Elinizi direksiyon simidinin tam üstünde tutarsanız, bir tehlike anında hava yastığı şişerse kolunuzu kırabilir ya da yüzünüze çarpabilir.
*Kontrol edin. Aracı hareket ettirmeden ve durdurmadan önce her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol edin.
*İniş sırasında dikkat! Özellikle taşıtın sol tarafındaki kapılar, olmak üzere taşıtın kapıları yoldan başka taşıt, bisikletli veya yaya gelmediğinden emin olunmadan açılmamalıdır.
*Pür dikkat! Araç kullanırken sürekli dikkatli olun ve genellikle sağ tarafa dikilmiş olan trafik işaretlerini asla gözden kaçırmayın! Ters yöndeki işaretleri arka tarafından yorumlamaya çalışmayın. Sürüş halinde iken araçtakilerle konuşmak durumunda olduğunuzda, gözünüzü yoldan ayırmayın. Kazaların çok görüldüğü bilinen yol ve kavşaklarda daha da dikkatli olun. Bu durumda alkolle ilgili yasak ve sınırlamaları tartışmak yararsızdır. Almanya'da alkol sınırı % 0.05'e indirilmiştir.
*Akışa uyun. Koşullar elverdiğince trafik akışına uyun. Aşırı hız farklılıkları tehlikeli olabilir.
*Hız limitlerine uyun. Kazaların çoğunun nedeni aşırı hız ve dikkatsizce yapılan hareketlerdir. Trafik işaret levhalarındaki hız sınırlarının, müsaade edilen maksimum hızlar olduğu ve ancak trafik, hava ve yol koşulları uygunsa uygulanabileceği unutulmamalıdır. Yol boş ve polis kontrolü yoksa bile hız sınırlarını aşmamaya özen gösterin. Seyahat ettiğiniz yolların hız limitlerini samimi olarak bilin. Bunlar; şehir içi, şehir dışı ve otoyol hız limitleri olmak üzere, sadece üç tanedir. Aksi bir işaret bulunmadıkça bunlar geçerlidir.
* 6. vitesi kullanmayın. Yokuşları çıkabileceğinizi tahmin ettiğiniz vitesle inin. Yokuş aşağı inişlerde asla vitesi boşa almayın ve hızınızı artırmamaya özen gösterin. Aksi halde sürüş
kontrolünü kaybedebilirsiniz.
*Çok yaklaşmayın. Şehirlerarası yollarda başka araçlara çok yaklaşmazsanız, onların yapacağı kazalara karışmamış olursunuz.
*Trafiği izleyin. Yolun ilerisine bakarak, herhangi bir probleme yaklaşmadan önce onu anlayın. Aynalarınıza da sık sık göz atın.
*Geçebilecek misiniz? Geçmek istediğiniz aracın hızından yeterince yüksek hızda iseniz geçiş yapabilirsiniz.
*Daha sonrasını düşünün. Muhtemel acil trafik durumlarını sürekli olarak düşünerek, kurtulma planları yapın.
*Sol şeritkolik olmayın. Sol şerit, hızlı sürüş şeridi değil geçiş şerididir. Geçişler dışında sol şeridi boşaltın. Hız yapanları yavaşlatmaya da çalışmayın. Bırakın polisliği polisler yapsın.
*Far yakın. Gece sürüşleri dışında, şehirlerarası yollarda, yağmurlu ve sisli havalarda gündüzleri de farlarınızı açık tutun. Bu daha iyi görülmenizi sağlayarak karşıdaki sürücülerin daha dikkatli olmalarını sağlayacaktır. Gece sürüşlerinde farlarınızın karşıdan gelen taşıtın sürücüsünün gözünü almaması için, geçiş süresince kısa far durumuna getirmeyi de unutmayın.
*Sinyal verin. Şerit değişimleri ve dönüşleriniz öncesinde sinyal vererek diğer sürücülere niyetinizi bildirin.
*Sola dönmek için bekleyin. Trafikte durup sola dönmek için beklerken, yol serbest hale gelinceye kadar tekerleklerinizi ileriye doğru düz tutun. Eğer tekerleklerinizi sola doğru kırarak beklerseniz, birisi size arkadan çarptığında sizi karşıdan gelen trafiğin önüne iter. Ayrıca, ilerinizde bir engel gördüğünüzde, hemen diğer şeride geçmeden önce o şeritteki trafiği kontrol edin ve onlara yol verin.
*Sağa dönüş Kırmızı ışıkta sağa dönüş yapılamaz. Sadece bazı kavşaklarda, dönüş için ayrı bir ışık bulunuyor ve yeşil yanıyorsa veya özel olarak dönüş yapılabileceği belirtilmişse, diğer yoldaki trafiğe dikkat edilerek dönüş yapılabilir.
*Girişlere yardımcı olun. Çok şeritli yollarda sağ şeritte ilerlerken, trafiğin elverdiği ölçüde ve geçici olarak bir iç şeride geçerek, sağdan giriş yapan araçlara güvenli ve düzgünce giriş yapabilmeleri için yardımcı olabilirsiniz.
*Doğru zamanda fren yapın. Dönüşlere gelmeden önce uygun hıza yavaşlayın. Dönüşün ortasında yapacağınız sert fren aracınızın dengesini bozar.
*ABS'yi deneyin. Aracınız kilitlenmeyi önleyici fren sistemiyle donatılmışsa, ilk kez karşılaştığınızda pedal titreşim ve gürültüleri sizi şaşırtabilir. Bu nedenle, ABS'nin nasıl
hissedildiğini anlamak üzere, acil bir durumu beklemeden, yağmurlu bir günde kumlu,
kaygan bir yol veya boş bir park alanı bularak, ABS'yi uyarmak üzere sert bir fren yapın.
*Araç kullanırken telefonu kullanmayın. Araştırmalara göre, araç kullanılırken yapılan telefon konuşmaları kaza riskini dört kat kadar artırmaktadır. Risk, "hands-off" veya kulaklıklı telefon kullanımında da aynıdır.
*Gece görüşünüzü koruyun. Yaklaşan farlara fazla bakmayın. Körleştiriyorsa, bakışınızı yolun sağ kenarına yoğunlaştırın.
*Uykunuzu alın. Uykulu iken araç kullanmayın. Gözleriniz bir noktada sabit kalıyorsa bu tehlike işaretidir.
Bulduğunuz en yakın güvenli yerde sağa çekerek birkaç dakikalık bir şekerleme yapın.
*Güvenceye alın. Kısa süreli de olsa, aracınızı terk ederken güvenceye alın. Yani, düşük vitese takarak el frenini çekin, camları kapatarak kapıları kilitleyin. Eğer arabada sizden başka kimse yoksa, kredi kartıyla ödeme yapmaya giderken bile kapıları kilitleyin.

G İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 12:49

H İLE BAŞLAYAN KONULAR
*HAVA
*HAVA DURUMUNDA BEKLENMEDİK OLAYLAR

Sürüş emniyetine tesir eden hava durumundaki değişikliklere her zaman hazır olun. Hava değişiklikleri yol durumunu ve görüş mesafesini bir anda değiştirebilir. Bir virajı dönersiniz ve birdenbire aracınızı gölge bir alanda oluşmuş görünmez bir buz üzerinde kayarken bulabilirsiniz. Yolda giderken birden manzaranın -kalın bir sis tabakası örttüğünden- nasıl kaybolduğuna şaşarsınız.
İyi bir sürücü karşılaşabileceği her türlü kullanım şartlarına karşı kendini hazırlar. Aracını da, her türlü hava durumuyla baş edecek şekilde hazırlıklı bulundurur. Aynı zamanda, hava değişikliklerinden zamanında haberdar olarak kendisini neyin beklediğini öğrenir.

*HAVAYA KARŞI KAZANMAK İÇİN BAZI HATIRLATMALAR:
*Yol ve hava durumunun raporunu veren radyo ve TV yayınlarını dinleyin. Trafiğin en sıkışık olduğu sabah saatlerinde anayol üzerinde uçan bir helikopter görürseniz kaçınılacak buzlu alanlar olduğu sonucuna varabilirsiniz.
*Yerel bölge dışında bir seyahat plânladığınız zaman, anayol ve hava raporunu almak için önceden telefon edin. Bir dağ geçidinden geçmek için yanınıza zincir almanız gerektiğini veya rotanız üzerindeki bir yerin tamamen kapandığını öğrenebilirsiniz.
*Aracınızı geçeceğiniz sürüş şartlarına göre hazırlayın. Kış veya bütün mevsim lastiklerini takmak için ilk karın yağmasını beklemeyin. Daha evvel yaşadığınız her kış gibi bu kış da kar yağacağını varsaymak emniyetli bir yaklaşımdır.
*Don başlamadan kış şartlarında kullanılacak soğutma suyunu ve motor yağını kullanmaya başlayın.
*Bir yerde sıkışıp kalma tehlikesine karşı yaşam için gerekli şeyleri yanınıza alın. Sıcak tutan elbiseler, botlar, eldiven, çabuk enerji veren yiyecekler, kibrit ve mum her mevsimde araçta bulunması gereken asgari malzemedir.
*Soğuk ve yağışlı havalar başlamadan far ayarlarını, sis lambalarını ve arka lambaları kontrol ettirin. Farlar çok alçaksa fazla bir görüş sağlamayacaktır; çok yüksek iseler bu sefer de diğer sürücülerin gözlerini alacağından potansiyel bir tehlike arz edecektir.
*Aracınızın zorlu hava koşullarında ne şekilde çalıştığını öğrenin. Önden çekişli, arkadan çekişli ve dört çeker araçların her birinin kendine özgü bir "davranış tarzı " vardır. Bir kaymanın nasıl önleneceğini gerçekten kaymadan önce öğrenin.
*Acil bir durumda ihtiyacınız olmadan aracınızın kilitlenmeyen (anti-lock) fren sistemini kullanmaya alışın. Ani olarak durmak istediğiniz takdirde freni pompalamak yerine tam olarak basmanız gerektiğini açıklayan kullanma katalogunu okuyun.
*Islak hava, kışın ve baharda bir çok bölgede tehlikeli olan toprak kaymalarına ve heyelanlara sebep olabilir. Bu bölgelerden sakınmak için konulan ikaz işaretlerine uyun.
*Bazı zamanlar yol ve hava şartları o kadar olumsuz bir hal alır ki araç sürüşü imkânsız hale gelir. Otoyol polisi size şiddetli bir kar fırtınası nedeniyle yola çıkılmaması gerektiğini söylerse, kesinlikle yola çıkmayın. Hem kendinizi hem de başkalarını korumuş olursunuz.
Yola çıkmamak için bir diğer neden de sel ikazlarıdır. Sel basan yollardan geçmek isteyip de boğulan sürücülere ilişkin haberler her yıl karşılaştığımız olaylardır.
*Hava koşullarının diğer olumsuz bir şekli de şiddetli sıcak ve kuru havadır, ki bu da orman ve otlak yangınlarına neden olarak sürücüler için bir tehlike arz eder. Duman, otoyol sürücülerinin görüş mesafesini azaltır. Özellikle ana yoldan ayrılma durumlarında yangın nedeniyle sıkışma riski olduğundan, yangın olan bölgelerden uzak durun. Yangını derhal ihbar edin.
*Tehlikeli hava koşulları, emniyetli araç kullanımı konusunda ayrı bir risk oluşturur. Olağanüstü durumlarda yola çıkmamak için hava durumları hakkında bilgi sahibi olun. Ani hava değişiklerinin öncüsü olan yol ve görüş şartlarındaki değişiklikleri sürekli olarak gözleyin.

*HAVA KOŞULLARINDA YAZ & KIŞ AYLARINDA SÜRÜCÜLÜK
*HAVA KOŞULLARI ve SÜRÜCÜLÜK YAZ:

Kış aylarının güç hava ve yol koşullarından çıkan araçların bakımı çok önemlidir. Bahar sonu-yaz başında alınması gereken önlemlerin başlıcaları şunlardır:
*Aracın alt bölümü toz ve çamurdan temizlenmelidir.
*Soğutma ve yağlama sistemi kontrol edilmeli, gerekli değişiklikler yapılmalıdır.
*Soğutma sıvısındaki antifiriz oranı kontrol edilmelidir.
*Klimalı araçlarda, klima gazı kontrol edilmelidir.
*Fren hidroliği değiştirilmelidir.
*Lastiklerin hava ayarları yaz ölçülerinde yapılmalıdır.
*Gerekiyorsa lastik değişimleri yapılmalıdır.
*Araç uzun süre park edilecekse güneşlik, mümkünse tente kullanılmalıdır.

*YAZIN ARAÇ KULLANIRKEN UNUTULMAMASI GEREKEN BİR KAÇ NOKTA:
*Camlarınızı açmak yerine havalandırmayı kullanınız. Açık camlar hem aracınızın dengesini bozacak, hem de yakıt tüketimini artıracaktır.
*Kaliteli bir güneş gözlüğü yansımaları azaltacağı gibi, gözünüzün yorulmasını da önleyecektir. Hele açık renkli gözlere sahipseniz, "gözlüksüz yola çıkmayın" deriz.
*Aşırı sıcak uykunuzu getirebilir. Bu nedenle molalara ve yiyeceklere dikkat etmenizi öneririz.

*HAVA KOŞULLARI ve SÜRÜCÜLÜK KIŞ:
Sonbaharın o güzelim günleri geride kaldı. Siz ve aracınız artık yağmur, kar, çamur, sis, rüzgar ve buzun etkisi altındasınız. Görüş mesafeniz eskiye oranla çok azaldı. Aracınızın bakım ve kontrolleri çok daha fazla önem kazandı. Bu kontrol ve önlemleri şöyle sıralayabiliriz:
*Antifrizinizin donma derecesi ayarlanmalıdır.
*Termostatın durumu kontrol edilmelidir.
*Soğutma sisteminde kaçak olup olmadığı kontrol edilmelidir.
*Kalorifer sistemi gözden geçirilmelidir.
*Lastiklerin kontrolü ve hava ayarları yapılmalıdır. Kışın kullanacağınız lastiklerin diş derinliği en az 3mm. olmalıdır.
*Akümülatör kontrol edilmelidir.
*Işık sisteminin ayarları ve şiddetleri kontrol edilmelidir.
*Fren sistemi gözden geçirilmelidir.
*Aracın boyası gözden geçirilmelidir.
*Silecekler ve su püskürtme sisteminin iyi durumda olması gerekir.
*Araçta bulundurulması zorunlu olan araç ve gereçlere, patinaj zinciri ve çekme halatını eklemek gerekir.
Kış aylarında yollar kaygan ve görüş mesafesi az olduğu için hızın azaltılması gerekmektedir. Lastik değiştirmek için en uygun mevsim sonbahardır. Böylece kışa yeni lastiklerle girme şansı elde edilir.
*Islak ve kaygan yollarda hızınızı düşürün. Unutmayın ki durma mesafeniz yaz aylarına oranla daha uzundur.
*Su birikintilerinden geçerken hızınızı iyice düşürün. Saatte 40 km'nin üzerindeki hızlar, kızaklanmaya ve aracın kontrolden çıkmasına yol açabilir.
*Su birikintilerine olabildiğince tek taraflı girmemeye çalışın.
*Yağışlı havalarda erken ve yumuşak fren yapın. Daha da iyisi,sağ ayağınızı frene basmak için değil, gazdan çekmek için kullanın.Uygun vitesin size sağlayacağı kompresyon freni servis freninden daha güvenlidir.
*Karlı havalarda yola çıkmadan önce, aracınızın üzerinde biriken karı tümüyle temizleyin, yalnızca camları temizlemekle yetinmeyin.
*Gerektiğinde zincir takmaya üşenmeyin.
*Buzlanan camları temizlemek için eritici spreyler kullanın.
*Aracınızı çalıştırırken, radyatörün önüne koyacağınız bir karton ya da mukavva, aracınızın daha çabuk ısınmasını sağlayacaktır. İlk ısınmayı çok uzun tutmadan, düşük vitesle 1-2 km yol yapmak, aracınızı uygun ısıya getirecektir.
*Jigle kullanma, aracın çalışmasını çabuklaştırır.
Küçük bir hatırlatma:
Kış aylarıyla birlikte, ayağımızı sıcak tutan bot ve çizmeler ne yazık ki, güvenli ve kolay sürüş için tehlike oluşturur. Kalın ve geniş tabanlı bot ve çizmeler, hem pedalları hissetmemizi engeller, hem de bileğimizin esnekliğini azalttığından, pedal hakimiyetini güçleştirir. Tabandaki yivlere dolan kar ve çamurun pedallarda yaratacağı ıslaklık ve kir de cabası. Öyleyse ne yapmalı?
Aracınızda bulunduracağınız yumuşak, ince tabanlı bir ayakkabı tüm bu sorunlara çözüm olacaktır. Aracınıza binip inerken yalnızca 1-2 dakika alacak bu değiştirme işlemi, sürüş güçlüğü ve güvensizliğinden daha iyi değil midir?

*HAVA YASTIĞI & AİR BAG
*DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

* Yandan gelen çarpmalarda ön hava yastıkları açılmaz. Yan hava yastıkları varsa, önden çarpmada olduğu gibi, aynı uygun koşullar gerçekleştiğinde açılırlar.
* Arkadan çarpmalarda hava yastıkları açılmaz.
* Takla atma halinde hava yastıkları açılmaz.
* Üst bölgeden gelen çarpmalarda hava yastıkları açılmaz.
* Kontak on konumunda değilse hava yastıkları açılmaz.
* Hava yastıklarının kullanım amacı sadece ilk çarpma anında hava yastıklarının bulunduğu koltuklarda yolculuk eden kişilere yansıyacak darbenin ilk anki şiddetinin etkisini azaltmaktır.
* Hava yastıkları göz açıp kapama süresince 125 milisaniyede açılır ve hemen arkasından sönerler.

*SÜRÜCÜ VE YOLCU HAVA YASTIKLARI.
Elektronik beyin, yeterli düzeyde bir ön darbe olduğunda, sürücü için direksiyon simidi içine, sürücünün yanında oturan yolcu için de torpido gözüne yerleştirilmiş olan ve her ikisinin kafalarını koruyacak biçimde şişen hava yastıklarını harekete geçirir. 60 litrelik bir hava yastığının dolma süresi yaklaşık 40 ms dir.
Yolcu sınırlama sitemlerinin önemli bir parçası da, çarpışma sırasında vücudun alt kısımlarının enerjisinin absorbe edilmesi için kullanılan diz yastığıdır. Ayrı diz yastığı, sistemin karmaşıklaşmasına ve fiyat artışına yol açtığından, daha ucuz ve basit bir çözüm, aşağıya monte edilen yolcu hava yastığı (LMPAB) sistemine bir diz yastığı eklenerek elde edilmiştir

*DİZ YASTIĞI EKLENEREK GELİŞTİRİLMİŞ YOLCU HAVA YASTIĞI
Hava yastığı ve emniyet kemerinin tek başına ve birlikte kullanılmaları durumundaki yaralanma riskleri, hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin birlikte kullanılmaları durumunda ise, % 46 kadar azalmaktadır.
Yeni model taşıtlarda, yanal çarpmalara karşı koruma sağlayan yanal hava yastıkları veya görüldüğü gibi, şişirilebilen koruyucu yan hava perdeleri de kullanılmaya başlamıştır. Yanal hava yastıkları, sürücü ve yolcunun kolunun yastıkla kapı arasında sıkışma riskini de önleyecek biçimde düzenlenmektedir.

*KORUYUCU YAN HAVA PERDELERİ
Boyun kırılması gibi, arkadan çarpmalardaki darbe hasarlarını azaltmak üzere kafayı destekleyen boyunluklar kullanılmaktadır. Hasar riskini daha da azaltmak amacıyla, kaza sırasındaki aktif boyunluklar kullanılmaya başlamıştır.

*AKTİF BOYUNLUK
Arkadan çarpmalarda görev yapan bir koruma sistemini (WHIPS - whiplash protection system) Mayıs 1999'dan itibaren uygulamaya almıştır. Arkadan çarpmalarda sistemin koltuğu gövdenin geriye doğru hareketini izlemektedir. Böylelikle, gövdenin üst kısmı ile kafa birlikte ve paralel olarak hafifçe ve dengeli bir biçimde geriye doğru gideceğinden, gövdedeki gerilmeler azaltılmaktadır. Koltuğun arkası daha sonra geriye/aşağıya doğru alçaltılarak, geriye fırlamaya ve tehlikeli kırbaçlama hareketinin riskine karşı gelmektedir

*TAŞIT GÖVDESİNİN DEFORMASYON DAVRANIŞI
Amerika'da 1966 yılında yürürlüğe giren Motorlu Taşıtlar Güvenlik Kanunu'ndan sonra, bir dizi yasal kısıtlamalar getirilmiştir. Bunlardan en iyi bilineni, bir otomobilin sabit bir bariyere 48.3 km/h (30 mil/h) hızla önden çarpması durumunda, yolcuların hayati tehlike oluşturacak boyutta yaralanmamaları şartıdır. Model onayının alınması yapılan çarpma testleri ve diğer testlerde karşılanması zorunlu olan şartlar aşağıda açıklanmıştır.
*Baş yaralanma kriteri (HIC - Head Injury Criterion); Baş yaralanma kriterinin belirlenmesinde baş ivme değerleri kullanılmaktadır ve müsaade edilebilir maksimum ivme değeri HIC < 1000 m/s2 değeriyle sınırlandırılmıştır.
*Göğüs yaralanma kriteri; göğüs kafesinin müsaade edilebilir maksimum ivmesi, 60 g/3ms olarak sınırlandırılmıştır.
*Bacak yaralanma kriteri; kalçaya etki eden kuvveti 10 kN olarak sınırlandırılmıştır.
*Diğer genel şartlar şunlardır.
*Yakıt deposunda sınırlı sızıntı olabilir,
*Çarpma sırasında kapılar açılmamalıdır,
*Çarpmadan sonra kapılar yeterince açılabilmelidir,
*Ön camın koruduğu bölgeye taşıt parçaları girmemelidir,
*Direksiyon simidinin yatay kayma miktarı, 10 cm olmalıdır,
*Yolcu mahallindeki kapaklar açılmamalıdır,
Hayati hacim boyutları küçülmemelidir.
Bu şartların tamamlayıcısı olarak, darbe durumunda enerji absorbe edebilme özelliği bulunan ön yapı, belirli ve olabildiğince düzgün bir yavaşlama ivmesine sebep olmalıdır. Yolcu bölümü ise, mümkün olabildiğince sağlam ve şekil değişimine karşı dirençli olmalıdır. Eskinin ağır gövdeleri yerine, günümüzde uzay kafes (SF-space frame) sistemine göre üretilmekte olan yüksek dayanımlı profillerden yapılan hafif gövdeler ve çarpışma anındaki darbe kuvvetinin yolcu kafesine ulaşmadan sönümlenmesi için eklenen ön deformasyon kuşakları, çarpışma anındaki kuvvetleri önemli ölçüde absorbe ederek hayat kurtarıcı bir fonksiyon üstlenmektedir.

*UZAY KAFES HAFİF GÖVDE VE DARBENİN SÖNÜMLENMESİ
Çok sayıda eşitliğin çözülmesini gerektirdiğinden, taşıt gövdesinin deformasyon ve enerji absorbe etme davranışı bilgisayar simülasyonları ile analiz edilmektedir. Bunun için, şasi ve tüm gerekli elemanları dahil, taşıt gövdesinin binlerce elemana bölündüğü sonlu elemanlar yöntemi kullanılır. Öncelikle önemli elemanlar incelenir.

*AKORDEON BİÇİMİNDE DEFORMASYON
Örneğin, uzunlamasına darbe sönümleyici kirişlerin görüldüğü gibi akordeon biçiminde deforme olması durumunda absorbe ettiği enerji, eğilmesi halinde absorbe ettiği enerjiden daha fazladır. Bu ise, kirişin uygun tasarımı, levha kalınlığı, kesit biçimi ve yolcu kabini ile taşıtın ön kısmına tutturulma biçimi gibi faktörlere bağımlıdır.
Direksiyon sütununun üst ucunun arkaya doğru maksimum yer değiştirme miktarı yasal olarak sınırlandırılmıştır. Uzunlamasına ve yanal çarpmalarda deforme olabilmesi için, direksiyon millerinin alt kısımları katlanabilir üniversal mafsallı, muhafazaları yarıklı veya körüklü vb. yapılmaktadır.
Karşıdan çarpmalarda sürücünün ayağındaki baskıyı ve muhtemel bacak hasarlarını azaltmak üzere pedal serbest bırakma sistemleri (PRS - pedal release system) kullanılmaktadır.Yolcu
tutucu sistemler de ergonomik olarak tasarlanmalıdır.
Kaza sonrasında taşıtın yanma riskini azaltmak için yakıt deposunu korumak üzere ön deformasyon sacı kullanılmakta, yakıt boruları deformasyon bölgesi dışına alınmakta, ayrıca, yolcu bölümündeki yangın tehlikesini azaltmak üzere, yanmaya karşı dirençli malzemeler kullanılmalıdır.
Çarpışmalarda güvenlik artırıcı sistemlere çok ihtiyaç vardır. Ancak, taşıtların yapısal tasarımları sadece güvenlik temeline dayandırılmamaktadır ve ayrıca, birçok tasarım amacı birbirleriyle çatışabilmektedir. Örneğin özellikle aracın ön darbelere karşı mukavemetli olması için, ön kısmı ile yolcu bölümü arasında deforme olabilen fakat sağlam bir bağlantı olması istenmektedir. Bu bağlantının ses geçirgenliği ise istenmeyen bir durumdur. Çünkü, motor sesi bu ses köprüsü vasıtası ile yolcu bölümüne iletilmekte ve şartlara bağlı güvenliği olumsuz yönde etkilemektedir. Günümüzde, amaçlanan bu tasarım karmaşalarının çözümü, bilgisayar simülasyonları yardımıyla olmaktadır.

*SONUÇ
Trafik güvenliği, insan, taşıt ve yolun sağlıklı etkileşimine bağımlı çok yönlü bir konudur. Ülkemizde 1997 yılındaki kazaların % 97,3 'ü, sürücülerin kişisel hatalarından kaynaklanmıştır. Bu nedenle, güvenli ve verimli bir trafik düzeninin sağlanması için çözümlenmesi gereken esas problem, çeşitli ve çok sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir.
Çarpışmalar saniyenin kesirleri kadar kısa sürelerde bitmektedir ve açığa çıkan enerji çok büyüktür. Çarpışma anında sürücü ve yolcunun araç iç parçalarına çarpmasını engellemek ve herhangi bir dış ve iç yaralanmaya sebebiyet vermemek üzere kullanılan hava yastığı ve emniyet kemerinin tek başına ve birlikte kullanılmaları durumundaki yaralanma riskleri, hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin birlikte kullanılmaları durumunda ise % 46 kadar azalmaktadır. Bu yüzden, sürücü ve yolcu sınırlama sistemleri mutlaka kullanılmalı, taşıtta bulundurulması ve kullanılması yasal zorunluluk olmalıdır.
Kazaların şiddeti birinci derecede taşıt hızı ile ilişkilidir. Taşıtların kinetik enerji değişimleri ve dolaysıyla kazaların şiddeti hızın karesinin fonksiyonu olduğundan, trafikteki hız sınırlamalarına mutlaka uyulmalıdır.
Taşıt imalatçıları, teknolojik gelişmelere paralel olarak kazalara neden olabilecek sürücü kusurlarını en aza indirmek üzere yoğun çaba harcamakta, çeşitli akıllı sistemleri uygulamaya sokmaktadırlar. Bu sistemlerin etkinliği ölçüsünde sürücü istese de bazı hataları yapamayacaktır. Ancak, taşıt güvenlik sistemleri ne kadar verimli ve ne kadar akıllı olurlarsa olsunlar, güvenli kullanım alışkanlıklarının yerini alamayacaklarından, trafik güvenliğindeki en önemli faktörün, insanların bu konuda bilinçlendirilmesi olduğu söylenebilir.

*HAYAT KURTARAN TRAFİK KURALLARI
*Taşıt yolu bitişiğinde ve yakınındaki yaya yolu (kaldırım) yoksa banketlerden yürüyün.
*Karşıdan karşıya geçişlerinizi, Trafik Polisinin bulunduğu yerlerden o da yoksa yaya geçidi, okul geçidi gibi yerlerden yapın.
* Yaya geçidi, okul geçidi ve kaldırımların daima sağını kullanın.
* Trafik polisinin düzenleme çalışmalarına, trafik ışıklarına ve işaret ve levhalarına kesinlikle uyun.
* Karayollarına trafiği güçleştirecek, tehlikeye düşürecek ve mani olacak şekilde herhangi bir şey bırakmayınız ve dökmeyin.
* Trafik ışığı ve yetkilinin bulunmadığı yerlerde, taşıtların uzaklık ve hızını kontrol edip güvenliğinizi sağladıktan sonra en kısa doğrultudan en kısa zamanda karşıdan karşıya geçin.
* Yayalar için özel olarak yapılmış alt veya üst geçit, yaya köprüsü veya yaya tüneli gibi yerlerden karşıya geçin.
* Devamlı çizgilerde, virajlarda, tepe üstlerinde, dar köprü ve tünellerde ilerisi görünmeyen yerlerde önünüzdeki aracı geçmeyin.
* Birden fazla şeritli yollarda trafiği tehlikeye düşürecek şekilde işaret vermeden şerit değiştirmeyin.
* Yolun sol şeridini daima geçi için serbest bırakınız, sol şeridi devamlı olarak işgal etmeyin.
* 12. Kavşaklardan ve tepe üstlerine yaklaşırken virajlı yollarda ilerlerken süratinizi azaltın.
* Yağışlı havalarda yanınızda zincir, takoz ve çekme halatı bulundurun.
* Önünüzdeki araç başka bir aracı geçmekte ise sizde onu geçmeye çalışmayın.
* Geceleri karşılamalarda kısa hüzmeli farlarla geçiş yapın.
* Alkollü iken araç kullanmayın.
*Önde giden araçları güvenli ve gerekli mesafeden takip edin.

*HAYAT KURTARAN TEKNİKLER
* Otomobil kullanırken meydana gelebilecek ciddi olaylara karşı uyulması gereken basit teknikler hayat kurtarıyor.
*Otomobil kullanmanın inceliklerini anlatan uzmanlar, yüksek hızla seyreden araçlarda ön camın kırılması, lastiğin patlaması ve araçta yangın çıkması gibi ciddi tehlike yaratan durumlarda sürücünün soğukkanlı davranmasını öneriyor.

*CAM KIRILMASI
*Uzmanlar, özellikle süratli hareket eden araçlarda ön camın kırılması halinde, sürücülerin nasıl hareket etmesi gerektiğiyle ilgili olarak şunları öneriyor:
*"Aynalardan yararlanarak aracınızı yolun sağ tarafına park edin. Flaşörleri açın ve dikkatlice dışarı çıkın. Aracın cama yakın olan kalorifer ve havalandırma deliklerine gazete kağıdı veya bez parçası koyarak, cam parçacıklarının bu kısımlara düşmelerini önleyin. Sonra krikonun arka kısmı ile camı içeriden dışarı doğru kırın. Cam lastiğini dikkatlice çıkarıp temizledikten sonra, yeniden kullanılabileceği için bagaja koyun. Gazete kağıdına birikmiş cam parçalarını bir naylon torba içine koyun ve en yakın çöp bidonuna atın. Öylece en yakın cam tamircisine kadar gidin."

*LASTİK PATLADIĞINDA
*Patlayan, arka lastiklerden biriyse, arabanın arkasının sağa veya sola doğru kaymaya başlayacağını belirten uzmanlar, ön lastiklerden biri patlamışsa, mümkün olduğu kadar fren yapmamaya çalışılması gerektiğini bildiriyor. Ön lastiklerden biri patladığı zaman, aracın, lastiğin patladığı yöne doğru kuvvetlice çekildiğini vurgulayan uzmanlar, bu durumda direksiyonla, aracın düz bir doğrultuda tutulmaya çalışılması ve yavaş frenleme ile durmasının sağlanması gerektiğini kaydediyor.
*Uzmanlar ayrıca, taşmış dereler, nehirler veya büyük su birikintilerinin içinden geçerken, aracın hızının kesilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Mütevazı bir aile otomobilinin, 25-30 santimlik su birikintisinden geçebilecek yetenekte olduğunu söyleyen uzmanlar, bu noktanın üstüne su geldiği takdirde, su damlacıklarını kuvvetli bir sprey gibi motorun üstüne püskürdüğünü, bu su bombardımanının da, bujilerin ve distribütörün ıslanmasına sebep olarak aracın stop etmesine yol açtığını belirtiyor.

*ARAÇLARDA YANGIN
*Araçlardaki yangının önüne geçilmezse, büyük bir facianın meydana gelebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, buharlaşmış benzinin tutuşarak deponun alev almasına sebep olduğunu bildiriyor. Bir süre sonra da aracın infilak edebileceğini kaydeden uzmanlar, "Araçta duman tespit edildiği an araç durdurulmalı. Sonra anahtar üzerinde kontak kapatılmalı. Direksiyonun kilitlenmemesine dikkat edilmeli. Aksi halde, gerektiği takdirde aracın itilmesi mümkün olmaz. Bütün yolcular dikkatlice dışarı alınmalı. Motor kaputu kısmi olarak açılmalı. Böylece alevlerin büyümesi önlenmiş olur. İmkan varsa akü kutup başı sökülmeli. Yangın söndürücü varsa kullanılmalı, yoksa, battaniye veya oto kılıfından yararlanılmalı. Bu örtüler, alevlerin oksijen alıp büyümesini önleyecektir" tavsiyesinde bulunuyor.

*KAYMA ESNASINDA
*Uzmanlar, aracıyla yokuş çıkarken geriye doğru kaymaya başlayan sürücülere de şu önerilerde bulunuyor:
*"Ayağınızı yavaş yavaş gaz pedalından çekin ve zemine tutunma sağlanınca yavaş yavaş tekrar basın. Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönüne doğru çevirin, kesinlikle tekerleklerin kızaklamasına sebep olacak şekilde frene basmayın. Unutmayın, dönmeyen ön tekerleklere yön verilemez. Eğer kızakladıysanız, hemen fren basıncını azaltın ve tekerleklerin dönmesini sağlayın ama, sakın ayağınızı frenden tam olarak çekmeyin (ABS varsa sonuna kadar basmak gereklidir). Gaza gereğinden fazla basmışsanız ayağınızı gazdan çekin, frene çok bastıysanız frendeki basıncı azaltın, direksiyonu sert şekilde çevirmişseniz direksiyonu yumuşatın, ayağınızı debriyajdan sert çekmişseniz tekrar debriyaja basın."

*HIZ KURALLARI
Aksine işaret bulunmadıkça yerleşim yeri dışında ve içinde römorksuz taşıt cinsleri için en çok hız sınırları aşağıda gösterilmiştir.

ARACIN CİNSİ Yerleşim yerlerinde Yerleşim yeri dışında
Otomobillerde 50km/s 90km/s
Otobüs, minibüs, kamyon ve kamyonetlerde 50km/s 80km/s
Arazi taşıtlarıyla motosikletlerde 50km/s 70km/s
Tehlikeli madde taşıyıcılar ile özel yük taşıma izni belgesiyle veya özel izin belgesiyle karayoluna çıkan araçlarda 30km/s 50km/s
Motorlu bisiklet ve bisikletlerde 30km/s 50km/s
Traktör, arızalı bir aracı çeken araçlarda ve iş makinasında 20km/s 20km/s
Not: Römorksuz bir araca römork takılırsa, aracın hızı saate 10 km. daha düşük olmalı.
Takip mesafesi: Hareket halindeki iki araç arasındaki mesafeye denir. Takip mesafesi hızın yarısı kadar mesafedir. Örneğin hızı 90km/s olan bir aracın takip mesafesi 45m olmalıdır.
Not: Bir aracın 2 saniyede kat ettiği yol takip mesafesi kadardır.

*YÜKSEK HIZDA KONTROL
Aracınızla düzgün bir yolda seyrederken özellikle hızlandığınızda yada 100 Km/h hıza ulaştıktan sonra aracınızda veya direksiyonunuzda bir titreme mevcut ise o taktirde aracınızın lastiklerinin balans ayarı bozulmuş demektir ve balans ayarı yaptırmanız gerekmektedir

HIZ KURALLARI
Sürücüler hızlarını,hava,görüş,yol,yük durumuna ,kullandıkları aracın cinsine ve trafik durumunun gerektirdiği diğer işaret levhaları ve şartlara uydurmak zorundadırlar.
Karayolları Trafik kanununda ve Yönetmeliğinde yazılı kayıt ve şartlar dışında ve aksine bir işaret bulunmadıkça yerleşim yeri dışındaki devlet ve il yollarında 90 km/s,otoyollarda 120 km/s hızı geçmemek kayıt ve şartları ile şehir içi ve şehirlerarası römorksuz taşıt cinsleri için saatteki en çok hız sınırları aşağıda gösterilmiştir.

ARAÇ CİNSİ YERLEŞİM YERİ İÇİNDE YERLEŞİM YERİ DIŞINDA OTOYOLDA

Otomobillerde 50 90 120
Otobüs 50 80 100
Minibüs,kamyon ve kamyonetlerde 50 80 90
Arazi taşıtlarında ve motosikletler de 50 70 80
Tehlikeli madde taşıyan araçlar ve Özel yük taşıma izin belgesi veya Özel izin belgesi il karayoluna çıkan Araçlarda (Belgelerinde aksine bir Hüküm yoksa)
30 50 60
Motorlu ve motorsuz bisikletlerde 30 50
Lastik tekerlekli traktörler,arızalı bir Aracı çeken araçlar ve iş makinelerinde 20
Zorunlu haller dışında şehirlerarası karayolunu kullanan motorlu araçlarda ,araç cinsi
gözetilmeksizin asgari hız sınırı 15 km/s' tir.
Tehlikeli madde taşımaya mahsus olup,boş olarak trafiğe çıkan araçlar yukarıda belirtilen,kendi sınıfına giren araçlara ait hızla sürülebilirler
Römorklu veya yarı römorklu araçlarda (Römork takmış LTT hariç)en çok hız sınırı aynı cins
römorksuz araçlara ait en çok hız sınırından saatte 10 km. daha düşüktür.
Servis freni bozuk araçları çeken araçlar saatte 15 km nin üstünde bir hızla sürülemez.
İçişleri Bakanlığı,Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın uygun görüşünü alarak otoyollarda otomobiller için hız sınırını 20 km/s artırmaya yetkilidir.
Geçme sırasında geçme kuralının mecbur kıldığı şartlar dolayısıyla aynı cins taşıtlar için
tayin ettiği hız sınırları aşılabilir.
Hız kurallarının ihlal sebebiyle ceza yazılan sürücülerden suçun işlendiği tarihten geriye
doğru (1) yıl içinde aynı kuralı (5)defa ihlal ettiği tespit edilenlerin sürücü belgeleri (1) yıl süreyle geri alınır. Süresi sonunda psiko teknik değerlendirmeden ve psikiyatri uzmanının muayenesinden geçirilerek sürücü belgesi almasına mani hali olmadığı anlaşılanların belgeleri iade edilir.
Hız sınırlarını ölçen cihazların yerini tespit veya sürücüleri ikaz edici her türlü cihazın imal ve
İthali ile araçlarda bulundurulması yasaktır.

H İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 12:57

İ İLE BAŞLAYAN KONULAR

*İLERİ SÜRÜCÜLÜK NEDİR?
"Motorlu Araç Kullanımı" çoğumuzun günlük olarak yaptığı aktiviteler arasında en tehlikelilerinden biri olmasına rağmen, hakkında en az bilgi ve beceriye sahip olduğumuz bir konudur.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de sürücü kursları trafik kurallarını, otoların temel fonksiyonlarını ve bir yerden başka bir yere gidebilmeyi öğretir. Ancak, bu arada acil bir durumdan nasıl kurtulanacağını ve bu duruma düşmemek için gerekli önlemleri öğretmez. Bu yüzden ülkemizde otomobil kullanma ile ilgili bilgiler kulaktan dolma ve çoğunlukla yanlıştır.
Günümüzün acımasız trafik ortamında ise eksik ve yanlış bilgi ile yola çıkan sürücünün şansı çok azdır.

*NEDEN İLERİ SÜRÜCÜLÜK EĞİTİMİ
Can güvenliği sağlamak için:
- Hayattaki en kutsal hakkınız yaşamaktır.
- Dünyanın en tehlikeli trafik ortamı ülkemizdedir.
- Ülkemizdeki trafik kazaları % 95 oranında sürücü bilgi ve beceri noksanlığından kaynaklanmaktadır.
- Trafik, hayatımızın büyük bir kısmını geçirmek zorunda olduğumuz, çok paydaşlı, son derece tehlikeli bir ortaklıktır.
Maliyetleri azaltmak için:
Azalan kaza riskleri ve araç onarım masrafları
Azalan işçilik kaybı
Azalan yakıt giderleri
Azalan araç bakım giderleri
Azalan araç sigorta giderleri
En güncel bir toplumsal sorunun çözümüne katkıda bulunmak için:
Bazı dikkat çekici istatistiklere baktığımızda "Yaşamımızda bizleri ve yakınlarımızı bekleyen en büyük tehlikelerden biri trafik kazalarıdır" demeden geçmek mümkün değildir. Konunun genel anlamda çözümü için devlet kanadında bir sahiplenme gerekmektedir. Dünyada yaygın olarak kullanılan Sürücü Geliştirme Programları'nın bir parçası olan Çağdaş Trafik Eğitimi Projesi ile sürücülerin trafikteki davranışlarının olumlu yönde değiştirilmesi hedeflenmelidir. Ancak şu an itibarı ile bu imkan henüz ülkemizde mevcut olmadığından bireysel çabalardan öte fazla bir şey yapılamamaktadır.
Eğitim programlarımızdan geçerek otomobil kullanımı ile ilgili bilgi ve becerisini yükselten, tehlikeyi önceden görerek tanımlayabilen ve kazaya yatkınlığı düşük, çağdaş ve güvenli sürücülerin yetişmesine katkıda bulunmanızın ülkemizdeki trafik kaosunun çözümüne yönelik önemli bir destek olduğuna inanıyoruz.
Günümüzün acımasız trafik ortamında ise eksik ve yanlış bilgi ile yola çıkan sürücünün şansı çok azdır.
Bu bağlamda, Direksiyon Geliştirme Merkezi'nin vermiş olduğu "Güvenli Sürücülük Teknikleri" eğitim programları ile kursiyerlere otomobili daha iyi kullanma ve tehlikeleri önceden görme gibi konularda gerekli beceriler kazandırılmakta ve trafikteki can güvenliklerine önemli katkılar sağlanmaktadır.

*İLERİ SÜRÜŞ TEKNİKLERİ
Hazırlayan: http://www.dogusoto.com
"Bir probleme girmemek, probleme girdikten sonra çözmeye çalışmaktan çok daha kolaydır. "

*SÜRÜŞ PERFORMANSINI ETKİLEYEBİLECEK KRİTİK FAKTÖRLER:
*RUH HALİ

• Fiziksel Durum
• İlaç – Alkol – Uyuşturucu
• Hava Ve Yol Koşulları
• Aracın Durumu
*1. DERECE GÜVENLİK GEREÇLERİ:
Bir kazaya karışmamızı önleyen güvenlik gereçleridir. Bunlar:
*Lastik
• Hava ve yol koşulları ne olursa olsun lastik havalarını kesinlikle düşürmeyiniz !
• Kış lastiklerinizin taban kesit genişliği, fabrika değerlerine göre 1 cm. daha küçük ölçü olmalıdır!
*Motor
Motorunuzun hızlanabilme kabiliyetini iyi tanımlayınız.
• Yüklü / Yüksüz
• Yokuş Aşağı / Yukarı
• Klima Açık / Kapalı
*Korna
• Sürüş sırasında size tehlike yaratabileceğini düşündüğünüz herkese ve her şeye, her yerde korna çalınız.
*Işıklar
• Her zaman temiz ve çalışır durumda olmalarını sağlayınız.
*Camlar
• Temiz olmasına özen gösteriniz.
• Görüşünüzü engelleyebilecek hiçbir objeyi cama yapıştırmayınız, asmayınız.
*Aynalar
•Trafik 360 derecedir.
*Silecekler
• Görüşünüzün kapanmasını beklemeden çalıştırınız.
*Kalorifer/Rezistans
• İhtiyacınız olduğunda çalışır durumda olmaları gerekir.
*Dörtlü İkaz
• Başkalarına tehlike yaratıyorsanız ve ilerideki bir tehlikeyi arkadan gelenlere bildirmek için kullanınız.
*Sinyal
• Her zaman sinyal veriniz, ancak; sinyal size geçiş üstünlüğü sağlamaz!
• Başkasının sinyaline asla güvenmeyiniz.
• Sinyalinizi verdikten ve trafiği kontrol ettikten sonra manevra yapınız.
*Direksiyon
• iki elle ve 9-15 pozisyonunda tutunuz.
*Koltuk
•Direksiyona olan uzaklığınızı omzunuzu koltuk sırtlığından kaldırmadan bileğinizi direksiyonun 12 noktasına değecek şekilde ayarlayınız.
• Ayağınız debriyaj pedalına basılı iken gergin olmamalı ve dizinizde koldaki açıya benzer bir açı oluşmalıdır.
• İdeal koltuk pozisyonu için, kol ve bacaklardaki açıların birbirine yakın olması gerektiğini unutmayınız.
*Fren
• Acil durum freni ile kompresyon frenini birbirine karıştırmayınız.
• Acil durumda daha kısa mesafede durmak için debriyaj ve frene aynı anda basınız.
• İdeal frenaj için en önemli unsurlardan biri algılama süresidir. Bu süre ne kadar kısa olursa, fren mesafesi için daha uzun süre kalacağından daha etkin fren yapılır. Algılama süresini minimuma indirmek için; yola ve araca maksimum konsantrasyon gerekir.
*2. DERECE GÜVENLİK GEREÇLERİ:
Bir kazaya karışıldığı takdirde, ölüm ve yaralanmaları önleyen güvenlik gereçleridir.
*Emniyet Kemeri
• Otomobilin içerisinde bulunan herkesin takmasını sağlayınız.
• 50 km.lik bir hızla meydana gelen bir çarpışmada, araç içerisinde bulunan herhangi bir kişinin veya cismin ağırlığının 40 katına ulaşacağını unutmayınız.
*Hava Yastığı
• Ön yolcu koltuğunda oturanlar 1.65 cm. Den kısa boylu olmamalıdır. Emniyet kemerleri takılı olmalıdır.
*İlk Yardım Çantası
• Güvenilir ve yeterli olmalı.
*Koltuk Başlığı
• Arkadan çarpmalarda hayat kurtarır.
• Her araca binişinizde ayarını kontrol ediniz.
*GENEL TAVSİYELER
*KONSANTRASYON

“Araç kullanırken yaptığımız iş hayatımızın en tehlikeli ve önemli işidir.”
• Zihninizdeki diğer tüm düşüncelerin, araç kullanırken konsantrasyonunuzu bozmasına müsaade etmeyiniz.
*Sollama
• Beş doğru bir araya gelmeden sollama yapmayınız.
• Doğru Karar,
• DoğruYer,
• Doğru Zaman,
• Doğru Hız,
• Doğru Vites
*Zamanlarla İlgili Öneriler Ve Takip Mesafesi
• Yola çıkmadan önce kendinize 15 sn. zaman ayrınız, aracınızı kontrol ediniz ve araç kullanmaya konsantre olunuz.
• Yolda geçiş hakkı için kimseyle çekişmeyiniz ve gülümseyerek yol veriniz. Bu size 5 saniye kaybettirir.
• Kırmızı ışık yeşile dönerken arkadan çalan kornaları umursamayınız ve kendinize yolu kontrol için 2 saniye veriniz.
• Yağışsız havada 2 saniye, yağışlı havada 3 saniyelik takip mesafesini her zaman koruyunuz.
• Sadece önünüzdeki ve arkanızdaki araçları değil, onların önündeki ve arkasındaki araçları da takip ediniz.
*Yol Koşulları
• Ülkemizin yol koşullarının sizlere getireceği riskleri her zaman önceden tanımlayınız ve gereken önlemleri alınız.
*Sis
• Sisli havada iyi gören değil daha fazla risk alan sürücüler vardır.
• Su zerrecikleri görüşünüzü kısıtlayacağından sileceklerinizi çalıştırınız.
• Yolda kayganlık faktörü artacağından takip mesafenizi artırınız.
• Siste önünüzdeki aracı takip etmeyiniz., çünkü farkında olmadan takip mesafesi yerine görüş mesafesinde takip edersiniz.
• Yolun sağında bulunan yol çizgisini, eğer çizgi yoksa; yolun sağ sınırını takip ediniz.
*Gece
• Karşıdan gelenin farları gözünüzü alırsa sinirlenmeyin ve onunla uğraşmayın.
• Size yolun sağ tarafında ışıksız bırakılmış ve o an göremediğiniz bir şey varmış gibi hareket edin ve göremediğiniz nesneyi kısa kısa selektör yaparak tespit edin.
• Sağ tarafta bir şey yoktur demeyin mutlaka vardır diye gidin.
• Geceleri karşıdan motosiklet gelmez, sol farı yanmayan en büyüğünden hangi araç varsa o gelir, sakın unutmayın.

*İLK YARDIM NEDİR?
İLKYARDIMCININ ÖZELLİKLERİ VE SORUMLULUKLARI NEDİR?
SOLUK YOLU NASIL AÇILIR?
İLK YARDIM NEDİR?

Herhangi bir kaza yada yaşamı tehlikeye düşüren durumda,sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar,hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla,ilaçsız olarak yapılan uygulamalara ilkyardım denir.
İLK YARDIM UYGULAMASINDA KESİNLİKLE İLAÇ KULLANILMAZ.
İLK YARDIMDA AMAÇ NEDİR?

1.Yaşamı koruma ve sürdürülmesini sağlama
2.Durumun kötüleşmesini engelleme
3.İyileşmesini kolaylaştırma
İLK YARDIMCININ ÖZELLİKLERİ VE SORUMLULUKLARI NEDİR?
1.Sakin ve telaşsız olmalı.
2.Hastayı sakinleştirmeli.
3.Çevreyi değerlendirip süren bir tehlike olup olmadığını belirlemeli.
4.Kendi can güvenliğini tehlikeye atmamalı.
5.Çevredeki kişileri,sağlık kuruluşları,itfaiye ve güvenliğe haber vermeleri için organize etmeli.
6.Hastanın durumunu değerlendirerek uygun ilk yardıma başlamalı.
7.Hastanın sağlık kuruluşuna bir an önce ulaşmasını sağlamalı.
İLK YARDIMIN ABC'Sİ NEDİR?
A.Soluk yolunun açılması.
B.Solunumun düzeltilmesi.
C.Dolaşımın etkinliğini sağlama.
SOLUK YOLU NASIL AÇILIR?
1.Ağızda toz toprak,kırık takma diş ve yabancı cisimler varsa çıkarılır.
2.Bilinci kapalı kişilerde dil arkaya düşüp havayolunu tıkayabilir.Bu durumda baş geriye itilip çene yukarı kaldırılarak soluk yolu açılır.
3.Derin bir soluk alınıp,solunum yaptırılacak kişinin ağzına (yada burnuna) ağız yerleştirilir.
4.Hastanın göğsünün kabarmasına yetecek şiddette soluk verilir.
DOLAŞIMIN ETKİNLİĞİ NASIL SAĞLANIR?(KALP MESAJI)
1.Kalp durmuşsa hemen kalp mesajına başlanır.
2.Hasta sert bir zemine yatırılır ve bir yanına diz çökülür.
YARA İÇİNDEKİ YABANCI CİSİM,KEMİK,PARÇASI VS. ÇIKARILMAMALIDIR.
3.Göğüs kemiğinin(iman tahtası)üçte bir alt ucuna bir elin ayası sıkıca yerleştirilir,diğer elin ayası bunun üstüne konur.Parmaklar hastaya temas etmemelidir.
4. Kollar dik tutularak (Bilek ve dirsekler bükülmeden)sabit ve ritmik bir şekilde göğüse 4-5 cm bastırılır.
5. Arada nabız kontrol edilerek dakikada 60 kez olmak üzere dolaşım başlayıncaya kadar devam edilir.
BAYILMALARDA UYGULANACAK İLKYARDIM KURALLARI
1.Elbiseleri boyundan,göğüsten ve karından gevşetilir.
2.Hastanın beynine kan gitmesini sağlamak için düz bir yerde sırtüstü yatırılarak,ayakları yukarı kaldırılır ve sonrada şok pozisyonunda bekletilir. Kesinlikle başının altına yastık konmaz.
3.Hastaya uyarıcı kokular koklatılır. (Amonyak vb.)
4.Hastanın zorlanmaksızın kendine gelmesi beklenir.
5.Kendine geldiğinde su, çay gibi içecekler azar azar verilmelidir.
GÖĞÜS YARALANMALARINDA İLKYARDIM
1.Yaralı,yarı oturur duruma getirilir
2.Havanın akciğerler dolmasına engel olmak için açık olan yara yerine temiz bir bez kapatıp basınç yapmadan sarılır
3.Kazazedenin ısı kaybı önlenir.
KARIN YARALANMALARINDA İLKYARDIM
1.Hastaya ağızdan yiyecek içecek verilmez.
2.Yaralı başı hafif yüksek, dizlerinin altına rulo edilmiş bir battaniye konularak sırt üstü yatırılır
3.Herhangi bir organ dışarı çıkmış ise asla el sürülmez.Geniş bir gaz bezi varsa serum fizyolojik ile ıslatılarak basınç yapmadan organların üzerine örtülür.
4.Yaralı zaman geçirmeden sevk edilir..
EGZOS ZEHİRMELERİNDE İLKYARDIM
1.Hasta derhal temiz havaya çıkarılır.
2.Şuuru tam kapalı olmayanlar temiz havada derin solunum yaptırılır.
3.Şuuru kapalı veya solunum yapmakta güçlük çeken hastalara suni solunum tatbik edilir.
4.Beden ısısının düşmesini engellemek için üstü örtülür.
5.Hasta en seri şekilde sağlık merkezine gönderilir.
SİNDİRİM YOLU İLE OLAN ZEHİRMELERİNDE İLKYARDIM
1.Zehrin sulanması ve emilimin yavaşlaması için hastalara;süt,yumurta akı,nişasta solüsyonlu su içirilir
2.Kusmasına yardım edilir.
3.Asitle olan zehirlenmelerde,hasta hiçbir zaman kusmaya zorlanmaz.Su ve süt yumurta akı karıştırılarak içirilir.
4.Alkali ile olan zehirlenmelerde:1/4 oranında sirke ile hazırlanmış 500ml. su veya limon suyu içirilir.
KANAMALARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Kanayan uzuv(kol,bacak vs.)yükseltilir.
2.Yara üzerine temiz gazlı bez,mendil veya çamaşır parçası konur ve sıkıca bastırılır.
3.Kanama durmazsa kanayan yerin 5 cm yukarı kısmına bandaj uygulanır.
BURUN KANAMASINDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Burnu kanayan kişinin başı hafifçe öne eğilir.
2.Hasta burun üzerine basınç yapar
3.Bu sırada ağızdan soluk alıp verir ve asla sümkürmez.
BURUN KANAMASINDA HASTANIN BAŞI GERİYE DOĞRU KALDIRILMAZ.
ELEKTİRİK ÇARPMALARINDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR?

1.Önce ilk yardımcı kendi güvenliğini sağlar.
2.Elektrik akımının yaralı ile teması kesilir.Bu yapılmadan önce yaralıya dokunulmaz
3.Kuru tahta parçası ve lastik gibi elektrik geçirmeyen maddelerle hasta çekilerek veya kablo itilerek akımdan kurtarılır.
4.Solunum durmuşsa yapay solunuma,kalp durmuşsa kalp mesajına başlanır.
5.Yanık varsa soğuk su ile yıkanır.
KIRIKLARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Hasta sarsılmaz ve hareket ettirilmez.
2. Kanama varsa durdurulur.
3. Hasta taşınmadan önce kırık bölgesi hareketsiz hale getirilir.(Bunun için tahta gibi sert cisimler kullanılabilir.)
4.Açık kırık varsa(kırık uçları görülüyorsa)kırık kemik parçalarına kesinlikle dokunulmaz ve bunlar yerleştirilmeye çalışılmaz.Yara üzerine temiz bir gazlı bez kapatılır.
YANIKLARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR?
1.Soğuk musluk suyu ile ağrı azaltılır.
2.Hastanın takıları çıkartılır.(Daha sonra oluşabilecek şişler nedeniyle çıkarmak zorlaşabilir.)
3.Oluşan kabarcıklar patlatılmaz.
4.Yanan kısımların üzeri temiz gazlı bezle kapatılır hiçbir şey sürülmez.
5.Hastanın bilinci yerinde ise bol su içirilir.
YANIK YÜZEYİNE DİŞ MACUNU,SALÇA,YOĞURT GİBİ MADDELER KESİNLİKLE SÜRÜLMEMELİDİR.
YARALANMALARDA İLK YARDIM NASIL YAPILIR?

1.Kanama varsa kontrol edilir.
2.Yaranın kirlenmesi önlenir.
3.Varsa kopan parça korunur.(Islak bir gazlı beze sarılıp bir naylon torbaya konulur,bu torba da içi buz dolu başka bir torbaya konulur.)
*TRAFİK KAZALARINDA TEMEL İLKYARDIM
Trafik kazalarına kurban verdiğimiz yüzlerce kişiden pek azı olay yerinde yaşamını yitirmektedir. Yüzde 80 gibi korkunç orandaki kayıplar ise yaralının bilinçsizce araçtan çıkartılması ve karga tulumba taşınarak hastaneye götürülmesi sırasında oluşmaktadır. Bu nedenle, Ağustos ayı e-bülten sayısında Trafik Kazalarında Temel İlk Yardım konusunda bilgi verilmeye çalışılmıştır.
Trafik kazası sonrasında hayatı kurtarabilecek ilk yardım adımları:
Herhangi bir ilkyardım bilgisinden yoksunsanız bile, uzman ekipler gelmeden yaralıya el sürülmesini engellemeniz, emin olun onun hayatını kurtarmada çok ciddi bir rol üstlenecektir.
1. Yardım çağrısında bulununuz.
Genellikle, trafik kazası ile karşılaşan bir kişinin hemen 155 veya 156 numaralı telefonlarla polise ve 112 Acil Ambulans'a haber vermesi gerekmektedir.
112 Acil Ambulansa ihbar yapılırken olayın tam olarak aktarılması önem arz etmektedir. Olay ile ilgili;
• Hastanın durumu,
• Bulunduğu yer,
• Tam-açık adres,
• Kazazedenin cinsiyeti, yaşı ve kazanın türü,
hakkında bilgi verilmelidir.
2. Ek kazalara meydan vermeyecek şekilde hareket ediniz.
• Trafik kazasına müdahale ederken aracınızı güvenli bir yerde durdurunuz ve flaşörlerinizi açınız.
• Üzerinizde dikkat çekici renkte (tercihen fosforlu) bir giysi olmasına dikkat ediniz.
• Trafik uyarı işaretlerini koyunuz veya zaman kazanmak için birisinden bu konuda size yardım etmesini isteyiniz.
3.Durum değerlendirmesi yapınız.
Bir kaza ile karşılaştığınız anda yapılacak ilk hareket durumu değerlendirmek, kazazedeye boyunluk takmak ve yangın söz konusu değilse, onu kıpırdatmamaktır. Eğer kaza geçiren araçta yangın tehlikesi söz konusuysa, ancak o zaman yaralıyı araçtan çıkartılmalıdır.
Hastanın durumunu değerlendirmek için aşağıdaki adımlar izlenebilir.
• Hastanın bilincinin açık olup olmadığını anlamak için hastayla konuşulmaya çalışılmalıdır.
• Hastanın nefesi dinlenerek solunumu hakkında bilgi edinilmeye çalışılmalıdır.
Soluk alıp veren ve nabız vuruşları hissedilen bir hasta baygın olsa bile kesinlikle kalp-akciğer canlandırması yapılmamalıdır.
4. Kazazedenin kanaması olması durumunda öncelikle kanamayı durdurunuz.
• Trafik kazasında kanamalı bir kazazede ile karşılaşmanız mümkündür. Kesik ve darbe sonucu oluşan yaralanmalarda yapılacak temel eylem, kanama olan bölgeye bastırmaktır.
• Steril bir gazlı bezle uygulanacak basınç, genellikle sorunu çözer. Çözemediği durumlarda ise, yaralının yardım gelene kadar kan kaybederek şoka girmesini önler. Ardından, kanamanın meydana geldiği yer, yukarı (göğüs seviyesinin üzeri) kaldırılır. Turnike tavsiye edilen bir yöntem değildir. Bu yöntem sadece kopan bir uzuv söz konusuysa denenmelidir. Turnike yapmak yerine yaranın üzerine kalın bir petle (gazlı bez sarılmış pamuk topu) ile bastırın ve elastik bir bandajla sarın. Tamponun arasında kalan boşluk kan dolaşımını sağlayacak ve kangren oluşmasını önleyecektir. Bulunduğunuz ortamda elinizin altında tıbbi malzeme yoksa, alt uzuvlarda, özellikle bacaklardaki kanamalarda uzun kollu tişört, sweat shirt gibi bir giysiyi ortada toplayıp, kollarını birbirine düğümleyerek basit, ama sonuç alabileceğiniz bir tampon malzemesi elde edersiniz.
• Eğer kopan bir uzuv söz konusuysa, kopan parçanın bulunarak hastanın en fazla dört-altı saat içinde bu parça ile birlikte bir mikro cerrahi hastanesine ulaştırılması gerekir. Kopan uzvu, serum fizyolojik ile yıkadıktan sonra steril bir torbaya koyun. Bu torbayı içi buz dolu ikinci bir torbanın içine yerleştirin. Ancak bu işlemi yaparken araya bir parça gazlı bez koymayı ihmal etmeyin.
• Kopan uzvun doku tahribatına neden olmaması için doğrudan buzların içine konmaması gerekmektedir
• Kopan uzvu steril etmek için kesinlikle üzerine tentürdiyot veya benzer dezenfektan dökmeyiniz. Uzvun koptuğu yer (ayak, parmak, kol v.b.) serum fizyolojik ile iyice yıkanmalı, daha sonra yaranın üzerine gazlı bez konularak enfekte olması önlenmelidir.
Kaynak: http://www.bigglook.com/
*Trafik Kazasına Karıştığınızda Nasıl Davranmanız Gerektiğini Biliyor musunuz?
Eğer maddi hasarlı trafik kazasına karıştıysanız; trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, trafik güvenliği için ışıklı işaret veya yansıtıcı cihazlar koyarak tedbir almak, olayı yetkili ve görevlilere bildirmek, yetkililer gelinceye kadar veya yetkililerin iznini almadan kaza yerinden ayrılmamakla yükümlüsünüz.
Ancak, maddi hasarla sonuçlanan kazalarda; kazaya karışanlar olarak, yetkililerin gelmesine gerek görmez ve anlaşırsanız, durumu aranızda yazılı olarak tespit edip olay yerinden ayrılabilirsiniz. Bu şekildeki bir anlaşmayla olay yerinden ayrılmanız durumunda, kendi zararınızı karşılanacağınızı kabul etmiş sayılırsınız.
*Araç İşletenlerin Hukuki Sorumluluğu ve Araç Sigortası
Araç işleticilerinin sorumluluğu ile araçların sigorta ettirilmesi hususunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddeleriyle 'Kamu Araçları Garanti Hesabı Yönetmeliği' hükümleri uygulanır.
*Zarar, Ziyan ve Dava Açma
Trafik davalarına Trafik mahkemelerinde, bulunmadığı takdirde Sulh Ceza Mahkemesinde bakılır. Doğrudan doğruya sigortacıya karşı dava açıldığı gibi hukuk mahkemesine de dava açılabilir.
Sorumluluğunuz; İşlettiğiniz bir motorlu araçla bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursanız motorlu aracın işleteni olarak bu zarardan sorumlu olursunuz.
*Trafik kazası sonrasında temin edilmesi gereken evraklar
Kazadan sonra temin edilmesi gereken evraklar şunlardır: Kaza zaptı, alkol raporu (trafik polisi tarafından verilecektir.) karşı aracın ruhsat ve poliçe fotokopisi (çok ender de olsa bazı durumlarda trafik sigorta şirketi tarafından istenebilir.)
Trafik kazasında hasar gören aracın tamiri ve hasar sürecinin takibi
Trafik kazasında hasar gören araç tamir edilmek üzere tamirciye bırakıldıktan sonra araç yapımına başlamadan önce mutlaka sigorta şirketi aranır. Hasar servisinin talimatlarına göre araç yapımına başlanır. Genelde ufak çaplı hasarlar için fatura, fotoğraf ve kaza evrakları ile sigorta şirketi ödeme yapmaktadır. Ancak sigorta şirketlerinin kendine göre limitleri vardır. Belirlenen limiti aşan hasarda eksper gönderilir. Eksper sigorta şirketinden bağımsız Hazine ve Diş Ticaret Müsteşarlığına bağlı olarak çalışan elemandır. Hasar tespitinin tarafsız olması için eksper bağımsız bir merciye bağlıdır. Eğer hasarı eksperin görmesi gerekiyorsa eksper gördükten sonra talimatına istinaden aracın tamiri başlatılabilir .
Kaynak: www.egm.gov.tr

*İŞARETLEME
BİR KAZA KLASİĞİ:

İşaretlememe ve yanlış işaretleme Kaza nedenleri arsında arızalı aracın taşıt yolundan çıkartılmaması, işaretlenmemesi ya da yanlış işaretlenmesi önemli bir yer tutmaktadır.
Pek çok sürücü bir dönemeçten ya da tepe üstünden sonra ansızın karşılarına çıkan arızalı bir aracın yarattığı tehlikeyi yaşamışlardır. Hiç bir işaret koymaksızın ya da taş dizerek, yola ilk yardım çantası, bidon, kriko ve benzeri şeyleri koyarak; üstüpü, eski lastik yakarak yanlış işaretleme yapan araç sahipleri, ne yazık ki ölümcül kazaların sorumlusu olmaktadırlar. Ünlü ralli sürücüsü Renç Koçibey'in de işaretlenmemiş bir araca çarparak yaşamını yitirdiğini hatırlayalım ve lütfen kurallara uygun işaretleme yapalım.
Uygun işaretleme, aracın acil uyarı ışıklarını yakarak ve aracın önüne ve arkasına, uygun yerlere reflektör konularak yapılır. Reflektörün bir kenarı 45 cm uzunluğunda eşkenar üçgen biçiminde olması ve her kenarında 5 cm'lik yansıtıcı yüzey bulunması zorunludur. Ayrıca reflektörün, rüzgar nedeniyle devrilmeyecek yapıda ayaklarının olması da kurallardandır.
Görüşü kapalı, dönemeç ve tepe üstü gibi yerlerde reflektörün araçtan en az 30 metre uzağa ve diğer sürücüler tarafından en az 150 metreden görülebilecek biçimde yerleştirilmesi zorunludur.
Tehlikeli madde taşıyan araçların bozulup yolda kalması durumunda, kesinlikle kırmızı ışıkla işaretlenmesi ve başında beklenerek gözetim altında tutulması zorunludur.

*İYİ BİR SÜRÜŞ İÇİN TAVSİYELER
Kesinlikle içkili olarak otomobil kullanmayın. En azından kendinize bir limit belirleyin ve bu limite yaklaştığınızda içmeyi bırakın. İçkili olarak sürüş esnasında refleksleriniz zayıflamış olacak ve direksiyon başındaki tepkileriniz çok daha yavaş gerçekleşecektir.
Emniyet kemerinizi mutlaka takınız. Hayatınızı kurtaracak bu kadar basit bir uygulamada “sıkılıyorum” mazereti kabul edilebilir mantıklı bir mazeret değildir. Emniyet kemerini hiç takmamanın yanında yapılan bir diğer hata da emniyet kemerini otoyolda takmak, ancak şehir içinde ya da gidilecek semte yaklaşıldığında “nasıl olsa geldik” mantığıyla otomobil henüz durmadan emniyet kemerini çıkartmaktır. Kazanın emniyet kemerinin çıkarıldığı an ile otomobilin park edildiği ana kadar geçen bu süre zarfında gerçekleşmeyeceğini kimse garanti edemez. Hatchback otomobillerde 8 km/h gibi son derece düşük süratte yapılan ‘geri viteste direğe çarpma’ testinde, çarpmanın etkisiyle birçok otomobilin arka tamponlarının içeri göçtüğünü, hatta bazılarının camlarının çatladığını biliyor musunuz? Çoğumuzun dikkate almaya değer görmediği süratlerde gerçekleşen kazaların bile ciddi yaralanma ve hatta ölümlere sebebiyet verebileceğini unutmayalım.
Farlarınızı gece gündüz açık tutunuz. Bu, halk arasında her ne kadar ‘görmemişlik’, ‘hava atma’ ya da ‘dikkat çekme amacıyla yapılan bir hareket’ olarak görülse de, olası bir tehlike durumunda farı yanan araçların trafikteki diğer sürücüler tarafından farı yanmayanlara göre çok daha çabuk fark edileceğini unutmayın.
Direksiyon başındaki oturma pozisyonunuzu iyi ayarlayın. Otomobil kullanmak son derece ciddiyet göstermek gereken bir iştir ve otomobil yatak odanız değildir. Birçok otomobilde gördüğümüz neredeyse 45 derecelik açıyla geriye doğru yatırılmış koltuklar hem sürüş konsantrasyonunu azaltacak ve tehlike anında vereceğiniz tepki süresini uzatacak, hem de kaza anında tehlike arz edecektir. Yatık olmayan ancak aşırı derecede geri alınmış koltuklar ise yine direksiyon başında verilen tepkileri geciktirmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Sürüş esnasında direksiyon daima iki el ile birden ve saat 9:15 pozisyonunda tutulmalıdır. Koltuğun direksiyona olan mesafesi, kollar yaklaşık 45 derecelik bir açı yapacak şekilde ayarlanmalıdır.
Otomobil kullanacağınız ayakkabılar: ne aynı anda iki pedala birden basacak kadar aşırı geniş, ne hissi azaltacak kadar aşırı kalın tabanlı, ne de ayakların hareketini engelleyecek kadar uzun topuklu olmalıdır. Eğer bu durumlardan bir veya birkaçı mevcut ise daha sakin ve tehlike arzetmeyecek bir sürüşle yolculuk tamamlanmalıdır.
Kalabalık (Otomobilin içinde çok sayıda kişinin bulunduğu) yolculuklar en tehlikeli yolculuklardır. Gerek görüşün kısıtlanması, gerekse yolcuların konuşma ve hareketlerinden dolayı konsantrasyonunuzun tek başınıza otomobil kullanırken olduğu kadar yoğun olamayacağından hareketle bu tip yolculuklarda maksimum dikkati sarfetmeniz sizin ve yolcularınızın yararına olacaktır.. Özellikle sollama ve şerit değişimlerinde.
Kalabalık yolculuklarda eğer arka koltuğa 3 kişi oturmak mecburiyetinde kalırsa ortaya en kısa boylu olanın oturması en mantıklı çözümdür. Dikiz aynasını kullanacağınız zamanlarda daha iyi bir görüş için yardımcı olacaktır.
Yağmurun yağmaya başladığı ilk anlarda ve mıcırlı yollarda son derece dikkatli olun. Normalin çok az üzerinde sürat yapıyor dahi olsanız özellikle mıcırlı yollarda yoldan nasıl çıktığınızı anlamazsınız bile..
Bisikletlilere her zaman dikkat edin ve yanlarından geçerken mümkün olduğunca yavaşlayın. Ülkemizde henüz bisikletlilere ayrılmış özel yollar yoktur ve her ne kadar yolun sağından gidiyor dahi olsalar kendileriyle aynı şerit üzerinde olduğunuzu unutmayın. Yollara kesinlikle güvenmeyin. Ülkemiz yollarında çoğu viraj ya eğimsiz, ya da daha kötüsü ters eğimlidir. Hızınızı iyi ayarlayın.
Arabanız kirli bile olsa, iyi bir görüş için en azından ayna ve camlarınızı temizleyebilirsiniz.
Kazayı yaptıranın genelde aşırı hız olduğu söylense de, özellikle şehir içi trafikte hıza dayalı kazanın asıl sebebi genel olarak hızlı gitmekten çok trafiğin normal akışından hızlı gitmektir. TEM otoyolunda tüm otomobiller 180 km/s hızla giderken sorun nisbeten daha azdır, ancak bütün otomobiller 90km/s ile giderken siz 180 km/s ile gidiyorsanız tehlikenin özellikle sizin açınızdan çok daha büyük olduğunu söyleyebiliriz. Tabi kaza sırasında zarar verdiğiniz diğer otomobilleri saymazsak.. Yine aynı şekilde, hızla giden trafikte eğer siz trafiğin geneline göre son derece düşük bir süratte seyrediyorsanız trafiğin geneli için son derece büyük bir tehlike yaratıyorsunuz demektir.
Kesinlikle kimseyle yarışmayın. Yarış kaza getirir. Siz çok iyi ve son derece dikkatli bir sürücü olabilirsiniz ancak diğer sürücünün yapacağı bir hata, diğer otomobillerin de karışacağı bir kazayla sonuçlanabilir.
Önünüzdeki otomobil ile olan takip mesafesini iyi ayarlayın. Kesinlikle yakın takip yapmayın.
Yolculuk boyunca vitesi hiç bir zaman boşa almayın.
Aynaları muhakkak kullanın.
Eğer ABS sistemi varsa frene basmaktan korkmayın. Freni pompalamak, öne engel çıktığında önce frene basıp bırakmak, sonra tekrar basmak gibi teknikler sadece ABS fren sistemi olmayan otomobiller için geçerli eski tekniklerdir.
Pedal kısmında ayaklarınızın hareketini engelleyecek nesneler bırakmayın.
Bakım sırasında ön konsola torpido parlatıcı sprey uygulamayın ve yolculuk esnasında bu kısımda kutu mendil, kaset, CD gibi cama yansıması muhtemel hiçbir şey bulundurmayın. Aynaya CD asmak gibi ön konsola kutu mendil koymak da sadece ülkemiz sürücülerine has bir alışkanlıktır.
Özellikle güneşin karşıdan alındığı yolculuklarda kullanmak üzere arabanızın torpido gözünde mutlaka bir güneş gözlüğü bulundurun.
Sinyalleri kullanın. Sinyal kullanmamak sadece minibüs, özellikle de taksi sürücülerine has alışkanlıklardır.
Kırmızı ışıkta yaya geçidi üzerinde değil, yaya geçidinden önce durun. Böylelikle hem yayalar kendilerine ayrılmış olan şeritten rahatça karşıya geçecekler, hem de ilk araba olduğunuzu var sayarsak siz yeşil ışığı görebilmek için sunroof’tan bakmak zorunda kalmayacaksınızdır. Böyle bir durumda arkanızdaki araç bir minibüs veya taksi ise muhtemelen önde kendisine göre bir araçlık yer bıraktığınız için size korna çalacaktır. Muhatap olmayın.
Tümsek veya çukurlardan geçerken arkadaki trafiği de kontrol etmek sureti ile mümkün olduğunca yavaşlayın, ancak tam üzerinden geçerken ayağınızı fren pedalından çekin. Tümsek veya çukurlardan geçerken lastiğin darbeyi döner vaziyette alması gereklidir. O ana kadar yavaşladınız yavaşladınız, yavaşlayamadıysanız yavaşlayabildiğiniz kadarıyla geçin gitsin. Fren basılı durumdayken verdiğinden daha az zarar verecektir. Asfalta gömülen tırtıkların amacının ise her ne kadar hızı azaltmak olduğu söylense de bunların ön takımları bozmaktan başka bir işlevi olduğunu sanmıyorum, bu sebepten ötürü üzerlerinden mümkün olduğunca hızlı geçin. Bence tümüyle kaldırılmalılar. Ayrıca tümsekleri de artık inşaat işçilerinden ziyade Avrupa’daki örneklerine uygun şekilde geniş, ve üzerinde gece de görülmelerini saglayacak boyalar olacak şekilde daha bilgili ekipler hazirlamali..
Sürüş sirasinda arabanizin kaputu ya da öndeki arabanin plakasina kilitlenmek yerine ileriye, daha geniş bir alana bakip tüm trafigi kontrol edin.
ABS sistemini bozacagi ve maddi zarar doguracagi için degil, ancak sizin konsantrasyonunuzu dagitacagi için sürüş sirasinda mümkün oldugunca cep telefonuyla konuşmayin. Hands-free seti olsa dahi... En azindan siz arama yapmayın.
Sürüş esnasinda s.k fren kullanmak ya gereginden daha hizli ve/veya agresif gittiginizin işaretidir, ya da eger yavaş gittiginiz halde çok s.k fren kullaniyorsaniz bu da acemi oldugunuzun göstergesidir. Her iki durumda da sizi takip eden araçlari tedirgin edeceksinizdir. Eğer normalde şehir içinde otomobil kullaniyor ve şehirlerarasi yolculuklara daha seyrek gidiyor iseniz şehirlerarasi yolculugun ilk kilometrelerinde kendinize biraz zaman veriniz. Şehir içi ve şehirlerarasi yolculuklar birbirinden tamamiyla farkli tecrübeler gerektirir ve uzun zaman sonra uzun yola ilk defa çiktiginizda araç sollarken gereken mesafe tayinini iyi yapamayacaksiniz. ilk sollamalarda çekingen davranın, birden bire açılmayın.
Hayatinizda ne zaman ve nereye uzun yol yaparsaniz yapin vardiginizda ilk soru “Yolculuk nasıldı, kaç saatte geldin?”, döndüğünüzde ise “Yolculuk nasıldı, kaç saatte gittin?” olacaktır. Hatta çoğunlukla daha bu sorunun sorulmasına izin verilmeden “Abi valla altı saatte Bodrum’a indik” gibi açıklamalar yapılır, başkalarıyla iddiaya girilir. Ayrıca bu tip uzun yolculuklarda muhakkak bir veya en azından birkaç arabayla ölümüne yarışılır, rakip araba konvoylarda sollarken sıkıştırılır vs. Artık bunların ne kadar mantıklı olduğuna değinmek dahi istemiyorum. Otomobiliniz üzerinde yaptığınız her modifikasyon sadece ve sadece sizin güvenliğinizi artırıcı ve arabanızı gerek performens, gerek görünüm olarak sadece size özel kılan uygulamalardır ve sadece kendinizi tatmine yönelik olmalıdır. İçinde 4 kişilik bir aile ya da kız arkadaşı olduğu halde sizinle yarışmaya kalkan sorumsuz bir dangalak bırakın başka şeylerle tatmin olsun. Onu geçeceğinizi nasıl olsa biliyorsunuz.
Uzun yolculuklarda ilk 3-4 saat sonunda mola verip sonrasında mümkünse her 2 saatte bir dinlenin. Gerekirse uygun bir yere park edip bir süre uyuyun. Böyle bir durumda aklınıza ilk olarak büyük olasılıkla “Peki kaç saatte geldiğimi soranlara ne derim şimdi ben?” sorusu gelecek ve uyumakla uyumamak arasında gidip geleceksiniz. Sorulara “Valla uykum geldi uyudum, ne yapıyım yani!” şeklinde cevap vererek kestirip atabilir, ya da kaç saatte geldiginizi merak edenlere en kötü ihtimalle yalan söyleyerek yirtabilirsiniz. Aynaya asili CD’ler azaldığına göre, bu bakış açısı da bir gün mutlaka değişecektir.
Gece yolculuklarında hız yapmaktan kaçının. Ülkemizde bırakın devlet yollarını, paralı yollarda bile yolun çoğu bölümünde aydınlatma olmadığı düşünülürse, makul bir hızda gitmek hayatınız açısından daha az riskli olacaktır.
İster gece, ister gündüz olsun uzun yolda sollama yaparken ne şeritlere ne de tabelalara güvenmeyin. Bugüne kadarki tecrübelerimin gösterdiği şudur ki hatrı sayılacak kadar çok yerde sollama için asıl uygun bölümler sollama yasağının olduğu yerlerdir. Yine aynı şekilde sollama yasağı bittikten sonra, devamında size sollama hakkı tanınan bölümler ise örneğin sola doğru dönen ve ağaçlardan karşıdan geleni görme imkanı olamayan virajlardır. O tabelayı oraya dikenin kim olduğuna dair tahminde bulunarak virajı sollama yapmadan geçmek ve sollamalarda sadece tabela ya da şeride bakmayıp tecrübeyi en önde tutmak bence en iyi çözüm.
Eğer otomobilinizde spor süspansiyon sistemi, performans lastikleri, modifiyeli fren sistemi gibi güvenliği artırıcı modifikasyonlar yapılmamışsa, ya da en önemlisi ABS yoksa hız yaparken bir kez daha düşünün.
Arka koltukta otursalar dahi, sizinle birlikte yolculuk edenleri emniyet kemerlerini takmaları konusunda uyarın. Kaza esnasında arka koltukta yolculuk ediyor olmasına rağmen otomobilin ön camından fırlayanların sayısı ciddiye alınacak kadar fazladır.
Otomobiliniz bir hatchback veya sedansa arka cam kısmında bond çanta benzeri ağırlığı olan eşyalar bulundurmayın. Kaza esnasında arka camdan öne doğru fırlayacak bir bonda çantanın etkisi yüzlerce kiloya, basit bir kutu mendilin etkisi de onlarca kiloya eşit olacaktır. Eğer otomobiliniz bir station ise yine aynı mantıkla bagaj kısmına koyduğunuz eşyaların fırlamaması için bir bagaj filesi kullanın.
Sizinle birlikte seyahat eden yolcularınızı kendilerine en uygun yerde değil, trafik açısından en uygun yerde indirin.
Eğer otomobil arkadan kayma eğilimi gösterirse frene basmak yerine ayağınızı gazdan çekin ve direksiyonu kayan yöne doğru hafifçe çevirin.
Otomobil kullanmak son derece dikkat isteyen ve konsantrasyona dayalı bir iştir.
Ciddiye alın. Herkese kazasız sürüşler... kaynak: http://www.otomarket.net/Oto-Bilgi/SURUSTAVSIYE.ASP

İ İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 13:21

J İLE BAŞLAYAN KONULAR
*JANT ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ ?
Çoğumuz jantları otomobilin çekiciliğini arttıran dış görünüm unsurlarından biri olarak biliriz. Ancak jantlar, sadece otomobilin görünümüne değil, performansına ve yol tutuşuna önemli katkıda bulunur.
Otomobil teknolojisinde kısa sürede yaşanan baş döndürücü gelişmeler, motor ve karoser kadar jantların tasarımında da kendini gösteriyor. Özellikle jantın ağırlığı, ölçüleri, konstrükisyonu ve dizaynında yapılan değişiklikler, otomobillerin performansını ve
yol tutuşunu önemli ölçüde arttırıyor. Bununla birlikte, son yıllarda yapılan araştırmalar jantın, fren sisteminin soğutulmasında da etkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle jant hazırlanırken, mümkün olduğunca dayanıklı ve aynı zamanda kollu tasarım olmasına dikkat ediliyor. Otomobil yol alırken, jantın rotasyonuyla sirküle edilen hava, kolların arasından fren diskine iletiliyor ve böylece frenlerin daha verimli olması sağlanıyor.
Ölçüsü nasıl olmalı ?
Otomobilin motor gücü, ağırlığı ve büyüklüğü gibi unsurlar, jant ölçülerinin belirlenmesinde büyük rol oynuyor. Yüksek güç üreten bir motorun gücünü yola aktarabilmesi için çekişinin iyi olması, bunun için de lastik yüzeyinin uygun genişlikte olması gerekiyor. Dolayısıyla lastikle jant genişliği uyumlu olmalı. Küçük sınıftaki otomobiller için 12 inçten başlayan jant çapı, büyük ve yüksek performanslı otomobillerde 20 inçe kadar çıkıyor. Jant malzemesinin dayanıklılığı da önemli bir faktör. Özellikle ülkemiz yol şartları göz önüne alınacak olunursa, jantın sağlamlığı daha da önem kazanıyor. Çünkü kalitesiz bir jant, darbelere dayanıklı olmadığı taktirde ölümcül kazalara neden olabiliyor. Çelik ve hafif metal alaşımlı olmak üzere iki gruba ayrılan jantlar, motorsporlarından elde edilen tecrübelerle geliştiriliyor. Böylece daha sağlam ve uzun ömürlü olması sağlanıyor. Alüminyum, çelik, titanyum, magnezyum ve son alarak da karbonfiber malzemesinin de katılımıyla farklı ağırlık ve dayanıklılıkta üretilen jantlar, tek ya da çok parçalı olabiliyor.
Çok parçalısı daha avantajlı
İki veya üç parçadan oluşan bir jantın, tek parçalıya göre önemli bir avantajı, daha sağlıklı ve tamir edilebiliyor almasıdır. Herhangi bir darbe nedeniyle jantın kenarı hasar hasar gördüğünde, sadece o parçanın değiştirilmesi mümkün oluyor. Ancak tek parçalı bir jant zarar gördüğünde yenisiyle değiştirmek gerekiyor. Çok parçalı jantın bir diğer kolaylığı, her tip otomobilde kullanılabilmesi.
Farklı ölçülerdeki ara parçalar kullanılırken, jantın ka, jantın karosere göre içeri veya dışarıya doğru konumlanması sağlanıyor. Böylelikle iz genişliği de değiştirilerek, otomobilin yere tutunma gücü artırılıyor. Jantın göbeği olarak adlandırılan bölüm de yine lastiklerin öz genişliğini etkiliyor. Uluslar arası olarak ET harfleriyle simgelenen ofset değeri, jant dış kenarının (O çizgisi) poryaya olan uzaklığını ifade ediyor.
Jant alırken dikkat edilmesi gereken en önemli unsur üreticilerin belirlediği değerlerin dışına çıkılmaması. Türkiye'de hem yerli hem de ithal birçok jant markası var. Jantların TSE standartlarına uygunluk belgesi mutlaka olmalı
http://otomotor.blogcu.com
J İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...

K İLE BAŞLAYAN KONULAR
*KADIN SÜRÜCÜLERE TACİZDEN KORUNMA YOLLARI
Direksiyon Geliştirme Merkezi uzmanı İsmail Yula, trafikte erkek sürücülerin araçla tacizine uğrayan bayan sürücülerin, bu durumdan ''Farklı sürücülük tekniklerini'' kullanarak kurtulabileceklerini belirterek, ''Tacizle karşılaşan bayan sürücü öncelikle yavaşlamalı, soğukkanlı davranmalı ve ani direksiyon hareketlerinden, şerit değiştirmekten kaçınmalı ve şeridini muhafaza etmelidir.
Özellikle büyük şehirlerde bayan sürücülerin zaman zaman erkek sürücülerin araçla sıkıştırma ve tacizlerine maruz kaldıklarını ifade ederek, bu olayların trafik kazalarıyla hatta ölümle sonuçlanabiliyor...
Tacizci sürücüler, yakın takip, yanlardan sıkıştırma, önüne geçip fren yapma, selektör yapma, klakson çalma, solladıktan sonra aniden yavaşlama gibi yöntemlerini kullanıyorlar.
Bu hareketlerin başka insanları tehlikeyle karşı karşıya bıraktığını bayan sürücüler, trafikte kendilerini taciz eden erkek sürücülerden koruyabilmek için özel eğitim merkezlerinden yeterli direksiyon eğitimi alarak bu işin tekniklerini öğrenir.Tacizle karşılaşan bayan sürücü öncelikle yavaşlamalı, soğukkanlı davranmalı ve ani direksiyon hareketlerinden, şerit değiştirmekten kaçınmalıdır.
Taciz durumunda otomobilin hakimiyetini kaybetmemek için, kullanılan aracın özelliklerini ve kontrolünü iyi bilmenin önemi; bu nedenle tacizden çekinen bayan sürücülerin yeterli direksiyon eğitimi almalarının doğru olacağını söylüyoruz.

*TACİZ SIRASINDA NE YAPMALI?
Kesinlikle tacizciye karşılık verilmemeli, sinirlenmeden, ani ve sert fren yapmadan, yoldan dikkati ayırmadan harekete devam etmeli. Direksiyon 2 elle, saate göre '9.15' pozisyonunda ve sağlam şekilde tutulmalı. Mümkün olduğunca düz bir çizgide hareket edilmeli. Gerektiğinde kaçmak için, kullanılabilecek yolun sağının uygun olup olmadığı kontrol edilmeli. Tacizci arkadaysa, öndeki araçla takip mesafesi iki katına çıkarılmalı. Tacizci uzun süredir arkadaysa, yavaşlayıp yol vermek denenmeli. Öne geçen tacizci, arkada olduğundan daha kolay kontrol altında tutulabilir. Polise rastlama ihtimalinin daha yüksek olduğu, trafik akışı yoğun yol güzergahları seçilmeli.
En kısa zamanda 155 Polis İmdat servisi aranarak, bulunulan yer ile tacizci otomobilin plaka, marka ve rengi polise bildirilmeli. Bu arada, araç kullanırken telefonla konuşmanın kazaya neden olabileceği de unutulmamalı. Durmak gerekirse benzin istasyonu, alışveriş merkezi gibi güvenli yerler tercih edilmeli. Tacizin hırsızlık ve gasp amacıyla yapılması ihtimaline karşı otomobilin kapıları kilitli tutulmalı.

*KARAYOLLARINDA KULLANILAN IŞIK VE İŞARETLER NELERDİR

*IŞIKLI TRAFİK İŞARET CİHAZLARI

1) Kırmızı ışık: Yolun trafiğe kapalı olduğunu gösterir. Aksine bir işaret yoksa, durup beklenir.
2) Sarı ışık: Uyarı anlamındadır. Kırmızı ışıkla birlikte yanarsa hazırlan yol trafiğe açılmak üzeredir. Yeşil ışıkla birlikte yanarsa yol trafiğe kapanmak üzeredir.
3) Yeşil ışık: Yolun trafiğe açık olduğunu gösterir.
4) Fasılalı ışık: Kırmızı ise dur, sarı ise dikkatli geç anlamındadır.
5) Yazılı ve sesli ışık: Araç trafiğine göre yaya trafiğini düzenler ve yayalara hitap eder.
NOT: birde bunlardan ayrı hiç bir ışığı görmeyen veya durmayanlar var onlar çok tehlikeli aman DİKKAT!!!

*YOL ÇİZGİLERİ
*Devamlı yol çizgileri: İki şerit ve iki yönlü karayolunda, dönemeç tepe üstü, kavşak yaya ve okul geçidi, demiryolu geçidi, dar köprü ve tünel gibi yerlerin yaklaşımında şerit değiştirilemeyeceğini ve öndeki araçların geçilemeyeceğini belirler.
*Kesik yol çizgileri: Trafik kurallarına uymak şartıyla sürücülerin, yol ve trafik durumuna uygun olduğunda, öndeki araçları geçmek için şerit değiştirebileceğini gösterir.
*Devamlı ve kesik yol çizgileri: Yan yana çizilmiş devamlı ve kesik yol çizgilerinin bulunduğu yerlerde sürücüler, manevra başlangıcında kendilerine en yakın olan çizginin anlamına göre davranırlar.
*Yan yana iki devamlı çizgi: Bu çizgi, yolu bölünmüş yol durumuna getirdiğinden, bu çizgi boyunca karşı yönün kullandığı şeritlere girilmez.
*NOT: Bir kişi sürekli olarak 5 saat, yarım saat dinlendikten sonra 4 saat daha araç kullanabilir. 24 saatte bir kişi toplam 9 saat araç kullanabilir.
*NOT: Alkollü iken araç kullananlara para, puan ve 3 ay trafikten men cezası verilir. Uyuşturucu kullananlara sürekli olarak trafikten men, para ve hapis cezası verilir.
*NOT: Bir yıl içinde 100 hata puanını dolduranlara 2 ay trafikten men, aynı yıl içerisinde 2 defada 100 hata puanını dolduranlara 4 ay trafikten men, 3 defa dolduranlara tamamen trafikten men cezası verilir.

*KESİK ÇİZGİ
Kesikli yol çizgisi görüşü açık,düz yol kesimlerine çizilir.Bu çizgi boyunca kurallara uymak trafik tehlikeye düşmemek kaydıyla öndeki aracı geçmek gibi sebeplerle şerit değiştirebileceğimizi bildirir.
- - - - - - - - - <ASLINDA BUNLARIN RESİMLERİDE VARDI FAKAT EKLEYEMEDİM>
*DEVAMLI ÇİZGİ
Bu çizgi boyunca hiçbir sebeple sol şeride geçilmez ve üzerinden gidilemez.(Tırmanma şeridi bulunan üç şeritli ve iki yönlü yol kesimlerinde en sağdaki şeride geçme hali müstesna).Öndeki araçları geçmenin yasak olduğu kavşak,tepe üstü,dönemeç, yaya geçidi,köprü,tünel gibi yerlerin yaklaşımında çizildiği için şerit değiştirilemez.
--------------------------------
*KESİK VE DEVAMLI ÇİZGİ YANYANA İSE
Bu çizgi boyunca araçlara en yakın olan çizginin anlamına göre hareket edilir. Kesikli çizgiye yakın olan araç şerit değiştirebilir,düz çizgiye yakın olan araç şerit değiştiremez .
______________
-----------------------------

*PARALEL DEVAMLI ÇİZGİ
Bu çizgi taşıt yolunu bölünmüş yol durumuna getiren ayırıcı (Röfüş) anlamındadır.Bu Çizgiler boyunca karşı yönden gelen trafik için ayrılmış yol bölümüne girilmez.
=================================
*OKLU ÇİZGİLER
Gidişe ayrılmış çok şeritli yollarda sürücülerin yapmak zorunda oldukları hareketleri göstermek maksadıyla taşıt yoluna yazılan yazılar ve çizilen işaretlerdir. Özellikle kavşak yaklaşımlarında, gidilecek yöne göre uygun şeride girilmesini hatırlatır.
----->----->
*KARAYOLUNUN KULLANILMASI KURALLARI
Karayolları, toplumun her kesiminin yararlandığı, kamuya açık, dolayısıyla, konulan kurallara, kısıtlamalara, yasaklara uyulması gereken yerlerdir.Karayollarımız da trafiğin akışı sağdandır. Aksine bir işaret veya hüküm bulunmadıkça araç sürücüleri aşağıdaki kurallara uymak zorundadır.
Sürücüler:
1- Araçlarını, durumun elverdiği oranda gidiş yönüne göre yolun en sağından sürmek.
2- Yol çok şeritli ise, trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten gitmek.
3- Şerit değiştirmeden önce, gideceği şeritte araçların güvenle geçişlerinin tamamlamalarını beklemek.
4- Trafiği aksatacak ya da tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek.
5- Gidişe ayrılan yol bölümünün en sol şeridini sürekli olarak işgal etmemek.
6- İki yönlü, dört veya daha fazla şeritli yollarda, motosiklet, otomobil, kamyonet, minibüs ve otobüs dışındaki araçları sürenler, geçme ve dönme dışında en sağ şeridi izlemek zorundadırlar.
Ayrıca sürücülerin;
1- Geçme, durma, duraklama, dönme ve park etme gibi haller dışında şerit değiştirmeleri.
2- İki şeridi birden kullanmaları.
3- Araçların cinsine ve hızına uygun olmayan şeritten gitmeleri.
4- Kavşaklara yaklaşırken, yerleşim yerleri içinde 30 metre, dışında 150 metre mesafe içinde şerit değiştirmeleri.
5- İşaret vermeden şerit değiştirmeleri yasaktır.

*KARAYOLU HARİTASINI KULLANABİLMEK
Yolculuk öncesi gidilecek yer karayolları haritasından saptanmalı. Böylece varmak istediğiniz yerin kaç kilometre olduğunu bilir, hangi yolları kullanacağınıza karar verir ve hatta mola yerlerinizi bile saptayabilirsiniz.
Bütün bunlara ek olarak bir de trafik işaretlerine dikkat etmemiz gerekiyor...
Kaynak: K.Y.G.M Trafik Eğitim Seti

*YOL NEDİR?
* Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklıktır YOL.
* Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
* Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem.

*KARAYOLU DENİR?
*Yerleşim merkezlerini karadan birbirine bağlayan yollara KARAYOLU DENİR.
Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlardır. İnsanlar, yol inşa etmeden önce doğal yolları kullandılar.
*Bunlar, dağ geçitleri, vadiler, ovalar, stepler, boğazlar, keçi yolları idi.
*Amerika'da İnka yolu, Asya'da İpek Yolu idi.
*Modern yollar, 19. yüzyılda makadam denilen stabilize yollarla başladı.
*Basınçla sertleştirilen yola asfalt dökülüyordu. Bu teknik önce İngiltere'de John London Mc Adam (1756-1836) ve Thomas Telford (1751-1834) tarafından uygulandı.
*Bu yüzyılda karayolu ile demiryolu/denizyolu arasında rekabet vardı.
*Motorlu taşıtların gelişmesiyle karayollarındaki üstünlük tartışılmaz hale geldi.
*Karayolunun yapısı değişti, otoyollar ve otobanlar gelişti.
*Türkiye'de karayolları genel müdürlük şeklinde idari yapıya bağlıdır.
*Emniyet genel müdürlüğü ve çevre idari yönetimleri ve belediyelerin sorumlulukları vardır.
*Karayollarındaki insan, hayvan, araç trafiği ile trafik işaret levhaları ve istasyonların hukuki olarak bu kurumlarla ilgileri vardır.

*OTOYOL VEYA OTOBAN
Hızlı trafik akımı sağlamak için yapılan, çok şeritli ve çift yönlü geniş yoldur. Bazı ülkelerde otoyol geçişleri ücretli (örn.: Fransa, Türkiye) olurken bazılarında sadece kamyon ve TIRlardan geçiş ücreti tahsil edilir((örn.: Almanya). Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Lüksemburg ve Türkiye´de gece aydınlatmadan yararlanılmaktadır.

*KARAYOLUNUN KULLANILMASI KURALLARI
Karayolunda trafik sağdan akan Karayolları kamunun yararına açık olan sahalardır. Aksine bir işaret Bulunmadıkça bütün sürücüler ve yayalar tüm yasak ve kısıtlamalara uymak zorundadırlar.
*Bütün sürücülerin:
1- Araçlarını durumun elverdiği oranda gidiş yönüne göre yolun en sağından,yol çok şeritli ise trafik durumuna göre hızın gerektirdiği şeritten sürmek
2- Şerit değiştirmeden önce,gireceği şeritte sürülen araçların güvenle geçişlerini beklemek,
3- Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek,
4- Gidişe ayrılan yol bölümünün en son şeridini sürekli işgal etmemek,
5- İki yönlü dört veya daha fazla şeritli yollarda,motosiklet,otomobil,kamyonet,minibüs ve otobüs dışındaki araçları sürenler,geçme ve dönme dışında en sağ şeridi izlemek,zorundadırlar.
6- Geçme,dönme,duraklama,durma ve park etme gibi mecburi haller dışında şerit değiştirmeleri,
7- İki şeridi birden kullanmaları,
8- Kavşaklara yaklaşırken;yerleşim yerlerinde 30.yerleşim yerleri dışında150 metre mesafe içinde ve kavşaklarda şerit değiştirmeleri,
9- Araçlarının cinsine ve hızına uygun olmayan şeritten gitmeleri,
10- İşaret vermeden şerit değiştirmeleri yasaktır.
*Karşı yönden gelen trafik için ayrılan yol bölümüne girme yasağı,
a)Bölünmüş yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri,
b)İki yönlü ve üç şeritli yollarda en sol şeride girmeleri,
c)İki yönlü ve dört veya daha fazla şeritli yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri yasaktır.
Trafik işaretlerine ve işaretçilerine uyma mecburiyeti
*Araç ve hayvan sürücüleri ile yayalar karayolunu kullanırken:
a)Trafiği düzenlemeye ve denetlemeye yetkili üniformalı ve özel işaret taşıyan görevlilerin uyarı ve işaretlerine,
b)Işıklı ve sesli trafik işaretlerine,
c)Trafik işaret levhaları,tertipleri ve yer işaretlemelerine,
d)Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olarak Karayolları Trafik kanunun da ve bu yönetmelikte gösterilen diğer kural,yasal zorunluluk ve yükümlülüklere uymak zorundadırlar.

*KARAYOLUNDA BULUNAN İŞARETLER
a) Tehlike uyarı işaretleri
Karayolu ve yakın çevresindeki Tehlikeler hakkında,yoldan yararlananlara " Uyarı "görevi yapar.
b) Trafik tanzim işaretleri
Karayolundan yararlananlara,Trafik düzen ve güvenliğini sağlamak yönünden,uymaları gerekli olan,yasaklama,kısıtlama ve mecburiyetleri bildiren levhalardır.
c) Bilgi işaretleri
Karayolundan yararlananlara, yol ve yakın çevresi yol kenarında bulunan yerleşim yerleri ile çeşitli hizmet birimleri hakkında bilgi verir.
d) Duraklama ve Park etme İşaretleri
Araçların duraklama ve park etmeleri halinde,Trafiğin akışı ve güvenliği bakımından yapılması gerekli görülen düzenlemeleri belirleyen işaretlerdir.
e) Otoyol İşaretleri :
Erişme kontrollü karayollarında uygulanan İşaretlerdir.

*''KABAK LASTİKLERİ DEĞİŞTİRİN''
Yaz-kış iyi bir sürüş ve frenleme için lastiklerin dış yüzeyinin ve stepne dahil tüm lastiklerin havasını mutlaka kontrol edilmesi gerektiğine de işaret eden emniyet yetkilileri, kötü bir lastiğin her zaman kaza sebebi olabileceğine dikkati çektiler.
''Kabak'' lastiklerin, özellikle yağışlı havalarda direksiyon hakimiyetini tamamen sürücünün elinden alabileceğini ifade eden yetkililer, kış şartlarına girilmeden ''kabak'' lastiklerin değiştirilmesini tavsiye ettiler.Lastiklerin belli sürelerde yerlerinin değiştirilmesiyle de eşit olarak yıpranmalarının sağlanabileceğini kaydeden yetkililer, lastiklerin iki ön veya iki arka şeklinde değiştirilmesi ve her iki lastiğin de aynı desende olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladılar.
Araca her binildiğinde emniyet kemeri takılması konusundaki uyarılarını yineleyen yetkililer, emniyet kemerinin taşıtın orta direklerinde bulunan ayarlı tutucularından sürücünün boyuna göre ayarlanması gerektiğini söylediler.Emniyet yetkilileri, emniyet kemerinin kesinlikle boyun bölgesinin üzerinde olmaması gerektiğini, kemerin boyun hizasından yukarıda olması durumunda ise meydana gelebilecek bir kazada sürücünün boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ettiler.
kaynak: www.aracforum.com

*KARLI GÜNLER İÇİN ÖNLEMLER
Hava şartları hakkında önceden hazırlık yapın
Radyatör suyuna mutlaka antifriz koydurun ya da var olan antifrizin değerini ölçtürüp ilave yaptırın.
Meteorolojiden alınan hava tahmin raporlarını kış aylarında daha çok dikkate alın.
Don tehlikesi veya kar yağma ihtimali varsa silecek suyuna donmayı önleyici kimyasal maddelerden ilave edin. Böylece silecek suyu depolandığı yerin dışında borularda da donmaz.
Silecekleri yukarı kaldırarak cama yapışmasını önleyin.
Mümkünse aracınızı kapalı garaja alın.
Yoğun kar yağışı veya don ihtimali varsa patinaj zincirini bir an önce alın, yoksa zinciri karaborsadan almak zorunda kalırsınız.
GSM telefonunuzun araç şarj cihazını yanınıza almayı ihmal etmeyin. Ya da yedek bataryanız varsa yanınıza alın.
Karlı ve buzlu yollarda yapmanız gerekenler
Mecbur kalmadıkça aracınızla bu tür hava şartlarında yola çıkmayın. Siz ne kadar tedbir alırsanız alın, sizden başka sürücüler aynı duyarlılığı göstermeyebilir.
Eğer aracınızla çıkmanız şartsa geceden uygun bir yere park edin. Park ettiğiniz yer bir rampanın bitimi olmasın, sabah rampa buz tutmuş olabilir ve zorlanabilirsiniz.
Aracınızın camlarını ve dış dikiz aynalarını mutlaka kardan ve buzdan arındırın. Kar ve buz görüşünüzü engelleyeceği gibi özellikle ön camda sileceğin hareketlerini engeller ve dikkatinizin dağılmasına neden olur.
Motoru çalıştırdıktan sonra tam olarak ısınmasını bekleyin. Kış şartlarında soğuk motor problem yaratabilir.
Aracın kaloriferini açarak iç mekanın ısınmasını sağlayın. Aracın iç ısısı uygun sıcaklığa gelince aracınızı hareket ettirin. Yeterli sıcaklık sağlanmadan yola çıktığınızda mont, manto benzeri kalın giysilerinizi çıkartmak istemeyebilirsiniz. Kalın kıyafetler manevra kabiliyetinizi azaltacağından, tehlike yaratabilir.
Camları da kalorifer yardımı ile ısıtarak buğu yapmasını engelleyin.
Kar ve buzda en önemlisi lastikler!
Karlı ve buzlu yollarda normal bir lastikle ancak donanımlı 4 tekerlekten çekişli arazi araçları yol alabilir. Türk sürücüler tarafından araçların lastikleri her zaman geri plana atılır. Aslında en önemli nokta en son akla gelir. Çekiş kadar fren için lastikler çok önemlidir. Bu yüzden karda ve buzlu yollarda araçla inatlaşmak yerine gerekenleri yapmak yeterli olacaktır.
Karlı ve buzlu havalarda güvenli bir sürüş için lastiklerle ilgili farklı yöntemler izleyebiliriz.
Lastik hava basınçları: Bir çok sürücü kar yağmaya başladığında lastiklerdeki hava basıncı ile oynar. Lastik hava basıncını azaltmak veya artırmak size bir avantaj sağlamaz. Lastik havasını azalttığınız zaman lastik tabanında yük yanaklara doğru biner ve jant lastiği kesmeye başlar.
Lastik havasını artırdığınızda ise lastiğin dişleri gerektiğinden fazla açılır ve daha çok patinaja düşülür ve çekiş azalır.
Patinaj zincirleri: Zincir, çivili lastik ve diğer yöntemlere göre daha ucuzdur ve bulunabilirliği daha kolaydır. Hammaddesi çeliktir. Patinaj zincirinin fiyatları marka ve ebatlara göre değişir. Normal şartlarda zincir binek otomobiller için 30-60 milyon liradan satılıyor. Fakat şu an bir takım zincirin fiyatı 90-120 milyon liraya kadar yükseldi.
Kar paletleri: Lastiklere takılan kar paleti zincirden daha pratiktir ancak daha pahalıdır. Palet plastik malzemeden yapılmıştır. Bir mekanizma yardımı ile jantın göbeğine takılır ve lastiğin etrafını çevreler. Kar paletleri 150-300 milyon lira arasında değişen fiyatlara sahip.
Çivili lastik: Çivili lastikler, karlı ve buzlu zeminlerde kullanılır ve diğer lastiklere göre iyi çekiş ve tutunma sağlar ve fren mesafesini azaltır. Tabanına özel çivilerin çakılabilmesi için çivi yuvaları bulunur. Bu lastiklerin kuru
veya ıslak zeminde kullanılması sakıncalıdır. Kuru zeminde çiviler fırlayabilir, kırılabilir veya asfalta zarar verebilir. Çivilerin uzman kişiler tarafından çivi tabancasıyla çakılması gerekir. Eksik sayıda veya dengesiz çivi çakılması lastiğe zarar verir, konforu düşürür ve sürüş güvenliğini olumsuz yönde etkiler.
Lastik tabanından çıkan çivi yüksekliğinin 1 ile 2.5 mm arasında olması gerekir. Çiviler genellikle çelik ve alüminyumdan üretilir. Ancak son zamanlarda kauçuk ve sentetik fiberden de çiviler üretiliyor. Lastiğe çakılan çiviler balans problemine neden olduğu için hafif çivilerin (1.1 gr) kullanılması öneriliyor. Ayrıca çivi çakılmış lastikle yüksek hız yapılmaması tavsiye ediliyor. Firmaların bu lastikler için belirlediği sınırların üstüne çıkmamak ve 100 km/s'lik hızların üstünde seyretmemek gerekiyor.
Çivili lastikler, marka ve ebatlara göre değişik fiyatlara sahip.
Kış lastikleri: Kış lastikleri genellikle sıcaklık 7 ºC derecenin altına düştüğünde kullanılır. Ancak bunun için sadece kar yağması gerekmez. Sırt yapısı, karışımı ve yüzeydeki kılcal kanallı yapısı sayesinde kış lastikleri ıslak zeminde de iyi sonuçlar veriyor. Genellikle 8 mm'lik diş derinliği bulunan bu tip lastikler, ilk takıldığında yüzde 100 oranında su atımı yapabilir.
Derinlik 1.6 mm'ye ulaştığında bu oran yüzde 13.8'e kadar düşer. Üreticiler bu rakama gelindiğinde lastiklerin değişmesi gerektiğini söylüyor.
Kış lastiklerinin avantajları
Normal lastiklere göre özel bir malzeme kullanılarak hazırlanan kış lastikleri, daha yumuşak ve dayanıklı bir yapıya sahiptir. Aşırı soğukta bile diğer lastiklerde görülen çatlama ve yarıklar güç oluşur.
Diş derinliği yaz lastiklerine göre daha fazladır ancak bu derinlik desene göre değişebilir. Dişlerin derin olması suyun daha iyi atılmasını sağlar. Kanalların içindeki kar, lastik döndükçe zemindeki karla sürtünerek yol tutuşu artırır.
Kış lastiklerinde lamel (ince çizgi) sayısı daha fazladır. Bu sayede karlı ve ıslak zeminde normal lastiklere göre daha iyi performans sergiler. Ayrıca aquaplanning (kızaklama) performansı yüksek olur. Bu sayede kış mevsiminde daha güvenli sürüş sağlar.
Sadece karlı değil, kuru ve ıslak zeminde de yüksek performans sergiler ve mevsim şartlarındaki fren mesafesi, diğer lastiklere göre daha iyidir.
Çivisiz lastiklerde tabanın temas yüzeyi, yüke bağlı olarak değiştiği için virajlarda ve dönüşlerde sorunlar yaşanabilir. Ancak kış lastiklerindeki yuvarlak omuz profili sayesinde, ıslak ve karlı zeminlerde yüksek yol tutuş elde edilebilir.
Lastik tabanındaki düz kanallar kendini temizleme özelliğine sahiptir. Bu sayede yağmur suyu daha iyi atılır ve yüksek hızlarda kızaklama düşük seviyelerde tutulur.
Lastik üstündeki lamel (ince çizgi) sayısı ne kadar fazlaysa suyun atılması o kadar iyi sağlanır. Ayrıca lamellerin yol tutuşa katkısı da büyüktür.
Bloktaki çentik sayısı ne kadar fazla olursa yol tutuş o kadar artar. Yüksek bloklar sayesinde karlı zeminlerde aralarda daha çok kar birikir ve yolla temas artar.

* KLİMA KULLANIMI ESNASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
1- Klimanızı kesinlikle yüksek devirde seyrederken devreye almayın. Uzun yolda illa ki durmanız gerekmez, debriyaja basarak devri düşürün, klimayı açın ve debriyajdan ayağınızı yavaşça çekin. Aksini yapmanız halinde klimanın kompresörü ayak kırabilir, bu da yaklaşık 300.- $ lık bir arıza demektir.
2- Yaz aylarında güneş altında park halinde kalan aracınıza ilk binişte klimayı açmadan evvel camları açarak sıcak havanın dışarı çıkmasını sağlayın, ardından camlarınızı kapatarak klimayı açın. Çok sıcak havalarda klimayı ilk çalıştırmada araç içi hava sirkülasyonu modunda kullanın, ardından dış hava alışını açın.
3- Klimanız açıkken kesinlikle camları açmayın.
4- Klimanız açıkken araç içerisinde sigara içmeniz hava kanalları içerisinde oluşan neme sigara dumanının yapışmasına neden olur, nemin kuruması ile birlikte kalan sigara kokusu hava kanallarından temizlenemez ve klimanın her kullanıma açılmasında araca pis bir koku yayılmasına neden olur.
5- Tam otomatik klimalarda derece ayarını dış sıcaklık ile maximum 7 derece fark olacak şekilde ayarlayın. Daha fazla bir fark hasta olmanızı ya da vücudunuzun direncinin zayıflamasına ve yorgunluk hissine neden olur.

*KLİMA BAKIM VE SERVİSLERİ
1- Klima bakımlarınızı yaz aylarına girmeden evvel YETKİLİ SERVİSLERDE veya KLİMA SERVİSLERİNDE yaptırın. Yetkili servislerde dahi klima konusunda ustaları olup olmadığını sorun. Sanayi servislerinde ise referans almadan klimanızın bakım veya onarımını yaptırmayın. Ne yazık ki klima kullanımının artması ile birlikte her serviste klima gazı basılır yazısı görülmekte, bu tip servislere itibar etmeyin. Klimanızda tamiri mümkün olmayan ya da pahalı arızalara sebep olabilirler.
2- Klimalarda bulunan R12 veya R134 gazının yılda %10 - 20 oranında azalması normaldir. Bunun üzerindeki azalmalarda kaçak kontrolü yapılmadan gaz tamamalanmaması gerekir. Gazın tamamen boşalmış olduğu klimalarda gaz kaçak sıvısı ve azot gazı verilerek kaçak bulunur, tamir edilir ve gaz basılır. Tamamen yeni gaz basımında gaz basılmadan evvel de kesinlikle VAKUM yapılarak sistem havadan arındırılmalıdır.
3- Binek araç klimaları ortalama 700 gram ile 1.100 gram arasında gaz alır. Aracınızın etiketleri arasında klimaya ait bir etiket olması ve gaz miktarının yazılı olması gerekmektedir.
4- Ticari araç klimalarında gaz oranları farklılık göstermektedir.
5- Klimalarınızı kış aylarında da en az haftada bir defa 5 - 10 dk. süre ile çalıştırmanız klima sisteminizin ömrünü uzatır.
6- Polen filtrelerinizi kontrol etmeyi unutmayınız.

*Polen Filtresi Bakımı
Sıcak yaz aylarının yerini yavaş yavaş serin sonbahara bırakmaya başladığı şu günlerde yazın aracınızın havalandırma sistemini etkilemiş polen, spor, toz, toprak ve sanayi dumanı gibi sistemin çalışmasını aksatacak pislik ve tortulardan kurtularak araç kabininin ısıtma, soğutma, havalandırma sisteminin bakımını yapabilirsiniz.Araç kabini hava kanallarının filtresini sık sık temizlemeli ve belli aralıklarla değiştirmelisiniz. Polen alerjisi gibi alerjileri olan kişiler ile araç içinde sirküle eden havanın temizliği açısından bu filtrenin temizliği önem arz etmektedir.
Aracınız 2000 model veya daha yeni ise aracınız büyük ihtimalle kabin hava filtresi ile donatılmıştır, sürücülerin pek çoğu kabin hava filtresinin varlığından veya araçlarında olup olmadığından bile bihaber olduğundan bakımı aksatılan bu filtre ile tam temizlenemeyen havayı araç içinde solumak durumunda kalabilirler.Aracınızın donanımında kabin hava filtresi olup olmadığını aracınızın el kitabından öğrenebilirsiniz.Temizlenmeyen filtreler araç içersinde kokuya yol açabileceği gibi oluşabilecek tıkanıklarla aracın ısıtma/soğutma sistemine zarar verebilir.

*Klimanın Bakımı
Kış mevsimi boyunca unutulan klima, yaz geldiğinde sürücülerin otomobilde en çok ihtiyaç duyduğu donanımların başında geliyor. Ancak kış boyunca ihmal edilmiş, bakımı yapılmamış klima sistemi, sürekli kullanılmaya başladığında sorun çıkartabilir.
Klima sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için yılda üç kez kontrol edilmesi öneriliyor. Klima radyatörünün taş, çarpma gibi darbelerden etkiIenip içindeki gazın boşalması sıkça karşılaşılan arızalar olarak dikkat çekiyor. Uzun süre gazsız kalan ya da eksik gazla çalışan klima görevini yeterince yapmadığı gibi, hasarın daha da büyümesine ve onarım maliyetlerinin yükselmesine yol açıyor. Kış aylarında uzun süre çalıştırılmayan klima sisteminde gaz oturması ya da gaz sızması da sık karşılaşılan sorunlar arasında gösteriliyor. Hiç çalışmayan klimaIarda sorun büyük ölçüde elektrik arızasından kaynaklanırken, çalıştığı halde yeterince soğutamayan klimalarda bunun nedeni çoğunlukla evaparatörde toz birikmesinden kaynaklanıyor.Ülkemiz yol koşulları genelde tozlu olduğundan, varsa polen filtresinin zamanında değişitirilmemesi, klima sisteminin içindeki soğutmanın gerçekleştiği evaparatörde toz birikmesine neden oluyor. Soğuyan hava, biriken tozun tıkadığı klima borularından rahat geçemediğinden, yeterince soğuma gerçekleşmiyor.
Klima sisteminde soğutmamın oluştuğu nemli bir bölge olan evaparatöre toz zerreciklerinin sızması, zamanla bakterilerin oluşmasına da neden oluyor. Biriken bakteriler, bünyesi alerjiye karşı hassas olan sürücüleri rahatsız ediyor. Evaparatörde biriken bakterileri yok etmek üzere, bu iş için geliştirilmiş antibakteriyel sprey kullanılması öneriliyor. Klima dezenfektasyon spreyi; çimIenme, bakteri, mantar ve küfü önlediği gibi mikro organizmaların yol açabileceği sorunları da çözüyor. Klimalarda RI2 ve R 134a olmak üzere iki tip gaz kullanılıyor. Ozon tabakasına zarar veren R 12 gazının 1995 yılından bu yana Avrupa'da satılan otomobillerde kullanılması yasaklanmış durumda.Bunun yerine, ozon tabakasına zararsız R 134a klima gazı kulIanılıyor. Eski model otomobil klimalarında, kompresörde büyük arızaya yol açtığından yeni tip gazın kullanılması mümkün değil. Ozon tabakasına zarar vermeyen gazın kullanılabilmesi için, klima kompresörünün değiştirilmesi gerekiyor. Ancak yüksek maliyeti yüzünden bu işlem fazla tercih edilmiyor. Otomobilde hangi tip klima gazının kullanılacağıysa, klima kompresörünün üzerinde belirtiliyor.Klima kompresöründe kullanılan yağın da klima gazının niteliğine uygun olması gerekiyor. Yanlış yağ seçimi de kompresörde arızalara neden olabiliyor.
En son omeralemdar tarafından, 02 Temmuz 2008 18:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 13:22

*KARDA SÜRÜŞ TEKNİKLERİ
Tüm sürücülerin korkulu rüyası olan kar ve buzlanmaya karşı yapılması gerekenler o kadar da zor değil.
Hemen hemen tüm sürücülerin korkulu rüyası haline gelen kar ve buzlanmaya karşı güvenli sürüş için yapılması gerekenleri yeterince biliyor musunuz? Kötü hava şartlarında güvenli sürüş için, sürüş tekniğinin yanında, araçta bulundurulması gereken malzemeler de önemli rol oynuyor. Bu arada karlı ve buzlu havada trafiğe çıkacak sürücülerin sürüş stilini yol ve hava şartlarına uydurma ve her zamankinden daha dikkatli araç kullanmak büyük önem taşıyor.

*Sürüş teknikleri:
Bir kazadan kaçınmanın en iyi yolu önceden tahmin etmektir. Bu nedenle önünüzdeki araçla aranızdaki takip mesafesini normalin iki katına çıkarın. Manuel şanzımanlı araç kullananlar debriyaj pedalını dikkatli kullanmalı, pedalı sertçe bırakmamalı. Otomatik şanzımanlı araç kullananlarsa hızlanmalarda asla gaz pedalına sonuna kadar basmamalı. - Buzlu ya da karla kaplı bir yokuş inerken mümkün olduğunca motorun frenleme gücünden faydalanılmalı, belirli aralıklarla fren pedalına hafifçe basılmalı. - Cam ve silecek süpürgeleri arasına karton koyarak soğuk gecelerde sileceklerin donup cama yapışmasını önlemeye çalışın. - Camlar buğulandığında ise yan camlardan birini hafifçe aralayın, havalandırmayı en sıcak konuma getirin, fanı en yüksek hıza getirip ön cama yönlendirin. - Sağlam bir çekme halatı, takoz, yedek ampuller, eldiven ve sizi sıcak tutacak yedek giysiler acil durumlardan kurtulmanızı kolaylaştıracaktır. - Öndeki aracın izinden giderek patinaj riskini azaltabilirsiniz. - Kar küreği, buz kazıyıcısı ve buğu çözücü spreyler otomobilini açık havaya park eden sürücüler için en gerekli ekipmanlar arasında yer alıyor. - Yolda kaldığınızda açlığınız bastıracak ve enerji verecek bir paket çikolata da otomobilde bulunmalı.

*Gerekli malzemeler:
Karlı havalarda emniyetli sürüş için araçlarda bulundurulması gereken malzemeler:- Zincir, takoz ve çekme halatını mutlaka aracınızda bulundurun: Kar üzerinde tutunmayı sağlayan zincir, kış günlerinin en önemli yardımcılarında birisidir. Ancak zincirin takılmasında dikkat edilmesi gereken noktalar mevcuttur. Eski tip zincirleri takmak zaman ve araç gereç açısından yeni tiplerle karşılaştırıldığında oldukça zahmetlidir. Eski tip zinciri tekerleğe takabilmek için önce aracı krikoyla kaldırmak, ya da zinciri yola sererek aracı üzerine çıkarmak gerekir. Lastik tam olarak zincirin üzerine çıktığında dışta kalan baklalara üstteki halkaları takmak ve gergilerle sabitlemek gerekiyor. Zincir takma sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli konuysa zincirdeki baklaların tamamının aynı yönde durması ve herhangi bir dönmenin olmaması. Aksi halde zincir birkaç metre sonra kopabiliyor. Takmatik zincirleri takmak için zincirin kasnak görevini üstlenen çelik tel ya da halatın lastiğin üst tarafından geçirilmesi, bağlantı kancalarının takılması ve gergi lastiğiyle sabitlenmesi yeterli oluyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli konuysa, zincir takılı haldeyken 100-200 metre kadar gidip sonra durarak, zincirin yerleşmesiyle oluşan boşlukları, gergileri yeniden ayarlayarak ortadan kaldırmak. Böylece zincir tekerleği tam olarak saracağı için maksimum güvenlik sağlanmış olacaktır. - Buz kazıma aleti ve buz çözücü: Isıtıcınız ve buz çözücünüz camlarınızı buzdan ve kardan arındırmak için yeterli olmayabilir. İyi bir buz kazıyıcı ve ön cam için buz çözücü, kalın buz tabakasını temizleyerek camınızdan uzak tutmaya yardımcı olabilir.

*Yedek silecek lastiği:
Kar ve buz, silecek lastiğinin camla temas eden yüzünü kolaylıkla tahrip ederek hasara uğratabilir. Yanınızda bir takım yedek silecek lastiği bulundurmanız ve lastiklerinizi altı ayda bir değiştirmeniz gerekli. - Akü güçlendirme paketi: Akünüz soğuğa dayanamaz ya da kazara akünüzü boşaltacak olursanız; taşınabilir akü güçlendirme paketi yola devam etmeniz yardımcı olabilir.

*Yakıt sistemi antifrizi:
Otomobilinizin yakıt kanallarında biriken nem, soğuk havada donarak sizi zor durumda bırakabilir. Yakıt deponuza düzenli aralıklarla yakıt sistemi antifrizi dökerek nemi otomobilinizin yakıt sisteminden uzak tutun. - Battaniye ve öbür temel gereçler: Ne kadar çok önlem alırsanız alın, yine de kış mevsiminin hava koşullarında yolda kalabilirsiniz. Otomobilinize eski battaniyeler koyarak kendinizi koruyun. Ayrıca sizi sıcak tutacak giysiler, cep fenerleri ve işaret fişeklerini de unutmayın.

*KARLI HAVALARDA ARACINIZLA YOLA ÇIKARKEN...
Kaynak: http://www.direksiyonkursu.com

Kış mevsiminin kendini hissettirmeye ve kar yağışının da etkili olduğu şu günlerde, mecbur kalmadıkça araçla yola çıkılmaması öneriliyor. Eğer yola çıkacaksanız bunları kontrol etmeyi ihmal etmeyin.
Karlı ve buzlu havalarda istenmeyen kazaların ve sorunların yaşanabileceğini ifade eden uzmanlar, zincirsiz yola çıkılmamasına özen gösterilmesini istiyor. Uzmanlar, karlı ve buzlu havalarda yola çıkılması halinde şu önerilerde bulunuyor: "Radyatör suyuna mutlaka antifriz koydurun ya da var olan antifrizin değerini ölçtürüp ilave yaptırın. Meteorolojiden alınan hava tahmin raporlarını kış aylarında daha çok dikkate alın. Don tehlikesi veya kar yağma ihtimali varsa silecek suyuna donmayı önleyici kimyasal maddelerden ilave edin.
Böylece silecek suyu depolandığı yerin dışında borularda da donmaz. Silecekleri yukarı kaldırarak cama yapışmasını önleyin. Mümkünse aracınızı kapalı garaja alın. Yoğun kar yağışı veya don ihtimali varsa patinaj zincirini bir an önce alın, yoksa zinciri karaborsadan almak zorunda kalırsınız. GSM telefonunuzun araç şarj cihazını yanınıza almayı ihmal etmeyin. Ya da yedek bataryanız varsa yanınıza alın.
Mecbur kalmadıkça aracınızla bu tür hava şartlarında yola çıkmayın. Siz ne kadar tedbir alırsanız alın, sizden başka sürücüler aynı duyarlılığı göstermeyebilir. Eğer aracınızla çıkmanız şartsa, geceden uygun bir yere park edin.
Park ettiğiniz yer bir rampanın bitimi olmasın, sabah rampa buz tutmuş olabilir ve zorlanabilirsiniz. Aracınızın camlarını ve dış dikiz aynalarını mutlaka kardan ve buzdan arındırın. Kar ve buz görüşünüzü engelleyeceği gibi özellikle ön camda sileceğin hareketlerini engeller ve dikkatinizin dağılmasına neden olur. Motoru çalıştırdıktan sonra tam olarak ısınmasını bekleyin. Kış şartlarında soğuk motor problem oluşturabilir.
Aracın kaloriferini açarak iç mekanın ısınmasını sağlayın. Aracın iç ısısı uygun sıcaklığa gelince aracınızı hareket ettirin. Yeterli sıcaklık sağlanmadan yola çıktığınızda mont, manto benzeri kalın giysilerinizi çıkartmak istemeyebilirsiniz. Kalın kıyafetler manevra kabiliyetinizi azaltacağından, tehlikeye yol açabilir. Camları da kalorifer yardımı ile ısıtarak buğu yapmasını engelleyin.
Sevgili sürücüler,
yaşanan olumsuz hava koşullarından hepimiz etkileniyoruz.
SİZ SEVGİLİ SÜRÜCÜLERE ZORUNLU OLMADIKÇA TRAFİĞE ÖZEL ARAÇLARINIZLA ÇIKMANIZI TAVSİYE ETMİYORUZ.
» Silecek suyunuzu kontrol ediniz, yanınızda mutlaka su ve diğer gerekli malzemeleri bulundurunuz.
» Her zamankinden daha dikkatli olunuz. Pişmanlık duyacağınız hiçbir şey yapmayınız.
» Trafiğe çıkmak zorundaysanız aracınızda gerekli donanım ve teçhizatı bulundurunuz.
» Aracınızın motor ve ısıtma sisteminin bakımını yaptırıp eksiklerinizi gideriniz.
» Lütfen yetkililerin ve bu konuda sizi bilgilendirmeye çalışanların tavsiyelerine uyunuz.
» Trafiğe her şeye rağmen çıktınız;
- Lütfen aşırı hız yapmayınız
- Ani frenlemelerden kaçınınız
- Önünüzdeki aracı yakından takip etmeyiniz
- Zorunlu olmadıkça ara yolları kullanmayınız
- Aracınız şayet kayarsa aracınızı 1 vitese alınız ve debriyajdan ayağınızı yavaş kaldırıp gaz vermeyin
» Arkanızda gözü yaşlı insanlar bırakmayınız. Sevdiklerinizi düşünüp maceradan uzak durunuz.

*KASKO YAPTIRIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR:
*Fiyatın öncelikli tercih olarak dikkate alınmaması gerekir.Hasarı en çabuk ve eksiksiz ödeyen firmaların tercih edilmesi gerekir.
*Poliçede belirtilen araç değeri,aracınız yeni ise anahtar teslim fiyatı,kullanılmış ise piyasa fiyatı ile aynı olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir
*Ferdi Kaza Sigortası ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortasından verilen teminatlara ve ödenecek prime dikkat edilmesi gerekiyor.Piyasada primi düşük göstermek amacıyla bu teminatlar düşük tutuluyor.
* Poliçedeki genel ve özel şartların iyi okunması gerekiyor Kasko sigortasıyla birlikte sunulan ek teminatların içinde, grev lokavt, halk hareketleri, terör, deprem, sel ve artan mali mesuliyet gibi teminatların bulunup bulunmadığına bakılması ve bu teminatlardan istenilenlerin belirlenmesi gerekir. Aksi takdirde çok sık rastlanılan bu tür olaylar karşısında sigortalı olduğunuzu zannederek mağdur durumda kalabilirsiniz.
*Teminatlar dışında dikkat edilmesi gereken diğer bir konu ise primlerin ödeme tarihleri.Çünkü poliçede yazılı tarihlerden itibaren 15 gün içinde prim taksisi ödenmediği takdirde,sigorta teminatı durduruluyor.Bu tarihten sonra meydana gelecek hasarlar ise ödenmiyor.
*Prim taksitleri acentelere veya şirketlere elden yatırıldığında karşılığında mutlaka makbuz alınması gerekiyor.
*Poliçenin enflasyona karşı endeksli olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor.
*Hazine müsteşarlığı tarafından her üç ayda bir belirlenen ve şirketlere bildirilen araç kasko değeri esas alınarak,Kasko poliçesinin düzenletilmesi gerekiyor.
Trafik Suçlarına Hangi Mahkemeler Bakar?: Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerinde gösterilen; Hafif para cezasını, hafif para cezası ile birlikte hafif para cezasını, belgelerin geri alınması ve iptali cezasını, işyerlerinin kapatılması cezalarını gerektiren trafik suçlarına Trafik Mahkemelerince, bulunmayan yerlerde ise yetkili Sulh Ceza Mahkemelerince bakılır.
Zarar Ziyan ve Dava Açma: Trafik suçlarına ilişkin davalara Trafik mahkemeleri, Trafik Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde yetkili Sulh Ceza Mahkemeleri bakar.
Doğrudan doğruya sigortacıya dava açacağınız gibi hukuk mahkemesine de dava açabilirsiniz.
Sorumluluğunuz :İşlettiğiniz bir motorlu araçla hareket halinde iken veya durma anında tedbirsizlik göstererek bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeylerin zarara uğramasına sebebiyet vermeniz durumunda motorlu aracın işleticisi olmanızdan dolayı bu zarardan sorumlu olursunuz.

*KAYMA ESNASINDA :
Eğer yokuş çıkarken geriye doğru kaymaya başlarsanız ayağınızı yavaş yavaş gaz pedalından çekin ve zemine tutunma sağlanınca yavaş yavaş tekrar basın.Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönüne doğru çevirin, kesinlikle tekerleklerin kızaklamasına sebep olacak şekilde frene basmayın, unutmayın dönmeyen ön tekerleklere yön verilemez. Eğer kızakladıysanız hemen fren basıncını azaltın ve tekerleklerin dönmesini sağlayın ama sakin ayağınızı frenden tam olarak çekmeyin (ABS varsa sonuna kadar basmak gereklidir)Unutmayın sizi probleme sokan neyse problemden çıkaracak da odur. Gaza gereğinden fazla basmışsanız ayağınızı gazdan çekin, frene çok bastıysanız frendeki basıncı azaltın, direksiyonu sert bir şekilde çevirmişseniz direksiyonu yumuşatın, ayağınızı debriyajdan sert çekmişseniz tekrar debriyaja basın.

*KAZA ANINDA:
Otomobilden çıkmadan önce kendinizin güvende olduğundan emin olun.Kaza yerinden sonra değil önce ve diğer araçların sizi görebileceği bir yerde durulmalıdır.Diğer araçları uyarmak için dörtlü flaşörler yakılmalı ve kaza eğer gece meydana gelmiş ise farlar da yakılarak kaza yeri aydınlatılmalıdır. Eğer yaralı varsa ilk önce ambulans daha sonra da polis çağırılmalıdır.Kontak kapatılmalı ve kaza geçiren araç etrafında sigara ve benzeri mamuller içilmemelidir.Eğer bir yangın durumu söz konusu ise müdahaleye önce yolcuların bulunduğu bölgeden başlanmalıdır. Daha sonra yangının başladığı yere ve en son da yakıt deposuna müdahalede bulunulmalıdır.

*KAZA SONRASI YAPILMASI GEREKENLER:
*Kaza sonrası otomobiller hareket ettirilmeden ilgili trafik şubelerine haber vermek ve trafik polislerinin zabıt tutmalarını beklemek gerekiyor.(Eğer kaza bölgesinde trafik şubeleri yerine jandarma varsa,jandarmalar zabıt tutuyor
*Alkol muayenesi yapılması gerekiyor.
*Sürücünün kazanın meydana geldiği yerden veya tutanaklar tutulduktan ve araç tamirhaneye çekildikten sonra sigorta şirketlerine haber vermesi gerekmektedir.
*Bu işlemler sonrasında sigorta şirketi hasarın bedel tespiti için eksper gönderir.Eksperin hasar tespit çalışmaları sırasında hasar dosyasının tamamlanması ve para alınabilmesi için tutulan tutanağın tasdikli örneğini,alkol muayenesi örneğini ve aracın ruhsatının fotokopilerini temin etmesi gerekiyor.
*Aracınızın hasarlı durumunu gösteren fotoğrafları çektirmesi gerekiyor.
*Trafik Kazasına Karıştığınızda Nasıl Davranmalı
Eğer maddi hasarlı trafik kazasına karıştıysanız; trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, trafik güvenliği için ışıklı işaret veya yansıtıcı cihazlar koyarak tedbir almak, olayı yetkili ve görevlilere bildirmek, onlar gelinceye kadar veya onların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamakla yükümlüsünüz.
Ancak, maddi hasarla sonuçlanan hazalarda; kazaya karışanlar olarak, yetkililerin gelmesine gerek görmez ve anlaşırsanız, durumu aranızda yazılı olarak tespit edip olay yerinden ayrılabilirsiniz. Bu şekildeki bir antlaşmayla olay yerinden ayrılmanız durumunda, kendi zararınızı karşılanacağınızı kabul etmiş sayılırsınız.
*Araç İşletenlerin Hukuki Sorumluluğu ve Araç Sigortası
Araç işleticilerinin sorumluluğu ile araçların sigorta ettirilmesi hususunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddeleriyle 'Kamu Araçları Garanti Fonu Yönetmeliği' hükümleri uygulanır.
*Zarar, Ziyan ve Dava Açma
Trafik davalarına Trafik mahkemelerinde, bulunmadığı takdirde Sulh Ceza Mahkemesinde bakılır. Doğrudan doğruya sigortacıya karşı dava açıldığı gibi hukuk mahkemesine de dava açılabilir.
*Sorumluluğunuz
İşlettiğiniz bir motorlu araçla bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursanız motorlu aracın işleteni olarak bu zarardan sorumlu olursunuz.
*Trafik Kazasına Karıştığınızda Nasıl Davranmalı
Eğer maddi hasarlı trafik kazasına karıştıysanız; trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, trafik güvenliği için ışıklı işaret veya yansıtıcı cihazlar koyarak tedbir almak, olayı yetkili ve görevlilere bildirmek, onlar gelinceye kadar veya onların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamakla yükümlüsünüz.
Ancak, maddi hasarla sonuçlanan hazalarda; kazaya karışanlar olarak, yetkililerin gelmesine gerek görmez ve anlaşırsanız, durumu aranızda yazılı olarak tespit edip olay yerinden ayrılabilirsiniz. Bu şekildeki bir antlaşmayla olay yerinden ayrılmanız durumunda, kendi zararınızı karşılanacağınızı kabul etmiş sayılırsınız.
*Araç İşletenlerin Hukuki Sorumluluğu ve Araç Sigortası
Araç işleticilerinin sorumluluğu ile araçların sigorta ettirilmesi hususunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddeleriyle 'Kamu Araçları Garanti Fonu Yönetmeliği' hükümleri uygulanır.
*Zarar, Ziyan ve Dava Açma
Trafik davalarına Trafik mahkemelerinde, bulunmadığı takdirde Sulh Ceza Mahkemesinde bakılır. Doğrudan doğruya sigortacıya karşı dava açıldığı gibi hukuk mahkemesine de dava açılabilir.
*Sorumluluğunuz
İşlettiğiniz bir motorlu araçla bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursanız motorlu aracın işleteni olarak bu zarardan sorumlu olursunuz.
*Alınması Gereken Önlemler
1- Kaza mahalline geldiğinizde otomobilinizi uzağına ve trafiği aksatmayacak şekilde park ederek dörtlü Flaşörleri açın.
2- Araçlardan biri yanıyorsa. yangının benzin tankına ulaşabileceğini unutmayın.
3- İlk yardım gelene kadar yaralıların güvenli bir yere alınması ve kaza bölgesine yaklaşan diğer araçların güvenliği sağlanmalıdır.
4- Kaza bölgesine yaklaşan trafiği her yönden uyarmak gerekir. Bunun için beyaz bir bez parçası veya bir el hareketiyle kazaya yaklaşan araçlar ikaz edilmeli.
5- Kaza mahallinin 100 m ileri ve gerisine reflektör üçgeni koyarak ikinci bir güvenlik şeridi uygulanmalı.
6- Kazaya karışan araçların motorları çalışıyorsa kapatın ve kontak anahtarlarını araçların üzerinde bırakın. direksiyonun kilitli olmaması gerekir.
7- Kazaya karışan araçların el frenleri çekili değilse çekin. Benzin kaçağı olabileceği düşünülerek, kaza mahallinde sigara içilmemeli.
8-Yaralıları araç içinden çıkarırken çok dikkatli olun ve yaralının vücudunun her noktadan destek verin.
9-Yaralının nefes alıp almadığını kontrol edin. Boyun kısmından yakayı gevşeterek rahat nefes almasını sağlayın.
*Maddi Hasarlı Kazalarda Anlasma Nasıl Olur
Maddi hasarla sonuçlanan kazalarda kazaya karışan kişilerin tümü, yetkililerin gelmesine gerek görmez ve anlaşırlarsa durumu aralarında yazılı olarak tespit ederek olay yerinden ayrılabilirler.
Bu şekilde bir anlaşma ile olay yerinden ayrılmış olan taraflar, meydana gelen zararın kendilerince doğrudan veya sigortaları tarafından karşılanacağını kabul etmiş sayılır.
Ayrıca yazılı tespit yapmamış olsun veya olmasınlar sonradan yetkililerden trafik kazası tespit tutanağı düzenlemesini isteyemezler.
Kaza Yerinden Geçmekte Olanların Yükümlülükleri
Kaza yerinde usulüne uygun ilk yardım tedbirleri almak,
Olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek,
İstek halinde yaralıları en yakın sağlık kuruluşuna götürmek.
Sigorta: Araçlar trafiğe çıkarıldığında, geçerli teminat tutarları üzerinde yaptırılmış olan zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin araçta bulundurulması ve yetkililerin her isteyişinde gösterilmesi veya verilmesi mecburidir .
*Asli Kusurlu Sayılan Durumlar Nelerdir
Kırmızı ışıklı trafik işaretlerinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçmek.
'Taşıt Giremez' trafik işareti bulunan karayolunda veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullanıldığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girmek.
İkiden fazla şeritli taşıt yollarında karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girmek.
Arkadan çarpmak.
Geçme yasağı olan yerlerden geçmek.
Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmak.
Şeride tecavüz etmek.
Kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak.
Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymamak.
Manevraları düzenlenen genel şartlara uymamak.
Yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etme ve duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almamak.
Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpmak.
*Trafik Kazalarına Kim El Koyar?
Trafik kazalarına; adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca, kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek trafik kazası tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur. Trafik zabıtasının görevli olmadığı veya bulunmadığı karayollarında meydana gelen kazalarda trafik kazası tespit tutanağı mahalli genel zabıtaca düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir.
*Garanti Fonundan Hangi Durumlarda Yararlanılır?
Zorunlu mali sorumluluk sigortasına tabi motorlu araçların sebep olacakları zararların, aşağıdaki durumlarda işletenin sorumluluğuna ilişkin kurallar uyarınca geçerli teminat tutarları dahilinde karşılanması amacıyla Garanti Formu oluşturulmuştur.
Garanti Fonuna şu durumlarda başvurulur.
Kazayı yapan motorlu aracın tespit edilmemesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,
Kazanın meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmamış olan işletenlerin neden olduğu bedensel zararlar için,
Zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacıların iflası halinde sigortacının ödemekle yükümlü olduğu maddi zararlar için,
Çalınmış veya gasp edilmiş motorlu araç bir olaya sebep olmuş ve işleten de sorumlu değilse kişiye gelen zararlar için.
*Trafik Kazasına Karıştığınızda Nasıl Davranmalı
Eğer maddi hasarlı trafik kazasına karıştıysanız; trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, trafik güvenliği için ışıklı işaret veya yansıtıcı cihazlar koyarak tedbir almak, olayı yetkili ve görevlilere bildirmek, onlar gelinceye kadar veya onların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamakla yükümlüsünüz.
Ancak, maddi hasarla sonuçlanan hazalarda; kazaya karışanlar olarak, yetkililerin gelmesine gerek görmez ve anlaşırsanız, durumu aranızda yazılı olarak tespit edip olay yerinden ayrılabilirsiniz. Bu şekildeki bir antlaşmayla olay yerinden ayrılmanız durumunda, kendi zararınızı karşılanacağınızı kabul etmiş sayılırsınız.
*Araç İşletenlerin Hukuki Sorumluluğu ve Araç Sigortası
Araç işleticilerinin sorumluluğu ile araçların sigorta ettirilmesi hususunda Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddeleriyle 'Kamu Araçları Garanti Fonu Yönetmeliği' hükümleri uygulanır.
*Zarar, Ziyan ve Dava Açma
Trafik davalarına Trafik mahkemelerinde, bulunmadığı takdirde Sulh Ceza Mahkemesinde bakılır. Doğrudan doğruya sigortacıya karşı dava açıldığı gibi hukuk mahkemesine de dava açılabilir.
*Sorumluluğunuz
İşlettiğiniz bir motorlu araçla bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursanız motorlu aracın işleteni olarak bu zarardan sorumlu olursunuz.
Yaralanmalı Trafik Kazasına Karıştığınızda Ne Yapmalısınız
Araç sürücüsü iseniz trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde durmak, trafik güvenliği için ışıklı işaret veya yansıtıcı cihazları koymak ve gereken tedbirleri almakla,
Trafiği, can ve mal kaybını etkileyen, ölümlü , yaralamalı veya hasarlı kazalarda sorumluluğun belirlenmesine yarayacak iz ve deliller dahil, kaza yerindeki durumu değiştirmemekle,
Olayın tarafları olarak, istendiğinde bir birimize kimlik bilgileriyle adreslerinizi vermek, sürücü ve kayıt-tescil belgeleri ile sigorta poliçelerini göstermek, bunlara ait tarih ve sayılarını vermekle,
Olayı, yetkili ve görevlilere bildirerek, onlar gelinceye kadar veya görevlilerin iznini almadan kaza yerinden ayrılmamakla,
Başında sahibi veya sorumlusu bulunmayan motorlu araç, taşınabilen veya taşınmayan mal ve mülke zarar vermeniz durumunda;
Aracın, mal veya mülkün ilgilisini bulmakla,
Bulunmadığı takdirde araçların ve zarar verilen diğer şeylerin görülebilen ve uygun yerlerine düşmeyecek, kaybolmayacak şekilde yazılı bilgi bırakmakla,
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 13:24

*"KAZA YAPMAM, BEN İYİ BİR SÜRÜCÜYÜM..."!!!!!!!!
İyi sürücülüğünüz sizin kaza yapmamanızı sağlayabilir, ama kötü bir sürücünün size çarpmayacağından emin misiniz?
"Kazada durumunda çarpma etkisini azaltabilecek güçteyim, direksiyona ya da kapı kollarına tutunurum..."Bunu yapmak için saniyenin dilimlerini kullanabilseniz dahi, çarpma etkisi kendinizi frenlemek için kullandığınız kol ve bacaklarınızı kırıp, parçalayabilir. Çünkü kol kasları 25 kg.ın üzerindeki bir güce pek dayanamaz. Oysa, bir duvara 50 km/h hızla çarpma esnasında iki tonu geçen bir etki oluşur ki buna engel olmak için 75 kg güç gerekir. Emniyet kemeri 2,5-3 tonluk bir etkiye direnebilecek şekilde tasarlanmıştır. Tutunabileceğiniz yerler bunlar için tasarlanmamıştır. Kemerin bağlanmaması durumunda, vücut ya ön cama ya da araç içinde bir yere fırlar. Ve bu durumda, tutunmak veya bir çocuğu kollarından tutarak korumak imkansızdır.

*KIŞ AYLARINDA GÜVENLİĞİNİZ İÇİN İPUÇLARI
*KIŞ KOŞULLARINDA ARABA KULLANIMI

Kış Koşullarında Araba Kullanmanın Zor Olduğu Düşünülür Oysa ki… Yılın soğuk kış ayları araç sürücüleri için birçok sorunu da beraberinde getirir .Oysa ki kar yağışıyla birlikte kayganlaşan zeminlerde biraz dikkat ve beceri ile her türlü zorlu koşulun üstesinden gelmek mümkün.
İşte dikkat etmeniz gereken başlıca noktalar:
•Görüş
•Hazırlık
•Yolda
•Sürüş
•Riskler

*GÖRÜŞ:
Bir sürücünün temizlik açısından en titiz olması gereken nokta görüş açısını en iyi seviyede tutmasına imkan sağlayacak cam ve aynalarıdır. Sürüş esnasında etrafınızı temiz bir camdan izlediğinizden emin olun. Güvenlik ile görüş paraleldir,unutmayın. Güvenliğiniz için görüş mesafenizin iyi olması gerekmektedir. Yola çıkmadan,otomobilinizin camlarında birikmiş olan su birikintilerini ve karları mutlaka temizleyin. Hareket halinde iken otomobilinizin tavanında birikmiş olan kar parçalarının arkanızdaki otomobilin görüş açısını olumsuz etkileyeceğini düşünerek, seyir halinde olmadan otomobilinizin tavanını temizlemeyi unutmayın.

*HAZIRLIK:
Yola çıkmadan önce hazırlık yapın. Emin olmanız gerekenler, aracınızın altında bulunan lastiğin kış lastiği olması , radyatördeki antifriz ve su karışımı ile akü kontrolleridir. Standart lastiklerinizi kışın zorlu hava şartlarında kullanmak,lastiklerinizin ömrünü azaltmak demektir. Kış aylarında yüksek performans elde etmek için dizayn edilen lastiği yazın kullanmak, onun daha çabuk aşınmasına ve bir sonraki kış döneminde performansının düşmesine yol açar.En doğrusu kasım ayında kış lastiklerinizi taktırmak,bir sonraki kış döneminde kullanmak üzere nisan ayında çıkartmak olacaktır. Aracınızın radyatöründeki antifriz ve su karışımının ideal ölçüsü her birinin eşit ölçüde olmasıdır. Bu karışımdaki ölçünün değişmesi, sıcak ve soğuk koşullarda aracın performansını olumsuz yönde etkileyecektir. Örnek vermek gerekirse, aracın radyatörüne saf su koymanız durumunda su sıfır derecede donacaktır. Oysa ki, bu suyun içine aynı ölçüde antifriz katarsanız, yeni karışım eksi 37 dereceye kadar donmayacaktır. Çok soğuk hava koşulları, akünün performansını % 50 düşürür. Akü bitmeden önce size küçük bir uyarı verir. Güç durumda kalmamak için bir uyarı hissettiğinizde akünüzü hemen kontrol ettirin. Aracınızdaki akünüzü, üç yıldan daha fazla bir süredir kullanıyorsanız, kış başlamadan önce servis istasyonunuza uğrayıp kontrol ettirmenizde büyük fayda var. Bu arada akünüzün araç kablolarıyla temas eden uçlarının temizliğine dikkat edin. Oksitlenmişlerse temizleyin.

*YOLDA:
Araç kullanırken hızlı manevra yapılması gerekebileceğini akıldan çıkartmamak ve hareketleri zorlaştırmayacak rahat giysiler giymek çok önemlidir. Kalın giysiler, hareketleri zorlaştıracağı gibi,emniyet kemerinin etkisini de azaltır. Motoru çalıştırdıktan sonra birkaç saniye beklemenin gerekli olduğu düşünülür oysa ki motoru çalıştırdıktan sonra hemen harekete geçmek katalizatörü daha hızlı ısıtacağından daha çabuk devreye girmesini sağlar. Araç içerisinde oluşabilecek buhardan kurtulmak için havalandırmayı açıp ön cama vermeniz ve camlarınızı açarak hava sirkülasyonu yapmanız gerekmektedir.

*SÜRÜŞ:
Normal hava şartlarında gösterilen dikkatin daha fazlası gösterilmeli ve öndeki araçla aradaki takip mesafesinin mümkün olduğunca çok bırakılması gerekmektedir bu sayede fren yapılması gerektiğinde uzayacak fren mesafesinden sürücü olumsuz yönde etkilenmeyecektir. Yumuşak karda ise tam fren duruş mesafesini kısaltacaktır çünkü ön tekerlekler bir kürek işlevi görecek ve aracın önünde kar birikmesini sağlayacaktır. Başlangıçta bu durum bir avantaj gibi görünse de ileride biriken kardan çıkmak sürücüye zora sokacaktır.

*RİSKLER:
Buzlanma riski rüzgara açık olan yerlerde daha çok olacaktır bu yüzden ilerlemekte olduğunu zeminin altında buzdan bir kütle olabileceğini akıldan çıkartmamak gerekiyor. Buzlanmanın olabileceği düşünülerek virajlarda hızın düşürülmesi ve direksiyonun mümkün olduğunca yavaş çevrilmesi gerekmektedir. Yokuşlara hızlı girilmesi ve aracın hareket enerjisinden faydalanmaya çalışılmalıdır.

*KIŞ AYLARINDA GÜVENLİĞİNİZ İÇİN İPUÇLARI
Kış lastiklerinin diş derinliğinin 3mm'nin altında olmaması güvenlik açısından önemlidir. Kışın geniş tabanlı lastikler kullanmayın. Aksi taktirde,yerle temasın kesilmesi,yani kızaklama(aquaplaning) riski ortaya çıkar.
Yüksek hızlarda yağmur sularıyla kaplı yüzeylere girildiğinde aquaplaning yani su yastığı üzerinde kızaklama,kayma ile karşılaşmanız çok normaldir. En doğru yöntem, yolun iyi belirlenmesi, hızın azaltılması ve takip mesafesinin arttırılmasıdır.

*FREN YAPARKEN
Güvenli bir şekilde durabilmek için frene hafif hafif basın. Kızaklamada basıncı azaltıp tekrar arttırın. ABS fren donanımı varsa pedala tam basınç uygulayın. Ayrıca,ani yavaşlamalarda arkadan gelen araçlar mutlaka dörtlü flaşörler yakılarak uyarılmalıdır. Karlı zeminlerde, her türlü manevra çok daha yavaş ve dikkatli yapılmalıdır. Yokuşlarda önceki araçla aranızdaki takip mesafesini daha uzun tutmalısınız. Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönünde çevirmeniz gerekir.

*SİS YOĞUNLAŞIYOR
Sisli havalarda yol sınırı belirsizleşir. Çift yönlü bölünmemiş yol kısımlarında giderken , yolu belirlemek için asla orta çizgileri takip etmeyin.Karşı yönden gelen bir sürücü de aynı şeyi düşünmüş olabilir. Sis varken yola çıkmamak en doğrusu olacaktır.

*KIŞ ŞARTLARINDA ARACINIZI ÇALIŞTIRIRKEN DAHA ÖZENLİ OLUN.
Öncelikle, sileceklerinizin cama yapışıp yapışmadığını kontrol edin. Aracınızın bütün ışıklarını kontrol edin.Farlarınız her zaman temiz olmalıdır. Farlarınızı gün boyu açık tutun. Unutmayın kışın zorlu hava şartlarında görüş mesafeniz daha az olacaktır. Farların yayacağı ışık ile önünüzdeki aracı daha kolay seçebileceksiniz. Ancak, otobanda asla park ışıklarınızı kullanmayın aksi taktirde hızınız diğer sürücüler tarafından yanlış algılanabilinir. Aracınızın ısıtma sistemlerinin iyi çalıştığından emin olun. Camlar buz tutmuşsa otomobilinizi alçak devirde çalıştırın, kabin içindeki ısı camdaki buzu çözecektir.

*KIŞ KOŞULLARINDA ARABA KULLANMAK
Düşen ilk kar taneleriyle birlikte sürücülerin kaza korkuları da artamaya başlar. Kötü, hatta ölümcül bir kazaya sebep olma ya da karışma korkusu yavaş yavaş bilinçaltında şekillenerek yukarılara doğru tırmanır. Aslında ufak tefek yapılan bir hazırlık ve gerekli sürüş teknikleriyle bu problemin önüne geçmek oldukça kolaydır.

*İYİ GÖRÜŞ:
Görüş ne kadar iyiyse, güvenlik de o kadar yüksektir. Yola çıkarken arabanın camlarını kar taneleri, buz ve buğulanmadan temizleyin ve asla çevreyi küçük bir delikten izlemeye kalkmayın. Hızlanmaya başladığınızda uçuşmaya başlayacak olan karın arkanızdan gelenlerin görüşünü olumsuz etkileyebileceğini düşünerek arabanızın tavanını da kar tanelerinden temizleyin.
Hazırlıklı olmak: Çok kar yağan bölgeler için en iyi hazırlık kar lastikleri kullanmaktır.

*YOLA ÇIKIŞ:
Mümkün olunduğu kadar rahat oturmaya ve asla kalın şeylerle direksiyona geçmemeye dikkat edin. Kalın paltonu çıkarmadan direksiyona geçmenin hareketlerini oldukça kısıtlayacağını ve emniyet kemerinin koruyucu etkisini azaltacağını asla aklından çıkartma. Motoru çalıştırdıktan sonra ısıtmak için beklemek yerine hemen yola çık. Bu sayede katalizörü daha hızlı ısıtarak daha çabuk devreye girmesini sağlar ve motor yağının benzin buharı nedeniyle sıvılaşmasını önleyerek zararlı emisyon rakamlarının abartılı şekilde artmasını engelleyebilirsin (tabi bu umurundaysa!). Yola çıktığında kalorifer sisteminin üfleçlerini maksimuma getirip tüm havayı ön cama yönlendirerek nefesinden gelen nemli havanın yaratacağı buğulanmadan kurtulabilirsin. Camı hafifçe aralayarak hava sirkülasyonu yaratabilirsin.

*SÜRÜŞ STİLİ:
Herkes bilse de bir kez daha tekrarlamanın kimseye bir zararı yok. Daha dikkatli sür, yani normal günlere göre daha yavaş ve öndeki araçlarla daha fazla takip mesafesi bırakarak kullan. Fren mesafesinin uzayacağını asla aklından çıkarma, abartılı hızlanma ve frenlerden mümkün olduğu kadar kaçın. Eğer aracında ABS varsa bunun faydalarını kullan: hafif hafif titremeye başlayan fren pedalı, lastiklerinin tutunma potansiyelinin nerede olduğunu sana gösterecektir. Eğer ABS yoksa bloke olmuş tekerleklerle asla yönlendirme yapılamayacağını aklından çıkarma. Bu nedenle fren sonrasında araç kayarken engele uygun bir mesafe kala freni bırak ve engeli bu şekilde aşmaya çalış. Mümkünse bu engel aşma manevrasını trafiğe kapalı boş bir alanda çalış, böylece trafikte başına gelebilecek bazı şeylere hazırlıklı olur, yaptığın hareketlerin karşılığında arabanın vereceği tepkiyi önceden bilebilirsin. Yumuşak ve taze karda tam frenin duruş mesafesini kısaltacağını aklından çıkarma, çünkü bloke olan ön tekerlekler bir kürek gibi işlev görerek aracın önünde kar birikmesini sağlar. Bu durum ani fren yaptığında kısa sürede durmanı sağlaması bakımından avantajlı da olsa sonra arabanın toplanan o kara saplanacağını ve çıkarmak için uğraşman gerekeceğini unutma.

*KALKIŞ:
Alışmış olduğun gibi birinci viteste kalk. Hafifçe patinaja düşen tekerlekler karı kazarak asfalta ulaşmayı sağlayabileceğinden kalkışına yardımcı bile olabilir. Araban hala kalkmıyorsa 2. viteste kalkmayı dene, yarım debriyajla azar azar gaz ver. Çoğu kişi ne kadar gaz verir, ne kadar yüksek devirde debriyajı bırakırsa aracın o kadar kolay kalkacağını sanır; ancak bu arabanın takıldığı yere oturmasından başka bir işe yaramaz. Eğer kaygan bir zeminde hareketsiz kaldıysan birinci ve geri vites arasında hızlı geçişler yapıp gaza basarak kurtulmayı dene. Bu da yardımcı olmuyorsa çekişin olduğu tekerleklerin altına bir şeyler koy ve yakın çevresindeki karları mümkün olduğu kadar temizle.

*YOKUŞLAR:
Yokuş tırmanıyorsan mümkün olduğu kadar hızlı girerek tekerlekler döndüğü sürece aracın hareket enerjisinden faydalanmaya çalış, durmaya yakınken gaz ver. Eğer hiçbir şey işe yaramıyorsa geriye dönüp başka bir yol bulmaya çalış! Uzun yoldan gitmek tek bir yokuşta birkaç saat geçirmekten her zaman için daha mantıklıdır.

*ARKADAN İTİŞLİ ARABALAR:
Eğer arkadan itişli bir otomobil kullanıyorsan bagajınıza koyacağınız birkaç kum torbası tekerleklerin daha iyi tutunmasını sağlayacaktır. Ben her kış lastiklerimi çivili lastiklerle değiştiririm ve normalde kullandığım performans lastiklerini de bagaja koyarım. Sen de aynı şeyi yaparak etrafta kum torbası aramaktan kurtulabilirsin!

*ÖNDEN ÇEKİŞLİ ARABALAR:
Eğer otomobilin önden çekişliyse ve yokuş yukarı çıkmakta zorlanıyorsan aracının yönünü değiştir ve yokuşu geri geri çıkmayı dene. Tabii trafik buna müsaitse.

*ARACINIZI KAR YAĞARKEN PARK ALANINA GERİ GERİ PARK EDİN. PARK YERİNDEN ÇIKARKEN İLERİYE YAPACAĞINIZ MANEVRA DAHA KOLAY OLACAKTIR.

*KIŞ LASTİKLERİNİN STANDART LASTİKLERE GÖRE AVANTAJLARI
Kış lastikleri tüm bir kış sezonu boyunca, Kasım’da aracınıza takıp Nisan'da çıkarabileceğiniz ve bu süre içerisinde kötü hava koşullarından dolayı oluşabilecek risklere karşı sizi güvenle koruyacak lastiklerdir.
Dolayısıyla kış lastikleri karlı ve buzlu zeminlerde yola tutunmayı sağlayıp zorlu kış koşullarına mükemmel cevap verebilmektedirler.
Snoways II, öncelikle Avrupa ülkelerinin zorlu iklim koşulları öngörülerek hazırlandı.Tasarımında, kışın değişken ve elverişsiz koşulları belirleyici oldu.İşte Snoways II’yi zor koşulların üstün performanslı lastiği yapan özellikler:
1) Karlı ve buzlu zeminlerde üstün yol tutuş ve fren emniyeti
2) Üstün su tahliye ve ıslak zeminde çekiş yetenekleri
3) Yağmurlu havalarda en üst seviyede sürüş güvenliği
Kış şartlarında güvenlik ve performans arayan kullanıcıların taleplerini tam olarak karşılayan lastik Snoways II’dir.Deneyin siz de üstün performansı hissedeceksiniz!

*KIŞ LASTİKLERİNİN AVANTAJLARI
• Normal lastiklere göre farklı sırt desen tasarımı ve sırt karışımı ile hazırlanan kış lastikleri özellikle sıfırın altındaki hava sıcaklıklarında bile yumuşak ve dayanıklılığını koruyacak bir yapıya sahiptir.
•Karlı ve buzlu zeminlerde lastiğin, yola tutunmasının ve çekiş yeteneğinin standart lastiklere göre daha iyi olması için , sırt desen tasarımı ince lameli ve geniş bloklu olarak tasarlanmıştır.
• Kış lastiklerinde bulunan kış şartları için tasarlanmış özel omuz profili ıslak ve karlı zeminlerde yüksek yol tutuş elde edilmesini sağlar.
• Sırt deseninin ve omuz bloklarının dişli yapısı karlı zeminlerde ilave çekiş sağlar. Bunun yanı sıra özellikle silikalı sırt karışımı ve kılcal kanallı blok yapısı kullanılarak ıslak zeminde mükemmel yol tutuş sağlar.

*MERAK EDİLENLER
*KIŞ LASTİĞİ SADECE KARLI VE BUZLU ZEMİNLERDE Mİ KULLANILIR?

Kış lastikleri tüm bir kış sezonu boyunca, Ekim'de aracınıza takılıp Nisan'da çıkarılabilecek ve bu süre içerisinde kötü hava koşullarından dolayı oluşabilecek risklere karşı sizi güvenle koruyacak lastiklerdir.
Dolayısıyla kış lastikleri karlı ve buzlu zeminlerde yere tutunmayı sağlayıp zorlu kış koşullarına çok mükemmel cevap verebilmektedirler. Aynı zamanda, kuru ve ıslak zeminlerde ise performanslarında herhangi bir azalma olmaksızın güvenle kullanılırlar. Islak zeminlerde ise suyu en hızlı biçimde tahliye ederek ve lastigin yolla temasının devamlı olmasını sağlayarak aquaplaning (suda kızaklama) riskini en aza indirir.

*DİŞ DERİNLİKLERİNDE SINIRLAR NEDİR?
Diş derinliği 1.6mm'ye düşen lastiklerin değiştirilmesi, kış mevsiminde ise diş derinliklerinin en az 3mm olmasına dikkat edilmesi gerekir. Kış lastikleri kış sezonunun bitmesiyle Mart-Nisan aylarında araçlardan çıkarılmalı ve bir sonraki sezonda kullanım için karanlık ve rutubetsiz bir ortamda saklanmalıdır. Eğer evlerin balkonlarında saklanacaksa, siyah kalın bir naylon torba içerisine konulmalıdır.

*BU LASTİKLERİ YAZ AYLARINDA KULLANMANIN SAKINCALARI NELERDİR?
Kış lastikleri yazın kullanıldığında kullanılan sırt karışımının özelliğinden dolayı diğer lastiklere oranla daha çabuk aşınır ve gürültü seviyesi artar. Kış aylarında yüksek performans elde etmek için dizayn edilen lastiği yazın kullanmak, onun daha çabuk aşınmasına ve bir sonraki kış döneminde performansının düşmesine yol açar.

*KIŞ LASTİKLERİNİN STANDART LASTİKLERE GÖRE AVANTAJLARI NELERDİR?
En önemli avantajı düşük sıcaklıklarda özelliğini kaybetmeyen özel sırt karışımı ile kış koşullari için üretilmiş olmalarıdır. Ayrıca sırt desenin ve omuz bloklarının dişli yapısı karlı zeminlerde ilave çekiş sağlar. Bunun yanı sıra özellikle silikalı sırt karışımı ve kılcal kanallı blok yapısı kullanılarak ıslak zeminde mükemmel yol tutuş sağlar.
Kış lastiklerinin diş derinliğinin 3mm'nin altında olmaması güvenlik açısından önemlidir. Kışın geniş tabanlı lastikler kullanmayın. Aksi taktirde,yerle temasın kesilmesi,yani kızaklama(aquaplaning) riski ortaya çıkar.
Yüksek hızlarda yağmur sularıyla kaplı yüzeylere girildiğinde aquaplaning yani su yastığı üzerinde kızaklama,kayma ile karşılaşmanız çok normaldir. En doğru yöntem, yolun iyi belirlenmesi, hızın azaltılması ve takip mesafesinin arttırılmasıdır.

*FREN YAPARKEN
Güvenli bir şekilde durabilmek için frene hafif hafif basın. Kızaklamada basıncı azaltıp tekrar arttırın. ABS fren donanımı varsa pedala tam basınç uygulayın. Ayrıca,ani yavaşlamalarda arkadan gelen araçlar mutlaka dörtlü flaşörler yakılarak uyarılmalıdır. Karlı zeminlerde, her türlü manevra çok daha yavaş ve dikkatli yapılmalıdır. Yokuşlarda önceki araçla aranızdaki takip mesafesini daha uzun tutmalısınız. Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönünde çevirmeniz gerekir.

*SİS YOĞUNLAŞIYOR
Sisli havalarda yol sınırı belirsizleşir. Çift yönlü bölünmemiş yol kısımlarında giderken , yolu belirlemek için asla orta çizgileri takip etmeyin.Karşı yönden gelen bir sürücü de aynı şeyi düşünmüş olabilir. Sis varken yola çıkmamak en doğrusu olacaktır.

*KIŞ ŞARTLARINDA ARACINIZI ÇALIŞTIRIRKEN DAHA ÖZENLİ OLUN.
Öncelikle, sileceklerinizin cama yapışıp yapışmadığını kontrol edin. Aracınızın bütün ışıklarını kontrol edin.Farlarınız her zaman temiz olmalıdır. Farlarınızı gün boyu açık tutun. Unutmayın kışın zorlu hava şartlarında görüş mesafeniz daha az olacaktır. Farların yayacağı ışık ile önünüzdeki aracı daha kolay seçebileceksiniz. Ancak, otobanda asla park ışıklarınızı kullanmayın aksi taktirde hızınız diğer sürücüler tarafından yanlış algılanabilinir. Aracınızın ısıtma sistemlerinin iyi çalıştığından emin olun. Camlar buz tutmuşsa otomobilinizi alçak devirde çalıştırın, kabin içindeki ısı camdaki buzu çözecektir.
Aracınızı kar yağarken park alanına geri geri park edin. Park yerinden çıkarken ileriye yapacağınız manevra daha kolay olacaktır.

*KIŞ HAVA KOŞULLARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Kış hava koşullarında dikkat edilmesi gereken noktalar ve alınması gereken önlemler:
• Antifrizinizin donma derecesi ayarlanmalıdır.
• Termostatın durumu kontrol edilmelidir.
• Soğutma sisteminde kaçak olup olmadığı kontrol edilmelidir.
• Kalorifer sistemi gözden geçirilmelidir.
• Lastiklerin kontrolü ve hava ayarları yapılmalıdır. (Kışın kullanacağınız lastiklerin diş derinliği en az 3mm olmalıdır.)
• Akümülatör kontrol edilmelidir.
• Işık sisteminin ayarları ve şiddetleri kontrol edilmelidir.
• Fren sistemi gözden geçirilmelidir.
• Aracın boyası gözden geçirilmelidir.
• Silecekler ve su püskürtme sisteminin iyi durumda olması gerekir.
• Araçta bulundurulması zorunlu olan araç ve gereçlere, patinaj zinciri ve çekme halatını eklemek gerekir.
• Kış aylarında yollar kaygan ve görüş mesafesi az olduğu için hızın azaltılması gerekmektedir.
• Islak ve kaygan yollarda hızınızı düşürün. Unutmayın ki durma mesafeniz yaz aylarına oranla daha uzundur.
• Su birikintilerine olabildiğince tek taraflı girmemeye çalışmalıdır.
• Yağışlı havalarda erken ve yumuşak fren yapılmalıdır.
Kaynak: Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim Seti

*KIŞ AYLARININ EN ÖNEMLİ KORUYUCUSU OLAN ANTİFRİZLERLE İLGİLİ YETERİNCE BİLGİ SAHİBİ MİSİNİZ?
Kaynak: www.mynet.com
Kış aylarında otomobiller için son derece önemli bir koruyucu olan antifriz, bilinenin aksine sadece kış mevsiminde değil 4 mevsim kullanılabilmektedir. Antifrizin 4 mevsim kullanılabilmesinin nedeni ise içeriğindeki katkı maddeleriyle metal ve alaşımlarını paslanma ve aşınmaya karşı koruması ve kışın donmayı önlediği gibi, yazın da harareti önlemesidir.
"Ne kadar çok antifriz kullanırsam o kadar çok koruma sağlarım" düşüncesi de yanlış bir düşüncedir. Donma noktası -12 derece olan saf antifrizin, su ile karıştırıldığında donma noktası -65 dereceye kadar düşmektedir. Ancak antifriz + su karışımında antifriz oranı arttıkça donma noktası bir dereceye kadar düşmekte, daha sonra tekrar yükselmektedir. Bu nedenle doğru miktarda su ile karıştırılması çok önemlidir. Su oranı yüzde 70'i aşarsa, donma yüzde 30'un altına düşer ve hararet tehlikesi baş gösterir.
Türkiye iklim koşullarında maksimum koruma için yüzde 33 ila yüzde 50 arasında antifriz kullanımı tavsiye edilmektedir. Karışım yaparken sert sulardan kaçınılması gerekmektedir. Çünkü sert sular antifrizin içindeki koruyucu katkı maddelerinin etkisini azaltmaktadır. Bu nedenle musluk suyu yerine yumuşatılmış ve distile edilmiş su kullanılması tavsiye edilmektedir.
"Antifriz eklenmesi veya değiştirilmesine bomometre ile ölçüm yapıldıktan sonra karar verilmelidir" düşüncesi de antifriz kullanımında yanlış bir bilgidir. Bomometre cihazı, sadece karışımdaki etilen glikol miktarını ölçer. Formülündeki koruyucuların durumu hakkında bilgi vermez. Dolayısıyla, antifrizin soğutma sistemini koruma gücünü ölçemez.
Antifriz değişiminin yılda bir defa yapılması gerekiyor. Ancak bu konuda en doğrusu, araç üreticisinin tavsiyesini dinlemektir. "Bütün antifrizler birbirlerinin aynısı" olduğu görüşü de yanlış bilinenler arasında yer almaktadır. Çünkü, piyasadaki antifriz ürünleri arasında büyük oranda kalite farkı vardır. OAT (organik asit teknolojisi) ile üretilen antifrizler içeriğindeki katıkların kimyasal özellikleri sayesinde hem daha uzun ömürlüdürler hem de aşınmaya karşı daha iyi koruma sağlarlar. Genel maksatlı antifrizler normalde yılda bir defa, ekleme yapılmadan değiştirilir. Gelişmiş antifrizler ise daha uzun ömürlü olduklarından 3 yıla kadar kullanılabilmektedir.

*KIŞ LASTİĞİ HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR BAŞKA ZAMAN İYİCE BAK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Hazırlayan: www.kislastigi.com Mak.Y.Müh. Alpay Lök
*Soru 1:Bir lastiğin kış lastiği olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Kış lastiği ile ilgili RMA (Rubber Manufacturers Association) ve ASTM şartlarını sağlayan lastikler yandaki sembolü kullanabilirler . “Bu sembolü taşıyan lastikler Kış Lastiğidir” diyebiliriz.
*Soru 2: Kış lastiğinin yaz lastiğinden farkı nedir?
Yaz lastiklerinin malzemesi 7°C'ın altındaki sıcaklıklarda sertleştiği için, yola tutunması azalmaktadır. Kış lastiklerinin ise, özel profillerinin yanı sıra, üretildikleri silica esaslı malzeme daha yumuşaktır ve 7°C'ın altındaki soğuk hava şartlarında kuru asfalt, kar ve buzda tutunmayı artırmaktadır.
*Soru 3: Kar lastiği nedir?
“Kar Lastiği“ diye adlandırılan lastik FREN özelliğinin yanında çekiş özelliği de artırılmış kış lastiği 'dir. RMA (Rubber Manufacturers Association)'un tanımlamasına ve ASTM'nin test metoduna göre kış şartlarını temsil eden kaygan bir yolda yapılan çekiş kuvveti testinde “referans lastiğin” çekiş kuvvetinden en az %10 daha fazla çekiş kuvveti sağlayan lastikler Kış lastiği sembolünün yanında M+S, MS veya M/S işaretleri taşıyabilmektedirler. Aşağıdaki sembolleri bir arada taşıyan lastiklere “ M+S Kış lastiği “ veya “Kar Lastiği” diyebiliriz.
*Soru 4: M +S “Dört Mevsim Lastikleri” kış lastiği sayılır mı?
“Dört Mevsim Lastiği “ olarak da bilinen M+S lastikleri (M=Mud=Çamur S=Snow=Kar) ancak kış lastiği sembolünü taşıyorsa M+S kış lastiği olarak değerlendirilebilir. Kış lastiği sembolünü taşımayan M+S lastiklerinin kar üzerinde fren mesafelerinin yaz lastiklerinden daha kısa, ancak kış lastiklerinden daha uzun olduğu saptanmıştır. Kış lastiği sembolünü taşımayan M+S “Dört Mevsim Lastikleri”nin kışın iyi bir kış lastiği, yazın da iyi bir yaz lastiği olamayacağı mutlaka bilinmelidir.
*Soru 5: Kış lastiğinin sadece çekişin olduğu tekerleklere takılması yeterli midir?
Kış lastikleri dört tekerleğe de takılmalıdır, çünkü aracın en kısa mesafede durması hareket edebilmesinden daha önemlidir. İyi bir fren performansı ve kararlılık için 4 tekerlekte de kış lastiği takılması gerekir.
*Soru 6: Karayolları trafik kanununda kış lastiği tanımı var mıdır?
Karayolları Trafik Kanunu'nda kış lastiği yer almamaktadır.
*Soru 7: Kış lastiği takılı araçların kar zinciri bulundurmaları gerekli midir?
Karayolu Trafik Kanunu ve ilgili Karayolu Trafik Yönetmeliği gereği karlı ve buzlu yollarda bir takım Kar Zinciri bulundurulması zorunludur. Bu zorunluluk Yaz veya Kış lastiği takmış tüm araçlar için geçerlidir.
*Soru 8: Kış lastiği takılı bir araca zincir takılır mı? Takılırsa hangi durumlarda takılmalıdır?
Kış lastiği takılı bir araca zincir takılabilir.
1) Trafik yetkililerinin talebi durumunda,
2) Kış lastiğinin yetersiz kaldığı karlı veya buzlu yollarda özellikle yokuş aşağı inişlerde aşağıdaki deneme yapıldığında sonuç olumsuzsa;
• Aracın hızı ve vitesi o şekilde seçilmelidir ki, gaz pedalı bırakıldığında araç blokajsız yavaşlamalı, gaza basıldığında patinajsız hızlanmalıdır.
3) Aracın hızının düşürülmesine karşın aşağıdaki durumlar devam ediyorsa;
• Fren sırasında ABS'nin,
• Gaza basıldığında ASR'nin ve
• Dönemeçlerde ESP'in kendiliğinden çok sık devreye girmesi sınır değerlere de çok sık ulaşıldığı anlamına gelir.
Tehlikeli durum oluşmadan araç üreticisinin tanımladığı tekerleklere kar zinciri takılmalıdır.
*Soru 9: ABS /ASR/ESP olan araçlar kış lastiği takmalı mıdır?
ABS fren, ASR de çekiş güvenliğini arttıran teknik üstünlüklerdir. Ancak, ABS/ASR fizik kurallarını, yani tekerlekle yol arasındaki sürtünme katsayısını değiştiremez, kötü lastiklerle buzda fren mesafesini kısaltamaz. ESP de, hareket sırasında sürücünün istediği hareket çizgisinden çıkma eğilimi gösteren aracı, sürücünün istemi dışında frenleri tek tek kullanarak, aracın tekrar sürücünün istediği hareket çizgisine girmesini sağlayan kararlılığı artıran bir sistemdir. Yukarıda sayılan tüm elektronik güvenlik ve çekiş sistemlerinin başarısı ve doğru çalışabilmeleri için, lastiklerin yola iyi tutunmaları şarttır. Kışın bu araçlar da Kış Lastiği kullanmalıdır.
*Soru 10: Yaz lastiği takılı 4x4 ABS/ASR ve ESP'li bir araç, kış lastiği takılı önden çekişli ve ABS'li başka bir araç, karlı bir yolda karşılaştırıldığında hangi araç daha güvenlidir?
Kış Lastikleriyle donatılmış önden çekişli bir aracın Yaz lastikleriyle donatılmış dört tekerden çekişli 4x4 bir araca göre daha güvenli olduğunu herhalde pek azımız biliyordur. Bunun çok basit bir nedeni vardır:
Fren sırasında bütün araçlar dört tekerden fren yaptıkları için eşittirler. Yaz lastikleriyle donatılmış 4x4 bir aracın, fren sırasında fren mesafesi aşırı uzamaktadır. Öte yandan dört tekeri de kış lastikleriyle donatılmış tek dingilden çekişli bir araç daha iyi durabilmektedir
*Soru 11: Kış lastiği takarken yaz lastiğinden farklı (ölçü, hız ve yük sınıfı) bir lastik takılabilir mi?
Araç üreticisinin önerdiği ve standart yaz lastiğinin özelliklerine sahip Kış Lastiği takılmalıdır. Ancak üretici tarafından tavsiye verilmemişse;
• Çapı aynı ancak genişliği daha az olan kış lastikleri kullanılabilir.
• Yük sınıfı kesinlikle aynı olmalıdır.
• Hız sınırı daha düşük bir Kış Lastiği kullanılacaksa, Kış Lastiğinin bu düşük hız sınırından dolayı, sürücü kilometre göstergesine yapıştırılacak bir çıkartma ile uyarılmalıdır.
*Soru 12: Kış lastikleri nasıl saklanmalıdır?
Kış lastikleri 15 – 20 ºC sıcaklıkta karanlık, kuru ve serin bir yerde, radyatör gibi ısı kaynaklarından en az 1 metre uzaklıkta ve naylon gibi bir torbaya sarılarak depolanmalıdır. Jantlı ve jantsız olarak depolandığında şunlara dikkat edilmelidir:
• JANTLI : Üst üste ve yatık şekilde depolanmalıdır.
• JANTSIZ : Dikine ve yan yana depolanmalı, deforme olmamaları için lastikler periyodik olarak döndürülmelidir.
*Soru 13: Kış lastiklerinin saklanma ömrü ne kadardır?
Beş yıldır. Bu süreyi geçen kış lastikleri işlevsel açıdan zayıflamaktadır.
*Soru 14: Kış lastiklerinin yola daha iyi tutunmaları için hava basınçlarını düşürmek doğru mudur?
Kış ve yaz lastiklerinin hava basınçları kesinlikle lastik ve araç üreticisinin verdiği değerler olmalıdır. Öte yandan düşük basınç durumunda sanıldığı gibi yola tutunma artmamakta, lastiğin yola tutunmayı artıran profilleri yetersiz basınçtan dolayı işlevsiz kalmaktadır. Genel inanışın tersine, hava basıncının istenen değerden 0.1– 0.2 bar daha yüksek basılmasının Kış Lastiğinin tutunmasını artırdığı saptanmıştır. En son olarak, lastik basıncının düşürülmesinin, aracın dönemeç kararlılığını olumsuz etkilemenin yanında “yuvarlanma direnci”ni ve dolayısıyla yakıt tüketimini de yükselttiği unutulmamalıdır.

*KIŞ KOŞULLARINDA, KARLI VE KAYGAN ZEMİNLERDE FREN GÜVENLİĞİ İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR
Hazırlayan: Mak.Y.Müh. Alpay Lök www.kislastigi.com
Kışın Mutlaka Kış Lastiği Kullanılmalıdır:
Kışın kar yağmasa, araç 4x4 ve ABS'li bile olsa, 6-7 derecenin altındaki sıcaklıklarda kış lastiği kullanılmalıdır. Yaz lastiklerinin malzemesi düşük sıcaklıkta sertleştiği için yola tutunması zayıflamaktadır. Kış lastiklerinin ise üretildikleri malzeme daha yumuşaktır ve soğuk hava şartlarında kuru asfalt veya karda tutunmayı artırmaktadır.
Kış lastikleriyle donatılmış önden çekişli bir aracın yaz lastikleriyle donatılmış dört tekerden çekişli 4x4 bir araca göre daha güvenli olduğunu herhalde pek azımız biliyordur. Bunun çok basit bir nedeni vardır: Yaz lastikleriyle donatılmış 4x4 bir araç "gittiği gibi durmamaktadır" yani fren sırasında fren mesafesi aşırı uzamaktadır. Öte yandan kış lastikleriyle donatılmış tek dingilden çekişli bir araç "gittiğinden daha iyi" durabilmektedir.

*KIŞA GİRMEDEN ARACIN FREN BAKIMI YAPILMALIDIR:
Yetkili servislerde binek araçların fren hidroliği kontrol edilmeli ve gerekiyorsa değiştirilmelidir. Çünkü eğer hidroliğin içinde nem varsa bu fren sisteminin donmasına neden olabilir. Araç hareket ettikten sonra sönmesi gereken ABS lambası yanıyorsa "ABS arızalı" anlamına gelmektedir ve mutlaka yetkili serviste onarılmalıdır.

*TUZUN FREN DİSKLERİNİN ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİSİ BİLİNMELİDİR:
Yapılan bazı araştırmalar sonucunda, kışın buzlanmayı önlemek için yol üzerine atılan tuzun disk frenler üzerinde bir anlık frenlerin zayıflaması şeklinde olumsuz bir etkisinin olduğu saptanmıştır. Diskin üzerinde biriken tuzlu suyun frene ilk basıldığında freni çok zayıflattığı ve fren mesafesini şaşılacak şekilde uzattığı saptanmıştır. Bu sorun daha sonraki frenlemelerde ortadan kalkmaktadır.
Tavsiye edilen, hareket halinde tuzlu bir ortamdan geçtikten sonra, arkadan gelen araçları tehlikeye sokmadan, sık ve hafif şekilde frene basılarak ve gece aracınızı park etmeden önce kuvvetli bir şekilde fren yapılarak, fren diski üzerinde biriken tuz tabakasının temizlenmesidir. Aynı tavsiye yağmurlu havalarda diskleri ıslatabilecek bir su birikintisinden geçildikten hemen sonrası için de geçerlidir.

*YOLUN KAYGANLIĞI s.k s.k KONTROL EDİLMELİDİR:
Yolun kaygan olup olmadığı (lastikle yol arasındaki tutunma) kritik bir duruma girmeden önce bilinmelidir. Gelişen taşıt teknolojisi pek çok konuda gelişmeler sağlamış olmasına karşın, taşıtın üzerinde gittiği yolun kayganlığı hakkında önceden bilgi veren bir sistem henüz geliştirilememiştir.
Yolun kaygan olup olmadığını kontrol dikkatli bir gözlemle yapılabilir, yani yolun parlaklığı ve yansıması gözle kontrol edilebilir. Kaygan yolda yansıma daha çoktur ve parlaktır. Ancak çok deneyimli gözler tarafından yapılabilecek olan bu gözlemden daha güvenilir ve herkes tarafından uygulanabilecek yöntemler de vardır:
Kaygan yolda direksiyon hafifler.
Kaygan yolda patinaj olduğu, motor devir göstergesinin yükselmesinden anlaşılabilir.
Kaygan yolda gaza hafif basıldığında ASR (ETC) daha erken devreye girer (ASR Uyarı lambası gaza basınca yanar, bırakınca söner)
Kaygan yolda hafif frene basıldığında ABS yolun kuru olduğu duruma göre daha erken devreye girer (ABS'nin çalışması fren pedalındaki darbelerden anlaşılır)
Kaygan ve dönemeçli yolda frene veya gaza basıldığında ESP daha erken devreye girer (ESP lambası yanıp söner)

*KAR ÜZERİNDE GEREKSİZ FRENDEN KAÇINILMALIDIR:
ABS 'siz araçlarda kaygan yollarda fren sırasında ön lastikler kilitlenirse direksiyon hakimiyeti ortadan kalkar, arka lastikler kilitlenirse aracın arkası savrulur. ABS'li araçlarda fiziksel sınırlar aşılmadığı sürece bu sorunlar yoktur. Ancak ABS'nin de eriyen buz ve yumuşak kar üzerinde fren mesafesini uzattığı bilinmelidir.
Aslında en doğrusu acil frenler dışındaki yavaşlamalarda frenleri kullanmak yerine motorun kompresyonundan yararlanmaktır. Burada dikkat edilmesi gereken, özellikle arkadan itişli araçlarda, ani vites küçültmelerinden kaçınılması gereğidir.
Kaygan yollarda dönemeçlerde fren yapmaktan kaçınılmalıdır. Aracın hızı dönemece gelmeden düz alanda düşürülmelidir. Çok kaygan yollarda özellikle yokuş aşağı inişlerde aracın hızı ve vitesi o şekilde seçilmelidir ki, gaz pedalı bırakıldığında araç blokajsız yavaşlamalı, gaza basıldığında patinajsız hızlanmalıdır.

*KAR ÜZERİNDE ABS'Lİ ARAÇLA NASIL FREN YAPILIR?
Ani bir durumda fren pedalına sonuna kadar basılmalı ve ABS direksiyon hakimiyetini koruyacağı için aynı anda direksiyon engelden kaçacak yönde çevrilmelidir. Kaygan yollarda doğal olarak fren mesafesi uzayacağı için ABS'nin devrede olduğu yani çalıştığı süre de uzayacaktır. ABS'nin çalışması fren pedalındaki darbelerden anlaşılır. Bu sırada fren pedalı dibe doğru gideceğinden, sürücünün oturuş pozisyonunun buna uygun olması gereklidir, yani bacaklar fren pedalıyla birlikte dibe kadar yetişecek şekilde oturulmalıdır.
Fren yapılması gereken durumlarda mümkün olduğunca lastiklerin yola tutunmasının daha çok olduğu bölgelerde olmasına dikkat edilmelidir. Bu bölgeler yerden yansımanın fazla olduğu, diğer araçların geçmesinden dolayı camlaşmış yerler değil, taze ve kuru karın olduğu bölgeler olmalıdır. Köprü, viyadük ve güneş almayan bölgelerin diğer bölgelere göre daha soğuk olduğu ve yolun buzlanmış olabileceği düşünülmelidir.
Kaygan yollarda araç kullanırken sürücü tüm dikkatini yola vermelidir, cep telefonu ve radyo kapatılmalı, sol ve sağ ön camlar hafif aralık bırakılarak lastiklerin çıkardığı ses dinlenerek, yola tutunması izlenmelidir. Kısa hüzmeli farlar açılmalı, sis farları ancak görüş mesafesinin 50 metrenin altına indiği durumlarda ve araç hızı 50 km/h' ye düşürülerek kullanılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, en gelişmiş araçlardaki en gelişmiş çekiş ve elektronik güvenlik sistemleri (4X4, diferansiyel kilitleri, kış lastikleri, SBC, ABS, ASR, EBV, ESP, BAS ) sürücülerin kendilerinin ve araçlarının sınırlarını zorlamaları için değil, ani durumlarda araca olan güvenlerini artırarak stressiz araç kullanmaları için geliştirilmişlerdir. Günlük kullanım sırasında ABS, ASR ve ESP'in sık sık devreye girmesi sınır değerlere de sık sık ulaşıldığı anlamına gelir, aracın hızı mutlaka düşürülmelidir.

*KIŞIN GÜVENLİ ARAÇ KULLANIMI
*KIŞ ŞARTLARIYLA BAŞA ÇIKMAYA HAZIR OLUN

Kış şartları altında bir aracı bir yerden diğerine götürmek özellikle riskli bir iştir. Güvenli sürüş için ilk adım aracınızın yol için yeterli şekilde hazırlanmasıdır.

*KIŞIN ARAÇ KULLANIMINDA EK TEHLİKE YARATAN BAZI FAKTÖRLER ŞUNLARDIR:
Buzlanma, kar ve hatta yol yüzündeki su birikintileri lastik tutunmasını azaltır, durma mesafesini arttırır ve muhtemelen de kaymaya neden olur. Buzlanmış bir yolda durmak için kuru yolda olduğundan daha uzun mesafe gerekir.
Derece erime noktasına yaklaştığı zaman yol çok soğuk havalarda olduğundan daha da kaygan hale gelir. Akan trafik, aynı zamanda da, yol yüzeyindeki buz ve kar birikimini buzlaştırır ve inceltir.
Saydam buz yol kaplamasında oluşan ince ve görülmez bir don tabakasıdır. Genellikle köprülerin yaklaşım yollarında ve üst geçitler ile gölgelik alanlarda oluşur; ancak bu hususta tüm yol yüzeylerinde dikkatli olunmalıdır.
Yol yüzeylerinde, yağ ile karışmış olabilecek su tehlikeli olabilir. Lastikler yol yüzeyi ile olan teması kaybedip yol yerine su ve yağ karışımı üzerinde kaymaya başlar.
Kış şartları altında sürüşte görüş mesafesi ciddi olarak azalır. Bazı bölgelerde uzun geceler ve kısa günler, direksiyon arkasında farlarınız dışında çok az şey görebildiğiniz sürelerin artmasına neden olabilir. Kar, yağmur ve sis de görüşü azaltır. Kış şartlarında aracın bozulup yolda kalması, dondurucu hava ve zincirleme kazaya sebep olma gibi nedenlerden dolayı hayatınız için tehlike oluşturabilir.
İşte, her tip motorlu araç için önerilen kış öncesi kontrol listesi:
Radyatör ve ısıtıcı hortumlar iyi durumda, çatlaksız ve sızdırmaz olmalıdır.
Fan kayışları kontrol edilmelidir.
Isıtıcı, sizin rahatınızı sağlayacak ve ön camın buğusunu alacak ve buzu eritecek şekilde mükemmel çalışmalıdır.
Kışa yeni bir çift cam silicisi ile başlamanızda yarar vardır.
Aracınızda buz kazıyıcı ile kar küremek için fırça bulundurun.
Kışın soğutma suyunun donmaması için katkı maddesi (anti-freeze) kullanın.
Donmayacak ön cam yıkama suyu kullanın ve suyu her zaman dolu tutun.
Fren hidroliği ve direksiyon kutusu yağı dahil olmak üzere aracın tüm sıvılarını kontrol edin.
Akünüzün, soğuk havada aracınızı çalıştırması için, iyi durumda olduğundan emin olun.
Yola tutunma ve çekiş için lastik tırnakları aşınmamış olmalıdır.
Tüm ışıkları inceleyin uzun ve kısa farlar, park lambaları, arka ve fren lambaları.
Bütün tekerleklerde aynı derecede frenleme sağlandığından emin olmak için fren sistemini kontrol edin.
Kaçırma olmadığından emin olmak için susturucu ve egzoz sistemlerini inceleyin. Motorlu araçlarda bulunanlar için karbon monoksit zehirlenmesi ölümcül bir tehlikedir.
Yağlama düşük ısı derecelerinde kullanıma uygun olmalıdır. Bu konu, beşinci lastik için de geçerlidir.
Özellikle uzun mesafeli ve yerleşim olmayan bölgelere yaptığınız seyahatlerde yanınızda bir “kışlık yaşam çantası” bulundurun. Bunun içine, kibrit ve mum, bir parka ve uyku tulumu veya acil durum battaniyesi, yiyecek, ilk yardım takımı, koruyucu gözlük ile takviye kabloları, benzinin donmasını önleyici katkı maddesi, dizel araçlar için mazot katkı maddesi, basit tamirler için anahtar takımı, yedek fan kayışı ve radyatör hortumu, yedek buji takımı ve buji kablosu koyun.
Aracın yolda kalması halinde - her mevsimde - basit tamirleri yapacak kadar bir bilgi sahibi olmak önemlidir.
Kışın araç kullanma tehlikelerine karşı kendinizi hazırlayın. Herhangi bir arızası olup olmadığını kontrol edin ve onu kış şartlarına göre hazırlayın.
Hava Durumunda Beklenmedik Olaylar
Sürüş emniyetine tesir eden hava durumundaki değişikliklere her zaman hazır olun. Hava değişiklikleri yol durumunu ve görüş mesafesini bir anda değiştirebilir. Bir virajı dönersiniz ve birdenbire aracınızı gölge bir alanda oluşmuş görünmez bir buz üzerinde kayarken bulabilirsiniz. Yolda giderken birden manzaranın -kalın bir sis tabakası örttüğünden- nasıl kaybolduğuna şaşarsınız.
İyi bir sürücü karşılaşabileceği her türlü kullanım şartlarına karşı kendini hazırlar. Aracını da, her türlü hava durumuyla baş edecek şekilde hazırlıklı bulundurur. Aynı zamanda, hava değişikliklerinden zamanında haberdar olarak kendisini neyin beklediğini öğrenir.
Havaya karşı kazanmak için bazı hatırlatmalar:
Yol ve hava durumunun raporunu veren radyo ve TV yayınlarını dinleyin. Trafiğin en sıkışık olduğu sabah saatlerinde anayol üzerinde uçan bir helikopter görürseniz kaçınılacak buzlu alanlar olduğu sonucuna varabilirsiniz.
Yerel bölge dışında bir seyahat plânladığınız zaman, anayol ve hava raporunu almak için önceden telefon edin. Bir dağ geçidinden geçmek için yanınıza zincir almanız gerektiğini veya rotanız üzerindeki bir yerin tamamen kapandığını öğrenebilirsiniz.
Aracınızı geçeceğiniz sürüş şartlarına göre hazırlayın. Kış veya bütün mevsim lastiklerini takmak için ilk karın yağmasını beklemeyin. Daha evvel yaşadığınız her kış gibi bu kış da kar yağacağını varsaymak emniyetli bir yaklaşımdır.
Don başlamadan kış şartlarında kullanılacak soğutma suyunu ve motor yağını kullanmaya başlayın.
Bir yerde sıkışıp kalma tehlikesine karşı yaşam için gerekli şeyleri yanınıza alın. Sıcak tutan elbiseler, botlar, eldiven, çabuk enerji veren yiyecekler, kibrit ve mum her mevsimde araçta bulunması gereken asgari malzemedir.
Soğuk ve yağışlı havalar başlamadan far ayarlarını, sis lambalarını ve arka lambaları kontrol ettirin. Farlar çok alçaksa fazla bir görüş sağlamayacaktır; çok yüksek iseler bu sefer de diğer sürücülerin gözlerini alacağından potansiyel bir tehlike arz edecektir.
Aracınızın zorlu hava koşullarında ne şekilde çalıştığını öğrenin. Önden çekişli, arkadan çekişli ve dört çeker araçların her birinin kendine özgü bir "davranış tarzı " vardır. Bir kaymanın nasıl önleneceğini gerçekten kaymadan önce öğrenin.
Acil bir durumda ihtiyacınız olmadan aracınızın kilitlenmeyen (anti-lock) fren sistemini kullanmaya alışın. Ani olarak durmak istediğiniz takdirde freni pompalamak yerine tam olarak basmanız gerektiğini açıklayan kullanma katalogunu okuyun.
Islak hava, kışın ve baharda bir çok bölgede tehlikeli olan toprak kaymalarına ve heyelanlara sebep olabilir. Bu bölgelerden sakınmak için konulan ikaz işaretlerine uyun.
Bazı zamanlar yol ve hava şartları o kadar olumsuz bir hal alır ki araç sürüşü imkânsız hale gelir. Otoyol polisi size şiddetli bir kar fırtınası nedeniyle yola çıkılmaması gerektiğini söylerse, kesinlikle yola çıkmayın. Hem kendinizi hem de başkalarını korumuş olursunuz.
Yola çıkmamak için bir diğer neden de sel ikazlarıdır. Sel basan yollardan geçmek isteyip de boğulan sürücülere ilişkin haberler her yıl karşılaştığımız olaylardır.
Hava koşullarının diğer olumsuz bir şekli de şiddetli sıcak ve kuru havadır, ki bu da orman ve otlak yangınlarına neden olarak sürücüler için bir tehlike arz eder. Duman, otoyol sürücülerinin görüş mesafesini azaltır. Özellikle ana yoldan ayrılma durumlarında yangın nedeniyle sıkışma riski olduğundan, yangın olan bölgelerden uzak durun. Yangını derhal ihbar edin.
Tehlikeli hava koşulları, emniyetli araç kullanımı konusunda ayrı bir risk oluşturur. Olağanüstü durumlarda yola çıkmamak için hava durumları hakkında bilgi sahibi olun. Ani hava değişiklerinin öncüsü olan yol ve görüş şartlarındaki değişiklikleri sürekli olarak gözleyin.
Ölümcül Saydam Buz
Boş bir otoyolda araç kullanırken aniden 360-derecelik bir dönüş yaparak kendinizi bir hendekte bulabilirsiniz. Bu olay, araç sürücüleri için son derece tehlikeli olan saydam buzla karşılaştığınızda başınıza gelebilir.
Saydam buz, hava ısısı donmaya yakın bir dereceye düştüğünde yol yüzeyinde oluşur. Yol üzerindeki buz erir ve tekrar donar, veya yağmur yağar ve donar. Ayaz da bu beklenmeyen buzlanma olayını meydana getirebilir.
Saydam buz hemen hemen görünmez olduğundan son derecede tehlikelidir. Yol yüzeyi çıplak ve kuru göründüğünden sürücü normal hızda seyrederken kendini emniyette hisseder.
Aşağıdakiler saydam buz tehlikesine işaret edebilecek bazı yol durumlarıdır:
- Donma noktasının hemen üstünde ve altındaki dereceler.
- Yol kaplamasının koyu ve mat görünmesi.
- Yolun ağaçlarla veya diğer engellerle gölgelenmiş kısımları, örneğin doğu-batı yönündeki tepenin aşağı tarafı. Bu gibi bölgeler sabah güneşinin halen erişemediği alanları oluşturur.
- Köprüler, üst ve alt geçitler.
- Yolun, bir göl kenarını ve nehir yatağını takip ettiği nemli alanlar.
- Geçmişte saydam buzla karşılaştığınız yerler.
Radyo ve TV yol raporlarını dikkatli dinleyerek saydam buz üzerinde seyahat etmekten sakının. Bu gibi bir yol durumundan şüphe ettiğiniz takdirde aracınızı yavaş sürün ve çok dikkatli olun. Fren yapmaktan, hızlanmaktan, öndeki aracı geçmekten ve sert dönüşlerden sakının. Sizin veya diğer sürücülerin araçlarını kontrol zorluğu çektiği durumlarda, emniyetli olan en erken bir zamanda yoldan ayrılın.
Kışın emniyetli araç kullanımı için diğer bazı öneriler:
- Kışın durmak ve dönmek için kendinize fazladan zaman tanıyın. Trafik işaretlerine gelmeden çok önce yavaşlayın.
- Aracınızla diğer akan trafik arasında fazladan bir mesafe bırakın.
- Emniyet kaygısından ötürü duracaksanız aracınızı yol trafik şeritlerinden uzak bir yere park edin.
- Boş bir park yerinde kışın araç kullanma provası yapın. Aracınızı kaydırıp döndürün ve bunları düzeltmek için gerekli manevraları deneyin. Kontrolü kaybetmeden kar ve buz üzerinde durmayı ve dönmeyi öğrenin.
Saydam buz sürücüyü aniden, tamamen sürpriz bir şekilde yakalar. Yol şartlarını iyi anlamayı öğrenirseniz saydam buz kazalarından sakınabilirsiniz.
http://www.isguvenligi.net
Kendinizi ve aracınızı gereken şekilde hazırlamazsanız, kötü hava şartlarında araç kullanmanız çok daha zordur.Aşağıdaki basit önerileri dikkate alırsanız, kışın araç kullanma sorunlarına karşı hazır ve güvende olacaksınız.
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 13:24

*İŞTE, BU KIŞ DAHA GÜVENLİ ARAÇ KULLANMANIZA YARDIMCI OLACAK ON ÜÇ ÖNERİ
*Gideceğiniz yere varmak için yeterli miktarda zaman ayırın. Zor sürüş şartlarında acele davranmak kazaya sebep olabilir. Yol raporunu ve hava tahminini dinlemek için radyonuzu açın. Sabahları birkaç dakika erken yola çıkın ve işe gitmek için bol zaman ayırın. Hareket etmeden emniyet kemerinizi takıp gereken güvenlik tedbirlerini alın.
*Daima uyanık olun. Alkol, ilaç veya belirli bir tedavinin tesiri altındaysanız araç kullanmayın. reçeteli veya reçetesiz satılan ilaçların prospektüslerini okuyun ve uyuşukluk yapıp yapmayacağını öğrenin. Araç kullanırken tüm dikkatinizi yoğunlaştırmanız gerekmektedir.
*Sakin olun. Ağır akan trafik nedeniyle diğer sürücüler bazen sinirli olurlar. Onların sizi kızdırmasına imkan vermeyin; sinirlerinize hakim olun. Güvenli bir hızı koruyun ve aracınızı daima tedbirli kullanın.
*Kendiniz ile diğer araçlar arasında güvenli bir mesafe bırakın. "İki saniye kuralı" kuru yollarda ve ideal koşullarda geçerlidir; kışın bunu dört saniyeye çıkarmanız gerekir. Önünüzde bulunan araç sabit bir yeri geçerken saymaya başlayın - "yüz bin bir," "yüz bin iki" ve devam edin. Aracınız aynı sabit yeri siz "dört" kelimesini söylemeden geçmemelidir.
*Aracınızı bakımlı ve iyi çalışır durumda bulundurun. Bunun anlamı lastik tırnaklarının aşınmamış olması, kış için motorun ayarlanması ve bütün ışıkların gerekli şekilde çalışmasıdır. Daha soğuk iklimlerde radyatöre suyun donmasını önleyecek katkı maddesi (anti-freeze) ilave edilmelidir. Bazı bölgelerde benzine de donmayı önleyecek katkı ilavesi gerekebilir.
*Camlarınızı ve farları çok sık temizleyin. Ön cam yıkama su haznesini daima dolu bulundurun. Güvenli sürüş için iyi bir görüş şarttır. Aracınızı hareket ettirmeden önce camlarınızı ve farlarınızı kar veya buzdan temizleyin ve seyahat boyunca bu işlemi devamlı tekrar edin.
*Aracınızı yol koşullarının elverdiği şekilde sürün. İzin verilen hız limiti, kış şartları için fazla olabilir. Islak bir yolda sürüş, lastikler ile yolun yüzeyi arasında ince bir su tabakası oluşturarak aracın kaymasına sebep olan bir su tablası meydana getirebilir. Direksiyon hakimiyetini kaybetmeye başlarsanız ayağınızı gaz pedalından çekin.
*Aracınız yolda arıza yaparsa yanından ayrılmayın. Acil durum flaşörlerini açarak yardım bekleyin. Yanınızda, yardım isteğinizin polise bildirilmesi için yoldan geçen sürücülerin görebileceği bir yazı bulundurun ve gerektiği zaman bunu cama koyun.
*Kötü havanın geçmesini bekleyin. Kar ve tozla karışmış kuvvetli ve buzlu rüzgarlar nereye gittiğinizi - veya yürüdüğünüzü - anlayamayacağınız bir ortam yaratabilir. Bu durumda, genellikle yapılması gereken en güvenli hareket aracınızda oturup fırtınanın geçmesini beklemektir.
*Hareketlerinizi dikkatli bir şekilde plânlayın. Kaygan yollarda panikleyerek aniden dibine kadar frene basmayın.; bunu yaparsanız büyük bir ihtimalle kayarak aracınızın kontrolünü kaybedersiniz. Bu gibi durumlarda, yumuşak olarak bir kaç defa fren pedalını pompalayın.
*Özellikle yüksek hızlarda derin göllenmelerin içinden geçmemeye çalışın. Su, frenlerin daha etkisiz hale gelmesine neden olur ve ayrıca su derinse motorunuza ciddi ölçüde hasar verebilir. Eğer sudan muhakkak geçmeniz gerekiyorsa ve derinliğini de bilemiyorsanız, iyice yavaşlayın ve güvenli olduğuna emin olana kadar tedbirli bir şekilde santim santim ilerleyin
Uykunuzun geldiğini hissettiğiniz anda aracı durdurun. Yolunuz uzunsa sık sık temiz hava almak için kısa molalar verin ve aracın etrafında yürüyün.
*Araç kullanırken cep telefonunuzu kapayın. Acil durumda aracınızı güvenli bir yere park ettikten sonra telefonunuzu kullanın.
Özellikle işinizin bir bölümü olarak araç kullanmanız gerektiriyorsa, kışın araç kullanmanın riskli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Acele etmeyin ve ileriyi plânlayın.

*İŞTE, HER TİP MOTORLU ARAÇ İÇİN ÖNERİLEN KIŞ ÖNCESİ KONTROL LİSTESİ:
*Radyatör ve ısıtıcı hortumlar iyi durumda, çatlaksız ve sızdırmaz olmalıdır.
*Fan kayışları kontrol edilmelidir.
*Isıtıcı, sizin rahatınızı sağlayacak ve ön camın buğusunu alacak ve buzu eritecek şekilde mükemmel çalışmalıdır.
*Kışa yeni bir çift cam silicisi ile başlamanızda yarar vardır.
*Aracınızda buz kazıyıcı ile kar küremek için fırça bulundurun.
*Kışın soğutma suyunun donmaması için katkı maddesi (anti-freeze) kullanın.
*Donmayacak ön cam yıkama suyu kullanın ve suyu her zaman dolu tutun.
*Fren hidroliği ve direksiyon kutusu yağı dahil olmak üzere aracın tüm sıvılarını kontrol edin.
*Akünüzün, soğuk havada aracınızı çalıştırması için, iyi durumda olduğundan emin olun.
*Yola tutunma ve çekiş için lastik tırnakları aşınmamış olmalıdır.
Tüm ışıkları inceleyin uzun ve kısa farlar, park lambaları, arka ve fren lambaları.
*Bütün tekerleklerde aynı derecede frenleme sağlandığından emin olmak için fren sistemini kontrol edin.
*Kaçırma olmadığından emin olmak için susturucu ve egzoz sistemlerini inceleyin. Motorlu araçlarda bulunanlar için karbon monoksit zehirlenmesi ölümcül bir tehlikedir.
*Yağlama düşük ısı derecelerinde kullanıma uygun olmalıdır. Bu konu, beşinci lastik için de geçerlidir.
*Özellikle uzun mesafeli ve yerleşim olmayan bölgelere yaptığınız seyahatlerde yanınızda bir kışlık yaşam çantası bulundurun. Bunun içine, kibrit ve mum, bir parka ve uyku tulumu veya acil durum battaniyesi, yiyecek, ilk yardım takımı, koruyucu gözlük ile takviye kabloları, benzinin donmasını önleyici katkı maddesi, dizel araçlar için mazot katkı maddesi, basit tamirler için anahtar takımı, yedek fan kayışı ve radyatör hortumu, yedek buji takımı ve buji kablosu koyun.
*Aracın yolda kalması halinde - her mevsimde - basit tamirleri yapacak kadar bir bilgi sahibi olmak önemlidir.
Kışın araç kullanma tehlikelerine karşı kendinizi hazırlayın. Herhangi bir arızası olup olmadığını kontrol edin ve onu kış şartlarına göre hazırlayın.

*KIŞ ŞARTLARINDA ARAÇ KULLANMA TEKNİKLERİ
http://www.yalova.pol.tr
Kışa girerken araçların detaylı olarak bakımını yaptırmak ve kış koşullarına uygun araç kullanma tekniğini bilmek,hayati bir zorunluluktur.
*Kış koşullarında araç kullanırken belirteceğimiz notları aklınızdan çıkarmayın. Çünkü; aşırı soğuk,rüzgar,yağmur,sis,kar ve buz sürüş güvenliğini olumsuz yönde etkilemektedir.
*Aslında bu durumdan kaçınmanın en güvenilir yolu,bu tip hava koşullarında, zorunlu olmadıkça araç kullanmamak ve toplu taşım araçlarını tercih etmektir.
*Özellikle karlı ve fırtınalı havalarda uzun yola kesinlikle çıkmayınız. Belirteceğimiz öneriler kış sürüşlerinizi güvenli hale getirmenize yardımcı olacaktır.
*Kış tipi lastiklerinizi mutlaka taktırın.Çünkü bu lastikler aracınızın yol yüzeyini daha iyi karamasına ve güvenli bir sürüş sağlanmasına yardımcı olacaktır. Dış derinliği az olan lastikler karda tutunamaz. Kışın kullanacağınız lastiklerin dış derinliği 3 mm olmalıdır. Lastiklerin hava ayarları haftada bir yapılmalı, lastiklerin havaları inik olmamalıdır.
*Aracınızda zincir,takoz ve çekme halatını mutlaka bulundurun. Karlı ve buzlu kesimlerde güvenliğiniz için mutlaka zincir takınız.
*Cam suyuna donmayı önleyecek kimyasal maddeler ekleyiniz. Cam sileceklerini ve aracın kalorifer sistemini kontrol ederek, etkin şekilde çalışır durumda bulundurunuz.
*Aracınızın anti-firizini -25 dereceye ayarlatınız.
*Camların buharlaşmasını önlemek ve temiz hava girişini sağlamak için camlardan birini hafifçe açık bırakınız.
*Yakıt deposunda su yoğunlaşmasını önlemek için depoyu mümkün olduğu kadar dolu tutunuz.
*Sürüşünüz sırasında yayalara karşı da çok dikkatli olunuz. Bu tip hava koşullarında yayaların dengelerini kaybederek, aracın önüne aniden çıkabileceğini aklınızdan çıkarmayınız.
*Diğer taşıtlarla aranızdaki güvenli takip mesafenizi normalin iki katına çıkarınız. Eğer yol buzlu ise takip mesafenizi daha da arttırınız.
*Köprü,viyadük,üst geçit ve gölge alanların diğer kesimlerden daha önce donmaya başladığını unutmayınız. İstikametinizde bulunan bu gibi noktalara yaklaşırken hızınızı yavaşça azaltınız.Bu kesimlerde frene basmayınız ve taşıtı olabildiğince kontrolünüzde tutmaya çalışınız.
*Kullanacağınız güzergahı belirlerken trafik ve yol bültenlerini dinleyiniz. Düşük vitesle araç kullanarak, beklenmeyen durumlara karşı daha dikkatli olunuz. Şehir içerisinde eğimli yollardan kaçınarak düz ve trafik akışı daha yoğun olan yolları seçiniz.Aracınızı gideceğiniz yere yakın uygun alanda park ederek yürümeyi tercih ediniz.
Kışın frenleme,hızlanma ve dönüşler sırasında aracınız yol yüzeyinde kayabilir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda aşağıdaki işlemleri uygulayabilirsiniz.

*KIŞA HAZIRLIKSIZ
Yakalanmamak için mutlaka püf noktalarına dikkat edin ve aracınızı iyi bir kontrolden geçirin.
Aşırı soğuk, kar ve buz, sürüşü çok tehlikeli hale sokabiliyor. Herhangi bir zamanda sürücünün başına geldiğinde sorun olmayan bir olumsuzluk, kış şartlarında ölümcül olabiliyor. Bu sebeple, koruyucu kış bakımı büyük önem taşıyor. Karlı kış şartlarında hasar ve yaralanmalı kazalardan korunmanın en iyi yolunun, 'mecbur kalmadıkça taşıt kullanmamak' olduğu bildiriliyor. Uzmanlar, bakımlı bir araçla kış şartlarında sürüşün çok zevkli olduğunu belirterek, en iyi planlama kılavuzunun, aracın katalogu olduğunu bildiriyor. Uzmanlar, "Katalogu okuyarak, imalatçının önerilerine ve servis takvimine uyunuz. Kışın hızlı araç kullanmayınız. Kötü havalarda mümkünse yola biraz daha erken çıkınız" önerisinde bulunuyor.

*Uzmanlar, sürücülerin kışa girmeden önce alması gereken bazı önemli tedbirleri şöyle sıralıyor:
Normalde çok iyi çalışmayan bir motorun, kötü hava şartlarında çok daha zor çalıştığını veya hiç çalışmayabileceğini vurgulayan uzmanlar, motorun zor ilk hareket, bozuk rölanti ve avans ayarı, stop etme, düşük güç gibi sürüş problemleri varsa, iyi bir serviste ayarlattırılmasını öneriyor. Uzmanlar, yakıt sistemindeki nemin donmasını önlemek için, depoya ayda bir kez bir şişe buz önleyici katık eklenmesi gerektiğini ifade ederek, "Yakıt deponuzu yarıdan fazla dolu tutun. Dolu tutulan yakıt deposu, borulardaki donmayı önleyecektir" diyorlar. Uzmanlar, motorun yağını ve yağ filtresinin de katalogda belirtilen sürelerde (genellikle her 5 bin-10 bin kilometrede bir) değiştirilmesi gereğine dikkat çekiyor. Soğutma sisteminin, iki yılda bir tamamen boşaltılıp yıkanarak tekrar doldurulması gerektiğini kaydeden uzmanlar, motor tamamen soğumadan radyatör kapağının açılmaması gerektiğini bildiriyor. Uzmanların bir diğer tavsiyesi de, termostatın çalışıp çalışmadığı, kayışların, kelepçelerin ve hortumların sıkılık ve durumlarının kontrol edilmesi veya ettirilmesi yönünde.

*Aküye dikkat
İlk harekete geçme zorluklarına karşı ateşleme sisteminin kontrol ettirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, cam sileceklerinin ve camların da temiz tutulması konusunda uyarıyor. Uzmanlar, aşınmış, sertleşmiş sileceklerin değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Aküleri kışın oldukça zor bir görevin beklediğini hatırlatan uzmanlar, soğuk motoru çevirmek için çok daha fazla enerji gerektiğine dikkat çekerek, "Kışa girmeden önce akünüzü kontrol ettiriniz. Zayıfsa şarj ettiriniz veya eski ise değiştiriniz. Sizin yapabilecekleriniz, kutupları ve kablo başlarını tel fırça ile fırçalamak, tüm yüzeyleri temizlemek, bağlantıları sıkmak olabilir. Eğer kapakları açılıyorsa, akünün içerisindeki sıvı seviyesini kontrol edebilir, eksikse saf su ekleyebilirsiniz. Akü yüzeyindeki artıklara dokunmayınız, akü ile çalışırken gözlük ve lastik eldiven giyiniz" diyorlar.

*Sıkı kontrol
Uzmanlara göre, tüm lambaların kontrol edilmesi ve çalıştıklarından emin olunması gerekiyor. Lambaların üzerini kaplayan yol kirlerinin ıslak bezle temizlenmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, görüş azaldığında mutlaka farların yakılmasını öneriyor. Kaçaklara karşı egzoz sisteminin kontrol ettirilmesi gereğine işaret eden uzmanlar, gövde ve döşemede küçük delikler olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini bildiriyor. Uzmanlar, aracın kapalı garajda çalıştırılarak ısıtılması durumunda, egzoz dumanının ölümcül olabileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, lastik dişlerinin durumunun kontrol edilmesi gerektiğini de ifade ederek, aşınmış lastiklerin kışın kullanılmasının büyük sorunlar açabileceğini kaydediyor. Lastik basınçlarının ayda bir (soğukken) kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlatan uzmanlar, frenlerin bir tarafa çekmesinin, tehlikeli kaymalara sebep olabileceğini de belirtiyor.

*Cilayı unutmayın
Kışın yolların buzlanmaya karşı tuzlandığını hatırlatan uzmanlar, "Yol tuzlarının, aracınızın metal kısımlarını çürütmemesi, boyasını bozmaması için, mümkünse, aracınızı ayda en az iki defa yıkayınız. İyi bir cilalama da gereklidir. Cila, yağışla gelen kirleticilerin araç yüzeyine yapışmasını önler. Kışın aracınızın içini de en az bir kez temizleyiniz" diyorlar.

*Aracınız kaymaya başlarsa
Kışın genellikle frenleme, hızlanma ve dönüşler sırasında kaymalar olduğunu belirten uzmanlar, böyle bir durumda aşağıdaki işlemlerin uygulanmasını öneriyor: "Aracınız arkadan itişli ise, ayağınızı frenden uzak tutunuz. Vitesi boşa alınız. Direksiyonu, aracın önünün gitmesini istediğiniz yöne çeviriniz ve tekerleklerde kayma sona ermeden önce direksiyonu tekrar geriye düzeltiniz. Kontrolü sağladıktan sonra, yavaşça hızlanabilirsiniz."

*Ön tekerlek kaymalarının, sert fren ve hızlanmadan kaynaklandığını ifade eden uzmanlar, şunları kaydediyor:
"Bu durumu düzeltmek için, fren ve gaz pedalının ikisinden de ayağınızı çekiniz. Vitesi boşa alınız. Eğer çekiş kaybından önce ön tekerlekleri yönlendirdiyseniz, direksiyon simidini döndürmeyiniz. Eğer tekerlekler hafifçe yana kayıyorsa hafifçe fren yapınız. Tekerleklerin yolu kavramasını bekleyiniz. Çekiş sağlandığında, direksiyon kontrolünü de yeniden kazanmış olacaksınız. Frenleme sırasında tekerlek kilitlenmesi oluyorsa, ABS (anti-lock) freniniz varsa, freni pompalamayınız. ABS'niz yoksa, kilitlenme çözülünceye kadar freni gevşetiniz ve yavaşça tekrar frenleyiniz."

*Aracınız kar ya da çamura saplanırsa Uzmanlar, aracı kar veya çamura saplanan sürücülere şunları öneriyor:
"Tekerlekleri düz durumda tutarak aracınızın düz gitmesini sağlayınız. İleriye gidemiyorsanız, önce geriye, sonra tekrar ileriye doğru gitmeye çalışınız. Elle kumandalı vites kutusu kullanıyorsanız, tekerleklerin kaymasını önlemek için vitesi 2. vitese alınız. Motoru stop ettirmeden ve çekişi sağlayıncaya kadar gaza yavaşça basınız. Kara saplandığı için ilerleyemeyen aracınızın tekerleklerine yol açmak için hafif ileri-geri yapınız ve giderek bu mesafeyi arttırınız. Karda mahsur kalırsanız, aracınızın iki ucunda güvenli mesafede iki ışıldak yakınız. Karın egzoz borusunu kapatmasına izin vermeyiniz. Taşıtın içinde kalınız ve temiz hava girişi için bir camı hafifçe açık bırakınız. Battaniyelere sarınınız ve sıcak kalmak için kaloriferi saatte birkaç dakika çalıştırınız."

*Asla unutmayın
Uzmanlar, kış güvenliği açısından taşıtta bulundurulması gereken yardımcı araçları şöyle sıralıyor: 'Cep telefonu, battaniyeler, ilk yardım çantası, uyarı araçları (ışıldak ve reflektör), marş kabloları, kum veya paspas (çekiş için), çekme halatı, tekerlek zincirleri, el feneri, buz kazıyıcı, kar fırçası, küçük bir kürek, eldiven, bot ayakkabı, uzun yolculuklar için ayrıca bir paket mum, bir miktar yüksek enerjili kuru gıda, su, ekstra battaniye ve gerekli ilaçlar.'

*Kışın zorlu koşullarında yolda kalmamak ve güvenli seyahat etmek için aracınızı kışa hazırlayın.
Otomobiliniz, kış aylarının zorlu şartlarıyla mücadele edebiliyor mu? Kış mevsiminden önce aracınızı bir servise götürerek bazı temel kontrolleri yaptırmadıysanız, her an bir olumsuz durumla karşılaşabilirsiniz. Uzmanlara göre, akü, antifiriz, motor yağı, fren hidroliği, şanzıman-diferansiyel yağı, silecek ve fıskiyeleri, lastik, rot balans, kalorifer, far ayarları ve rezistans kontrolleri büyük önem taşıyor.
*Akü
Uzmanlar, otomobilin bütün sistemlerinin güç kaynağı olan akünün, kış aylarının en çok baş ağrıtan parçası olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü akünün, kış aylarında farların, kaloriferlerin ve diğer elektrik ihtiyacı duyan sistemlerin çok çalışması sebebiyle daha fazla yük taşıdığı için özelliğini kaybedebileceğini vurgulayan uzmanlar, bu sebeple voltaj ve şarj gücünün, 'Midtronic' adı verilen bir cihazla ölçülmesi gerektiğini bildiriyor. Uzmanlar, akünün kontrolüne yarayan bir başka aletin de asit bamometresi olduğunu ifade ederek, akü kapağı açılarak yapılan ölçümde, akünün şarja ya da saf suya ihtiyaç duyup duymadığını öğrenmenin mümkün olduğunu kaydediyor.
*Antifiriz
Radyatör soğutma suyunun donma ve ısınma derecesini düzenleyen bir kimyasal. 'Bomametri' adı verilen cihazla yapılan ölçümde, radyatör suyundaki antifrizin etkisi belirlenerek ya eklenmesi ya da soğutma suyunun tamamen boşaltılarak yeniden antifiriz ve su eklenmesi yoluna gidiliyor. Antifiriz miktarını, aracın kullanıldığı bölgenin iklimi belirlemekle birlikte, genel olarak radyatör suyunun yüzde 75'inin antifiriz, yüzde 25'inin de su olması öneriliyor.
*Fren hidroliği
Kış aylarında gerek görüş şartlarının kötüleşmesi gerekse yolların kayganlaşması yüzünden frenler çok daha önemli bir hal alıyor. Bu sebeple, fren hidroliğinin de bütün özelliklerinin tam olması şart. Fren hidroliği kapak açılarak gözle ve elle yapılan muayene sonucunda kontrol ediliyor ve gerekirse ekleme ya da ortalama 50-60 bin kilometrede de tamamen yenileme gerekiyor.
*Direksiyon hidroliği
Güvenlik açısından önemli unsurlardan biri olan hidrolik yağı da kış bakımı sırasında kontrol edilmesi gereken bir nokta. Hidrolik deposu kapağıyla seviye, elle de vizikosite olarak adlandırılan yoğunluk kontrolü yapılmalı ve gerekiyorsa yağ eklenmeli.
*Şanzıman ve diferansiyel yağı
Otomobillerin mekaniğinde en önemli parçalardan olan şanzıman ve diferansiyelin yağı da kontrol edilmelidir. Çünkü soğuk kış gecelerinde bu yağın donması halinde, araç büyük hasar görebilir. Bu sebeple, bu yağın bulunduğu bölümün tapası açılarak bakılmalı, belirli miktar akma yapmıyorsa mutlaka yağ eklenmelidir.
*Motor yağı
Aracın kalbi olan motorun verimli çalışabilmesi için çok önemli rol üstlenen motor yağının da kontrolünde fayda var. Yağ gösterge çubuğuyla seviye ölçülürken, elle de yoğunluğu belirlemek mümkün. Eğer yağ, çubuğun üzerinde belirtilen sınırların altındaysa mutlaka ekleme yapılmalı ya da periyodik değişim kilometresi geldiyse yağ değiştirilmelidir.
*Hava filtresi
Yanma odasına giden havanın süzgeci rolünü üstlenen hava filtresi de kontrol edilerek gerekiyorsa değiştirilmeli ve yanmanın daha sağlıklı olması sağlanmalıdır.
*Silecek suyu
Yollardaki çamurun, aracın camı üzerinde oluşturduğu tabakayı silmek için ihtiyaç duyulan silecek suyunun tam olması, istenirse deterjan katılarak yağlı pislikleri de temizlemesi, kışın özellikle güvenlik açısından çok önemli.
*Silecekler ve fıskiyeler
Kış aylarında belki de aracın en çok kullanılan parçalarından olan sileceklerin yeni ve sorunsuz olması, hem görüş hem de rahatlık bakımından önemlidir. Eğer silecekler, püskürtülen suyu iz bırakmadan temizliyorsa bir sorun yok demektir. Ancak iz bırakıyorsa, lastiklerinin değiştirilmesi gerekiyor. Fıskiyeler de püskürtme yönünde bir sorun olup olmadığına göre ya temizlenmeli ya da ayarlanmalıdır.
*Kalorifer-klima sistemi
Klima ve kalorifer sistemi çalıştırılarak gerek ısıtma, buğu çözme, gerekse diğer fonksiyonları açısından elden geçirilmeli, varsa sorunlar giderilmelidir. Ayrıca klimalı araçlarda kullanılan polen filtresi de kontrol edilerek gerekiyorsa değiştirilmelidir.
*Rezistans
Kışın arka camdaki buğuyu çözerek görüş imkanını artıran rezistans da kontrol edilmesi gereken unsurlardan biri. 'Multimetre' adı verilen cihazla, rezistans çizgilerini oluşturan devrelerin direnci ve güç aktırımı kontrol edilmeli. Sorun varsa ya tamiri ya da camın değiştirilmesi yoluna gidilmelidir.
*Farlar
Kışın erken kararan veya kapalı hava sebebiyle, yaz aylarına göre daha fazla ihtiyaç duyulan farlar da daha iyi bir görüş için gerek yükseklik, gerekse yan açılar olarak kontrol edilmelidir. Bir sorun varsa gerekli ayarlar yapılmalı ve ampuller değiştirilmelidir.
*Balatalar ve diskler
Aracın güvenli seyriyle ilgili bir başka önemli nokta olan fren balataları ve diskler de kontrol edilmesi gereken parçalardan. Gözle yapılan muayenede balataların durumu kontrol edilmeli ve gerekiyorsa değiştirilmelidir. Disklerde de herhangi bir sıkıntı olup olmadığına bakılarak gerekli tedbirler alınmalıdır.
*Rot-balans
Aracın yol tutuşu ve sürüş konforu için balans ve rot ayarları da dikkatlice yaptırılmalıdır. Aracın diğer bakımları yapılırken sökülen lastikler önce balans için cihaza takılmalı ve gerekiyorsa kurşun eklemeleriyle titreşimi ortadan kaldırılmalıdır. Balans ayarından sonra sonra rota sokulan araç, sağa sola çekmeler ve diğer dengeler için ayarlanmalıdır.
*Lastikler
Otomobili ve dolayısıyla içindekileri yola bağlayan lastikler, kış aylarında kilit rolü üstlenmektedir. Çünkü gerek yağışlar, gerekse kış şartlarında lastikler, frenden yol tutuşuna kadar güvenlik için çok önemlidir. Bu sebeple lastiklerin gözle ve ilgili cihazlarla diş derinliğinden yüzeyine kadar kontrolleri yapılmalı, gerekirse bir lastikçiye gidilerek lastiğin durumundan emin olunmalıdır.
*Korozyon
Aracın boyası üzerinde meydana gelen çizik, kırılma vs. sorunlar, yağışlarla birlikte daha büyük sorun haline gelir. Çünkü buradan sızan su, zamanla aracın boyasında ciddi problemler doğurabilir. Bu sebeple, boyadaki bu tür bölgeler rötuşlaşmalıdır.

KORNA
ELİMİZ KORNAYA NE ZAMAN GİTMELİ?

*Yakın ileriyi göremediğimiz kavşak, dönemeç ve tepe üstü gibi yerlere yaklaşırken, gelişimizi haber vermek için,
*Gerektiğinde karayolunu kullananları uyarmak için,
*Gündüz öndeki sürücüye geçme isteğimizi belirtmek için.
Bu durumlar dışında korna kullanılmamalıdır. Gereksiz yere kornaya basmak ya da gereğinden uzun basmak çevremizdekileri rahatsız edecektir. Geçiş üstünlüğüne sahip araçlarda bulundurulması gereken tipte korna ise takılamaz.
Korna ayarına da dikkat!

K İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

İleti omeralemdar » 02 Temmuz 2008 13:31

M İLE BAŞLAYAN KONULAR
MEVSİM ŞARTLARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
*Kara Ve Tipiye Dikkat!
Karda buzda hangi lastiği seçmeli?

Karlı havalarda lastiklerin, aracın kontrolü ve kazaların önlenmesi bakımından hayati önem taşıdığını belirten yetkililere göre, öncelikle lastik diş derinliği 1.5 milimetrenin altındaki lastiklerin kullanılmaması gerekiyor. Yeni takılan lastiklerin ise ''yolu daha çok tutacağı'' yanlış inancıyla kesinlikle hava basınçları düşürülmemesi gerektiği ifade ediliyor.
Lastik havalarının düşürülmesinin aracın daha fazla kaymasına neden olacağını belirten uzmanlar, şayet kış lastikleri yoksa, karlı havalarda aracın çeker akslarına zincir takarak çekişinin arttırılabileceğini belirtiyor. Ancak arabaya zarar vermemesi için kar olmayan zeminde zincirin sökülmesi gerekiyor.
Buzlu zeminde kış lastiklerinin bile aracı kaydırabileceği belirtilirken, bu durumda çivili kış lastiklerinin kullanımının buzlu zeminde daha iyi yol tutuşu vereceği ifade ediliyor. Ayrıca lastiklerin 15 günde bir doğru ölçen bir hava saati ile ölçülmesinin, lastiklerden en iyi performansın alınmasında yardımcı olacağı belirtiliyor.

*Rahat otomobil kullanımı gerekli!
Otomobillerde yapılacak kış şartları değişikliklerinin yanı sıra sürücülerin dikkat etmesi gereken noktaların başında rahat otomobil kullanımı geliyor. Yetkililer, kış aylarında sürücülerin soğuktan korunmak için kat kat giyindiğini ve araç içerisinde rahat hareket edemedikleri belirterek, hareketi etkilemeyecek kıyafet giyilmesini öneriyor. Ayrıca altı ıslak, kalın ve geniş ayakkabılarla araba kullanılmasının gaz-fren senkronizasyonu bozabileceğine işaret ediliyor.
Kış aylarında otomobillerde zincir, takoz, çekme halatı, ilk yardım malzemelerinin yanı sıra, yedek su bulundurulması, ilave paspas veya gazete serilmesi (ayak altında toplanmaması için gazete ve paspasın sabitlenmesi) ve farların sürüş esnasında açık bırakılması da tavsiye edilen konular arasında yer alıyor.
Trafik uzmanları, kazaları önlemeye yönelik bütün bu tedbirlerin başında yavaş gidilmesini ve hız kurallarına uyulmasını, özellikle karlı havalarda takip mesafesinin her zamankinden daha uzun tutulmasını öneriyorlar.

*“DONAN CAMA SICAK SU DÖKMEYİN”
Araçların kış mevsimine hazırlanırken radyatörün donma ihtimaline karşı antifriz ilave edilmesi, motor yağı seviyesine bakılması, frenler, silecekler, kalorifer, klima, havalandırma ve rezistansın iyi durumda olduğunun kontrol edilmesi gerekiyor. Ayrıca kışın daha fazla çalışacağı için otomobilin aküsü, elektrik şarj ve marş dinamolarının da kontrolden geçirilmesi önem taşıyor. Havaların soğumasıyla camların zaman zaman buz tutacağını anımsatan yetkililer, çözülmesi için camlara sıcak su dökmek yerine, musluk suyu öneriyorlar. Musluk suyunun “iyi bir buz çözücü” olduğunu ifade eden yetkililer, sıcak su kullanılması halinde camın kırılabileceğine dikkati çekiyorlar.
Otomobillerin kapı kilitlerinin donması da kış aylarında sıkça karşılaşılan sorunların başında geliyor. Bu durumda sürücünün buz çözücü sprey kullanması ya da anahtarı çakmak kullanarak ısıtması öneriliyor. Camların antifriz ile silinmesi de camın dışının donmasını engelliyor. Aracın içerisindeki buğulanmayı önlemek için yine sprey kullanılmasını tavsiye eden yetkililer, camın içeriden sıvı deterjanla silinmesinin de işe yarayabileceğini belirtiyorlar.
Kış aylarının özellikle aşırı soğuk günlerinde aracın el freninin kesinlikle çekilmemesi gerekiyor. Fren çekili unutulur ve donarsa aracı arkadan ve önden iterek sıkışan frenin açılması, bununda işe yaramadığı durumlarda fren sistemine sıcak su dökülmesi yeterli oluyor.

*”LASTİKLERİ KONTROL EDİN”
Karlı havalarda lastiklerin, aracın kontrolü ve kazaların önlenmesi bakımından hayati önem taşıdığını belirten yetkililere göre, öncelikle lastik diş derinliği 1.5 milimetrenin altındaki lastiklerin kullanılmaması gerekiyor. Yeni takılan lastiklerin ise “yolu daha çok tutacağı” yanlış inancıyla kesinlikle hava basınçları düşürülmemesi gerektiği ifade ediliyor. Lastik havalarının düşürülmesinin aracın daha fazla kaymasına neden olacağını belirten uzmanlar, şayet kış lastikleri yoksa, karlı havalarda aracın çeker akslarına zincir takarak çekişinin arttırılabileceğini belirtiyor. Ancak arabaya zarar vermemesi için kar olmayan zeminde zincirin sökülmesi gerekiyor.
Buzlu zeminde kış lastiklerinin bile aracı kaydırabileceği belirtilirken, bu durumda çivili kış lastiklerinin kullanımının buzlu zeminde daha iyi yol tutuşu vereceği ifade ediliyor. Ayrıca lastiklerin 15 günde bir doğru ölçen bir hava saati ile ölçülmesinin, lastiklerden en iyi performansın alınmasında yardımcı olacağı belirtiliyor.

*“ARAÇ KULLANIRKEN KAT KAT GİYİNMEYİN”
Otomobillerde yapılacak kış şartları değişikliklerinin yanı sıra sürücülerin dikkat etmesi gereken noktaların başında rahat otomobil kullanımı geliyor. Yetkililer, kış aylarında sürücülerin soğuktan korunmak için kat kat giyindiğini ve araç içerisinde rahat hareket edemedikleri belirterek, hareketi etkilemeyecek kıyafet giyilmesini öneriyor. Ayrıca altı ıslak, kalın ve geniş ayakkabılarla araba kullanılmasının gaz-fren senkronizasyonu bozabileceğine işaret ediliyor.
Kış aylarında otomobillerde zincir, takoz, çekme halatı, ilk yardım malzemelerinin yanı sıra, yedek su bulundurulması, ilave paspas veya gazete serilmesi (ayak altında toplanmaması için gazete ve paspasın sabitlenmesi) ve farların sürüş esnasında açık bırakılması da tavsiye edilen konular arasında yer alıyor.
Trafik uzmanları, kazaları önlemeye yönelik bütün bu tedbirlerin başında yavaş gidilmesini ve hız kurallarına uyulmasını, özellikle karlı havalarda takip mesafesinin her zamankinden daha uzun tutulmasını öneriyorlar.
KAYNAK:http://www.direksiyonkursu.com

*MOTORLU TAŞITLARDA TRAFİĞE KATILMA-TESCİL İŞLEMLERİ:
Araç sahipleri araçlarını yönetmelikte belirtilen esaslara göre yetkili tescil kuruluşuna tescil ettirmek ve tescil belgesi almak zorundadır.
1- Tescili zorunlu olan ve daha önce tescili yapılmamış bir aracı satın alan veya gümrükten çeken araç sahipleri:
->Satın alma veya gümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde gerekli bilgi ve belgelerle birlikte yazılı olarak yetkili tescil kuruluşuna müracaat etmek zorundadırlar.
2- Tescili araçları NOTER senediyle satın veya devir alan araç sürücüleri, aracı adına tescil ettirmek üzere:
->Gerekli bilgi ve belgelerle birlikte bir ay içinde yetkili tescil kuruluşuna müracaat etmek zorundadırlar.
3- Tescil edilerek tescil belgesi alınan araçların karayoluna çıkabilmesi için ayrıca TRAFİK BELGESİ ve TESCİL PLAKALARI' nı alması gerekir.
4- Tescil belgesi, trafik belgesi ve tescil plakaları araç üzerinde hazır ve uygun durumda bulundurmadan araç trafiğe çıkamaz.
5- Tescil işlemleri geciken araçların geçici olarak trafiğe çıkarılıp karayolunda kullanılması için: Geçici trafik belgesi ve Geçici trafik plakaları alınması mecburidir.
6- Tescil plakalarının araç üzerinde ve uygun durumda bulundurulması yanında ışıkların yakılması ile birlikte arka plakaların 20 metre mesafeden okunabilecek şekilde aydınlatılmış ve temiz olmalıdır.
7- Motorlu bir aracın işletilmesi ve herhangi bir kazaya karışması gibi durumlara karşı MALİ SORUMLULUK SİGORTASI yaptırması zorunludur.
8- Motorlu araç sürücüleri: trafik zabıtası (polisi) tarafından yapılacak denetim ve kontrol sırasında,
a)sürücü belgesini
b)tescil belgelerini
c)trafik belgesini
d)mali sorumluluk sigorta poliçesini ve tescil plakalarını göstermek zorundadır.
9- Araç sahipleri ekonomik ömrünün dolması, kaza, yangın, tahrip edilme veya benzeri sebeplerle hurdaya ayırdıkları araçların tescilinin silinmesi için hurdaya ayırma tarihinden itibaren 1 ay içinde ilgili tescil kuruluşuna dilekçe ile müracaat etmek zorundadır.

*ARAÇLARIN MUAYENE MECBURİYETLERİ VE SÜRELERİ:
1)Hususi otomobiller ile bunların her türlü römorkları:
-Trafiğe çıkarılışından sonra ilk 3 yaş sonunda ve devamında her 2 yılda bir.
-Resmi ve ticari plakalı e bunların her türlü römorkları: İlk trafiğe çıkışından itibaren ilk 2 yaş sonunda devamında yılda 1.
-Lastik tekerlekli traktörler ve bunların her türlü römorkları:
İlk trafiğe çıkışından itibaren ilk 3 yaş sonunda ve devamında her 3 yılda bir.
-Diğer bütün motorlu araçlar ile bunların her türlü römorkları ilk bir yaş sonunda ve devamında her yıl.
periyodik muayeneye tabi tutulur.
2)Motorlu taşıtın muayene süresi dolmamış olsa bile;
-Kazaya karışması sonucu yetkili zabıtaca muayenesi görülen araçlar,
-Üzerinde değişiklik yapılan araçlar
ayrıca özel muayeneye tabi tutulurlar.
3)Araç üzerinde yönetmelikte belirtilen şekilde yapılacak her türlü değişikliğin araç sahibi tarafından 30 gün içinde yetkili tescil kuruluşuna bildirilmesi mecburidir.
4)Uyuşturucu ve keyif verici maddeleri almış olanlar:
-Derhal araç kullanmaktan men olurlar.
-Mahkeme kararıyla para ve hapis cezası ile cezalandırılır, sürücü belgesi süresiz olarak geri alınır.

*MUAYENE MECBURİYETLERİ VE SÜRELERİ &*ARAÇLARIN MUAYENE MECBURİYETLERİ VE SÜRELERİ:
1)Hususi otomobiller ile bunların her türlü römorkları:
-Trafiğe çıkarılışından sonra ilk 3 yaş sonunda ve devamında her 2 yılda bir.
-Resmi ve ticari plakalı e bunların her türlü römorkları: İlk trafiğe çıkışından itibaren ilk 2 yaş sonunda devamında yılda 1.kere
-Lastik tekerlekli traktörler ve bunların her türlü römorkları:
İlk trafiğe çıkışından itibaren ilk 3 yaş sonunda ve devamında her 3 yılda bir.
-Diğer bütün motorlu araçlar ile bunların her türlü römorkları ilk bir yaş sonunda ve devamında her yıl. periyodik muayeneye tabi tutulur.
2)Motorlu taşıtın muayene süresi dolmamış olsa bile;
-Kazaya karışması sonucu yetkili zabıtaca muayenesi görülen araçlar,
-Üzerinde değişiklik yapılan araçlar. ayrıca özel muayeneye tabi tutulurlar.
3)Araç üzerinde yönetmelikte belirtilen şekilde yapılacak her türlü değişikliğin araç sahibi tarafından 30 gün içinde yetkili tescil kuruluşuna bildirilmesi mecburidir.
4)Uyuşturucu ve keyif verici maddeleri almış olanlar:
-Derhal araç kullanmaktan men olurlar.
-Mahkeme kararıyla para ve hapis cezası ile cezalandırılır, sürücü belgesi süresiz olarak geri alınır.

*MOTORUN TANIMI
Kimyasal enerjiyi(Benzin veya motorin)ısı enerjisine,ısı enerjisini de mekanik enerjiye çeviren makinelere MOTOR denir.

*MOTOR Yakıttan elde ettiği ısı enerjisini mekanik enerjiye çeviren makinalara motor denir.

MOTOR ÇEŞİTLERİ
Yakıtlarına göre motorlar, Dizel-Benzin-LPG li olmak üzere ayrılırlar. Benzinli motorun yakıtı benzin; Dizel motorun yakıtı Mazot (motorin); LPG'li motorun yakıtı ise LPG gazıdır.
Silindir diziliş şekillerine göre motorlar sıra tipi, v tipi, yıldız tipi, boksör tipi şeklindedir.
A. Yakıttan Yanma Yerine Göre Sınıflandırılması :
Yanma sistemine göre motorlar, içten yanmalı ve dıştan yanmalı diye ikiye ayrılır.
Araçlardaki motorlar içten yanmalı motorlardır…
İçten yanmalı motorlar ise, mazot, benzin ya da motorin yakarlar.
1. İçten yanmalı motorlar
2. Dıştan yanmalı motorlar
B. Zamanlarına Göre :
Motorlar, çalışma zamanlarına göre, iki zamanlı ve dört zamanlı motorlar diye ikiye ayrılır.
4 zamanlı motorlarda 4 zaman, sırası ile şöyledir: Emme, sıkıştırma, ateşleme (veya genişleme; iş zamanı da denir), egzost.
1. Dört zamanlı motorlar
2. İki zamanlı motorlar
C. Yakıt Çeşitlerine Göre :
Benzinli motorlarda ateşleme, sıkıştırılmış benzin-hava karışımının buji ile ateşlenmesi ile olur. Katalitik konvertör kullanılan araçlarda yakıt olarak, kurşunsuz benzin kullanılır.
1. Benzinli motorlar
Enjektörlerden püskürtülerek ateşleme yapılan motorlarda yakıt olarak motorin kullanılır.
2. Dizel motorlar
3. LPG motorlardır
D. Soğutma Sistemine Göre :
Soğutma sistemine göre motorlar, su soğutmalı ve hava soğutmalı diye ikiye ayrılır.
1. Su soğutmalı motorlar
2. Hava soğutmalı motorlar
Motorun bazı parçaları şunlardır: marş motoru, piston, segman, piston kolu, silindir kapağı, supap kapağı, eme manifoltu, egzost manifoltu, silindir gövdesi, silindir gömleği, Karter, conta, külbütör, emme supapı, egzost supapı, supap iteceği, krank mili, kam mili, volan dişlisi, eksantrik dişlisidir.
Dizel motorda ise bunların dışında, mazot pompası (enjeksiyon pompası) ve enjektör de bulunur.
Benzinli motorlarda, üsttekilerin dışında karbüratör, benzin pompası, buji, distribütör, bobin vardır.

*MOTORUN BELLİ BAŞLI KISIMLARI
- Silindir (Motor) Bloğu
- Silindir Kapağı
- Karter
- Sübap (Külbütör) Kapağı
- Radyatör
- Karbiratör
- Hava Filitresi
- Manifoltlar (Emme ve Egzost)
- Yağ Filitresi
- Endüksiyon Bobini
- Buji
- Krank Mili
- Piston
- Piston Kolu
- Yağ Pompası
- Yakıt Pompası(Benzin Otomatiği)
- Distribütör

*MOTORLARDA İŞ OLUŞUMU( 4 ZAMANLI)
1. Emme Zamanı :
Benzinli motorlarda birinci zamanda karbüratörün hazırladığı benzin-hava karışımı,emme manifolduldan geçerek açılan emme subabından silindir içerisine alınır. Bu alım işlemi alt ölü noktaya kadar devam eder.
2. Sıkıştırma Zamanı :
Bu zamanda içeriye alınan benzin-hava karışımı üst ölü noktaya kadar sıkıştırılır.
3. Ateşleme (İş) Zamanı :
Bu zamanda sıkıştırılmış olan benzin-hava karışımı buji ile ateşlenir. Bu zamanda motorun çalışması için gerekli olan iş elde edilir.
4. Egzost Zamanı :
Bu zamanda yakılmış olan benzin-hava karışımı egzost sübabı açılır ve egzost manifoldu yardımıyla dışarı atılır.

*YAKIT SİSTEMİ
Benzinli motorun yakıt sisteminin parçalarından bazıları şunlardır:
yakıt deposu, yakıt pompası, yakıt göstergesi, karbüratör, hava filtresi, emme manifoltu.
Dizel motorun yakıt sisteminin parçalarından bazıları şunlardır: yakıt deposu, besleme pompası, mazot filtresi, enjeksiyon pompası, enjektör, ısıtma kızdırma bujileri, yakıt göstergesi.
Hava filtresinin görevi, karbüratöre giren havayı süzmek ve sessiz emiş sağlamaktır. Hava filtresinin tıkanmasını önlemek için basınçlı hava ile temizlemeliyiz. Öte yandan, hava filtresi tıkalı olan motor zengin karışımla çalışır. Filtre yine de temizlenmeden motor hala çalıştırılırsa motor boğulur.
Karbüratör, emme manifoltu üzerindedir ve sadece benzinli motorlarda olur. Benzin-Hava karışımını ayarlar. Karbüratörün karıştırma oranı 1/15'tir.
Jikle devresinin görevi, soğuk havalarda motorun çabuk çalışmasını sağlamaktır. Jikle devresi karbüratörde bulunur. Jikle kelebeği, karbüratörün hava giriş deliği önünde bulunur.
Yağ filtresi yağı süzer ve temizler.
Silindir içindeki yanmış gazlar egzost manifoldu ile dışarı atılır.
Egzost susturucusu, basınçlı olarak çıkan yanlış gazların sesini azaltır. Eğer aracın egzostundan fazla ses çıkıyorsa susturucu patlak olabilir.
Supap ayarı, en önemli motor ayarlarından biridir. Soğuk ve sıcak ayar olarak ikiye ayrılır.
Bir aracı kış şartlarına hazırlarken en önemli noktalardan biri hava filtresini kışlık pozisyona almak ve otomatik jikle kışlık pozisyonuna çevirmektir.
Araçta yakıt ikmali yapılırken motor stop edilir.
Ayağımızı gaz pedalından çeksek bile motorun hala çalışmasını sağlayan devre rölanti devresidir.
Yakıtın içinde toz-su-pislik vs. varsa motor tekleyerek çalışır.
Yakıt sistemi ayarlarından biri rölanti ayarıdır.
Boğulmuş bir motoru çalıştırmak için gaz pedalına sonuna kadar basılarak marş yapılır.
Motor ısınıca stop ediyorsa karbüratöre de bakılmalıdır.

*YAKIT SİSTEMİ
Yakıt sisteminin olması gerektiği gibi çalışması motorun yakıt sarfiyatına sebep olmayacağı gibi birde motorda beklenen performansı almamızı sağlayacaktır.

*ATEŞLEME SİSTEMİ
Benzinli motorun ateşleme siteminin bazı önemli parçaları şunlardır:
Akü, kontak anahtarı, endüksiyon bobini, distribütör, buji ile distribütör içinde bulunan platin takımı, alçak yüksek gerilim kabloları kondansatör, tevzii makarasıdır.
Benzinli motorlarda bujinin görevi ateşlemeyi sağlamaktır. Benzinli motorlarda bulunan distribütör' ün en önemli görevleri endüksiyon bobininden gelen yüksek voltajı bujilere dağıtmanın yanı sıra, platin ve meksefe yardımıyla yüksek voltajın oluşumunu sağlamak, ayrıca tevzii makarasıyla da elektrik dağıtımını sağlamaktır.
Endüksiyon bobini aküden gelen voltajı 15.000 - 25.000 volta çıkarır.
Bujilere ateşleme sırasına göre akım dağıtan distribütördür. Motor çalışmazken kontak anahtarı, ateşleme durumunda açık unutulursa platin ya da bobin yanabilir.
Aracın belirli bir km.sinden sonra bazı parçaları değişmelidir. Bunlardan biri platin ve bujidir. Ateşleme sistemi ayarlarından biri buji ayarı ve diğeri ise platin ayarı ile avans ayarıdır.
Platin meme yapmış ise meksefe (kondansatör) yanabilir. Platin meme yaparsa zımparayla temizlenir.
Motorun çalışması sarsıntılı ise, sebebi buji kablolarından birinin çıkmış olması olabilir.
Benzinli bir motorda normal yanma olmamasının sebeplerinden biri bujilerin normal ateşleme yapmaması,
bir diğeri de platin ayarının bozuk olması ayrıca bujilerin kurum bağlanmış olmasıdır.
Bujiler ayarsız ve aşınmış ise motor çekişten düşer.
Buji ayarları yanlış yapılmış bir aracın egzost dumanı siyahtır.
Motorun egzostundan siyah duman çıkması durumunda karışım oranı da kontrol edilmelidir.

*ATEŞLEME SİSTEMİ:
Bir motordan beklediğimiz verimi alabilmek için, yakıtın düzgün bir şekilde ateşlenmesi gerekmektedir. Nitekim motordaki verimi tam olarak olabilmek için bu sistemin tam olarak çalışması gerekmektedir.

*YAĞLAMA SİSTEMİ
Yağlama sisteminin parçaları:
Karter-yağ pompası,
Filtre,
Gösterge,
Seviye çubuğu,
Yağ kanallarıdır.
Motorda yağın bazı görevleri:
Sürtünmeyi azaltmak,
Aşınmayı önlemek,
Silindir ve segmanlar arası boşluğu doldurup sızdırmazlığı sağlamak,
Soğutmaya yardımcı olmak,
Aşınmadan dolayı oluşan pislikleri temizlemektir.
Karterin önemli görevlerinden bazıları:
Motor bloğunun altını kapatmak ve yağa depoluk etmektir.
Araçta motor yağı kontrol edilirken kontak anahtarı kapatılır ve 4-5 dakika beklenir. Yağ ölçümü yapılırken araç düz durumda olmalıdır. Yağ seviyesi yağ çubuğuyla ölçülür, ve yağın seviyesi yağ çubuğunun iki çizgisi arasında olmalıdır. Yağ seviyesi normalin çok altında iken motor çalıştırılırsa motor ısınır ve yanar.
Motor yağı değiştirilirken motor sıcak olmalıdır.
Motorlarda genellikle 20-50 W numara motor yağı kullanılır. Motorun yağı Karterin altındaki tapa açılarak boşaltılır. Yeni motoryağı ise süpap muhafaza kapağı üzerindeki kapaktan doldurulur.

*MOTOR YAĞI VE YAĞ FİLTRESİ BELLİ KM'LERDE MUTLAKA DEĞİŞTİRİLMELİDİR.
MOTORDA YAĞ BASINCI YOKSA,

Yağ yok,
Filtre tıkalı,
Yağ pompası arızalı,
ya da Yağ müşiri arızalı olabilir.

*MOTORUN YAĞ EKSİLTMESİNİN SEBEPLERİNDEN BAZILARI:
Karter contasnın yırtılması,
Sekman ya da silindirlerin aşınması,
Karterin delik olması,
Tapadan yağ sızdırmasıdır.
Yağ yakan motorun eksoztundan mavi duman çıkar.
Marşa basılıp motor çalıştırıldığında yağ lambasının sönmesi gerekir.
Motor çalıştığı sürece yağlamanın olup olmadığı motor yağ göstergesinden takip edilebilir.
Motor çalışırken yağ göstergesinde anormallik görülürse motor hemen durdurulur.

*YAĞLAMA SİSTEMİ:
Birbiri üzerinde çalışan elemanların aşınmasını aşırı ısınmasını önlemek,çalışan elemanların üzerinden kopan parçacıkları taşıyarak optimum çalışma ortamı sağlayan sisteme Yağlama Sistemi denir.

*SOĞUTMA SİSTEMİ
Su ile soğutma sisteminin bazı parçaları:
Radyatör,
Vantilatör,
Devir daim pompası,
Termostat,
Hararet (ısı) gösterici,
Hararet (ısı) müşiri,
İlave su kabı,
Fan motorudur.
Radyatör, soğutma suyuna depoluk eder. radyatörün altında su boşaltma musluğu vardır.
Termostat silindir kapağı su çıkışındadır. Motorun sıcaklığını çalışma sıcaklığında sabit tutar.
Devir daim pompası vantilatör kayışından hareket alır. Radyatördeki soğuk suyu su kanallarına yollar.
Hava soğutmalı motoru, su soğutmalı motordan ayıran bir diğer özellik hava soğutmalı motorda radyatör ve su pompasının olmamasıdır.
Vantilatör kayışı V şeklindedir. Kayış gerginliği 1-1,5 cm civarında olmalıdır. Vantilatör kayışı hareketini krank mili kasnağından alır ve vantilatör kayışı devir daim pompası ve alternatörü (şarj dinamosunu) çalıştırır. vantilatör kayışı koparsa motor hararet yapar.
Soğutma sisteminde su azalıyorsa
Silindir kapak contası arızalı veya radyatör delik,
Radyatör kapağı bozuk,
Radyatör hortum ve kelepçeleri arızalı veya delik,
Kalorifer hortumları delik veya
Termostat arızalı olabilir.

*SOĞUTMA SİSTEMİ:
Motorda silindir içinde oluşan ateşleme ve yanma sonucu sıcaklık 1800-2500 C kadar yükselir. Sonuç olarak , bu sıcaklıkta elemanların uzun süreli çalışamayacağını düşünürsek motor içindeki sıcaklığın düşürülmesi gerektiği ortaya çıkacaktır. İki biçimde soğutma sistemlerini ayırabiliriz.
- Su Soğutmalı
- Hava Soğutmalı

*MARŞ SİSTEMİ
Marş sistemi motora ilk hareketi verir.
Parçaları:
-Akü,
-Kontak anahtarı,
-Marş motoru,
-Volan dişlisidir.
Marşa basıldığında marş motorunun bediks dişlisi volanın üzerindeki dişlilerle kavraşır ve volanı döndürür.
Volan da krankı döndürerek, motora gerekli ilk hareketi verir.

*MARŞ DURUMUNDA MARŞ MOTORU HİÇ DÖNMÜYORSA:
Akü bitik,
Akü kutup başları gevşek,
Akü kutup başları oksitli,
Marş otomatiği arızalı,
Marş motoru sargıları arızalı ya da sigortası atık olabilir.
Motor çalışırken marş yapılırsa volan dişlisi, marş motoru ve marş dişlisi zarar görür.
Marşa basıldığında marş motoru dönmez, korna da çalmaz ise sorun aküde-kutup başlarında olabilir.
Akü başka bir aküyle takviye yapılacaksa her iki akünün (+) Kutup başları (+) Kutup başlarıyla, (-) Kutup başları ise (-) kutup başlarıyla birleştirilir. Her iki akünün de voltajı aynı olmalıdır.
Dijital göstergeli araçlarda akü takviyesi yapılmaz.
Marşa basma süresi 10-15 saniyedir. Fazla basılırsa akü biter.
Marş yapıldığında tık diye bir ses gelip, marş motoru çalışmıyorsa akü kutup başları gevşek olabilir.
Vantilatör kayışı hareketini volan kasnağından alır ve pervaneyi -devir daim pompasını- şarj dinamosunu çalıştırır. Kayış koparsa vantilatör pervanesi - devir daim pompası ve şarj dinamosu hareket.

*MARJ SİSTEMİ:
Dizel ve benzinli motorlarda,motorun çalışması için ilk hareketi sağlayan sistemdir.

*ŞARJ SİSTEMİ
Şarj sistemi, motor çalışmaya başladığı andan itibaren aracın elektrik ihtiyacını karşılar ve aküyü şarj eder.
Şarj sisteminin parçaları:
Alternatör,
Konjektör (regülatör),
Şarj lambası,
Vantilatör kayışıdır.
Alternatör, krank mili kasnağından vantilatör kayışı ile aldığı mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirir. Bazı araçlarda alternatör değil, şarj dinamosu bulunur.
Konjektör (regülatör), alternatörün ürettiği elektriğin volt ve akımını ayarlar. Aracın devri arttıkça alternatörden çıkan akım ve voltajı ayarlar, tesisata ve aküye gönderir.
Şarj lambası, şarj sisteminin çalışmadığını ikaz eder. Yani alternatör, konjektör vs. arızasını belirtir.
Bir araç için gerekli elektrik enerjisini şarj sistemi sağlar.
Akü, motor çalışmazken ışık ve özel elektrikli alıcıları besler.
Vantilatör kayışı çok sıkı ise alternatör yatakları bozulabilir.
Vantilatör kayışının koptuğu "ilk olarak" şarj ikaz lambasından anlaşılır.
Motor çalışırken ayağımızı gaz pedalından çekince far ışıkları zayıflıyorsa akü zayıflamış olabilir.
Motor çalıştığı halde şarj ikaz lambası yanıyorsa vantilatör kayışı gevşek olabilir ya da alternatör kablo bağlantıları gevşek veya alternatör kömürü aşınmış olabilir.

*ARACIN DURDURULUP KONTAĞIN HEMEN KAPATILMASI GEREKEN HALLERDEN BAZILARI:
- Şarj ikaz lambasının yanması.
- Motordan ani bir sarsıntı ya da ses gelmesi.
- Yağ lambalarının yanmasıdır.
Konjektör ayarı bozuksa akünün su kaybı çok olur.
Araçta ampuller sık sık patlıyorsa veya akü su kaybı fazlaysa veya konjektör arızalı olabilir.
Marşa basılıp motor çalıştığında şarj ikaz lambası sönmelidir.

*ŞARJ SİSTEMİ:
Motor çalıştığı zaman mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren sisteme Şarj Sistemi denir.
Motorlu araçlarda elektrik ihtiyacını karşılar ve aküyü şarj eder.

*GÜÇ AKTARMA SİSTEMİ:
Motorda elde edilen mekanik enerjisinin hareket aksamları vasıtası ile harekete dönüştüren sisteme denir. Şekilde elemanlarını görmek mümkündür.

*FREN SİSTEMİ:
Bir aracı durdurmak kadar önemli olan bir şeyde zamanı gelince durdurabilmektir.
Sonuç olarak fren sistemi araç ve sürücü tarafından oldukça önemli bir sistemdir.

*AYDINLATMA VE İKAZ SİSTEMİ
Aydınlatma sisteminde, sigortalar, kablolar, farlar, park lambası, sis lambası, plaka lambası, gösterge lambası, iç aydınlatma lambası, bagaj aydınlatma lambası, gibi lambalar vardır.
İkaz sisteminde, sinyaller, fren ikaz lambaları, geri vites lambası, korna bulunur.
Her elektrik elemanı gibi araçlarda bulunan aydınlatma ve ikaz sistemi gibi elektrikli devrelerde de:
akü, kablolar, kablo bağlantıları, sigortalar, açma kapama düğmeleri ya da kolları, ve alıcı olarak da ampuller bulunmaktadır.
Bu sistemlerin en önemli arızaları:
Kısa devre,
Kablo kopukluğu,
Akü bitmesi,
Akü kutup başı oksitlenmesi veya akü kutup başı gevşekliği,
Ampul yanması,
Sigorta atması,
Anahtarların arızalanmasıdır.
Fren müşiri ikaz sisteminin bir parçasıdır.
Farlardan bir kısmı ya da hiçbiri yanmıyorsa, sigortası atık olabilir.
Flaşör arızalanınca sinyal lambası yanmaz.
Sigortalar atıksa bunun yerine aynı amperde sigorta takılır.
Far anahtarı bozuksa farlar yanmaz.
Isı göstergesi çalışmıyorsa, ısı göstergesi müşiri arızalı olabilir.
Aracın fren lambaları yanmıyorsa, fren müşiri arızalı olabilir.
Fren lambalarından biri yanmıyorsa, yanmayan lambanın ampulü yanmış olabilir.
Farların bakımı yapılırken, far ayarı yapılır.
Farlardan biri sönük yanıyorsa far kablo bağlantısı gevşemiş veya paslanmış olabilir.
Sigortanın görevi, kısa devre olduğunda sistemi korumaktır.

*GÜÇ AKTARMA ORGANLARI
Güç aktarma organları sırasıyla:
Debriyaj, vites kutusu, şaft, diferansiyel, akslar, tekerleklerdir.
Diferansiyelin görevi, gücü arttırmak, kendine gelen hareketi 90 derece kırıp akslar yardımıyla
tekerleklere iletmek, virajlarda içteki tekerleği az, dıştakini fazla döndürerek kolay ve rahat viraj almayı temin etmektir.
Kavrama (debriyaj) motorla vites kutusu arasındaki irtibatı keserek vites değiştirme olanağı sağlayan aktarma organıdır.
Akslar, diferansiyelin hareketini tekerleklere iletirler.
Vites kutusu, aracın hızını ve gücünü ayarlar.
Araç hareket halindeyken ayağımız debriyaj pedalı üzerinde devamlı durursa debriyaj balatası aşınır.
Aracın ilk çalışması esnasında bir miktar gaz verildikten sonra debriyaj pedalına sonuna kadar basmanın faydası vardır.
Debriyaj balatası yağlanırsa debriyaj kaçırır. Debriyaj teli koparsa araç vitese geçmez.
Vites değiştirirken debriyaj pedalına basılır.
Araç geri vitese takılmak istendiğinde takılmıyorsa, debriyaj pedalından ayak çekilip yeniden basılır.
Aktarma organlarında yağ olarak, dişli yağı kullanılır.
Vites değiştirirken ses geliyorsa, debriyaja tam basılmamıştır.
Ani ve sert duruş kalkış yapmak debriyaj balatasını sıyırabilir.
Vites kutusu bakımı yapılırken yağa ve yağ kaçağına dikkat edilir.

*ÖN DÜZEN SİSTEMİ:
Bir aracı istenilen tarafa yönlendirebilmek için kullanılan sistemdir.

*MOTOR BAKIMI ÖNEMLİ
Motor gibi önemli aksamların dikkatli ve muntazam yağlanması gerekiyor. Aksi halde yağsızlıktan dolayı sürtünme artacağından güç düşüyor ve parçaların çabuk aşınması nedeniyle de benzin tüketimi artıyor.
Bujilerin ayarsız, bozuk ve pis oluşu ise her 10 litrede 1 litre fazla benzin sarfiyatına neden oluyor. Karbüratörün ayarsız ve pis oluşu, jikle kelebeğinin iyi açılıp kapanmayışı, el gazının aynı şartlarda bulunmaması, motorun elektrik ihtiyacını karşılayan malzeme ile bunun motora iletisini sağlayan aksamlardaki bozukluklar da benzin sarfiyatı artıyor. Lastiklerin havalarının az olması da yakıt sarfiyatını artıran unsurlar arasında bulunuyor.

*RÖLANTİDE ISITMAYIN!
Motoru rölantide ısıtmak yakıt tüketimini artırır. Motoru çalıştırıp hemen yola çıktığınızda yaptığınız birinci kilometre sonunda otomobilin yaktığı yakıt üç dakika rölantide çalışarak yaktığı kadardır.
Yapılan bir teste göre 1.6 litrelik motor taşıyan kompakt sınıftaki bir otomobil 0 (sıfır) derece hava sıcaklığında marşa basıldığı andan 10’uncu kilometrenin sonuna kadar yaklaşık 4 litre yakıt tüketiyor. Motor normal çalışma sıcaklığına dört kilometre yol kat edildikten sonra ulaşıyor ve tüketim fabrika verilerine yakın hale geliyor. Bu nedenle özellikle soğuk havalarda kısa mesafelerde otomobil kullanmak yerine yürümeyi tercih edin.

*MOTORUN HARARET YAPMASININ NEDENLERİ:
->Radyatör peteklerinin tıkanması,
->Radyatörde suyun azalması,
->Vantilatör kayışının gevşek veya kopuk olması,
->Termostatın arızalı olması,
->Motor yağının azalması,
->Motor soğutma suyu kanallarının tıkalı olması,
->Uygun vites ve hızda gidilmemesi,
->Otomatik fanın arızalı olmasıdır
Radyatöre konacak suyun seviyesi peteklerin üzerinde olmalıdır.
Çok sıcak motora rölantide çalışırken ılık ve kireçsiz su konur.
Motor bloğundaki su kanalları pastan ya da kireçten tıkanmış ise motor fazla ısınır.
Radyatöre konacak suyun içilecek temizlikte ve temiz su olması gerekir.
Su olduğu halde motor fazla ısınıyorsa, termostat arızalıdır.
Donmayı önlemek için radyatöre antifriz ilave edilir.
Termostatı sökülmüş motor, gereğinden soğuk çalışır aşınmalar artar ve verim düşer.
Motorun çok sıcak çalıştırılması motoru çekişten düşürür.
Motor çok sıcakken radyatöre soğuk su konursa silindir kapağı ve blok çatlayabilir.
Çok sıcak bir motorda radyatör kapağı ıslak bir bezle tutulup hafifçe gevşetilir ve buhar tamamen atılınca radyatör kapağı açılır.
Araçta ısı (hararet) göstergesi çalışmıyorsa ısı müşiri arızalı olabilir.
Motor, çalıştıktan sonra çalışma sıcaklığına gelmiyorsa kalorifer hortumlarında kaçak olabilir.
Motor ısısının aniden yükselmesinin sebebi kayış kopması olabilir.

*BAKIMLAR
Günlük bakımda motorun yağına, suyuna, fren hidroliğine, yakıtına, lastik hava basınçlarına, ışık ve ikaz sistemlerine bakılır.
Haftalık bakımda vantilatör kayışı gerginliği, akü bakımı yapılır.
Akü bakımı yaparken akü dış yüzeylerinin ve kutup başlarındaki oksitlerin sodalı su ve sıcak su ile temizlenmesine, plakaların 1 cm üzerine kadar saf su ilave edilmesine, eleman kapak deliklerinin açık tutulmasına, kışın akü donmasın diye akü tam şarj ettirilir, dijital göstergeli araçta asla akü takviyesi yapılmaz.
Akü kendiliğinden boşanıyorsa akünün üst kısmında pislik birikmiştir.
Kısa devreden dolayı yangın olursa akü kutup başları çıkarılır.
Akü 2 kutup başı arasında her iki kutup başına değen bir madeni parça konsa akü kısa devre olup patlar.
Yağlı tip hava filtresinin bakımı yapılırken sökülen parçalar gaz yağı ile temizlenir.
Yeni bir araçta 0-2000 km arası ilk kullanım süresine rodaj denir. Rodaj süresi çalışan parçaların birbiriyle alışma süresidir. Rodaj süresince aşırı sürat yapılmaz, ani duruş kalkış yapılmaz, motor tam güç konumunda çalıştırılmaz, uzun süre sabit hızda gidilmez.

*MOTOR VE TRANSMİSYON NASIL HAZIRLANIR?
Motor nasıl hazırlanır?

Aracınızı alırken gösterdiğiniz dikkati hatırlayın. Müşteriler genellikle sessiz çalışan motordan etkilenirler. Supap ayarı, kayışların gerginlik ayarı, varsa yanık conta veya deliklerden egzoz gazı kaçaklarının önlenmesi gibi küçük önlemler, motor sesinin azaltılması için yeterli olabilir. Bu işler fazla masraf gerektirmeyen işlemlerdir.
Motor yağının, soğutma ve cam sileceği sıvılarının tamam olup olmadığını kontrol edin, eksiklerini tamamlayın.
Motoru ve çevresini güzelce silin veya çok kirli ise, yıkatın.
Transmisyon nasıl hazırlanır?
Aracınızın vites değişimi kolay oluyor mu? Debriyaj pedalı erken veya geç mi kavrıyor? Vites kutusundan ses geliyor mu? Ayarlattırın. Yağ kaçaklarını kontrol edin. Mümkünse transmisyon yağını değiştirin ve vites kutusu yağına piyasada bulunan özel katıklardan bir miktar eklettirin.
Araçın iç kısımları nasıl hazırlanır?
Eski ise, koltuk kılıflarını ve paspasları yenileyin. Aracın içini tüm ayrıntılarına varıncaya kadar (Torpido gözü, küllük, kapı cepleri, havalandırma çıkışları, koltuk altları, tavan, siperlik arkaları, emniyet kemerleri, vb.) temizleyin.
Koltuklar ve kumaş kısımlar nasıl temizlenir?
Koltuk temizleme için piyasada çeşitli ürünler satılmaktadır. Koltukları bunlardan biri ile temizleyebilirsiniz. Böyle bir temizleyici olmadığı takdirde, normal bir çamaşır tozunu da kullanabilirsiniz. Sıcak suya bir miktar ekleyip köpürttükten sonra, temiz bir bezi köpüğe daldırıp çıkararak bir miktar sıktıktan sonra, her seferinde koltuğun bir bölümünü fazla ıslatmadan siliniz ve hemen ardından yine temiz ve genişçe bir bezle kurulayınız.
Göğüs kısmı, gösterge panosu ve diğer plastik aksam nasıl parlatılmalı?
Temizlik işi bittikten sonra, plastik, vinyl vb. için kaliteli bir parlatıcı (dashboard polisher) ile tarifesine uygun olarak, düzgün ve dalgasız biçimde bu yüzeylere uygulayınız. Her defasında bir yüzeyi parlatınız.

M İLE BAŞLAYAN KONULAR BİTTİ...
omeralemdar
BİNBAŞI
BİNBAŞI
 
İleti: 1015
Kayıt: 09 Haziran 2008 00:01
Marka & Model: RENAULT CLIOIII
Motor Tipi & Gücü: 1,2
Kilometre: 0
İsim ve Şehir: ömer alemdar /ANKARA

Re: TEKNİK KONULAR

Sponsor
 

Sonraki

Teknik Konular

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Exabot [Bot] ve 1 misafir